Taşıyana izafeten dava
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2013/13259 E. 2014/16197 K. ·
Kısmen onandı, kısmen bozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
taşıyana izafeten dava↗ konteyner demurajı↗ gemi acenteliği↗ taşıyan sıfatı↗ hapis hakkı↗ demuraj↗ kanuni rehin hakkı↗ rehin hakkı↗ izafeten dava↗ acente↗ aktif dava ehliyeti↗ kâr mahrumiyeti↗ rehin↗ acentelik↗ eş rızası↗ taraf ehliyeti↗ taşıyıcı↗ taşıyan↗ teslim↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, davacı taşıyanın onayı olmadan, taşıyanın menfaatini koruma yükümlülüğü bulunan ve teslim emri olmaksızın teslimatı gerçekleştiremeyecek olan davalının sorumluluğuna sebep olan olgunun, yükün gönderilene teslim edilmesiyle taşıyanın yük üzerindeki kanuni rehin hakkını kullanmaktan mahrum bırakılması olduğu, ancak bu sorumluluğun doğabilmesi için davacının, kanun rehin hakkının veya hapis hakkının temin ettiği alacak hakkını (demuraj alacağını) devam ettirmesi gerektiği, bu alacak için takip yapılmamış veya dava açılmamış ise, bu durumda sadece rehin hakkını ihlal ettiği gerekçesiyle liman idaresine başvurulamayacağı, asıl alacağı istemeksizin asıl alacağa bağlı hapis hakkının kullanılmasına engel olunmasına ilişkin hakların talep edilmesinin mümkün olmadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı davacı vekili temyiz etmiştir.
1) Dava, demuraj alacağına ilişkin olup, davacı M.. A.. taşıyan M.S. C. SA'ya izafeten ve kendi adına asaleten işbu davayı açmış olup, zaman itibariyle olaya uygulanması gereken 6762 sayılı TTK'nın 119. maddesine göre acente, aracılıkta bulunduğu veya akdettiği mukavelelerle ilgili her türlü işlemi yapar ve bu gibi mukavelelerden çıkacak ihtilaflardan dolayı acente ancak acentesi olduğu kişiye izafeten dava açabilir. Ancak somut olayda davacı acente işbu davayı kendi adına da açmıştır. Bu itibarla, mahkemece de davacının taşıyanın acentesi olduğu kabul edildiğine ve davaya konu demuraj alacağının da taşıyana ödendiği iddia ve ispat olunmadığına göre, acente adına açılan davanın davacı acente yönünden aktif dava ehliyeti olmadığı nazara alınarak reddine karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile red kararı verilmesi doğru değil ise de, davacı MSC Gemi Acenteliği tarafından açılan davada verilen ve sonucu itibariyle doğru olan red kararının açıklanan bu değişik gerekçe ile onanmasına karar vermek gerekmiştir.
2) Uyuşmazlık, taşıma konusu emtianın taşıyıcının rızası olmaksızın davalı Liman İdaresi tarafından gönderilene teslim edilmesi üzerine taşıyıcının konteyner demuraj alacağını davalıdan isteyip isteyemeyeceği noktasında toplanmaktadır. Mahkemece yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmiş ise de, mahkemenin de kabulünde olduğu gibi davalı M.. A.. taşıyan sıfatını haiz olup, taşıyanın izni veya taşıyan tarafından tanzim edilmiş izin yerine geçen bir belge olmadan malların gönderilen teslimi doğru olmadığı gibi, dava dışı gönderen ve davalı liman idaresi arasında eksik teselsül bulunmakta olup, davacı BK 51 ve 142. maddeleri gereğince müteselsil borçlulardan herbirinden zararının tahsilini isteyebiliceği hususu gözden kaçırılarak yazılı şekilde hüküm temyiz eden davacı M. S. C. SA yararına bozulması gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/15898 E. 2014/7486 K.
Ortak:taşıyana izafeten dava · hapis hakkı · demuraj · izafeten dava · acente · rehin · acentelik · taraf ehliyeti
İncelediğiniz karardaBu itibarla, mahkemece de davacının «taşıyanın» «acentesi» olduğu kabul edildiğine ve davaya konu «demuraj» alacağının da taşıyana ödendiği iddia ve ispat olunmadığına göre, «acente» adına açılan davanın davacı acente yönünden aktif dava «ehliyeti» olmadığı nazara alınarak reddine karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile red kararı verilmesi doğru değil ise de, davacı MSC Gemi Acenteliği tarafından açıla …
Mahkemece, davacı «taşıyanın» onayı olmadan, taşıyanın menfaatini koruma yükümlülüğü bulunan ve «teslim» emri olmaksızın teslimatı gerçekleştiremeyecek olan davalının sorumluluğuna sebep olan olgunun, yükün gönderilene teslim edilmesiyle taşıyanın yük üzerindeki «kanuni rehin hakkını» kullanmaktan «mahrum» bırakılması olduğu, ancak bu sorumluluğun doğabilmesi için davacının, kanun rehin hakkının veya «hapis hakkının» temin ettiği alacak hakkını («demuraj» alacağını) devam ettirmesi gerektiği, bu alacak için takip yapılmamış veya dava açılmamış ise, bu durumda sadece rehin hakkını ihlal ettiği gerekçesiyle liman idar …
SA'ya «izafeten» ve kendi adına asaleten işbu davayı açmış olup, zaman itibariyle olaya uygulanması gereken 6762 sayılı TTK'nın 119. maddesine göre «acente», aracılıkta bulunduğu veya akdettiği mukavelelerle ilgili her türlü işlemi yapar ve bu gibi mukavelelerden çıkacak ihtilaflardan dolayı acente ancak «acentesi» olduğu kişiye izafeten dava açabilir.
Benzer bu karardaŞti. gönderileni olduğu malların, üç «konişmento» tahtından iki gemi ile davacının «acentesi» olduğu dava dışı şirket tarafından, Hindistan'dan İzmir'e deniz yolu ile taşındığını, geminin varış yerine gelmeden davacının, davalı gönderilene varış ihbarnamesinde bulunduğunu, gemilerden birinin limana 15.04.2009, diğerinin ise 30.04.2009 tarihinde yanaşmasına rağmen anılan davalı tarafından 02.07.2009 tarihinde «teslim» alındığını, davalının bu süre için işleyen «demuraj bedellerini», «faturaların tebliğine» rağmen ödemediğini, diğer davalının da malların teslimi ancak «ordino» belgesinin kendisine teslimi ile yapabilecekken davalının buna aykırı hareket ederek malları teslim ettiğini ve davacının emtia üzerinde «rehin, hapis hakkını» kullanmasını engellediğini, davalı gönderenin demuraj bedelini ödemeden malları teslim almasına neden olduğunu, davacı ile aralarındaki ardiye sözleşmesi gereğince …
Ancak somut olayda davacı «acente» davayı, «taşıyana izafeten» değil, kendi adına açmış, «demuraj» alacağının da kendisine ödenmesini talep etmiştir.
Zaman itibariyle olaya uygulanması gereken 6762 sayılı TTK'nın 119. maddesine göre «acente», aracılıkta bulunduğu veya akt ettiği mukavelelerle ilgili her türlü işlemi yapar ve bu gibi mukavelelerden çıkacak ihtilaflardan dolayı acente ancak «acentesi» olduğu kişiye «izafeten» dava açabilir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:rehin ve hapis hakkı · demuraj bedeli · ordino · faturanın tebliği · geç teslim · zilyetlik · konişmento · konşimento
Benzer bu karardaŞti. gönderileni olduğu malların, üç «konişmento» tahtından iki gemi ile davacının «acentesi» olduğu dava dışı şirket tarafından, Hindistan'dan İzmir'e deniz yolu ile taşındığını, geminin varış yerine gelmeden davacının, davalı gönderilene varış ihbarnamesinde bulunduğunu, gemilerden birinin limana 15.04.2009, diğerinin ise 30.04.2009 tarihinde yanaşmasına rağmen anılan davalı tarafından 02.07.2009 tarihinde «teslim» alındığını, davalının bu süre için işleyen «demuraj bedellerini», «faturaların tebliğine» rağmen ödemediğini, diğer davalının da malların teslimi ancak «ordino» belgesinin kendisine teslimi ile yapabilecekken davalının buna aykırı hareket ederek malları teslim ettiğini ve davacının emtia üzerinde «rehin, hapis hakkını» kullanmasını engellediğini, davalı gönderenin demuraj bedelini ödemeden malları teslim almasına neden olduğunu, davacı ile aralarındaki ardiye sözleşmesi gereğince …
Şti. vekili, davacının «demuraj bedeli» talep edemeyeceğini, malların «geç teslimine» davacının sebep olduğunu, davacının, yasada bu konuda bir düzenleme olmamasına rağmen, orjinal «konişmentonun» davalı tarafından kendisine «ibrazını» ve «ordino» belgesi alınmasını talep ettiğini, ibraz edilmeyince de emtianın tescil işlemi için gerekli olan özet beyan numaralarının verilmediğini, en «son» özet beyan numaralarının Gümrük İdaresi'nden temin edilerek tescil işlemlerinin yapıldığını ve malın teslim alındığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Diğer davalı vekili, Gümrük Yönetmeliği'ne göre, diğer davalı tarafından «ibra» edilen orjinal «konişmento» diğer belgelerle karşılaştırılıp, kontrol edildikten sonra emtianın diğer davalıya «teslim» edildiğini savunarak davanın reddini istemiştir.Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacının dava dışı «taşıyanın» «acentesi» olduğu, taşıyan ve ya davacının İzmir Limanı'na gelen tüm malları Gümrük İdaresi'ne bildirmek zorunda olduğu, taşıyanın ve acentesinin yükleme limanında tanzim edilen «konşimentoyu» «ibraz» eden «yetkili hamile» malı teslimle yükümlü bulunduğu, gönderilenin taşıyan veya acentesine konişmentoyu ibraz ederek yetkili hamil olduğunu ispatlaması gerektiği, ancak bundan sonra taşıyan veya acentesinin Liman İşletmesi'ne vereceği talimatla malları teslim alabileceği, deniz yoluyla taşımalarda, malın bir limandan diğer limana taşınması sonucunda gemide teslim (FIO) «kaydı» yoksa, gemi varma limanına ulaştığında taşıyan veya acentesinin, liman idaresine başvurarak taşınan yükün boşaltma limanında gönderilene (vasıtalı- vasıtasız «zilyetliğine» geçirilmesiyle) teslimini sağladıklarını yani boşaltmayı takiben gönderilen hazır değilse teslim edilecek malın Liman İdaresi'ne bırakıldığını, Liman İdaresi'nin taşıyanın yardımcısı konumunda bulunduğu ve ancak taşıyanın veya acentesinin talimatı ile malı teslim edebileceği, somut olayda davalı gönderilen konşimentonun davacı acenteye ibraz ederek malları teslim alması gerekirken bunu yapmayarak malların «geç teslimine» neden olduğunu, diğer davalının da davacı acentenin talimatı olmadan malları teslim ettiği bu suretle davacının zararına neden olduğu gerekçesiyle davanın kabulü i …
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/3418 E. 2016/1186 K.
Ortak:taşıyan sıfatı · demuraj · izafeten dava · acente · acentelik · taraf ehliyeti · taşıyıcı · taşıyan
İncelediğiniz karardaBu itibarla, mahkemece de davacının «taşıyanın» «acentesi» olduğu kabul edildiğine ve davaya konu «demuraj» alacağının da taşıyana ödendiği iddia ve ispat olunmadığına göre, «acente» adına açılan davanın davacı acente yönünden aktif dava «ehliyeti» olmadığı nazara alınarak reddine karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile red kararı verilmesi doğru değil ise de, davacı MSC Gemi Acenteliği tarafından açıla …
SA'ya «izafeten» ve kendi adına asaleten işbu davayı açmış olup, zaman itibariyle olaya uygulanması gereken 6762 sayılı TTK'nın 119. maddesine göre «acente», aracılıkta bulunduğu veya akdettiği mukavelelerle ilgili her türlü işlemi yapar ve bu gibi mukavelelerden çıkacak ihtilaflardan dolayı acente ancak «acentesi» olduğu kişiye izafeten dava açabilir.
Mahkemece, davacı «taşıyanın» onayı olmadan, taşıyanın menfaatini koruma yükümlülüğü bulunan ve «teslim» emri olmaksızın teslimatı gerçekleştiremeyecek olan davalının sorumluluğuna sebep olan olgunun, yükün gönderilene teslim edilmesiyle taşıyanın yük üzerindeki «kanuni rehin hakkını» kullanmaktan «mahrum» bırakılması olduğu, ancak bu sorumluluğun doğabilmesi için davacının, kanun rehin hakkının veya «hapis hakkının» temin ettiği alacak hakkını («demuraj» alacağını) devam ettirmesi gerektiği, bu alacak için takip yapılmamış veya dava açılmamış ise, bu durumda sadece rehin hakkını ihlal ettiği gerekçesiyle liman idar …
Benzer bu karardaMahkemece iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacının dava dışı şirkete «izafeten» başlattığı icra takibine konu alacağın dayanağını teşkil eden iki adet faturanın davacı şirket tarafından düzenlendiği, 6102 sayılı TTK'nın 926. maddesi uyarınca bu faturalarla davacının taşıma işini bizzat üstüne aldığı ve bu nedenle «taşıyıcı» sayılması gerektiği, her ne kadar davacı taraf söz konusu faturalarda, taşımaya ilişkin «konişmentolara» atıf yapıldığı ve bu konişmentolarda kendisinin «acente» sıfatıyla yer aldığı ileri sürülmüş ise de anılan faturaların içeriğinde yer alan ibarelerin, davacının «taşıyan sıfatına» sahip olmasına engel teşkil etmediği, dolayısıyla davacının doğrudan kendi adına takip yapması gerektiği halde acente sıfatıyla takip yaptığından «aktif husumet ehliyetine» sahip bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Dava, «demuraj» alacağının tahsili için başlatılan takibe yapılan itirazın iptali istemine ilişkin olup, yukarıda yapılan özetten de anlaşılacağı üzere mahkemece, icra takibine dayanak teşkil eden faturaların davacı tarafından düzenlendiği, bu faturalarla davacının taşıma işini bizzat üstüne aldığı ve «taşıyıcı» sayılması gerektiği, taşıyıcı sayılan davacının kendi adına icra takibi yapması gerekirken «acente» sıfatıyla takip başlattığı gerekçesiyle «aktif husumet ehliyeti» yokluğundan davanın reddine karar verilmiştir.
Bu durumda,...A.Ş'nin, «taşıyıcının» «acentesi» olduğunun ve taşıyıcıya «izafeten» dava açmasında bir usulsüzlük bulunmadığının kabulü ile işin esasına girilmesi gerekirken yazılı gerekçeyle davanın reddine karar verilmesi doğru olmamış, hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:konişmento · aktif husumet ehliyeti · aktif husumet · husumet ehliyeti · husumet
Benzer bu karardaMahkemece iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacının dava dışı şirkete «izafeten» başlattığı icra takibine konu alacağın dayanağını teşkil eden iki adet faturanın davacı şirket tarafından düzenlendiği, 6102 sayılı TTK'nın 926. maddesi uyarınca bu faturalarla davacının taşıma işini bizzat üstüne aldığı ve bu nedenle «taşıyıcı» sayılması gerektiği, her ne kadar davacı taraf söz konusu faturalarda, taşımaya ilişkin «konişmentolara» atıf yapıldığı ve bu konişmentolarda kendisinin «acente» sıfatıyla yer aldığı ileri sürülmüş ise de anılan faturaların içeriğinde yer alan ibarelerin, davacının «taşıyan sıfatına» sahip olmasına engel teşkil etmediği, dolayısıyla davacının doğrudan kendi adına takip yapması gerektiği halde acente sıfatıyla takip yaptığından «aktif husumet ehliyetine» sahip bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Dava, «demuraj» alacağının tahsili için başlatılan takibe yapılan itirazın iptali istemine ilişkin olup, yukarıda yapılan özetten de anlaşılacağı üzere mahkemece, icra takibine dayanak teşkil eden faturaların davacı tarafından düzenlendiği, bu faturalarla davacının taşıma işini bizzat üstüne aldığı ve «taşıyıcı» sayılması gerektiği, taşıyıcı sayılan davacının kendi adına icra takibi yapması gerekirken «acente» sıfatıyla takip başlattığı gerekçesiyle «aktif husumet ehliyeti» yokluğundan davanın reddine karar verilmiştir.
Ancak, icra takibine dayanak faturalarda, açıkca «demuraj» alacağının doğduğu iddia olunan taşımaya ilişkin bilgiler yer aldığı gibi «konişmentolara» da atıf yapılmıştır.
Söz konusu faturalarda atıf yapılan «konişmentolardan», davalı şirketin yükleten, kendisine «izafeten» dava açılan şirketin ise «taşıyıcı» olduğu, ...
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2013/13259 E. , 2014/16197 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ İZMİR(KAPATILAN) 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ 23/05/2013
NUMARASI 2012/170-2013/191
Taraflar arasında görülen davada İzmir(Kapatılan) 6. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 23/05/2013 tarih ve 2012/170-2013/191 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava konusu meblağ 18.563 TL'nin altında bulunduğundan 6100 sayılı Kanun'un geçici 3/2. maddesi delaletiyle uygulanması gereken HUMK'nın 3156 sayılı Kanunla değişik 438. maddesi gereğince duruşma isteğinin reddiyle incelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin dava dışı MSC SA şirketinin acentesi olduğunu, davalının Alsancak Liman Terminal İşleticisi olan davalı T.. M..’nün tekel hakkı kapsamında geçici depolama görevini yerine getirdiğini, müvekkilinin acenteliğini yaptığı şirket tarafından taşınan emtianın 31.03.2009 tarihinde İzmir Alsancak Limanı’nda tahliye edildiğini, müvekkilinin ifa yardımcısı konumunda olan, ayrıca müvekkili ile aralarında ardiye sözleşmesi kurulan davalının, müvekkilinin bilgi ve talimatı olmaksızın emtiayı gönderilene teslim ettiğini, bu şekilde müvekkilinin konşimentoyu kontrol etme imkanının ortadan kalkmasına, navlun ve teferruatından doğan haklarını tahsil ve hapis hakkını kullanma olanağının yok olmasına sebebiyet veren davalının, müvekkili ile aralarındaki ardiye sözleşmesine yakırı davrandığını, 2.445.00USD demuraj bedelinin de doğru alıcıdan tahsil imkanını yitirdiğini ileri sürerek, bu tutarın 3095 Sayılı Kanun m.4/a hükmü gereğince hesaplanacak faizi ile tahsilini talep etmiştir.
Davalı vekili, müvekkilinin ilgili gümrük mevzuatı hükümleri çerçevesinde hareket ettiğini, belgeler üzerinde gerekli incelemeleri yaparak malı alıcısına teslim ettiğini, demuraj alacağının muhatabının alıcı olduğunu, müvekkilinden talep edilemeyeceğini savunarak davanın reddini talep etmiştir.
Mahkemece, davacı taşıyanın onayı olmadan, taşıyanın menfaatini koruma yükümlülüğü bulunan ve teslim emri olmaksızın teslimatı gerçekleştiremeyecek olan davalının sorumluluğuna sebep olan olgunun, yükün gönderilene teslim edilmesiyle taşıyanın yük üzerindeki kanuni rehin hakkını kullanmaktan mahrum bırakılması olduğu, ancak bu sorumluluğun doğabilmesi için davacının, kanun rehin hakkının veya hapis hakkının temin ettiği alacak hakkını (demuraj alacağını) devam ettirmesi gerektiği, bu alacak için takip yapılmamış veya dava açılmamış ise, bu durumda sadece rehin hakkını ihlal ettiği gerekçesiyle liman idaresine başvurulamayacağı, asıl alacağı istemeksizin asıl alacağa bağlı hapis hakkının kullanılmasına engel olunmasına ilişkin hakların talep edilmesinin mümkün olmadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı davacı vekili temyiz etmiştir.
1) Dava, demuraj alacağına ilişkin olup, davacı M.. A.. taşıyan M.S. C. SA'ya izafeten ve kendi adına asaleten işbu davayı açmış olup, zaman itibariyle olaya uygulanması gereken 6762 sayılı TTK'nın 119. maddesine göre acente, aracılıkta bulunduğu veya akdettiği mukavelelerle ilgili her türlü işlemi yapar ve bu gibi mukavelelerden çıkacak ihtilaflardan dolayı acente ancak acentesi olduğu kişiye izafeten dava açabilir. Ancak somut olayda davacı acente işbu davayı kendi adına da açmıştır. Bu itibarla, mahkemece de davacının taşıyanın acentesi olduğu kabul edildiğine ve davaya konu demuraj alacağının da taşıyana ödendiği iddia ve ispat olunmadığına göre, acente adına açılan davanın davacı acente yönünden aktif dava ehliyeti olmadığı nazara alınarak reddine karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile red kararı verilmesi doğru değil ise de, davacı MSC Gemi Acenteliği tarafından açılan davada verilen ve sonucu itibariyle doğru olan red kararının açıklanan bu değişik gerekçe ile onanmasına karar vermek gerekmiştir.
2) Uyuşmazlık, taşıma konusu emtianın taşıyıcının rızası olmaksızın davalı Liman İdaresi tarafından gönderilene teslim edilmesi üzerine taşıyıcının konteyner demuraj alacağını davalıdan isteyip isteyemeyeceği noktasında toplanmaktadır. Mahkemece yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmiş ise de, mahkemenin de kabulünde olduğu gibi davalı M.. A.. taşıyan sıfatını haiz olup, taşıyanın izni veya taşıyan tarafından tanzim edilmiş izin yerine geçen bir belge olmadan malların gönderilen teslimi doğru olmadığı gibi, dava dışı gönderen ve davalı liman idaresi arasında eksik teselsül bulunmakta olup, davacı BK 51 ve 142. maddeleri gereğince müteselsil borçlulardan herbirinden zararının tahsilini isteyebiliceği hususu gözden kaçırılarak yazılı şekilde hüküm temyiz eden davacı M.
S. C. SA yararına bozulması gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan davacı vekilinin temyiz itirazının reddi ile MSC G. Acenteliği tarafından açılan davada verilen kararın açıklanan değişik gerekçe ile ONANMASINA, (2) nolu bentte açıklanan nedenle davacı […] C. SA vekilinin temyiz itirazının kabulü ile hükmün temyiz eden davacı M.S.C.SA yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 22.10.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/102055000 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz