Haksız fiil | Alacak
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2014/4279 E. 2014/10887 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
çelişkili davranış yasağı↗ karine↗ hakkın kötüye kullanılması↗ hile↗ oy yasağı↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacının 22/02/2010 tarihinde hesabından yapılan çekim işleminden haberdar olmadığını beyan ederken; bankaya müracaatında ise nakit çekilen tutarın vadeli hesaba yatırılacağına inanarak dekontu imzaladığını ancak parayı almadığını ifade ettiği, her iki iddiasının birbiri ile çelişkili olduğu, hakkın kötüye kullanılmasının bir alt ilkesi olan çelişkili davranış yasağı çerçevesinde iş bu iddialarının dinlenemeyeceği, bir an için dinlenebilir kabul edilmesi durumunda dahi davacı tarafça banka çalışanının hile ve desise ile aldatıldığını ispatlayamadığı gibi, davacının nakit çekim fişini imzaladıktan sonra hesabındaki paranın vadeli hesaba aktarılıp aktarılmadığı hususunu üç ay boyunca kontrol etmemesinin, buna ilişkin hesap cüzdanı vs. bir belge istememesinin hayatın olay akışına uygun olmadığı, bu durumun paranın davacı tarafından alındığına dair fiili karine teşkil ettiği, hesaptaki paranın davacıya ödenmiş olduğu olgusunun ispatlandığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, dava dışı banka çalışanının usulsüz işlemlerle davacıya ait hesaptan çektiği ileri sürülen paranın davalı bankadan tahsili istemine ilişkindir. Mahkemece yukarıda yazılı gerekçeyle davanın reddine karar verilmiştir. Davacının yargılama sırasındaki beyanları ve bankaya başvuru dilekçesine delil olarak dayanması nedeniyle mahkemenin dava dilekçesiyle davacının bankaya müracaat dilekçesi arasında çelişki bulunduğu gerekçesi yerinde değildir. Davacı dilekçe ve beyanlarının çelişkili davranma yasağı kapsamında değerlendirilmesi mümkün değildir. Ayrıca davacının katılan sıfatıyla yer aldığı dava dışı banka çalışanı hakkında açılan ceza davasının sonucunun beklenilmesi, maddi olayın belirlenmesi bakımından zorunlu bulunmaktadır. Bu itibarla, mahkemece ceza mahkemesi kararının kesinleşmesinin beklenilmesi ve bundan sonra hasıl olacak sonuç çerçevesinde bir karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçeyle davanın reddi doğru görülmemiş, kararın davacı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2022/5923 E. 2023/5772 K.
Ortak:çelişkili davranış yasağı · karine · hakkın kötüye kullanılması · hile · oy yasağı
İncelediğiniz kararda… it çekilen tutarın vadeli hesaba yatırılacağına inanarak dekontu imzaladığını ancak parayı almadığını ifade ettiği, her iki iddiasının birbiri ile çelişkili olduğu, «hakkın kötüye kullanılmasının» bir alt ilkesi olan «çelişkili davranış yasağı» çerçevesinde iş bu iddialarının dinlenemeyeceği, bir an için dinlenebilir kabul edilmesi durumunda dahi davacı tarafça banka çalışanının «hile» ve desise ile aldatıldığını ispatlayamadığı gibi, davacının nakit çekim fişini imzaladıktan sonra hesabındaki paranın vadeli hesaba aktarılıp aktarılmadığı hususunu üç ay boyunca kontrol etmemesinin, buna ilişkin hesap cüzdanı vs. bir belge istememesinin hayatın olay akışına uygun olmadığı, bu durumun paranın davacı tarafından alındığına dair fiili «karine» teşkil ettiği, hesaptaki paranın davacıya ödenmiş olduğu olgusunun ispatlandığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Davacı dilekçe ve beyanlarının «çelişkili davranma yasağı» kapsamında değerlendirilmesi mümkün değildir.
Benzer bu kararda… it çekilen tutarın vadeli hesaba yatırılacağına inanarak dekontu imzaladığını ancak parayı almadığını ifade ettiği, her iki iddiasının birbiri ile çelişkili olduğu, «hakkın kötüye kullanılmasının» bir alt ilkesi olan «çelişkili davranış yasağı» çerçevesinde iş bu iddialarının dinlenemeyeceği, bir an için dinlenebilir kabul edilmesi durumunda dahi davacı tarafça banka çalışanının «hile» ve desise ile aldatıldığını ispatlayamadığı gibi, davacının nakit çekim fişini imzaladıktan sonra hesabındaki paranın vadeli hesaba aktarılıp aktarılmadığı hususunu üç ay boyunca kontrol etmemesinin, buna ilişkin hesap cüzdanı vs. bir belge istememesinin hayatın olay akışına uygun olmadığı, bu durumun paranın davacı tarafından alındığına dair fiili «karine» teşkil ettiği, hesaptaki paranın davacıya ödenmiş olduğu olgusunun ispatlandığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiş, karar davacı vekilince temyiz edilmiş …
… nedeniyle Mahkemenin dava dilekçesiyle davacının bankaya müracaat dilekçesi arasında çelişki bulunduğu gerekçesinin yerinde olmadığı, davacı dilekçe ve beyanlarının «çelişkili davranma yasağı» kapsamında değerlendirilmesinin mümkün olmadığı, ayrıca davacının katılan sıfatıyla yer aldığı dava dışı banka çalışanı hakkında açılan ceza davasının sonucunun be …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:mücerretlik · sahtelik · bekletici mesele · icazet · müktesep hak · yazılı delil · ara karar · eş rızası
Benzer bu kararda… çesinde özetle; Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunun hüküm kurmaya elverişli olmadığını, bilirkişi raporunda yapılan tüm işlemlerden davacının bilgisi ve «rızası» olduğu tespiti yapılmasına rağmen davalı bankanın kusurlu olarak gösterildiğini, ayrıca ödeme dekontlarının «sahteliği» ya da hükümsüzlüğü yönünde bir tespit olmaksızın belgelenen hukuki durumun aksi yönde kanaat bildirildiğini, dava konusu dekont üzerindeki imzaların davacıya ait olduğunun davacı beyanı ile de sabit olduğunu, aksinin «yazılı delil» ile ispatlanması gerektiğini, davacı aleyhine olan ve davacı imzasını «taşıyan» belgelere karşı aynı ispat kuvvetini haiz olmayan delillere itibar edildiğini, bu hususun silahların eşitliği ilkesine aykırı olduğunu, dekontlar üzerinde para dökümü olmamasından hareketle gerçekleşen işlemlerin boş dekont kullanılarak yapıldığı sonucuna ulaşılmasının usul ve yasaya aykırı olduğunu, her ödeme işlemine ilişkin ödeme fişi üzerinde döküm olmak zorunda olmadığını, davacının hesap hareketlerinden haberdar olması ve buna itiraz etmemesinin çeşitli hukuki sonuçları bulunduğunu, dekontlardaki imzaların davacıya ait olması hususuna rağmen, parayı alamadığına ilişkin «mücerret» iddiasından öteye geçmeyen, bu iddiayı destekleyen hiç bir delil ve belge «ibraz» edemeyen, bu güne kadar hesabından yapılan işlmelere hiç bir itirazda bulunmayıp uzun süre sessiz kalıp hesabından yapılan işlemlere «icazet» veren kabul eden ve hesabından yapılan işlemlerin davacı iradesi ve bilgisi dahilinde yapıldığı halde aksine hiç bir delil ve belge ibraz edemeyen davacı yönünden birtakım farazalardan hareketle, tediye fişinde yer alan meblağın davacıya ödenmediği kanaatine varılmasının usul ve yasaya aykırı olduğunu, davacının kendisinin boş olarak imzalayıp verdiği dekontun sonradan üzerinin doldurulduğu iddiası bulunduğunu, bu konuda uzman bir grafologdan herhangi bir rapor alınmadığını, Mahkeme tarafından «bekletici mesele» yapılması gereken ve dosya kapsamında verilen bozma ilamında açıkça belirtilen Adana 2.
Hukuk Dairesinin 2017/804 E., 2018/6653 K. sayılı onama ilamına konu dosyada ceza dosyasının «bekletici mesele» yapılmadığı anlaşılmakla bekletici meseleye ilişkin «ara» karardan dönüldüğü gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Ağır Ceza Mahkemesinin 2010/453 E. sayılı dosyasının «bekletici mesele» yapılması kararından dosya henüz kesinleşmeden dönülerek karar verilmesinin usul ve esasa aykırı olduğunu ileri sürerek kararın bozulmasına karar verilmesini istemiştir.
Ağır Ceza Mahkemesinin 2010/453 E. sayılı dosyasının sonucunun beklenmeden karar verilmiş olması usuli «müktesep hak» ilkesine aykırılık teşkil eder.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/6105 E. 2013/6867 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:reeskont faizi · yasal faiz · kusur
Benzer bu karardaBu durumda mahkemece davacıya «kusur» izafesi doğru olmamış, kararın bu sebeple davacı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir. ...- Ayrıca, dava bankacılık işleminden kaynaklanmakta olup, ticari iş mahiyetinde olması nedeniyle, talep gibi «reeskont faizine» hükmedilmesi gerekirken, «yasal faize» hükmedilmesi doğru olmamış, kararın bu sebeple de davacı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
… sil etmediğini iddia etmiş ve mahkemece de davacının boş dekontları imzalaması ve hesap cüzdanını kontrol etmemesi nedeniyle kusurlu olduğu kabul edilip davacıya da «kusur» izafe edilerek karar verilmiştir.
-
Ticari Bankacılık İşlemlerinden Kaynaklanan Davalar
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/2609 E. 2015/1178 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:zimmet · icazet · internet bankacılığı · ibra · eksik inceleme · dahili dava · e-defter
Benzer bu karardaBu durumda davacı hesaplarından para çekildikten sonra internet üzerinden hesapların kontrol edilmesi veya çekilen paraların bir kısmının davacı «defterlerine» işlenmesi «zimmete» geçirilen paraya davacının «icazet» verdiği veya bankayı «ibra» ettiği anlamına gelmez.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, usulsüz çekildiği iddia edilen paraların davacı «defterlerine» işlendiği, para çekim işlemlerinin öncesinde ve sonrasında davacı tarafından «internet bankacılığı» yolu ile hesabın kontrol edildiği, buna göre davacının yapılan işlemlere «icazet» verdiği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
… alının çalışanı tarafından usulsüz para çekildiği iddiasına dayalı alacak istemine ilişkin olup, mahkemece, çekilen para çekim işlemlerinden sonra davacı tarafından «internet bankacılığı» ile hesapların kontrol edildiği ve çekilen paraların bir kısmının davacı «defterlerine» kaydedildiği buna göre davacının usulsüz para çekim işlemlerine «icazet» verdiği kabul edilerek yazılı şekilde hüküm tesis edilmiştir.
Oysa, dosya içinde mevcut 03.10.2011 tarihli banka müfettiş raporunDa ekli davalı banka çalışanı .... tarafından kendi el yazısı verilen ifadesinde “davacı şirket «dahil» 6 ayrı şirket hesaplarından yaklaşık 1.000.000,00 TL çektiğini” ve yine açılan ceza davasında savcılık ve yargılama sırasında atılı suçu işlediğini, ancak para çekim işlemlerini banka müdürünün talimatı ile yaptığını beyan etmiş olup, davalı banka tarafından da paranın davacı tarafından çekildiği veya davacının banka çalışanı ile ortak hareket ettiği iddia ve ispat edilemediğine göre paranın davalı banka çalışanı tarafından «zimmete» geçirildiği sabittir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2014/4279 E. , 2014/10887 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ CEYHAN 2. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ 05/11/2013
NUMARASI 2010/370-2013/722
Taraflar arasında görülen davada Ceyhan 2. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 05/11/2013 tarih ve 2010/370-2013/722 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava konusu meblağ 18,563 TL'nin altında bulunduğundan 6100 sayılı Kanun'un geçici 3/2. maddesi delaletiyle uygulanması gereken HUMK'nın 3156 sayılı Kanunla değişik 438. maddesi gereğince duruşma isteğinin reddiyle incelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin davalı bankadaki hesaplarının banka personeli Şenol Katıöz'ün suistimalleri sonucunda boşaltıldığını, müvekkilinin 22/02/2010 tarihi itibari ile hesabında olması gereken 11.500,00 TL'sının bulunmadığını, ancak davalı bankanın mevduat hesabındaki parayı ödemediğini ileri sürerek, 11.500 TL'nin davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacının mevduat hesabında 22/02/2010 tarihinde gerçekleştirdiği 11.500 TL tutarındaki nakit çekim işlemine ilişkin dekont üzerindeki imzanın davacıya ait olduğunu, bu işlemden sonra davacının çeşitli tarihlerde para çekim işlemi gerçekleştirdiğini, bu nedenle hesabından para çekilmiş olduğunu bilebilecek durumda bulunduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacının 22/02/2010 tarihinde hesabından yapılan çekim işleminden haberdar olmadığını beyan ederken; bankaya müracaatında ise nakit çekilen tutarın vadeli hesaba yatırılacağına inanarak dekontu imzaladığını ancak parayı almadığını ifade ettiği, her iki iddiasının birbiri ile çelişkili olduğu, hakkın kötüye kullanılmasının bir alt ilkesi olan çelişkili davranış yasağı çerçevesinde iş bu iddialarının dinlenemeyeceği, bir an için dinlenebilir kabul edilmesi durumunda dahi davacı tarafça banka çalışanının hile ve desise ile aldatıldığını ispatlayamadığı gibi, davacının nakit çekim fişini imzaladıktan sonra hesabındaki paranın vadeli hesaba aktarılıp aktarılmadığı hususunu üç ay boyunca kontrol etmemesinin, buna ilişkin hesap cüzdanı vs.
bir belge istememesinin hayatın olay akışına uygun olmadığı, bu durumun paranın davacı tarafından alındığına dair fiili karine teşkil ettiği, hesaptaki paranın davacıya ödenmiş olduğu olgusunun ispatlandığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, dava dışı banka çalışanının usulsüz işlemlerle davacıya ait hesaptan çektiği ileri sürülen paranın davalı bankadan tahsili istemine ilişkindir. Mahkemece yukarıda yazılı gerekçeyle davanın reddine karar verilmiştir. Davacının yargılama sırasındaki beyanları ve bankaya başvuru dilekçesine delil olarak dayanması nedeniyle mahkemenin dava dilekçesiyle davacının bankaya müracaat dilekçesi arasında çelişki bulunduğu gerekçesi yerinde değildir. Davacı dilekçe ve beyanlarının çelişkili davranma yasağı kapsamında değerlendirilmesi mümkün değildir. Ayrıca davacının katılan sıfatıyla yer aldığı dava dışı banka çalışanı hakkında açılan ceza davasının sonucunun beklenilmesi, maddi olayın belirlenmesi bakımından zorunlu bulunmaktadır.
Bu itibarla, mahkemece ceza mahkemesi kararının kesinleşmesinin beklenilmesi ve bundan sonra hasıl olacak sonuç çerçevesinde bir karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçeyle davanın reddi doğru görülmemiş, kararın davacı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda açıklanan nedenlerle, kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 09/06/2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/101916500 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz