Genel kurul kararının iptali
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2022/4252 E. 2024/517 K. ·
Kısmen onandı, kısmen bozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Dava şartı
- dava şartı
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
sınırlı ayni hak↗ genel kurula çağrı↗ çağrı usulsüzlüğü↗ bilgi alma ve inceleme hakkı↗ limited şirket müdürü↗ faaliyet raporu↗ toplantı tutanağı↗ haklı sebep↗ hazirun cetveli↗ şirket müdürlüğü↗ butlan↗ yokluk↗ şirket merkezi mahkemesi↗ olağanüstü genel kurul↗ genel kurul kararının iptali↗ şirket müdürü↗ ortaklar kurulu kararı↗ ihtiyati tedbir↗ mirasçılık↗ limited şirket↗ ticari defter↗ ticaret sicili↗ esastan ret↗ taahhütname↗ ihtarname↗ yetkisizlik kararı↗ ilan↗ dava sebebi↗ yükleten (shipper)↗ temsil↗ istinaf yoluna başvurulabilirlik↗ husumet↗ e-defter↗ i̇i̇k 72/son↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
İLK DERECE MAHKEMESİ :Konya 4. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI :2019/256 E., 2019/641 K.
Taraflar arasındaki genel kurul kararının iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı mütevaffa vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar ..., ..., ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalı şirketin kurucu ortağı, kurucu müdürü ve ilk müdürler kurulu başkanı olduğunu ancak zaman içerisinde şirket yönetiminden planlı ve sistematik bir şekilde fiilen uzaklaştırılarak yokluğunda 19.11.2018 tarihinde müdürler kurulu toplantısı yapılarak 07.12.2018 tarihinde genel kurul yapılması yönünde karar alındığını, yapılan genel kurulda müvekkilinin haklı sebep olmamasına rağmen şirket müdürlüğünden azledildiğini, müvekkilinin halen davalı şirketin %38 oranına sahip ortağı olduğunu, yapılan genel kurul toplantısı tarihinde müdürlük sıfatı devam ettiğinden bu davada taraf sıfatı ve husumet sıfatlarının bulunduğunu, diğer müdürlerin toplantıya ... yapmaya izin ve haklarının bulunmadığını, yapılan toplantıda müdürler kurulu başkanı olan müvekkilinin imzasının da bulunmadığını, bu nedenlerle toplantı yapılması için alınan kararın yok hükmünde olduğunu, genel kurulun toplantıdan en az 15 gün önce toplantıya çağrılması gerektiğini, genel kurul için ticaret sicili gazetesinde 22.11.2018 tarihinde ilan yapıldığını, toplantı günü ile ilan günü arasında 14 gün süre olduğunu, bu nedenle genel kurul toplantısı ... ilanının kanuna ve ana sözleşmeye aykırı olduğunu, 07.12.2018 tarihinde yapılan genel kurul toplantı tutanağının müvekkilinden habersiz toplantı sonrasında değiştirildiğini, müdürlükten azle ilişkin maddeye yapılan muhalefetin tutanağa geçirilmediğini, müvekkilinin en büyük pay sahibi olmasına rağmen şirketten bilgi alma, inceleme ve denetleme haklarının kullandırılmadığını, noter ihtarnamesi ile bilgi alma ve inceleme hakkını şirket merkezine giderek kullanacağını şirkete bildirilmesine rağmen sözü geçen tarihte bilgi alma ve inceleme hakkının kullandırılmadığını ileri sürerek bu nedenlere genel kurul toplantı yapılması için alınan 19.11.2018 tarihli müdürler kurul kararlarının yok hükmünde/batıl olduğunun tespitine, 07.12.2018 tarihinde yapılan genel kurul kararlarının yok hükmünde/batıl olduğunun tespitine, 07.12.2018 tarihinde yapılan genel kurul kararlarının tamamının kanuna, ana sözleşmeye ve afaki iyi niyet kurallarına aykırılık nedenleriyle iptallerine, 07.12.2018 tarihinde alınan genel kurul kararlarının 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 449 uncu maddesi çerçevesinde yürütülmesinin geri bırakılmasına, ... ... ...' ın dava sonuçlanana kadar şirket müdürü olarak kabul edilmesi ile şirket adına müşterek imzalardan birini atan müdür olarak belirlenmesine, ya da şirketin tüm ortaklarının müşterek atacakları imza ile temsil edilmesine, şirket müdürleri ... ve ... ...'ın şirket gayrimenkullerini devir ve gayrimenkuller üzerindeki sınırlı ayni hak tesis etme yetkilerinin dava sonuçlanıncaya kadar kaldırılmasına, davacının bilgi alma ve inceleme hakkını kullanması amacıyla davalı şirketin son 10 yıla ilişkin ticari defterlerine, faaliyet raporlarına, bilanço, mizan, gelir tablolarına, demirbaş listelerine, genel kurul toplantı tutanakları ile hazirun cetvellerine tedbiren el konulmasına karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının gerek müdür gerekse ortak olarak yükümlülüklerini yerine getirmeyerek diğer ortakların hak ve menfaatlerine aykırı hareket ettiğini, yapılan olağanüstü genel kurulda davacının müdürlükten azli ve yeniden seçilen müdürler ile ilgili olarak alınan kararlara olumlu oy kullandığını, 19.11.2018 tarihli 21 numaralı kararın müdürler kurulu kararı olmayıp ortaklar kurulu kararı olduğunu, genel kurul kararı statüsünde olmayan ortaklar kurulu kararına butlan veya iptal davasının açılamayacağını, olumlu oy kullanan davacının iptal talebinde bulunma hakkının ve sıfatının bulunmadığını, anılan kararın 4 kişiden oluşan müdürler kurulunun çoğunluğunu oluşturan 3 müdür tarafından alındığından usul ve yasaya uygun olduğunu, 07.12.2018 tarihli olağanüstü genel kurul kararının yasada belirtilen butlan hallerini taşımadığını, 6102 sayılı Kanun'un 447 nci maddesinde belirtilen butlan halleri olmadığı gibi aynı Kanun'un 445 ... maddesinde belirtilen iptal sebeplerinin de mevcut olmadığını, genel kurul toplantısına katılan, muhalefetini zapta geçirtmeyen ve karara olumlu oy kullanan davacının dava açma hak ve yetkisi (sıfatı) bulunmadığını, genel kurul ... usullerinin yasaya uygun olarak yapıldığını, davacının genel kurul toplantı tutanağının değiştirildiği iddialarının gerçeğe aykırı ve asılsız olduğunu, davacının ihtiyati tedbir taleplerinin yerinde olmadığını ayrıca 02.03.2019 tarihli 25 numaralı ortaklar kurulu kararı ile yasal olarak yılın ilk 3 ayı içerisinde yapılması zorunlu olan 2018 yılı olağan genel kurul toplantısının 30.03.2019 tarihinde yapılmasına karar verildiğini ve kararın davacıya iadeli taahhütlü mektup ile tebliğ edildiğini, tebliğe rağmen davacının olağan genel kurul toplantısına katılmadığını savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının toplantıya usulüne uygun olarak çağrılmaması, davacının vekili vasıtasıyla toplantıya katılmasına ve kararların alınmasına engel bir durum oluşturmadığının anlaşıldığı, hatta genel kurulda tüm kararlar oy birliği ile alındığından toplantıdaki çağrıdaki usulsüzlüğün sonuca bir etkisi olmadığı yönünde mahkememizde bir kanaat oluştuğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı müteveffa vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı müteveffa vekili istinaf dilekçesinde özetle; limited şirkette müdürler kurulunu toplantıya çağırma yetkisi müdürler kurulu başkanına ait olduğundan müdürler kurulu başkanı dışındaki diğer müdürlerin doğrudan müdürler kurulunu toplantıya çağıramayacağını, 19.11.2018’de yapılan müdürler kurulu toplantısı için müdürler kurulu başkanı müvekkil tarafından yapılmış bir ... bulunmadığını, ayrıca mahkemeden müdürler kurulu toplantısı yapılması yönünde alınmış bir karar da olmadığı gibi müdürler kurulu başkanı müvekkilinin 19.11.2018 tarihinde yapılan müdürler kurulu toplantısından haberi ve alınan kararların altında imzası olmadığını, genel kurul toplantısına yapılan ... ve ilanın hukuka aykırı olduğunun yerel mahkeme kararı ve bilirkişi raporu ile açıkça sübut bulduğunu, ... ve ilan süresinin kanuna aykırı olduğunu, genel kurul toplantı çağrısının şirket internet sitesinde yayınlanmadığını, genel kurul toplantı çağrısının ana sözleşmeye aykırı olduğunu, toplantı günü ile gündem ve ilanın ortaklara iadeli taahhütlü mektupla bildirilmediğini ileri sürerek ilk derece mahkemesince verilen kararın kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı tarafça genel kurula çağrının usulsüz olduğu iddia edilmiş ve bu husus yokluk veya butlan ya da bir iptal sebebi olarak ileri sürülmüşse de, toplantıya şirketin tüm ortaklarının katıldığı ve ortaklarca toplantının şekline ilişkin bir itirazda bulunulmadığı ve toplantının sonuna kadar da ayrılmadıkları, bu durumda, 6102 sayılı Kanun'un 617 nci maddesinin üçüncü fıkrası yollamasıyla limited şirketler hakkında da uygulama kabiliyeti bulunan aynı Kanun'un 416 ncı maddesindeki tüm şartların somut olayda oluştuğu, çağrının usulsüz olduğundan söz edilemeyeceği, İlk Derece Mahkemesi kararının usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V.TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar ..., ..., ... vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacılar ..., ..., ... vekili temyiz dilekçesinde özetle; genel kurul toplantısının yapılması için alınan 19.11.2018 tarihli müdürler kurulu kararının yok hükmünde/batıl olduğunun düşünüldüğünü, limited şirkette müdürler kurulunu toplantıya çağırma yetkisinin müdürler kurulu başkanına ait olduğunu, müdürler kurulu toplantısı için müteveffa tarafından yapılan bir ... bulunmamakla birlikte yapılan toplantıdan haberinin ve kararın altında imzasının olmadığını, genel kurul toplantısına yapılan ... ve ilanın hukuka aykırı olduğunun bilirkişi raporu ile de tespit edildiğini, çağrının şirket internet sitesinde yayınlanmadığını ve ana sözleşmeye aykırı olduğunu, toplantı günü ile gündem ve ilan ortaklara iadeli taahhütlü mektupla bildirilmediğini belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, limited şirket müdürler kurulu kararının ve genel kurul kararlarının yokluk veya butlanının tespiti, olmadığı takdirde genel kurul kararlarının iptali istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 ... maddeleri.
2.6102 sayılı Kanun'un 416 ncı maddesi, 617 nci maddesinin üçüncü fıkrası.
3. Değerlendirme
1.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 ... maddesinde yer ... sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacılar ..., ..., ... vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2024/3068 E. 2024/4786 K.
Ortak:genel kurula çağrı · çağrı usulsüzlüğü · limited şirket müdürü · butlan · yokluk · şirket merkezi mahkemesi · olağanüstü genel kurul · genel kurul kararının iptali · dava şartı
İncelediğiniz karardaGerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı tarafça «genel kurula çağrının usulsüz» olduğu iddia edilmiş ve bu husus «yokluk» veya «butlan» ya da bir iptal «sebebi» olarak ileri sürülmüşse de, toplantıya şirketin tüm ortaklarının katıldığı ve ortaklarca toplantının şekline ilişkin bir itirazda bulunulmadığı ve toplantının sonuna kadar da ayrılmadıkları, bu durumda, 6102 sayılı Kanun'un 617 nci maddesinin üçüncü fıkrası yollamasıyla «limited şirketler» hakkında da uygulama kabiliyeti bulunan aynı Kanun'un 416 ncı maddesindeki tüm şartların somut olayda oluştuğu, çağrının usulsüz olduğundan söz edilemeyeceği, İlk …
Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, «limited şirket müdürler» kurulu kararının ve genel kurul kararlarının «yokluk» veya «butlanının» tespiti, olmadığı takdirde «genel kurul kararlarının iptali» istemine ilişkindir.
… dilekçesinde; davacının gerek müdür gerekse ortak olarak yükümlülüklerini yerine getirmeyerek diğer ortakların hak ve menfaatlerine aykırı hareket ettiğini, yapılan «olağanüstü genel kurulda» davacının müdürlükten azli ve yeniden seçilen müdürler ile ilgili olarak alınan kararlara olumlu oy kullandığını, 19.11.2018 tarihli 21 numaralı kararın müdürler kurulu kararı olmayıp «ortaklar kurulu» kararı olduğunu, genel kurul kararı statüsünde olmayan ortaklar kurulu kararına «butlan» veya iptal davasının açılamayacağını, olumlu oy kullanan davacının iptal talebinde bulunma hakkının ve sıfatının bulunmadığını, anılan kararın 4 kişiden oluşan müdürler kurulunun çoğunluğunu oluşturan 3 müdür tarafından alındığından usul ve yasaya uygun olduğunu, 07.12.2018 tarihli olağanüstü genel kurul kararının yasada belirtilen butlan hallerini taşımadığını, 6102 sayılı Kanun'un 447 nci maddesinde belirtilen butlan halleri olmadığı gibi aynı Kanun'un 445 ... maddesinde belirtilen iptal sebeplerinin de mevcut olmadığını, genel kurul toplantısına katılan, muhalefetini zapta geçirtmeyen ve karara olumlu oy kullanan davacının dava açma hak ve yetkisi (sıfatı) bulunmadığını, genel kurul ... usullerinin yasaya uygun olarak yapıldığını, davacının genel kurul «toplantı tutanağının» değiştirildiği iddialarının gerçeğe aykırı ve asılsız olduğunu, davacının «ihtiyati tedbir» taleplerinin yerinde olmadığını ayrıca 02.03.2019 tarihli 25 numaralı ortaklar kurulu kararı ile yasal olarak yılın ilk 3 ayı içerisinde yapılması zorunlu olan 2018 yılı olağan genel kurul toplantısının 30.03.2019 tarihinde yapılmasına karar verildiğini ve kararın davacıya iadeli «taahhütlü» mektup ile tebliğ edildiğini, tebliğe rağmen davacının olağan genel kurul toplantısına katılmadığını savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Benzer bu kararda… nında pay sahibi olduğunu, 19.11.2018 tarihinde müdürler kurulu başkanı sıfatını taşıdığını, 07.12.2018 tarihli genel kurulda müdürlük sıfatının devam ettiğini, bir «limited şirkette müdürler» kurulunu ancak müdürler kurulu başkanının toplantıya çağırabileceğini, diğer müdürlerin böyle bir «yetkisinin» bulunmadığını, 19.11.2018 tarihli müdürler kurulu toplantısı için müvekkilinin böyle bir çağrı yapmadığını, mahkemeden böyle bir karar alınmadığını, aynı tarihli müdürler kurulu kararının altında davacının bir imzasının bulunmadığını, dolayısıyla 07.12.2018 tarihinde genel kurul toplantısı yapılması, çağrı ve «ilanının» yok hükmü taşıdığını, çağrısı yetkili organca yapılmayan genel kurulların da «yoklukla» sakat olduğunu, genel kurul için ilanın 22.11.2018 tarihli Ticaret Sicil Gazetesinde ilan edildiğini, toplantının 15 günlük süre şartını taşımadan 07.12.2018 tarihinde yapıldığını, şirketin internet sitesinde toplantının yayınlanmadığını, bu sebeplerle de genel kurul toplantısı çağrısı ve ilanının Kanuna aykırılık taşıdığını, şirket ana sözleşmesinin 7. maddesine aykırı olarak Konya’da yayınlanan bir gazetede çağrı ve ilanın yapılmadığını, toplantı günü ile gündem ve ilanın ortaklara «taahhütlü» mektupla bildirilmediğini, finansal tabloların pay sahiplerinin incelemesine hazır bulundurulmadığını, müvekkilinin söz konusu belgeleri elde etmesine engel olunduğunu, kâr «dağıtım» önerisinin «şirket merkez» veya şubelerinde pay sahiplerinin incelemesine hazır tutulmadığını, 2018 yılında yapılan genel kurul için 2017 yılı ifadesinin kullanıldığı, «olağanüstü genel kurul» olarak nitelendirildiği ilanın Kanuna aykırılık doğurduğunu, şirketin Kanuna aykırı olarak bugüne değin hiçbir olağan genel kurulunu yapmadığını, Kanuna ve ana sözleşmeye aykırı şekilde 07.12.2018 tarihli genel kurulda kâr dağıtımı kararı alınmadığını, genel kurul tutanağının değiştirildiğini, genel kurulda müvekkilinin müdürlükten azline dair karara muhalefetinin tutanağa geçirilmediğini, görev süresi dolmadan azlin haklı bir «sebebe» dayanmadığını, müvekkiline bilgi alma ve inceleme hakkının kullandırılmadığını, genel kurulda şirket ortakları ... ve ...’a «huzur hakkı» ödenmesine karar verildiğini, ancak ortakları böyle bir hak verilemeyeceğini, bu kararın ortaklara kâr «payı» ödemesi niteliği taşıdığını, eşit işlem ilkesine aykırılık oluşturduğunu, müdürlerin kaç kişiden meydana geleceğinin kararlaştırılmadığını, buna rağmen dört olan müdür sayısının ikiye düşürülmesinin yerinde olmadığını, müdürler kurulu başkanının seçilmediğini, ortaklardan ...’ın vekaleten toplantıya katıldığı halde noter onayı bulunmayan vekaletin geçerli olmadığını ileri sürerek genel kurul toplantısı yapılması için alınan 19.11.2018 tarihli müdürler kurulu kararlarının yok hükmünde/ batıl olduğunun tespitini, 07.12.2018 tarihli genel kurul kararlarının yok hükmünde/ batıl olduğunun tespitini, aynı genel kurul kararlarının tamamının Kanuna, ana sözleşmeye, afaki iyi niyet kurallarına aykırılığı sebebiyle iptalini, aynı toplantıda müdür seçilenlerin «temsil» yetkisinin sınırlandırılmasını, kaldırılmasını talep etmiştir.
2.Davacı murisin «tereke temsilcileri» vekili temyiz dilekçesinde özetle; genel kurul toplantısı yapılması için alınan 19.11.2018 tarihli müdürler kurulu kararının yok hükmünde/ batıl olduğunu düşündüklerini, davaya konu edilen 19.11.2018 tarihli genel kurul toplantısında, «genel kurula çağrı» ve «ilan» yapılması yönünde müdürler kurulu başkanının izni ve bilgisi olmaksızın toplantı kararları alındığını, bir «limited şirkette müdürler» kurulunu müdürler kurulu başkanının toplantıya çağırabileceğini, diğer müdürlerin doğrudan müdürler kurulunu toplantıya çağırma «yetkisinin» bulunmadığını, genel kurul toplantısı yapılması ve çağrı ile ilan için alınan 19.11.2018 tarihli müdürler kurulu kararının yok hükmü taşıdığını, bu karara dayanılarak yapılan genel kurulda alınan kararların da yok hükmünde/batıl olduğunu, aynı gün, aynı kişilerin katıldığı üç ayrı şirketin müdürler kurulu toplantısının ilan edildiğini, şirketlerden ikisinin merkezi Konya’da birinin Mut’ta olduğunu, bu durumun bile söz konusu müdürler kurulu toplantılarının fiilen yapılmadığını ispatladığını, 19.11.2018 tarihinde yapılan toplantının müdürler kurulu toplantısı olarak ilan edildiğini, toplantı «ortaklar kurulu» toplantısı ise; bilirkişi raporuna göre 6102 sayılı Kanun’da ortaklar kurulu genel kurulu toplantıya çağırabilecek kişiler arasında sayılmadığını, zaten ortaklar kurulunun limited şirketlerde genel kuruldan farklı bir organ olmayıp 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nda (6762 sayılı Kanun) genel kurul yerine kullanıldığını, 19.11.2018 tarihinde yapılan toplantı müdürler kurulu toplantısı ise bilirkişi raporuna göre söz konusu müdürler kurulu toplantısına çağrının müdürler kurulu başkanı tarafından yapılmış olması gerektiğini, ancak dava dosyası içerisinde müdürler kurulu toplantısına ilişkin olarak müdürler kurulu başkanı tarafından müdürlere çağrı yapılıp yapılmadığı, yapıldı ise çağrının kim tarafından yapıldığı ve hangi müdürlere çağrı yapıldığı hususunda herhangi bir bilgi veya belge söz konusu olmadığını, bilirkişilerin tespit ve kanaatleri çerçevesinde 19.11.2018 tarihli toplantıda alınan kararların «butlanına» veya yok hükmünde olduğuna karar verilmesi gerektiğini, genel kurul için Türkiye Ticaret Sicili Gazetesinde 22.11.2018 tarihinde ilan yapıldığını, ilan ile genel kurul toplantısı arasında 15 gün değil, 14 gün süre olduğunu, bu nedenle 07.12.2018 tarihinde yapılan genel kurul toplantısı çağrı ve ilanın Kanuna aykırılık taşıdığını, çağrının şirket internet sitesinde yayınlanmadığını, şirket ana sözleşmesinin 7. maddesine göre; şirkete ait ilanların 6762 sayılı Kanun’un 37 nci maddesi hükümleri saklı kalmak şartıyla «şirket merkezinin» bulunduğu yerde en az bir gazete ile asgari yedi gün evvel yapılacağını, bu şekilde bir çağrı ve ilan bulunmadığını, toplantı günü ile gündem ve ilanın ortaklara iadeli «taahhütlü» mektupla bildirilmediğini ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.
CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; 19.11.2018 tarihli kararın müdürler kurulu değil «ortaklar kurulu» kararı olduğunu, 22.11.2018 tarihli Ticaret Sicil Gazetesinde yayınlandığını, 15 günlük süre şartının tamamlandığını, bu kararla ilgili davanın üç aylık «hak düşürücü süre» geçtikten sonra açıldığını, 4 kişiden oluşan müdürler kurulunun üç üyesi ile ve pay ve paydaş çoğunluğuyla karar alındığını, bu haliyle usul ve yasaya uygunluk taşıdığını, davacının hem «butlan» hem de iptal isteyemeyeceğini, davacının vekili vasıtasıyla yapılan 07.12.2018 tarihli toplantıda «huzur hakkı» hariç azline ve yeni müdür atanmasına ilişkin karar da «dahil» tüm kararların oy birliğiyle alındığını, zaten sadece bu kararların alındığını, davacının olumlu oy kullandığı kararların iptalini isteyemeyeceğini, toplantı kararı ve çağrının davacıya iadeli «taahhütlü» mektupla gönderildiğini, genel kurulun müdürler tarafından da genel kurula çağrılabileceğini, «yetkinin» sadece müdürler kurulu başkanında olmadığını, tutanağın değiştirildiği iddiasının gerçeği yansıtmadığını, müvekkilinin denetime tabi olmaması sebebiyle internet sitesinde «ilan» zorunluluğunun bulunmadığını, tüm finansal tabloların «şirket merkezinde» ortakların denetimine açık tutulduğunu, davacının inceleme başvurusu yapmadığını, «vekaletname eksikliğinin» bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:vekaletname eksikliği · genel kurul kararının butlanı · tereke temsilcisi · tereke · huzur hakkı · geri çevirme · i̇i̇k 257 · hak düşürücü süre
Benzer bu karardaCEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; 19.11.2018 tarihli kararın müdürler kurulu değil «ortaklar kurulu» kararı olduğunu, 22.11.2018 tarihli Ticaret Sicil Gazetesinde yayınlandığını, 15 günlük süre şartının tamamlandığını, bu kararla ilgili davanın üç aylık «hak düşürücü süre» geçtikten sonra açıldığını, 4 kişiden oluşan müdürler kurulunun üç üyesi ile ve pay ve paydaş çoğunluğuyla karar alındığını, bu haliyle usul ve yasaya uygunluk taşıdığını, davacının hem «butlan» hem de iptal isteyemeyeceğini, davacının vekili vasıtasıyla yapılan 07.12.2018 tarihli toplantıda «huzur hakkı» hariç azline ve yeni müdür atanmasına ilişkin karar da «dahil» tüm kararların oy birliğiyle alındığını, zaten sadece bu kararların alındığını, davacının olumlu oy kullandığı kararların iptalini isteyemeyeceğini, toplantı kararı ve çağrının davacıya iadeli «taahhütlü» mektupla gönderildiğini, genel kurulun müdürler tarafından da genel kurula çağrılabileceğini, «yetkinin» sadece müdürler kurulu başkanında olmadığını, tutanağın değiştirildiği iddiasının gerçeği yansıtmadığını, müvekkilinin denetime tabi olmaması sebebiyle internet sitesinde «ilan» zorunluluğunun bulunmadığını, tüm finansal tabloların «şirket merkezinde» ortakların denetimine açık tutulduğunu, davacının inceleme başvurusu yapmadığını, «vekaletname eksikliğinin» bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacının «mirasçıları» ..., ..., ... vekili ile Dairemizin «geri çevirme» kararından sonra murisin «tereke temsilcileri» vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2.Davacı murisin «tereke temsilcileri» vekili temyiz dilekçesinde özetle; genel kurul toplantısı yapılması için alınan 19.11.2018 tarihli müdürler kurulu kararının yok hükmünde/ batıl olduğunu düşündüklerini, davaya konu edilen 19.11.2018 tarihli genel kurul toplantısında, «genel kurula çağrı» ve «ilan» yapılması yönünde müdürler kurulu başkanının izni ve bilgisi olmaksızın toplantı kararları alındığını, bir «limited şirkette müdürler» kurulunu müdürler kurulu başkanının toplantıya çağırabileceğini, diğer müdürlerin doğrudan müdürler kurulunu toplantıya çağırma «yetkisinin» bulunmadığını, genel kurul toplantısı yapılması ve çağrı ile ilan için alınan 19.11.2018 tarihli müdürler kurulu kararının yok hükmü taşıdığını, bu karara dayanılarak yapılan genel kurulda alınan kararların da yok hükmünde/batıl olduğunu, aynı gün, aynı kişilerin katıldığı üç ayrı şirketin müdürler kurulu toplantısının ilan edildiğini, şirketlerden ikisinin merkezi Konya’da birinin Mut’ta olduğunu, bu durumun bile söz konusu müdürler kurulu toplantılarının fiilen yapılmadığını ispatladığını, 19.11.2018 tarihinde yapılan toplantının müdürler kurulu toplantısı olarak ilan edildiğini, toplantı «ortaklar kurulu» toplantısı ise; bilirkişi raporuna göre 6102 sayılı Kanun’da ortaklar kurulu genel kurulu toplantıya çağırabilecek kişiler arasında sayılmadığını, zaten ortaklar kurulunun limited şirketlerde genel kuruldan farklı bir organ olmayıp 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nda (6762 sayılı Kanun) genel kurul yerine kullanıldığını, 19.11.2018 tarihinde yapılan toplantı müdürler kurulu toplantısı ise bilirkişi raporuna göre söz konusu müdürler kurulu toplantısına çağrının müdürler kurulu başkanı tarafından yapılmış olması gerektiğini, ancak dava dosyası içerisinde müdürler kurulu toplantısına ilişkin olarak müdürler kurulu başkanı tarafından müdürlere çağrı yapılıp yapılmadığı, yapıldı ise çağrının kim tarafından yapıldığı ve hangi müdürlere çağrı yapıldığı hususunda herhangi bir bilgi veya belge söz konusu olmadığını, bilirkişilerin tespit ve kanaatleri çerçevesinde 19.11.2018 tarihli toplantıda alınan kararların «butlanına» veya yok hükmünde olduğuna karar verilmesi gerektiğini, genel kurul için Türkiye Ticaret Sicili Gazetesinde 22.11.2018 tarihinde ilan yapıldığını, ilan ile genel kurul toplantısı arasında 15 gün değil, 14 gün süre olduğunu, bu nedenle 07.12.2018 tarihinde yapılan genel kurul toplantısı çağrı ve ilanın Kanuna aykırılık taşıdığını, çağrının şirket internet sitesinde yayınlanmadığını, şirket ana sözleşmesinin 7. maddesine göre; şirkete ait ilanların 6762 sayılı Kanun’un 37 nci maddesi hükümleri saklı kalmak şartıyla «şirket merkezinin» bulunduğu yerde en az bir gazete ile asgari yedi gün evvel yapılacağını, bu şekilde bir çağrı ve ilan bulunmadığını, toplantı günü ile gündem ve ilanın ortaklara iadeli «taahhütlü» mektupla bildirilmediğini ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.
… ı ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacının «mirasçıları» ..., ..., ... vekili ile murisin «tereke temsilcileri» vekilince temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
-
Genel Kurul Kararının Yokluğunun Tespiti
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2017/463 E. 2018/5685 K.
Ortak:genel kurula çağrı · yokluk · olağanüstü genel kurul · genel kurul kararının iptali · limited şirket · yetkisizlik kararı
İncelediğiniz karardaGerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı tarafça «genel kurula çağrının usulsüz» olduğu iddia edilmiş ve bu husus «yokluk» veya «butlan» ya da bir iptal «sebebi» olarak ileri sürülmüşse de, toplantıya şirketin tüm ortaklarının katıldığı ve ortaklarca toplantının şekline ilişkin bir itirazda bulunulmadığı ve toplantının sonuna kadar da ayrılmadıkları, bu durumda, 6102 sayılı Kanun'un 617 nci maddesinin üçüncü fıkrası yollamasıyla «limited şirketler» hakkında da uygulama kabiliyeti bulunan aynı Kanun'un 416 ncı maddesindeki tüm şartların somut olayda oluştuğu, çağrının usulsüz olduğundan söz edilemeyeceği, İlk …
Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, «limited şirket müdürler» kurulu kararının ve genel kurul kararlarının «yokluk» veya «butlanının» tespiti, olmadığı takdirde «genel kurul kararlarının iptali» istemine ilişkindir.
… temyiz dilekçesinde özetle; genel kurul toplantısının yapılması için alınan 19.11.2018 tarihli müdürler kurulu kararının yok hükmünde/batıl olduğunun düşünüldüğünü, «limited şirkette müdürler» kurulunu toplantıya çağırma «yetkisinin» müdürler kurulu başkanına ait olduğunu, müdürler kurulu toplantısı için müteveffa tarafından yapılan bir ... bulunmamakla birlikte yapılan toplantıdan haberinin ve kararın altında imzasının olmadığını, genel kurul toplantısına yapılan ... ve «ilanın» hukuka aykırı olduğunun bilirkişi raporu ile de tespit edildiğini, çağrının şirket internet sitesinde yayınlanmadığını ve ana sözleşmeye aykırı olduğunu, toplantı günü ile gündem ve ilan ortaklara iadeli «taahhütlü» mektupla bildirilmediğini belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
Benzer bu karardaMahkemece tüm dosya kapsamına göre; «genel kurula çağrı» işlemlerinin usule uygun yapılmamış olmasının genel kurulda alınan kararların «yoklukla malul» olduğu sonucunu doğurmayacağı, usulsüz çağrı ve bu çağrıya muhatap olan ortakların «iptal davası» açma «yetkisinin» bulunduğu, «genel kurul kararlarının iptali» için bu kararların yasaya, ana sözleşmeye ve «objektif iyiniyet kurallarına» aykırı olduğunun da ispatının gerektiği, tek başına toplantıya çağrıdaki usulsüzlüğün iptal nedeni olmadığı, davacının toplantıya katılmamasının toplantı ve karar «nisabını» etkilemediği, başkaca yoklukla sakatlık iddiasının bulunmadığı, davacı tarafça başkaca iptal nedeninin iddia ve ispat edilmemiş olduğu gerekçesiyle davanın reddine …
Dava, davalı şirketin «olağanüstü genel kurul» toplantısının ve bu toplantıda alınan kararların «yoklukla malul» olduğunun tespiti istemine ilişkindir.
Limited şirketlerde «olağanüstü genel kurulun» toplantıya çağrılması 6102 sayılı ...'nın 617. maddesinde düzenlenmiş olup anılan düzenlemeye göre “Genel kurul müdürler tarafından toplantıya çağrılır.” Dava dosyasının incelenmesinde «genel kurula çağrı» yapan ... ve ... isimli kişilerin, 6102 sayılı ...'nın 617. maddesinde belirtilen kişilerden olmadığından bu kişilerin «genel kurulu toplantıya çağırma» yetkisi yoktur.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:genel kurulu toplantıya çağırma · objektif iyiniyet · yoklukla malul karar · karar nisabı · iyiniyet kuralı · iyiniyet · iptal davası
Benzer bu karardaMahkemece tüm dosya kapsamına göre; «genel kurula çağrı» işlemlerinin usule uygun yapılmamış olmasının genel kurulda alınan kararların «yoklukla malul» olduğu sonucunu doğurmayacağı, usulsüz çağrı ve bu çağrıya muhatap olan ortakların «iptal davası» açma «yetkisinin» bulunduğu, «genel kurul kararlarının iptali» için bu kararların yasaya, ana sözleşmeye ve «objektif iyiniyet kurallarına» aykırı olduğunun da ispatının gerektiği, tek başına toplantıya çağrıdaki usulsüzlüğün iptal nedeni olmadığı, davacının toplantıya katılmamasının toplantı ve karar «nisabını» etkilemediği, başkaca yoklukla sakatlık iddiasının bulunmadığı, davacı tarafça başkaca iptal nedeninin iddia ve ispat edilmemiş olduğu gerekçesiyle davanın reddine …
Dava, davalı şirketin «olağanüstü genel kurul» toplantısının ve bu toplantıda alınan kararların «yoklukla malul» olduğunun tespiti istemine ilişkindir.
Limited şirketlerde «olağanüstü genel kurulun» toplantıya çağrılması 6102 sayılı ...'nın 617. maddesinde düzenlenmiş olup anılan düzenlemeye göre “Genel kurul müdürler tarafından toplantıya çağrılır.” Dava dosyasının incelenmesinde «genel kurula çağrı» yapan ... ve ... isimli kişilerin, 6102 sayılı ...'nın 617. maddesinde belirtilen kişilerden olmadığından bu kişilerin «genel kurulu toplantıya çağırma» yetkisi yoktur.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2022/4252 E. , 2024/517 K.
"İçtihat Metni"
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ Konya Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi
SAYISI 2020/324 Esas, 2022/392 Karar
DAVACILAR ... Mirasçıları
1-...
2-...
3-... vekilleri Avukat ...
4-...
5-...
Avukat ...
DAVA TARİHİ
HÜKÜM
Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ Konya 4. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI 2019/256 E., 2019/641 K.
Taraflar arasındaki genel kurul kararının iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı mütevaffa vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar ..., ..., ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalı şirketin kurucu ortağı, kurucu müdürü ve ilk müdürler kurulu başkanı olduğunu ancak zaman içerisinde şirket yönetiminden planlı ve sistematik bir şekilde fiilen uzaklaştırılarak yokluğunda 19.11.2018 tarihinde müdürler kurulu toplantısı yapılarak 07.12.2018 tarihinde genel kurul yapılması yönünde karar alındığını, yapılan genel kurulda müvekkilinin haklı sebep olmamasına rağmen şirket müdürlüğünden azledildiğini, müvekkilinin halen davalı şirketin %38 oranına sahip ortağı olduğunu, yapılan genel kurul toplantısı tarihinde müdürlük sıfatı devam ettiğinden bu davada taraf sıfatı ve husumet sıfatlarının bulunduğunu, diğer müdürlerin toplantıya ...
yapmaya izin ve haklarının bulunmadığını, yapılan toplantıda müdürler kurulu başkanı olan müvekkilinin imzasının da bulunmadığını, bu nedenlerle toplantı yapılması için alınan kararın yok hükmünde olduğunu, genel kurulun toplantıdan en az 15 gün önce toplantıya çağrılması gerektiğini, genel kurul için ticaret sicili gazetesinde 22.11.2018 tarihinde ilan yapıldığını, toplantı günü ile ilan günü arasında 14 gün süre olduğunu, bu nedenle genel kurul toplantısı ... ilanının kanuna ve ana sözleşmeye aykırı olduğunu, 07.12.2018 tarihinde yapılan genel kurul toplantı tutanağının müvekkilinden habersiz toplantı sonrasında değiştirildiğini, müdürlükten azle ilişkin maddeye yapılan muhalefetin tutanağa geçirilmediğini, müvekkilinin en büyük pay sahibi olmasına rağmen şirketten bilgi alma, inceleme ve denetleme haklarının kullandırılmadığını, noter ihtarnamesi ile bilgi alma ve inceleme hakkını şirket merkezine giderek kullanacağını şirkete bildirilmesine rağmen sözü geçen tarihte bilgi alma ve inceleme hakkının kullandırılmadığını ileri sürerek bu nedenlere genel kurul toplantı yapılması için alınan 19.11.2018 tarihli müdürler kurul kararlarının yok hükmünde/batıl olduğunun tespitine, 07.12.2018 tarihinde yapılan genel kurul kararlarının yok hükmünde/batıl olduğunun tespitine, 07.12.2018 tarihinde yapılan genel kurul kararlarının tamamının kanuna, ana sözleşmeye ve afaki iyi niyet kurallarına aykırılık nedenleriyle iptallerine, 07.12.2018 tarihinde alınan genel kurul kararlarının 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 449 uncu maddesi çerçevesinde yürütülmesinin geri bırakılmasına, ...
... ...' ın dava sonuçlanana kadar şirket müdürü olarak kabul edilmesi ile şirket adına müşterek imzalardan birini atan müdür olarak belirlenmesine, ya da şirketin tüm ortaklarının müşterek atacakları imza ile temsil edilmesine, şirket müdürleri ... ve ... ...'ın şirket gayrimenkullerini devir ve gayrimenkuller üzerindeki sınırlı ayni hak tesis etme yetkilerinin dava sonuçlanıncaya kadar kaldırılmasına, davacının bilgi alma ve inceleme hakkını kullanması amacıyla davalı şirketin son 10 yıla ilişkin ticari defterlerine, faaliyet raporlarına, bilanço, mizan, gelir tablolarına, demirbaş listelerine, genel kurul toplantı tutanakları ile hazirun cetvellerine tedbiren el konulmasına karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının gerek müdür gerekse ortak olarak yükümlülüklerini yerine getirmeyerek diğer ortakların hak ve menfaatlerine aykırı hareket ettiğini, yapılan olağanüstü genel kurulda davacının müdürlükten azli ve yeniden seçilen müdürler ile ilgili olarak alınan kararlara olumlu oy kullandığını, 19.11.2018 tarihli 21 numaralı kararın müdürler kurulu kararı olmayıp ortaklar kurulu kararı olduğunu, genel kurul kararı statüsünde olmayan ortaklar kurulu kararına butlan veya iptal davasının açılamayacağını, olumlu oy kullanan davacının iptal talebinde bulunma hakkının ve sıfatının bulunmadığını, anılan kararın 4 kişiden oluşan müdürler kurulunun çoğunluğunu oluşturan 3 müdür tarafından alındığından usul ve yasaya uygun olduğunu, 07.12.2018 tarihli olağanüstü genel kurul kararının yasada belirtilen butlan hallerini taşımadığını, 6102 sayılı Kanun'un 447 nci maddesinde belirtilen butlan halleri olmadığı gibi aynı Kanun'un 445 ...
maddesinde belirtilen iptal sebeplerinin de mevcut olmadığını, genel kurul toplantısına katılan, muhalefetini zapta geçirtmeyen ve karara olumlu oy kullanan davacının dava açma hak ve yetkisi (sıfatı) bulunmadığını, genel kurul ... usullerinin yasaya uygun olarak yapıldığını, davacının genel kurul toplantı tutanağının değiştirildiği iddialarının gerçeğe aykırı ve asılsız olduğunu, davacının ihtiyati tedbir taleplerinin yerinde olmadığını ayrıca 02.03.2019 tarihli 25 numaralı ortaklar kurulu kararı ile yasal olarak yılın ilk 3 ayı içerisinde yapılması zorunlu olan 2018 yılı olağan genel kurul toplantısının 30.03.2019 tarihinde yapılmasına karar verildiğini ve kararın davacıya iadeli taahhütlü mektup ile tebliğ edildiğini, tebliğe rağmen davacının olağan genel kurul toplantısına katılmadığını savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının toplantıya usulüne uygun olarak çağrılmaması, davacının vekili vasıtasıyla toplantıya katılmasına ve kararların alınmasına engel bir durum oluşturmadığının anlaşıldığı, hatta genel kurulda tüm kararlar oy birliği ile alındığından toplantıdaki çağrıdaki usulsüzlüğün sonuca bir etkisi olmadığı yönünde mahkememizde bir kanaat oluştuğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı müteveffa vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı müteveffa vekili istinaf dilekçesinde özetle; limited şirkette müdürler kurulunu toplantıya çağırma yetkisi müdürler kurulu başkanına ait olduğundan müdürler kurulu başkanı dışındaki diğer müdürlerin doğrudan müdürler kurulunu toplantıya çağıramayacağını, 19.11.2018’de yapılan müdürler kurulu toplantısı için müdürler kurulu başkanı müvekkil tarafından yapılmış bir ... bulunmadığını, ayrıca mahkemeden müdürler kurulu toplantısı yapılması yönünde alınmış bir karar da olmadığı gibi müdürler kurulu başkanı müvekkilinin 19.11.2018 tarihinde yapılan müdürler kurulu toplantısından haberi ve alınan kararların altında imzası olmadığını, genel kurul toplantısına yapılan ... ve ilanın hukuka aykırı olduğunun yerel mahkeme kararı ve bilirkişi raporu ile açıkça sübut bulduğunu, ...
ve ilan süresinin kanuna aykırı olduğunu, genel kurul toplantı çağrısının şirket internet sitesinde yayınlanmadığını, genel kurul toplantı çağrısının ana sözleşmeye aykırı olduğunu, toplantı günü ile gündem ve ilanın ortaklara iadeli taahhütlü mektupla bildirilmediğini ileri sürerek ilk derece mahkemesince verilen kararın kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı tarafça genel kurula çağrının usulsüz olduğu iddia edilmiş ve bu husus yokluk veya butlan ya da bir iptal sebebi olarak ileri sürülmüşse de, toplantıya şirketin tüm ortaklarının katıldığı ve ortaklarca toplantının şekline ilişkin bir itirazda bulunulmadığı ve toplantının sonuna kadar da ayrılmadıkları, bu durumda, 6102 sayılı Kanun'un 617 nci maddesinin üçüncü fıkrası yollamasıyla limited şirketler hakkında da uygulama kabiliyeti bulunan aynı Kanun'un 416 ncı maddesindeki tüm şartların somut olayda oluştuğu, çağrının usulsüz olduğundan söz edilemeyeceği, İlk Derece Mahkemesi kararının usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V.TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar ..., ..., ... vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacılar ..., ..., ... vekili temyiz dilekçesinde özetle; genel kurul toplantısının yapılması için alınan 19.11.2018 tarihli müdürler kurulu kararının yok hükmünde/batıl olduğunun düşünüldüğünü, limited şirkette müdürler kurulunu toplantıya çağırma yetkisinin müdürler kurulu başkanına ait olduğunu, müdürler kurulu toplantısı için müteveffa tarafından yapılan bir ... bulunmamakla birlikte yapılan toplantıdan haberinin ve kararın altında imzasının olmadığını, genel kurul toplantısına yapılan ... ve ilanın hukuka aykırı olduğunun bilirkişi raporu ile de tespit edildiğini, çağrının şirket internet sitesinde yayınlanmadığını ve ana sözleşmeye aykırı olduğunu, toplantı günü ile gündem ve ilan ortaklara iadeli taahhütlü mektupla bildirilmediğini belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, limited şirket müdürler kurulu kararının ve genel kurul kararlarının yokluk veya butlanının tespiti, olmadığı takdirde genel kurul kararlarının iptali istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 ... maddeleri.
2.6102 sayılı Kanun'un 416 ncı maddesi, 617 nci maddesinin üçüncü fıkrası.
3. Değerlendirme
1.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 ... maddesinde yer ... sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacılar ..., ..., ... vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 ... maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz eden davacı mirasçıları ..., ... ve ...'a yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
23.01.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1021514500 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz