Ortaklıktan Çıkma
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2011/805 E. 2011/5149 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
gecikme cezası↗ kooperatifler kanunu↗ ortaklıktan çıkma↗ borçlu olunmadığının tespiti↗ istifa↗ üçüncü kişi↗ sebepsiz zenginleşme↗ istirdat↗ ihtarname↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, davacının kooperatif tarafından kendisine tahsis edilen konutu ortaklık hak ve yükümlülükleri hariç olmak üzere 3.kişiye devrettiği, halen kooperatife ortak olduğu, aidat yükümlülüğünün devam ettiği, aidat yükümlülüğünden kurtulmak için yapılan istifanın iyi niyet kuralları ile bağdaşmadığı gerekçesiyle davanın reddine dair verilen kararın davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine karar Dairemizin 27.10.2010 günlü ilamında belirtilen gerekçelerle bozulmuştur.
Davalı vekili, karar düzeltme isteminde bulunmuştur.
1-Yargıtay ilamında benimsenen gerektirici sebeplere göre, davalı vekilinin aşağıdaki bent kapsamı dışında kalan ve HUMK’nun 440. maddesinde sayılan hallerden hiçbirini ihtiva etmeyen diğer karar düzeltme isteklerinin reddi gerekmiştir.
2-Dava, ortaklığın istifa yoluyla sona erdiğinin tespiti ile ortaklığın sona ermesinden sonraki dönemde ödenen aidatların istirdadı ve gecikme cezası adı altında istenilen miktardan dolayı borçlu olunmadığının tespiti istemlerine ilişkin olup, mahkemece yazılı gerekçeyle davanın reddine karar verilmiştir.
Davacının davalı kooperatifin ortağı iken 27.07.2005 tarihli ihtarnameyle ortaklıktan istifa ettiğini davalı kooperatife bildirdiği ve bu tarihten önce kooperatif payına isabet eden taşınmazı üçüncü kişiye devretmiş olduğu anlaşılmıştır.Davacının ortaklıktan çıkma iradesini Kooperatifler Kanunu’nun 12. maddesi uyarınca kullandığı anlaşıldığından davacının çıkma iradesini kooperatife bildirdiği tarihten itibaren ortaklığının sona erdiğinin kabulü gerekir.Dairemizin 27.10.2010 günlü bozma ilamında da bu husus açıkça belirtilmiştir.Bu durumda, davaya konu olan ortaklığın sona erdiği tarihten sonraki döneme ait aidat borçlarından kural olarak ortaklığı sona eren davacının sorumlu tutulması mümkün değildir.Ancak, ortaklık hakkını devretmeden ortaklığa isabet eden konutu üçüncü kişiye devreden, daha sonra da ortaklıktan istifa eden davacının ortaklığının sona erdiği tarihten sonra istenilen aidatların niteliği, ne amaçla istendiği, hangi giderlerin karşılanmasına yönelik olduğunun tespiti gerekmektedir.O halde mahkemece, davaya konu aidatların hangi giderleri karşılamaya yönelik olduğunun tespit edilerek davacının üçüncü kişiye devrettiği konuta verilen veya verilecek olan hizmetin karşılığı olarak istenilen giderlerin konut malikinden istenebileceği, konut için yapılan veya yapılacak olan giderlerin dışında kalıp da ancak ortaklardan istenebilecek olan, ortaklıktan kaynaklanan giderlerin ise ortaklık hakkını devretmeden taşınmazını devreden, ortaklıktan da istifa eden davacıdan ancak sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre istenebileceğinin gözetilerek bu hususlar araştırılarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçeyle davanın reddi doğru görülmemiştir.Bu durumda mahkemece verilen red kararının davacı vekili tarafından temyizi üzerine kararın yukarıda açıklanan gerekçe doğrultusunda bozulması gerekirken 27.10.2010 günlü bozma ilamında belirtilen gerekçe ile bozulması doğru olmadığından davalı vekilinin karar düzeltme itirazının kabulü ile mahkemece verilen kararın yukarıda açıklanan gerekçe doğrultusunda bozulmasına karar verilmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2011/805 E. , 2011/5149 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ Ticaret Mahkemesi
Taraflar arasında görülen davada Ankara 7. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 16/10/2008 gün ve 2007/380-2008/360 sayılı kararı bozan Daire’nin 27/10/2010 gün ve 2009/2708 E.-2010/10924 sayılı kararı aleyhinde davalı vekili tarafından karar düzeltilmesi isteğinde bulunulmuş ve karar düzeltme dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya için düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin davalı kooperatifin ortağı olduğunu, 17.10.2003 tarihinde kooperatif tarafından kendisine tahsis edilen konutu Recep Kocakök isimli kişiye devrettiğini, kooperatif ile fiilen bağının kalmadığını, buna rağmen aidatların kendisinden talep edildiğini, 2006 yılı sonuna kadar aidatları ödemek zorunda kaldığını, 27.07.2005 tarihli ihtarla istifa talebini kooperatife bildirdiğini, buna rağmen tekrar aidat talep edildiğini ileri sürerek, kooperatif ortaklığının 27.07.2005 tarihli ihtarnamenin tebliğ tarihinden itibaren sona erdiğinin, 2006 yılı sonrası aidat borcu ve gecikme cezasının olmadığının tespitini, ödenen 3.810 YTL'nın istirdadını talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacının kooperatif tarafından kendisine tahsis edilen konutu 3.kişiye devrettiğini, ortaklık hakkını devretmediğini, halen ortak olduğunu, aidat yükümlülüğü bulunduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, davacının kooperatif tarafından kendisine tahsis edilen konutu ortaklık hak ve yükümlülükleri hariç olmak üzere 3.kişiye devrettiği, halen kooperatife ortak olduğu, aidat yükümlülüğünün devam ettiği, aidat yükümlülüğünden kurtulmak için yapılan istifanın iyi niyet kuralları ile bağdaşmadığı gerekçesiyle davanın reddine dair verilen kararın davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine karar Dairemizin 27.10.2010 günlü ilamında belirtilen gerekçelerle bozulmuştur.
Davalı vekili, karar düzeltme isteminde bulunmuştur.
1-Yargıtay ilamında benimsenen gerektirici sebeplere göre, davalı vekilinin aşağıdaki bent kapsamı dışında kalan ve HUMK’nun 440. maddesinde sayılan hallerden hiçbirini ihtiva etmeyen diğer karar düzeltme isteklerinin reddi gerekmiştir.
2-Dava, ortaklığın istifa yoluyla sona erdiğinin tespiti ile ortaklığın sona ermesinden sonraki dönemde ödenen aidatların istirdadı ve gecikme cezası adı altında istenilen miktardan dolayı borçlu olunmadığının tespiti istemlerine ilişkin olup, mahkemece yazılı gerekçeyle davanın reddine karar verilmiştir.
Davacının davalı kooperatifin ortağı iken 27.07.2005 tarihli ihtarnameyle ortaklıktan istifa ettiğini davalı kooperatife bildirdiği ve bu tarihten önce kooperatif payına isabet eden taşınmazı üçüncü kişiye devretmiş olduğu anlaşılmıştır.Davacının ortaklıktan çıkma iradesini Kooperatifler Kanunu’nun 12. maddesi uyarınca kullandığı anlaşıldığından davacının çıkma iradesini kooperatife bildirdiği tarihten itibaren ortaklığının sona erdiğinin kabulü gerekir.Dairemizin 27.10.2010 günlü bozma ilamında da bu husus açıkça belirtilmiştir.Bu durumda, davaya konu olan ortaklığın sona erdiği tarihten sonraki döneme ait aidat borçlarından kural olarak ortaklığı sona eren davacının sorumlu tutulması mümkün değildir.Ancak, ortaklık hakkını devretmeden ortaklığa isabet eden konutu üçüncü kişiye devreden, daha sonra da ortaklıktan istifa eden davacının ortaklığının sona erdiği tarihten sonra istenilen aidatların niteliği, ne amaçla istendiği, hangi giderlerin karşılanmasına yönelik olduğunun tespiti gerekmektedir.O halde mahkemece, davaya konu aidatların hangi giderleri karşılamaya yönelik olduğunun tespit edilerek davacının üçüncü kişiye devrettiği konuta verilen veya verilecek olan hizmetin karşılığı olarak istenilen giderlerin konut malikinden istenebileceği, konut için yapılan veya yapılacak olan giderlerin dışında kalıp da ancak ortaklardan istenebilecek olan, ortaklıktan kaynaklanan giderlerin ise ortaklık hakkını devretmeden taşınmazını devreden, ortaklıktan da istifa eden davacıdan ancak sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre istenebileceğinin gözetilerek bu hususlar araştırılarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçeyle davanın reddi doğru görülmemiştir.Bu durumda mahkemece verilen red kararının davacı vekili tarafından temyizi üzerine kararın yukarıda açıklanan gerekçe doğrultusunda bozulması gerekirken 27.10.2010 günlü bozma ilamında belirtilen gerekçe ile bozulması doğru olmadığından davalı vekilinin karar düzeltme itirazının kabulü ile mahkemece verilen kararın yukarıda açıklanan gerekçe doğrultusunda bozulmasına karar verilmiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerden dolayı davalı vekilinin diğer karar düzeltme istemlerinin HUMK’nun 442. maddesi gereğince REDDİNE, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin karar düzeltme itirazının kabulü ile Dairemizin 27.10.2010 günlü, 2009/2708 E.-2010/10924 Karar sayılı ilamı ile verilen bozma kararının kaldırılarak mahkemece verilen kararın açıklanan değişik gerekçeyle BOZULMASINA, ödedikleri temyiz peşin, temyiz ilam ve karar düzeltme harçlarının isteği halinde karar düzeltme isteyene iadesine, 28.04.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1021132500 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz