İtirazın iptali | İcra inkar tazminatı
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2013/15056 E. 2014/16362 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
protokol↗ kesin hüküm↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, taraflar arasındaki 09/06/2011 tarihli sözleşmede, Y. Grubu'nun, M.-E. Paz. Tic. Tur. İnş. Eml. Ltd. Şti'deki "M.-E. unvanının 31/12/2010 tarihinden itibaren 1 yıl içerisinde değiştirmek suretiyle kullanımından vazgeçeceği yazılı olup Y. Grubu'nun M.-E. unvanını, B. olarak değiştirdiği, yapılan bu değişikliğin "M.-E." unvanının kullanımından vazgeçildiği anlamına gelmeyeceği, davalının bu yöndeki savunmalarında haklı olduğu, bu nedenle taraflar arasındaki 09/06/2011 tarihli Protokolün 21. maddesindeki 150.000 TL'nin davacı için kesinleşmiş bir alacak olarak nitelendirilemeyeceği ve buna dayalı olarak davacının davalıdan 150.000 TL alacak talebinde bulunmayacağı sonucuna varılarak, davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, taraflar arasında imzalanan protokole dayalı alacak istemine ilişkindir. Davacı ile davalılar A.. Ç.. ve P.. Ç.. arasında 09.06.2011 tarihinde imzalanan aralarındaki ortaklıkları sonlandırma ve devre ilişkin Protokolün 21. maddesinde, bu madde kapsamındaki borç ve alacaklar, 30.07.2011 tarihine kadar kesinleşmediğinde mevcut 31.05.2011 tarihli bakiyelerin kesinlik kazanmış sayılacağı belirtilmiştir.Söz konusu protokolün anılan maddesinde kesin hesap çıkmamakla birlikte S.. Y..'ın A.. Ç.. ve P.. Ç..'dan olan alacağının 200.000 TL'de sabitlendiği, 30.07.2011 tarihine kadar borç ve alacaklar kesinleşmediğinde mevcut 31.05.2011 tarihli bakiyelerin kesinlik kazanacağı öngörülmüş olup, bu hususların tarafların serbest iradeleri ile kararlaştırıldığı ve öngörülen alacağın istenebilmesinin de Protokolün diğer maddelerindeki yükümlülüklerin yerine getirilmesi koşuluna bağlanmadığı görülmüştür.Bu durumda mahkemece, anılan madde hükümleri nazara alınarak öncelikle taraflar arasındaki borç ve alacakların 30.07.2011 tarihine kadar kesinleştirilip kesinleştirilmediği üzerinde durulması, kesinleştirilmemiş olması halinde bu kez anılan madde uyarınca 31.05.2011 tarihli bakiyenin kesinlik kazanacak olması nedeniyle bu tarih itibariyle davacının alacağının belirlenerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, bu hususlar üzerinde durulmadan Protokolün başka bir maddesinde kararlaştırılan ve işbu davanın dayanağını teşkil eden 21. maddedeki alacak ve borç hesabı ile ilişkilendirilmemiş olan unvan kullanımı hususunda yapılan değerlendirmeye dayalı olarak davacının alacağının kesinleşmediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın bu nedenlerle davacı yararına bozulması gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
İtirazın iptali | İcra inkar tazminatı
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/6408 E. 2018/797 K.
Ortak:protokol · kesin hüküm · İtirazın iptali | İcra inkar tazminatı
İncelediğiniz karardaÇ.. arasında 09.06.2011 tarihinde imzalanan aralarındaki ortaklıkları sonlandırma ve devre ilişkin Protokolün 21. maddesinde, bu madde kapsamındaki borç ve alacaklar, 30.07.2011 tarihine kadar kesinleşmediğinde mevcut 31.05.2011 tarihli bakiyelerin kesinlik kazanmış sayılacağı belirtilmiştir.Söz konusu «protokolün» anılan maddesinde «kesin» hesap çıkmamakla birlikte S..
Dava, taraflar arasında imzalanan «protokole» dayalı alacak istemine ilişkindir.
Benzer bu kararda… mece uyulan Dairemiz bozma ilamı, iddia, savunma, ve tüm dosya kapsamına göre, taraflar arasında imzalanan 09/06/2011 tarihli ortaklığı sonlandırma ve devre ilişkin «protokolün» 21. maddesinde bu madde kapsamındaki borç ve alacaklar 30/07/2011 tarihine kadar kesinleşmediğinde mevcut 31/05/2011 tarihli bakiyelerin kesinlik kazanmış sayılacağının belirtildiği, yine anılan maddede «kesin» hesap çıkmamakla birlikte davacının davalılardan olan alacağının 200.000 TL'de sabitlendiği, 30/07/2011 tarihine kadar borç ve alacaklar kesinleşmediğinde mevcut 31/05/2011 tarihli bakiyelerin kesinlik kazanacağının kararlaştırıldığı, davalı tarafından taraflar arasındaki borç ve alacakların 30/07/2011 tarihine kadar kesinleştirildiğine dair herhangi bir belge veya delil sunulamadığı, bu durumda 31/05/2011 tarihli bakiyenin kesinlik kazandığı, gerekçesiyle davanın kabulü ile itirazın iptaline, alacak likit olmadığından ve miktarının belirlenmesi yargılanmayı gerektirdiğinden «icra inkar tazminatı» talebinin reddine karar verilmiştir.
… lerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına, itirazın iptali davasına dayanak olan icra takibinin davalı gerçek kişiler aleyhine yapılmasına ve mahkemece davaya «dahil» edilen şirketlerin de dahili dava müessesesi olmaması nedeniyle taraf sıfatını kazanmamış bulunmalarına ve takibe konu yapılan alacağın 09.06.2011 tarihli «protokolde» belirlenen «kesin» olmayan geçici alacak olduğu ve anılan protokol hükümlerine göre 30.07.2011 tarihine kadar «mutabakat» yapılarak kesinleştirilen bir alacağın takibe konu edilmemiş bulunmasına göre, davacı vekilinin tüm, davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair t …
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:tahsilat makbuzu · bilirkişi ücreti · mutabakat · icra inkar tazminatı · inkar tazminatı · dahili dava
Benzer bu kararda… mece uyulan Dairemiz bozma ilamı, iddia, savunma, ve tüm dosya kapsamına göre, taraflar arasında imzalanan 09/06/2011 tarihli ortaklığı sonlandırma ve devre ilişkin «protokolün» 21. maddesinde bu madde kapsamındaki borç ve alacaklar 30/07/2011 tarihine kadar kesinleşmediğinde mevcut 31/05/2011 tarihli bakiyelerin kesinlik kazanmış sayılacağının belirtildiği, yine anılan maddede «kesin» hesap çıkmamakla birlikte davacının davalılardan olan alacağının 200.000 TL'de sabitlendiği, 30/07/2011 tarihine kadar borç ve alacaklar kesinleşmediğinde mevcut 31/05/2011 tarihli bakiyelerin kesinlik kazanacağının kararlaştırıldığı, davalı tarafından taraflar arasındaki borç ve alacakların 30/07/2011 tarihine kadar kesinleştirildiğine dair herhangi bir belge veya delil sunulamadığı, bu durumda 31/05/2011 tarihli bakiyenin kesinlik kazandığı, gerekçesiyle davanın kabulü ile itirazın iptaline, alacak likit olmadığından ve miktarının belirlenmesi yargılanmayı gerektirdiğinden «icra inkar tazminatı» talebinin reddine karar verilmiştir.
… lerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına, itirazın iptali davasına dayanak olan icra takibinin davalı gerçek kişiler aleyhine yapılmasına ve mahkemece davaya «dahil» edilen şirketlerin de dahili dava müessesesi olmaması nedeniyle taraf sıfatını kazanmamış bulunmalarına ve takibe konu yapılan alacağın 09.06.2011 tarihli «protokolde» belirlenen «kesin» olmayan geçici alacak olduğu ve anılan protokol hükümlerine göre 30.07.2011 tarihine kadar «mutabakat» yapılarak kesinleştirilen bir alacağın takibe konu edilmemiş bulunmasına göre, davacı vekilinin tüm, davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair t …
Mahkemeleri veznesi «tahsilat makbuzuna» göre davalılar vekilince yatırıldığının anlaşılması karşısında «bilirkişi ücretinin» davalı tarafa yükletilmesi doğru olmayıp, kararın bu nedenle davalılar yararına bozulması gerekmişse de anılan yanlışlığın yeniden yargılamayı gerektirmediğinden hükmün davalılar yararına düzeltilerek onanmasına karar verilmiştir.
2- Davalılar vekilinin «bilirkişi ücretini» taraflarınca yatırıldığı, buna rağmen hüküm fıkrasında davacı tarafça yatırılmış gibi taraflarından tahsili ile davacı tarafa verilmesine karar verildiğine dair yargılama gideriyle ilgili temyiz itirazının incelenmesinde, 29.01.2013 tarihli .....
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2013/15056 E. , 2014/16362 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ BODRUM 1. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ 30/05/2013
NUMARASI 2012/84-2013/517
Taraflar arasında görülen davada Bodrum 1. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 30/05/2013 tarih ve 2012/84-2013/517 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 21/10/2014 günü başkaca gelen olmadığı yoklama ile anlaşılıp hazır bulunan davacı vekili Av. S.. K.., davalılardan A.. Ç.., P.. Ç.. ve Mak-El M. San. ve Tic. Ltd. Şti vekili Av. A.. B.. dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalılar A.. Ç.. ve P.. Ç..'nın S.. Y.. ile ortak oldukları Mak-El Müh. Ltd. Şti. ve Mak-El Paz. Tic. Ltd. Şti'nin ortalığını sonlandırma ve devir işlemleri konusunda 09/06/2011 tarihli sözleşmeyi ekleriyle birlikte imzalayarak ortaklıklarını hangi şartlarda, nasıl bitirecekleri konusunda anlaştıklarını, söz konusu sözleşmenin 21. maddesi gereğince müvekkiline ödenmesi gereken 200.000,00 TL'den 150.000,00 TL'nin ihtarlara rağmen ödenmediğini, davalılar A.. Ç.. ve P.. Ç..'ya karşı yapılan icra takibine karşı da anılan davalıların itirazda bulunduklarını ileri sürerek, borçluların takibe vaki itirazlarının iptaline, takibin devamına ve icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
[…]. Ç.. ve P.. Ç.. vekili, davanın dayanağını teşkil eden 09/06/2011 tarihli Protokolün 21. maddesine göre borç ve alacak bakiyelerinin bugün bile henüz tam bir mutabakatla doğrulanmadığını, kesinleşmeyen hususa dayalı olarak icra takibi yapılmasının usul ve yasaya aykırı olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, taraflar arasındaki 09/06/2011 tarihli sözleşmede, Y. Grubu'nun, M.-E. Paz. Tic. Tur. İnş. Eml. Ltd. Şti'deki "M.-E. unvanının 31/12/2010 tarihinden itibaren 1 yıl içerisinde değiştirmek suretiyle kullanımından vazgeçeceği yazılı olup Y. Grubu'nun M.-E. unvanını, B. olarak değiştirdiği, yapılan bu değişikliğin "M.-E." unvanının kullanımından vazgeçildiği anlamına gelmeyeceği, davalının bu yöndeki savunmalarında haklı olduğu, bu nedenle taraflar arasındaki 09/06/2011 tarihli Protokolün 21. maddesindeki 150.000 TL'nin davacı için kesinleşmiş bir alacak olarak nitelendirilemeyeceği ve buna dayalı olarak davacının davalıdan 150.000 TL alacak talebinde bulunmayacağı sonucuna varılarak, davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, taraflar arasında imzalanan protokole dayalı alacak istemine ilişkindir. Davacı ile davalılar A.. Ç.. ve P.. Ç.. arasında 09.06.2011 tarihinde imzalanan aralarındaki ortaklıkları sonlandırma ve devre ilişkin Protokolün 21. maddesinde, bu madde kapsamındaki borç ve alacaklar, 30.07.2011 tarihine kadar kesinleşmediğinde mevcut 31.05.2011 tarihli bakiyelerin kesinlik kazanmış sayılacağı belirtilmiştir.Söz konusu protokolün anılan maddesinde kesin hesap çıkmamakla birlikte S.. Y..'ın A.. Ç.. ve P.. Ç..'dan olan alacağının 200.000 TL'de sabitlendiği, 30.07.2011 tarihine kadar borç ve alacaklar kesinleşmediğinde mevcut 31.05.2011 tarihli bakiyelerin kesinlik kazanacağı öngörülmüş olup, bu hususların tarafların serbest iradeleri ile kararlaştırıldığı ve öngörülen alacağın istenebilmesinin de Protokolün diğer maddelerindeki yükümlülüklerin yerine getirilmesi koşuluna bağlanmadığı görülmüştür.Bu durumda mahkemece, anılan madde hükümleri nazara alınarak öncelikle taraflar arasındaki borç ve alacakların 30.07.2011 tarihine kadar kesinleştirilip kesinleştirilmediği üzerinde durulması, kesinleştirilmemiş olması halinde bu kez anılan madde uyarınca 31.05.2011 tarihli bakiyenin kesinlik kazanacak olması nedeniyle bu tarih itibariyle davacının alacağının belirlenerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, bu hususlar üzerinde durulmadan Protokolün başka bir maddesinde kararlaştırılan ve işbu davanın dayanağını teşkil eden 21.
maddedeki alacak ve borç hesabı ile ilişkilendirilmemiş olan unvan kullanımı hususunda yapılan değerlendirmeye dayalı olarak davacının alacağının kesinleşmediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın bu nedenlerle davacı yararına bozulması gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, takdir olunan 1.100 TL duruşma vekalet ücretinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 23/10/2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/102068200 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz