6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Tazminat

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2010/2223 E. 2012/1509 K. ·

BozulduKesinlik belirsiz

★ Emsal

Mahkemenin nitelemesi:

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
erken fesih kar mahrumiyeti haksız fesih kar kaybı kâr mahrumiyeti ticari faiz zamanaşımı def'i taşıma sözleşmesi fesih def'i işlemiş faiz kâr kaybı dahili dava avans faizi karar verilmesine yer olmadığına zamanaşımı kesin hüküm

Atıf yapılan mevzuat: TTK

Gerekçe

Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).

Mahkemece, asıl davanın kabulüne dair verilen karar Dairemizce 2. kez bozulmuş, bozmaya uyulmuş, bilirkişi raporu doğrultusunda, günün ekonomik koşulları da değerlendirilerek % 20 oranındaki kar oranının makul bulunduğu, buna göre davacının toplam kar mahrumiyetinin 52.254.09 TL olduğu, ek dava ile ilgili olarak davalı tarafın zaman aşımı itirazlarının kar mahrumiyetine ilişkin bilirkişi raporu ve Yargıtay bozma kararı ittıla tarihi olduğu dikkate alındığında yerinde olmadığı gerekçesiyle asıl davada kar kaybına ilişkin davacı tarafın talebinin kabulü ile 15.000 TL nin 21.10.2002 tarihinden itibaren avans faizi ile tahsiline, davacı tarafın diğer talepleri kesinleşmiş bulunduğundan bu konularda karar verilmesine yer olmadığına, birleşen davanın kısmen kabulü ile 37.254,09 TL nin 11.09.2009 tarihinden itibaren değişen oranlarda ticari faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir.

Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir.

1-Asıl dava, taraflar arasındaki sözleşmenin süresinden önce ve haksız olarak feshedildiği iddiasıyla, sözleşme döneminde ödenmeyen akaryakıt fiyat farkı, geç ödenen alacağın işlemiş faizi ve erken fesih nedeniyle kâr kaybı alacağının tahsili istemine ilişkin olup, mahkemece, %20 kâr oranının makul olduğu gerekçesiyle bu orana itibar edilerek yazılı şekilde hüküm tesis edilmiştir.

Oysa, hükme esas alınan bilirkişi kurulu raporu ortalama kâr haddinin %20-25 aralığında olabileceğini saptamış olup, mahkemece, bozma ilamı doğrultusunda somut olay açısından inceleme ve araştırma yapılmadan açıkça kesin bir oranı içermeyen bilirkişi raporundaki %20 kâr oranına itibar edilerek hükme esas alınması doğru görülmemiş, asıl davadaki hükmün salt bu yönden taraflar yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.

2- Davalı vekilinin birleşen davaya yönelik temyiz itirazlarına gelince; birleşen dava asıl davadaki gerekçelere dayalı kâr kaybının tahsili istemine ilişkin olup, taraflar arasındaki sözleşmenin davalı tarafından 20.06.2002 tarihinde haksız olarak feshedildiği dosya kapsamı ile sabittir. Birleşen dava ise, 13.03.2009 tarihinde açılmış olup, mahkemece davalı yanın zamanaşımı def'i kâr mahrumiyetine ilişkin bilirkişi raporu ve Yargıtay bozma kararı ittıla tarihi olduğu dikkate alınarak yerinde görülmemiştir.

Oysa, TTK'nun müruruzaman başlıklı 767. maddesi ''Haksız olarak alınan taşıma ücretinin geri alınması ve taşıma ücreti dahil olmak üzere taşıma mukavelesinden doğan bütün alacaklar bir yılda müruruzamana uğrar'' hükmünü haiz olup, zamanaşımı süresinin taşıma sözleşmesinin davalı yanın haksız fesih tarihi olan 20.06.2002 tarihinden itibaren başlayacağının kabulü gerekir. Bu bağlamda, mahkemece, davalı vekilinin usulüne uygun zamanaşımı def'inin kabulü yerine yanılgılı değerlendirmelere dayalı olarak reddi doğru bulunmamıştır.

3- Bozma neden ve şekline göre davacı vekilinin birleşen davaya ilişen temyiz itirazlarının incelenmesine gerek görülmemiştir.

Benzer Kararlar

Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.

  • Cezai Şart

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2021/5079 E. 2022/2571 K.

    Ortak:

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

11. Hukuk Dairesi         2010/2223 E.  ,  2012/1509 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ Ticaret Mahkemesi

Taraflar arasında görülen davada İzmir 5. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 17/09/2009 tarih ve 2008/824-2009/406 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 07/02/2012 günü başkaca gelen olmadığı yoklama ile anlaşılıp, hazır bulunan asıl davada ve birleşen davada davacı vekili Av. ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:

Davacı vekili asıl davada, Tekser arıtma sahasından çıkan molozun taşınması konusunda taraflar arasında imzalanan 05.01.2001 tarihli sözleşmenin 05.01.2003 tarihine kadar uzatıldığını, ancak davalı tarafın sözleşmeyi 20.06.2002 tarihinde haksız olarak feshedip taşıma işini başka şirketler aracılığı ile yapmaya başladığını, fesihten önceki alacağın faizi olarak 44.670.869.000 TL, akaryakıt fiyat farkı olarak 151.516.330.931 TL., sözleşmenin haksız feshi nedeniyle müspet zarar olarak 15.000.000.000 TL., menfi zarar olarak da 5.000.000.000 TL. olmak üzere toplam 216.187.199.931 TL. zarar meydana geldiğini ileri sürerek, bu tutarın 23.09.2002 tarihinden itibaren ticari faiziyle birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiş, birleşen davada ise, asıl davadaki gerekçelerle, 50.317.619 TL.kar mahrumiyetinin tahsilini istemiştir.

Davalı vekili asıl davada, taraflar arasındaki sözleşmenin 5/b maddesi uyarınca müvekkilinin işi durdurduğunu, bu durumun bir haksız fesih değil, sözleşmeden doğan bir hak olduğunu, cari hesaptan bakiye borcun 04.10.2002 tarihinde tümü ile ödenip ihtirazi kayıt konulmadığını, akaryakıt fiyat farkına ilişkin olarak davacı tarafından düzenlenen faturaların ödenmesinin de davacı tarafça ihtirazi kayıtsız kabul edilmesi karşısında bu bedelin de istenemeyeceğini, davacının olumlu ve olumsuz zararını talep hakkı bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiş, birleşen davada ise davanın zamanaşımı ve esas yönünden reddini savunmuştur.

Mahkemece, asıl davanın kabulüne dair verilen karar Dairemizce 2. kez bozulmuş, bozmaya uyulmuş, bilirkişi raporu doğrultusunda, günün ekonomik koşulları da değerlendirilerek % 20 oranındaki kar oranının makul bulunduğu, buna göre davacının toplam kar mahrumiyetinin 52.254.09 TL olduğu, ek dava ile ilgili olarak davalı tarafın zaman aşımı itirazlarının kar mahrumiyetine ilişkin bilirkişi raporu ve Yargıtay bozma kararı ittıla tarihi olduğu dikkate alındığında yerinde olmadığı gerekçesiyle asıl davada kar kaybına ilişkin davacı tarafın talebinin kabulü ile 15.000 TL nin 21.10.2002 tarihinden itibaren avans faizi ile tahsiline, davacı tarafın diğer talepleri kesinleşmiş bulunduğundan bu konularda karar verilmesine yer olmadığına, birleşen davanın kısmen kabulü ile 37.254,09 TL nin 11.09.2009 tarihinden itibaren değişen oranlarda ticari faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir.

Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir.

1-Asıl dava, taraflar arasındaki sözleşmenin süresinden önce ve haksız olarak feshedildiği iddiasıyla, sözleşme döneminde ödenmeyen akaryakıt fiyat farkı, geç ödenen alacağın işlemiş faizi ve erken fesih nedeniyle kâr kaybı alacağının tahsili istemine ilişkin olup, mahkemece, %20 kâr oranının makul olduğu gerekçesiyle bu orana itibar edilerek yazılı şekilde hüküm tesis edilmiştir.

Oysa, hükme esas alınan bilirkişi kurulu raporu ortalama kâr haddinin %20-25 aralığında olabileceğini saptamış olup, mahkemece, bozma ilamı doğrultusunda somut olay açısından inceleme ve araştırma yapılmadan açıkça kesin bir oranı içermeyen bilirkişi raporundaki %20 kâr oranına itibar edilerek hükme esas alınması doğru görülmemiş, asıl davadaki hükmün salt bu yönden taraflar yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.

2- Davalı vekilinin birleşen davaya yönelik temyiz itirazlarına gelince; birleşen dava asıl davadaki gerekçelere dayalı kâr kaybının tahsili istemine ilişkin olup, taraflar arasındaki sözleşmenin davalı tarafından 20.06.2002 tarihinde haksız olarak feshedildiği dosya kapsamı ile sabittir. Birleşen dava ise, 13.03.2009 tarihinde açılmış olup, mahkemece davalı yanın zamanaşımı def'i kâr mahrumiyetine ilişkin bilirkişi raporu ve Yargıtay bozma kararı ittıla tarihi olduğu dikkate alınarak yerinde görülmemiştir.

Oysa, TTK'nun müruruzaman başlıklı 767. maddesi ''Haksız olarak alınan taşıma ücretinin geri alınması ve taşıma ücreti dahil olmak üzere taşıma mukavelesinden doğan bütün alacaklar bir yılda müruruzamana uğrar'' hükmünü haiz olup, zamanaşımı süresinin taşıma sözleşmesinin davalı yanın haksız fesih tarihi olan 20.06.2002 tarihinden itibaren başlayacağının kabulü gerekir. Bu bağlamda, mahkemece, davalı vekilinin usulüne uygun zamanaşımı def'inin kabulü yerine yanılgılı değerlendirmelere dayalı olarak reddi doğru bulunmamıştır.

3- Bozma neden ve şekline göre davacı vekilinin birleşen davaya ilişen temyiz itirazlarının incelenmesine gerek görülmemiştir.

SONUÇ

Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle, taraf vekillerinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın taraflar yararına, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle kararın davalı yararına BOZULMASINA, (3) nolu bentte açıklanan nedenle davacı vekilinin birleşen davaya ilişen temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına, takdir olunan 900,00 TL duruşma vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, davalı vekili duruşmaya gelmediğinden vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz eden davalıya iadesine, 07/02/2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1019229800 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.