6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Sovtaj değeri

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2008/11344 E. 2010/6188 K. ·

BozulduKesinlik belirsiz

★ Emsal

Mahkemenin nitelemesi: Kıymetli evrak (kambiyo)

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
sovtaj değeri ambalaj yetersizliği taşıyıcının sınırlı sorumluluğu sorumluluk sınırlaması sovtaj nakliyat sigortası cmr konvansiyonu ağır kusur rücuan tazminat sınırlı sorumluluk taşıyıcının sorumluluğu tanıma cmr hile maddi hata denetime elverişlilik taşıyıcı taşıyan sigorta poliçesi kusur hasar eksik inceleme dahili dava

Atıf yapılan mevzuat: TTK — TTK 786

Gerekçe

Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).

Mahkemece, hasarın emtianın taşınması sırasında yolda taşıyana ait araçların arkadan başka araçlara çarpması sonucu meydana geldiği, hasarın kötü ve kusurlu ambalaj ile yükleme ve istifleme hatasından doğmadığı, meydana gelen hasardan davalının sorumlu olduğu gerekçesiyle, 72.000 Euro’nun tahsil tarihindeki TL. karşılığının dava tarihinden itibaren yıllık %5 faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, fazlaya ilişkin istemin reddine dair verilen karar, davalı vekilinin temyizi üzerine, CMR Konvansiyonu’nun 23. ve 29. maddelerine göre davalı taşıyıcının sorumluluğu değerlendirilip, taşınan yükte meydana gelen hasarın tümünden mi, yoksa sınırlı sorumluluk esasına göre hesap edilecek miktar üzerinden mi davalının sorumlu olacağı tartışılarak,sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, bu konuda bir değerlendirme yapılmadan, ağır kusur halinde sorumlu olunacak miktar üzerinden davalının sorumlu tutulmasının doğru görülmediği gerekçesiyle davalı yararına bozulmuştur.

Mahkemece, bozmaya uyulmuş, alınan ve benimsenen ek rapora göre, davalının rampa aşağıya seyrederken önünde giden araçlara arkadan çarpması nedeniyle emtiaların hasarlanmasına neden olmakla tam kusurlu olduğu, bunun anılan 29. maddesi anlamında isteyerek kötü hareket tanımına girdiği,iniş ve takip mesafesi kuralını bildiği halde sürücünün, bunu gözardı ederek ve sonuçlarını göze alarak hareket ettiği, dalgın dikkatsiz ve tedbirsiz davrandığı, bu durumda sınırlı sorumluluktan yararlanamayacağı gerekçesiyle, aynı meblağın tahsiline karar verilmiştir.

Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.

Dava, davacı şirkete nakliyat sigorta poliçesi ile sigortalı emtianın davalı taşıma şirketi tarafından karayolu ile taşındığı sırada emteanın hasarlandığı iddiasına dayalı rücuan tazminat istemine ilişkindir.

Bozmaya uyan mahkemece, alınan ve benimsenen ek rapora göre, yazılı gerekçe ile sınırlı sorumluluk ilkesini uygulanmamıştır. Oysa, CMR Konvansiyonu'nun 29 ncu maddesinde taşıyıcının sınırlı sorumluluğunun hangi hallerde uygulanmayacağı gösterilmiş olup, buna göre "taşıyıcının kendi kötü hareketinden (kastından) veya davaya bakan mahkemenin kararı ile (hukukuna göre) isteyerek kötü harekete (kasta) eş değer sayılan (bir) kusurundan" meydana gelen hasar halinde, taşıyıcının sorumluluğunu sınırlayan veya ispat yükünü karşı tarafa yükleyen hükümlerden taşıyıcı yararlanamaz. Madde hükmünde geçen kusur ve kast kavramlarını, TTK'nun 786.maddesinde geçen ağır kusur ve hile kavramlarını en yakın olarak karşılamakta olduğunun kabulü ile taşıyıcının bu hallerde sınırlı sorumluluktan yararlanmayacağı sonucuna varılmalıdır. Ağır kusur kavramı bir özel hukuk kavramı olup, kast olmamakla birlikte kasta yakın bir kusurun varlığını ifade etmektedir. Trafik kurallarının ihlali halinde sürücünün "tam kusurlu" sayılması gerektiği hallerde, bu hal, "ağır kusur" sayılabilirse de, kast demet değildir. Dairemiz'in yerleşik uygulaması da bu yöndedir. Hükme esas alınan ek raporu düzenleyen bilirkişiler arasında trafik kuralları ve CMR taşıma alanında uzman bilirkişiler bulunmamakta olup, yeni bir heyet oluşturularak davalı vekilinin, ek rapora yukarıda açıklanan ilkelere uygun düşen itirazı üzerinde de duran denetime elverişli yeni bir rapor alınması ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, uzman olmayan bilirkişilerin anılan ilkelere uygun düşmeyen er rapora itibar edilmesine dayalı yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamıştır.

Diğer yandan, davalı vekilinin onarım sonucu çıkarılan parçaların gerçek hurda değerinin bilirkişi raporunda belirlenen 1.000 EURO hurda değerinden daha fazla olması gerektiğine ilişkin ilk temyiz itirazları, Dairemizin ilamının 1 nolu bendinde karşılanmamış olup, buna ilişkin temyiz itirazları reddedilmiş değildir.

Zira, anılan ilk bentte, ambalaj yetersizliğine ve yükleme hatasına yönelik temyiz itirazları reddedilmiş olduğu gibi, o ana kadar bozma geçirmeyen dosya bozma geçirmiş gibi ilk bent maddi hata sonucu da olsa o şekilde kaleme alınmış olup, sovtaja ilişkin mahkeme uygulaması kesinleşmiş değildir. Ekspertiz raporunda, çıkan parçaların montaj, esnasında kısmen kullanılabileceği, kalan parçaların plastik olarak değersiz oldukları, hurda değerinin en fazla 100 Euro olabileceği görüşü bildirilmiştir. Bu durumda, bilirkişi heyetine taşınan emtia ile ilgili uzmanlığı olan bir bilirkişi de dahil edilerek, tamir sonucu çıkarılan parçaların ekonomik değerinin olup olamayacağının, varsa değerinin tespit ettirilmesi sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yeterli uzmanlığı olmayan bilirkişi kurulunun, gerekçesiz olan sovtaj değerinin esas alınmasına ve bu yönden eksik incelemeye dayalı yazılı şekilde hüküm tesisi de hatalı olmuştur.

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

11. Hukuk Dairesi         2008/11344 E.  ,  2010/6188 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ Ticaret Mahkemesi

Taraflar arasında görülen davada Kadıköy 4. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 03/04/2008 tarih ve 2007/733-2008/181 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi duruşmalı olarak davalı vekili tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 01.06.2010 gününde davalı avukatı ... geldi, davetiye tebliğine rağmen davacı vekili duruşmaya gelmedi, temyiz dilekçesinin süresinde verildiği anlaşıldıktan ve duruşmada hazır bulunan taraf avukatları dinlenildikten sonra, duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakılmıştı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:

Davacı vekili, T.Sınai Kalkınma Bankası’na ait muhtelif dikey şişe soğutma tesisi emtiasının müvekkili şirkete nakliyat sigorta poliçesi ile sigortalı olup emtianın İtalya’dan Türkiye’ye nakliyesinin davalının maliki olduğu araç ile gerçekleştirildiğini, varma yerinde emtianın hasarlandığının tespit edildiğini ileri sürerek, müvekkilince sigortalısına ödenen 73.000 Euro’nun tahsil tarihindeki TL. karşılığının dava tarihinden itibaren yabancı paralara uygulanan en yüksek faiz oranında faiziyle birlikte rücuen tahsilini talep ve dava etmiştir.

Davalı vekili, davanın reddini istemiştir.

Mahkemece, hasarın emtianın taşınması sırasında yolda taşıyana ait araçların arkadan başka araçlara çarpması sonucu meydana geldiği, hasarın kötü ve kusurlu ambalaj ile yükleme ve istifleme hatasından doğmadığı, meydana gelen hasardan davalının sorumlu olduğu gerekçesiyle, 72.000 Euro’nun tahsil tarihindeki TL. karşılığının dava tarihinden itibaren yıllık %5 faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, fazlaya ilişkin istemin reddine dair verilen karar, davalı vekilinin temyizi üzerine, CMR Konvansiyonu’nun 23. ve 29. maddelerine göre davalı taşıyıcının sorumluluğu değerlendirilip, taşınan yükte meydana gelen hasarın tümünden mi, yoksa sınırlı sorumluluk esasına göre hesap edilecek miktar üzerinden mi davalının sorumlu olacağı tartışılarak,sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, bu konuda bir değerlendirme yapılmadan, ağır kusur halinde sorumlu olunacak miktar üzerinden davalının sorumlu tutulmasının doğru görülmediği gerekçesiyle davalı yararına bozulmuştur.

Mahkemece, bozmaya uyulmuş, alınan ve benimsenen ek rapora göre, davalının rampa aşağıya seyrederken önünde giden araçlara arkadan çarpması nedeniyle emtiaların hasarlanmasına neden olmakla tam kusurlu olduğu, bunun anılan 29. maddesi anlamında isteyerek kötü hareket tanımına girdiği,iniş ve takip mesafesi kuralını bildiği halde sürücünün, bunu gözardı ederek ve sonuçlarını göze alarak hareket ettiği, dalgın dikkatsiz ve tedbirsiz davrandığı, bu durumda sınırlı sorumluluktan yararlanamayacağı gerekçesiyle, aynı meblağın tahsiline karar verilmiştir.

Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.

Dava, davacı şirkete nakliyat sigorta poliçesi ile sigortalı emtianın davalı taşıma şirketi tarafından karayolu ile taşındığı sırada emteanın hasarlandığı iddiasına dayalı rücuan tazminat istemine ilişkindir.

Bozmaya uyan mahkemece, alınan ve benimsenen ek rapora göre, yazılı gerekçe ile sınırlı sorumluluk ilkesini uygulanmamıştır. Oysa, CMR Konvansiyonu'nun 29 ncu maddesinde taşıyıcının sınırlı sorumluluğunun hangi hallerde uygulanmayacağı gösterilmiş olup, buna göre "taşıyıcının kendi kötü hareketinden (kastından) veya davaya bakan mahkemenin kararı ile (hukukuna göre) isteyerek kötü harekete (kasta) eş değer sayılan (bir) kusurundan" meydana gelen hasar halinde, taşıyıcının sorumluluğunu sınırlayan veya ispat yükünü karşı tarafa yükleyen hükümlerden taşıyıcı yararlanamaz. Madde hükmünde geçen kusur ve kast kavramlarını, TTK'nun 786.maddesinde geçen ağır kusur ve hile kavramlarını en yakın olarak karşılamakta olduğunun kabulü ile taşıyıcının bu hallerde sınırlı sorumluluktan yararlanmayacağı sonucuna varılmalıdır.

Ağır kusur kavramı bir özel hukuk kavramı olup, kast olmamakla birlikte kasta yakın bir kusurun varlığını ifade etmektedir. Trafik kurallarının ihlali halinde sürücünün "tam kusurlu" sayılması gerektiği hallerde, bu hal, "ağır kusur" sayılabilirse de, kast demet değildir. Dairemiz'in yerleşik uygulaması da bu yöndedir. Hükme esas alınan ek raporu düzenleyen bilirkişiler arasında trafik kuralları ve CMR taşıma alanında uzman bilirkişiler bulunmamakta olup, yeni bir heyet oluşturularak davalı vekilinin, ek rapora yukarıda açıklanan ilkelere uygun düşen itirazı üzerinde de duran denetime elverişli yeni bir rapor alınması ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, uzman olmayan bilirkişilerin anılan ilkelere uygun düşmeyen er rapora itibar edilmesine dayalı yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamıştır.

Diğer yandan, davalı vekilinin onarım sonucu çıkarılan parçaların gerçek hurda değerinin bilirkişi raporunda belirlenen 1.000 EURO hurda değerinden daha fazla olması gerektiğine ilişkin ilk temyiz itirazları, Dairemizin ilamının 1 nolu bendinde karşılanmamış olup, buna ilişkin temyiz itirazları reddedilmiş değildir.

Zira, anılan ilk bentte, ambalaj yetersizliğine ve yükleme hatasına yönelik temyiz itirazları reddedilmiş olduğu gibi, o ana kadar bozma geçirmeyen dosya bozma geçirmiş gibi ilk bent maddi hata sonucu da olsa o şekilde kaleme alınmış olup, sovtaja ilişkin mahkeme uygulaması kesinleşmiş değildir. Ekspertiz raporunda, çıkan parçaların montaj, esnasında kısmen kullanılabileceği, kalan parçaların plastik olarak değersiz oldukları, hurda değerinin en fazla 100 Euro olabileceği görüşü bildirilmiştir. Bu durumda, bilirkişi heyetine taşınan emtia ile ilgili uzmanlığı olan bir bilirkişi de dahil edilerek, tamir sonucu çıkarılan parçaların ekonomik değerinin olup olamayacağının, varsa değerinin tespit ettirilmesi sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yeterli uzmanlığı olmayan bilirkişi kurulunun, gerekçesiz olan sovtaj değerinin esas alınmasına ve bu yönden eksik incelemeye dayalı yazılı şekilde hüküm tesisi de hatalı olmuştur.

SONUÇ

Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davalı yararına BOZULMASINA, takdir edilen 750,00 TL duruşma vekillik ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 01.06.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1021556400 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.