6102TTK Türk Ticaret Kanunu

İtirazın iptali

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2022/5430 E. 2024/1717 K. ·

BozulduKesinlik belirsiz

★ Emsal

Mahkemenin nitelemesi:

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
faiz serbestisi (ttk 8) sözleşmenin uyarlanması icra vekalet ücreti alacağın likit olması ipotek limiti borçlunun temerrüdü vekalet sözleşmesi ödeme emri ipoteğin paraya çevrilmesi kıyasen uygulama mutabakat kâr mahrumiyeti cari hesap sözleşmenin feshi bayilik sözleşmesi ticari faiz ikrar hakkaniyet cezai şart yargılama giderleri muacceliyet ipotek icra takibine itiraz mahsup işlemiş faiz vade temerrüt faizi ticari defter yargılama gideri esastan ret iflas taahhütname ihtarname asıl alacak harç icra inkar tazminatı tacir dosya masrafı inkar tazminatı vekalet ücreti temerrüt kesin hüküm istinaf yoluna başvurulabilirlik e-defter

Atıf yapılan mevzuat: İİK — İİK 59 · TBK · HMK · TTK — TTK 1530

Gerekçe

Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).

İLK DERECE MAHKEMESİ:Bakırköy 4. Asliye Ticaret Mahkemesi

SAYISI :2018/162 E., 2018/1118 K.

Taraflar arasındaki itirazın iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.

Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü.

I. DAVA

Davacı vekili dava dilekçesinde; taraflar arasında bayilik ilişkisi olduğunu, davalı tarafından 21.10.2010 tarihli bayilik sözleşmesinin sona erdirildiğini, davalı tarafın bu sözleşmeye dayanarak müvekkil şirketten almış olduğu akaryakıt ürünleri karşılığı borçlarını ödemediğini, borca ilişkin mutabakat sağlanmaya çalışıldığını, 2012 yılından devreden faiz hariç 127.000,00 TL mal alım kaynaklı cari hesap borcu ve taahhüde aykırılık nedeniyle 377.000,00 TL cezai şart borcu olmak üzere 504.000,00 TL borcu olduğunun ayrıca bu borcun gecikme faizinden ve kurumsal kimlik yatırımı kaynaklı borçlardan da sorumlu olduğunun bildirildiğini, davalı şirket tarafından gönderilen 31.03.2017 tarihli ihtarname ile müvekkil şirkete 97.125,24 asıl alacak olmak üzere borcu olduğunu ve bunu ödemek istediğini bildirdiğini, davalı tarafından borcun ödenmemesi üzerine 97.125,24 TL ana para ve 2012 yılından itibaren alacağın miktarı için işletilen yıllık %120 sözleşmesel faiz 410.839,77 TL olmak üzere toplam 507.965,01 TL alacak için borçlu şirket ve ipotek veren 3 üncü şahıslar hakkında 14.04.2017 tarihinde ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla takip başlatıldığını, şirket lehine tesis edilen ipotek limiti 300.000,00 TL olması sebebiyle fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla sadece ikrar edilen 97.000,00 TL ve bunun işlemiş faizinin ipotek limiti ile sınırlı olmak üzere talep edildiğini, ödeme emri nin davalıya 18.04.2017 tarihinde tebliğ edildiğini, süresi içerisinde itiraz edildiğini, 24.04.2017 tarihinde davalı tarafça kabul edilen 97.125,24 TL nin müvekkil hesabına ödendiğini, ancak icra, yargılama masrafı ve faiz ödemesi yapılmadığını, takibin 2004 sayılı Kanun'un 59 uncu maddesi uyarınca kısmi ödemelerin öncelikle faiz ve masrafa mahsup edilmesi talepli başlatıldığını, bu nedenle ödeme sonrası borcun sona ermediğini, bu nedenle itirazın iptaline ve takibin devamına karar verilmesi gerektiğini, borca ve faize itiraz edilmesi sebebiyle davalının kötü niyetli olduğunu ve icra inkar tazminatına mahkum edilmesi gerektiğini, takip sonrası yapılan ödemem nedeniyle icra harç ve masrafları ile icra vekalet ücretinin de davalının yükümlülüğünde olduğunu, temerrüt halinde faiz oranının gerek bayilik sözleşmesinde gerek ipotek resmi senedinde düzenlendiğini, bu nedenle faiz oranının her üç davalıyı da bağladığını belirterek itirazın iptali ile kısmı harici ödemenin faiz ve masraflara mahsubu ile bakiye alacak üzerinden takibin devamına, alacağın likit olması ve davalıların borcu ikrarları nedeniyle kötü niyetli itirazları için % 20 icra inkar tazminatına mahkum edilmelerini talep etmiştir.

II. CEVAP

Davalı vekili cevap dilekçesinde; taraflarca amaçlanan fayda sağlanamadığı için müvekkil tarafından bayilik istasyonunun kapatılmak zorunda kaldığını, davacıya herhangi bir alacağı varsa bunun e-posta yoluyla iletilmesi talep edilmiş, buna karşılık ''firmanın bizdeki cari riski 127.000,00 TL mal alım borcu ve 377.000,00 TL cezai şart olmak üzere bugün için 505.766,00 TL olarak görünüyor. Kurumsal kaynaklı alacak cariye yansıtılmamış'' şeklinde cevap verildiğini, şirket defter kayıtlarına göre 97.125,24 TL borç tespit edildiğini, ihtarname ile bu miktarı ödemeye hazır olduklarını, hesap numarası gönderilmesi halinde borcun hesaba yatırılacağının bildirildiğini, ayrıca bakiye ödendikten sonra davacı lehine kurulan ipotek haklarının 5 gün içerisinde fekkinin sağlanması ve kurumsal giydirmesini de 5 gün içerisinde almasını talep ettiklerini, müvekkil borcu ödemeye hazır olduğu halde aleyhine takip başlatıldığını, bunun üzerine müvekkilinin ticari defterlerinde borç olarak gözüken meblağı davacı hesabına yatırdığını, sözleşmenin müvekkil tarafından sona erdirilmediğini, sözleşmenin 5 yıllık sürenin sona ermesi nedeniyle kendiliğinden sona erdiğini, talep edilen faizin fahiş ve ahlaka aykırı olduğunu, alacaklının paradan mahrum kalmasına karşılık bir meblağ olmadığını, aksine alacaklıyı kazançlı hale getirdiğini, bu nedenle sözleşmenin uyarlanması kapsamında düşürülmesi gerektiğini belirterek davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının icra takibinden önce davalının sözleşmenin feshi nedeniyle borcu varsa ödemek istediğini bildirmesi ve hesap numarasının bildirilmesini istemesi üzerine verilen hesap numarasına kabul ettiği 97.125,24 TL borcu ödediği, davacının da takipte zaten bu miktar asıl alacak talebinde bulunduğu, davacının davalıya takipten önce temerrüde düşürmediği, bilirkişi raporunda sözü edilen sözleşmenin 13 üncü maddesi hükmünün borçluların temerrüde düşürülmesini sağlamayacağı, davalı şirketin borcunu ödeme iradesini göstermesine rağmen davacının fazla miktar borç çıkarmak suretiyle bu iradeyi kötüye kullandığı, bilahare de asıl alacağın kat kat fazlası işlemiş faiz istemesinin hukuken kabul edilebilir bir durum olarak kabulünün mümkün bulunmadığı, davalıların ancak icra takibi ile temerrüde düşürüldüğünün kabul edilmesinin hakkaniyet gereği bulunduğu anlaşıldığından bilirkişi raporundaki işlemiş faiz hesabı ve görüşüne katılmak mümkün bulunmadığı, bu nedenle davalıların işlemiş faiz alacağına yönelik itirazları yerinde olduğu gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF

A. İstinaf Yoluna Başvuranlar

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri

Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; ilk derece mahkemesi kararının hatalı olduğunu, temerrüt şartları sözleşmede belirtilmekle birlikte faiz talebinin gerekçesinin 6102 sayılı Türk Ticaret Kanun'un 1530 uncu maddesi olduğunu, mahkemece sözleşme maddesinin temerrüt için ... başına yeterli olamayacağından bahsedildiğini, ancak tarafların tacir olması nedeniyle anılan Kanunun 8 ... maddesine göre faizin serbestçe belirlenebileceğini, 97.125,24 TL asıl alacak miktarında borç olduğunun her iki tarafça ikrar/kabul edildiğini, icra takip tarihinin de ödeme tarihinden önce olması nedeniyle icra takibindeki asıl alacağın ferileri olan avukatlık ücreti ve tahsil harçları ile masraflar dahi hüküm altına alınması gerektiğini, buna rağmen mahkemece hakkaniyet olgusundan hareketle 22.10.2013 tarihinden bu yana faiz uygulanmamasının yerinde olmadığını, takiple temerrüt oluştuğu belirtilmesine rağmen takip sonrası faiz ve ferileri için hüküm kurulmadığını, takiple temerrüdün oluştuğunun kabulü halinde takip sonrası faiz ve takip ferilerinin hüküm altına alınması gerektiğini, davalıların ikrarıyla ... olan alacak ve faizi için takip başlatıldığını, sözleşmede faiz oranı ve temerrüt şartlarının belirlendiğini, en azından gönderilen ihtardaki tarihin esas alınarak faizin hesaplanması ve anılan Kanunun 1530 uncu maddesi uyarınca mal tedarikinin sağlanmış olması ve borcun ikrarı birlikte değerlendirildiğinde davanın kabulü gerektiğini, müvekkilinin 4 yıldır alacağını alamaması nedeniyle mağdur olduğunu belirterek kararın kaldırılmasını istemiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile sözleşmenin 13 üncü maddesinin temerrütü değil muacceliyetin şartlarını düzenlediğini, borcun ödeneceği kesin veya belirlenebilir bir vadenin sözleşmede kararlaştırılmadığını, takip tarihinden önce davacının borcun miktarını bildirerek davalıyı temerrüde düşürdüğünün usulüne uygun delillerle ispatlanamadığı, temerrütün takip tarihi itibari ile oluştuğunun kabulünün gerektiği, 6102 sayılı Kanun'un 1530 uncu maddesinde mal ve hizmet tedarikinde geç ödemenin sonuçlarının düzenlendiği, bu maddenin somut uyuşmazlıkla ilgili olmadığı bu nedenle temerrütün 6098 sayılı Türk Borçlar Kanun'un 117 ... maddesindeki genel hükme göre belirlenmesi gerektiği, bu durumda takip öncesi oluşmuş bir temerrütten söz edilemeyeceği, davalı tarafından gönderilen ihtarname ile borcun kendisine bildirilecek hesap numarasına gönderileceğinin bildirildiği, davacının borcun ödenmesi amacıyla hesap numarasını davalıya ilettiğini ileri sürmediği, davalının ihtarından sonra takibin başlatıldığı, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun 329 uncu maddesi gereğince, kötü niyetli davalı veya hiçbir hakkı olmadığı halde dava açan taraf yargılama giderlerinden başka diğer tarafın vekili ile yapmış olduğu vekalet sözleşmesine göre, vekalet ücretini ödeyeceği, benzer bir düzenlemenin aynı Kanun'un 312 nci maddesinin ikinci fıkrasında da bulunduğu, buna göre, davalı, davanın açılmasına kendi hal ve davranışıyla sebebiyet vermemiş ve yargılamanın ilk duruşmasında da davacının talep sonucunu kabul etmiş ise, yargılama giderlerini ödemeye mahkum edilemeyeceği, davacı, davalının borçlu olduğunu ve ödemeyi kabul ettiği asıl alacak ve bu asıl alacağın faizi için takip başlattığından, takibin de iyi niyetli olmadığı, yargılama giderlerine ilişkin bu hükümlerin takip giderleri yönünden de kıyasen uygulanması gerektiği, bu durumda, davacının işlemiş temerrüt faizi alacağı bulunmadığı, takip konusu borç aslının ve ödeme iradesinin davalı tarafından bildirilmesine rağmen, paranın ödenmesi için gerekli olan hesap bilgileri davalı ile paylaşılmadan, davalının ödeme için hazır olduğu bu borç için takip başlatılması nedeniyle, takip sonrası dönem temerrüt faizi ve takip ferileri yönünden davalının sorumlu tutulmamasının hukuka ve taraflar arasındaki sözleşmeye uygun olduğu gerekçesi ile davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ

A. Temyiz Yoluna Başvuranlar

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri

Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde talep hususları aynen tekrar ederek kararın bozulmasını istemiştir.

C. Gerekçe

1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme

Uyuşmazlık, davalı aleyhine yapılan icra takibine itirazın iptali istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk

1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ..., 371 ..., 329 uncu maddeleri.

2.2004 sayılı İcra İflas Kanun'un 67 ... maddesi.

3.6098 sayılı Türk Borçlar Kanunun 117 ... maddesi.

3. Değerlendirme

1.Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davacı vekilinin aşağıdaki paragrafın kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.

2.Takip talebinden önce temerrüde düşürdüğünü davacı alacaklı ispat edememiş olup gönderdiği e posta Sözleşmenin 13 üncü maddesine göre muacceliyeti sağlayıp temerrüde düşürmeyi sağlamaz. Davalı icra takibi ile temerrüde düşmüş olup icra takibine kadar işlemiş faiz talebinin yerinde olmadığına ilişkin mahkeme kararı doğrudur. Ancak, davacı kendi ticari defterine göre Sözleşmenin 13 üncü maddesi kapsamında davalının temerrüde düştüğü kanaatiyle icra talebinde temerrüt faizi ve asıl alacak talep etmiş olup kötü niyetli değildir. İlk derece mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesi tarafından davacının kötü niyetli takip yaptığına ilişkin gerekçeleri dosya kapsamında uygun değildir. Davacının asıl alacağının 97.125,24 TL olduğunun belirlendiğine ve davalı asıl alacağı icra takibinden sonra ödediğine göre işbu davada da sadece işlemiş ve icra takibinden itibaren işleyecek faizi için itirazın iptali talep edildiğine göre, davalı icra takibi ile temerrüde düştüğünden icra takip tarihi ile asıl alacağı ödediği tarih arasında işlemiş temerrüt faizini ödemekle yükümlü olup icra takibinin 97.125,24 TL alacağın icra takip tarihinden ödeme tarihine kadar işlemiş temerrüt faizi yönünden devam ve ticari faiz oranına göre hesaplanacak bu miktar üzerinden davanın kısmen kabulü gerekirken yazılı gerekçeyle davanın tamamen reddi doğru olmayıp bozmayı gerektirmiştir.

Benzer Kararlar

Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.

  • Şirketin ihyası

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2018/470 E. 2018/1366 K.

    Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal

    Farklı:

  • Tazminat

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2011/4446 E. 2011/7063 K.

    Sonuç: 🔶 iki emsal

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

11. Hukuk Dairesi         2022/5430 E.  ,  2024/1717 K.

"İçtihat Metni"

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi14. Hukuk Dairesi

SAYISI 2021/135 Esas, 2022/846 Karar

DAVALILAR 1....

2.... Petrol Turizm San ve Tic. Ltd. Şti.

3.... vekilleri Avukat ...

DAVA TARİHİ

HÜKÜM

Esastan ret

İLK DERECE MAHKEMESİ Bakırköy 4. Asliye Ticaret Mahkemesi

SAYISI 2018/162 E., 2018/1118 K.

Taraflar arasındaki itirazın iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.

Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü.

I. DAVA

Davacı vekili dava dilekçesinde; taraflar arasında bayilik ilişkisi olduğunu, davalı tarafından 21.10.2010 tarihli bayilik sözleşmesinin sona erdirildiğini, davalı tarafın bu sözleşmeye dayanarak müvekkil şirketten almış olduğu akaryakıt ürünleri karşılığı borçlarını ödemediğini, borca ilişkin mutabakat sağlanmaya çalışıldığını, 2012 yılından devreden faiz hariç 127.000,00 TL mal alım kaynaklı cari hesap borcu ve taahhüde aykırılık nedeniyle 377.000,00 TL cezai şart borcu olmak üzere 504.000,00 TL borcu olduğunun ayrıca bu borcun gecikme faizinden ve kurumsal kimlik yatırımı kaynaklı borçlardan da sorumlu olduğunun bildirildiğini, davalı şirket tarafından gönderilen 31.03.2017 tarihli ihtarname ile müvekkil şirkete 97.125,24 asıl alacak olmak üzere borcu olduğunu ve bunu ödemek istediğini bildirdiğini, davalı tarafından borcun ödenmemesi üzerine 97.125,24 TL ana para ve 2012 yılından itibaren alacağın miktarı için işletilen yıllık %120 sözleşmesel faiz 410.839,77 TL olmak üzere toplam 507.965,01 TL alacak için borçlu şirket ve ipotek veren 3 üncü şahıslar hakkında 14.04.2017 tarihinde ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla takip başlatıldığını, şirket lehine tesis edilen ipotek limiti 300.000,00 TL olması sebebiyle fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla sadece ikrar edilen 97.000,00 TL ve bunun işlemiş faizinin ipotek limiti ile sınırlı olmak üzere talep edildiğini, ödeme emri nin davalıya 18.04.2017 tarihinde tebliğ edildiğini, süresi içerisinde itiraz edildiğini, 24.04.2017 tarihinde davalı tarafça kabul edilen 97.125,24 TL nin müvekkil hesabına ödendiğini, ancak icra, yargılama masrafı ve faiz ödemesi yapılmadığını, takibin 2004 sayılı Kanun'un 59 uncu maddesi uyarınca kısmi ödemelerin öncelikle faiz ve masrafa mahsup edilmesi talepli başlatıldığını, bu nedenle ödeme sonrası borcun sona ermediğini, bu nedenle itirazın iptaline ve takibin devamına karar verilmesi gerektiğini, borca ve faize itiraz edilmesi sebebiyle davalının kötü niyetli olduğunu ve icra inkar tazminatına mahkum edilmesi gerektiğini, takip sonrası yapılan ödemem nedeniyle icra harç ve masrafları ile icra vekalet ücretinin de davalının yükümlülüğünde olduğunu, temerrüt halinde faiz oranının gerek bayilik sözleşmesinde gerek ipotek resmi senedinde düzenlendiğini, bu nedenle faiz oranının her üç davalıyı da bağladığını belirterek itirazın iptali ile kısmı harici ödemenin faiz ve masraflara mahsubu ile bakiye alacak üzerinden takibin devamına, alacağın likit olması ve davalıların borcu ikrarları nedeniyle kötü niyetli itirazları için % 20 icra inkar tazminatına mahkum edilmelerini talep etmiştir.

II. CEVAP

Davalı vekili cevap dilekçesinde; taraflarca amaçlanan fayda sağlanamadığı için müvekkil tarafından bayilik istasyonunun kapatılmak zorunda kaldığını, davacıya herhangi bir alacağı varsa bunun e-posta yoluyla iletilmesi talep edilmiş, buna karşılık ''firmanın bizdeki cari riski 127.000,00 TL mal alım borcu ve 377.000,00 TL cezai şart olmak üzere bugün için 505.766,00 TL olarak görünüyor. Kurumsal kaynaklı alacak cariye yansıtılmamış'' şeklinde cevap verildiğini, şirket defter kayıtlarına göre 97.125,24 TL borç tespit edildiğini, ihtarname ile bu miktarı ödemeye hazır olduklarını, hesap numarası gönderilmesi halinde borcun hesaba yatırılacağının bildirildiğini, ayrıca bakiye ödendikten sonra davacı lehine kurulan ipotek haklarının 5 gün içerisinde fekkinin sağlanması ve kurumsal giydirmesini de 5 gün içerisinde almasını talep ettiklerini, müvekkil borcu ödemeye hazır olduğu halde aleyhine takip başlatıldığını, bunun üzerine müvekkilinin ticari defterlerinde borç olarak gözüken meblağı davacı hesabına yatırdığını, sözleşmenin müvekkil tarafından sona erdirilmediğini, sözleşmenin 5 yıllık sürenin sona ermesi nedeniyle kendiliğinden sona erdiğini, talep edilen faizin fahiş ve ahlaka aykırı olduğunu, alacaklının paradan mahrum kalmasına karşılık bir meblağ olmadığını, aksine alacaklıyı kazançlı hale getirdiğini, bu nedenle sözleşmenin uyarlanması kapsamında düşürülmesi gerektiğini belirterek davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının icra takibinden önce davalının sözleşmenin feshi nedeniyle borcu varsa ödemek istediğini bildirmesi ve hesap numarasının bildirilmesini istemesi üzerine verilen hesap numarasına kabul ettiği 97.125,24 TL borcu ödediği, davacının da takipte zaten bu miktar asıl alacak talebinde bulunduğu, davacının davalıya takipten önce temerrüde düşürmediği, bilirkişi raporunda sözü edilen sözleşmenin 13 üncü maddesi hükmünün borçluların temerrüde düşürülmesini sağlamayacağı, davalı şirketin borcunu ödeme iradesini göstermesine rağmen davacının fazla miktar borç çıkarmak suretiyle bu iradeyi kötüye kullandığı, bilahare de asıl alacağın kat kat fazlası işlemiş faiz istemesinin hukuken kabul edilebilir bir durum olarak kabulünün mümkün bulunmadığı, davalıların ancak icra takibi ile temerrüde düşürüldüğünün kabul edilmesinin hakkaniyet gereği bulunduğu anlaşıldığından bilirkişi raporundaki işlemiş faiz hesabı ve görüşüne katılmak mümkün bulunmadığı, bu nedenle davalıların işlemiş faiz alacağına yönelik itirazları yerinde olduğu gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF

A. İstinaf Yoluna Başvuranlar

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri

Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; ilk derece mahkemesi kararının hatalı olduğunu, temerrüt şartları sözleşmede belirtilmekle birlikte faiz talebinin gerekçesinin 6102 sayılı Türk Ticaret Kanun'un 1530 uncu maddesi olduğunu, mahkemece sözleşme maddesinin temerrüt için ... başına yeterli olamayacağından bahsedildiğini, ancak tarafların tacir olması nedeniyle anılan Kanunun 8 ... maddesine göre faizin serbestçe belirlenebileceğini, 97.125,24 TL asıl alacak miktarında borç olduğunun her iki tarafça ikrar/kabul edildiğini, icra takip tarihinin de ödeme tarihinden önce olması nedeniyle icra takibindeki asıl alacağın ferileri olan avukatlık ücreti ve tahsil harçları ile masraflar dahi hüküm altına alınması gerektiğini, buna rağmen mahkemece hakkaniyet olgusundan hareketle 22.10.2013 tarihinden bu yana faiz uygulanmamasının yerinde olmadığını, takiple temerrüt oluştuğu belirtilmesine rağmen takip sonrası faiz ve ferileri için hüküm kurulmadığını, takiple temerrüdün oluştuğunun kabulü halinde takip sonrası faiz ve takip ferilerinin hüküm altına alınması gerektiğini, davalıların ikrarıyla ...

olan alacak ve faizi için takip başlatıldığını, sözleşmede faiz oranı ve temerrüt şartlarının belirlendiğini, en azından gönderilen ihtardaki tarihin esas alınarak faizin hesaplanması ve anılan Kanunun 1530 uncu maddesi uyarınca mal tedarikinin sağlanmış olması ve borcun ikrarı birlikte değerlendirildiğinde davanın kabulü gerektiğini, müvekkilinin 4 yıldır alacağını alamaması nedeniyle mağdur olduğunu belirterek kararın kaldırılmasını istemiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile sözleşmenin 13 üncü maddesinin temerrütü değil muacceliyetin şartlarını düzenlediğini, borcun ödeneceği kesin veya belirlenebilir bir vadenin sözleşmede kararlaştırılmadığını, takip tarihinden önce davacının borcun miktarını bildirerek davalıyı temerrüde düşürdüğünün usulüne uygun delillerle ispatlanamadığı, temerrütün takip tarihi itibari ile oluştuğunun kabulünün gerektiği, 6102 sayılı Kanun'un 1530 uncu maddesinde mal ve hizmet tedarikinde geç ödemenin sonuçlarının düzenlendiği, bu maddenin somut uyuşmazlıkla ilgili olmadığı bu nedenle temerrütün 6098 sayılı Türk Borçlar Kanun'un 117 ... maddesindeki genel hükme göre belirlenmesi gerektiği, bu durumda takip öncesi oluşmuş bir temerrütten söz edilemeyeceği, davalı tarafından gönderilen ihtarname ile borcun kendisine bildirilecek hesap numarasına gönderileceğinin bildirildiği, davacının borcun ödenmesi amacıyla hesap numarasını davalıya ilettiğini ileri sürmediği, davalının ihtarından sonra takibin başlatıldığı, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun 329 uncu maddesi gereğince, kötü niyetli davalı veya hiçbir hakkı olmadığı halde dava açan taraf yargılama giderlerinden başka diğer tarafın vekili ile yapmış olduğu vekalet sözleşmesine göre, vekalet ücretini ödeyeceği, benzer bir düzenlemenin aynı Kanun'un 312 nci maddesinin ikinci fıkrasında da bulunduğu, buna göre, davalı, davanın açılmasına kendi hal ve davranışıyla sebebiyet vermemiş ve yargılamanın ilk duruşmasında da davacının talep sonucunu kabul etmiş ise, yargılama giderlerini ödemeye mahkum edilemeyeceği, davacı, davalının borçlu olduğunu ve ödemeyi kabul ettiği asıl alacak ve bu asıl alacağın faizi için takip başlattığından, takibin de iyi niyetli olmadığı, yargılama giderlerine ilişkin bu hükümlerin takip giderleri yönünden de kıyasen uygulanması gerektiği, bu durumda, davacının işlemiş temerrüt faizi alacağı bulunmadığı, takip konusu borç aslının ve ödeme iradesinin davalı tarafından bildirilmesine rağmen, paranın ödenmesi için gerekli olan hesap bilgileri davalı ile paylaşılmadan, davalının ödeme için hazır olduğu bu borç için takip başlatılması nedeniyle, takip sonrası dönem temerrüt faizi ve takip ferileri yönünden davalının sorumlu tutulmamasının hukuka ve taraflar arasındaki sözleşmeye uygun olduğu gerekçesi ile davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ

A. Temyiz Yoluna Başvuranlar

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri

Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde talep hususları aynen tekrar ederek kararın bozulmasını istemiştir.

C. Gerekçe

1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme

Uyuşmazlık, davalı aleyhine yapılan icra takibine itirazın iptali istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk

1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ..., 371 ..., 329 uncu maddeleri.

2.2004 sayılı İcra İflas Kanun'un 67 ... maddesi.

3.6098 sayılı Türk Borçlar Kanunun 117 ... maddesi.

3. Değerlendirme

1.Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davacı vekilinin aşağıdaki paragrafın kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.

2.Takip talebinden önce temerrüde düşürdüğünü davacı alacaklı ispat edememiş olup gönderdiği e posta Sözleşmenin 13 üncü maddesine göre muacceliyeti sağlayıp temerrüde düşürmeyi sağlamaz. Davalı icra takibi ile temerrüde düşmüş olup icra takibine kadar işlemiş faiz talebinin yerinde olmadığına ilişkin mahkeme kararı doğrudur. Ancak, davacı kendi ticari defterine göre Sözleşmenin 13 üncü maddesi kapsamında davalının temerrüde düştüğü kanaatiyle icra talebinde temerrüt faizi ve asıl alacak talep etmiş olup kötü niyetli değildir. İlk derece mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesi tarafından davacının kötü niyetli takip yaptığına ilişkin gerekçeleri dosya kapsamında uygun değildir. Davacının asıl alacağının 97.125,24 TL olduğunun belirlendiğine ve davalı asıl alacağı icra takibinden sonra ödediğine göre işbu davada da sadece işlemiş ve icra takibinden itibaren işleyecek faizi için itirazın iptali talep edildiğine göre, davalı icra takibi ile temerrüde düştüğünden icra takip tarihi ile asıl alacağı ödediği tarih arasında işlemiş temerrüt faizini ödemekle yükümlü olup icra takibinin 97.125,24 TL alacağın icra takip tarihinden ödeme tarihine kadar işlemiş temerrüt faizi yönünden devam ve ticari faiz oranına göre hesaplanacak bu miktar üzerinden davanın kısmen kabulü gerekirken yazılı gerekçeyle davanın tamamen reddi doğru olmayıp bozmayı gerektirmiştir.

VI. KARAR

Açıklanan sebeplerle;

1. Davacı vekilinin bozma kapsamı dışındaki temyiz itirazlarının REDDİNE,

2. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,

3. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,

Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ilgiliye iadesine,

Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

04.03.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1021553900 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.