Senedin talili
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2011/248 E. 2011/4338 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
senedin talili↗ mücerret borç ikrarı↗ kayıtsız şartsız borç ikrarı↗ tahsil cirosu↗ şahsi def'i↗ talil↗ borç ikrarı↗ mücerretlik↗ lehdar↗ kötüniyet tazminatı↗ lehtar↗ bedelsizlik↗ ikrar↗ ciro↗ ifa↗ def'i↗ hamil↗ keşideci↗ uyuşmazlık konusu↗ bono↗ temlik↗ vade↗ protokol↗ haciz↗ kötüniyet↗ eksik inceleme↗ teslim↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, davacının taşınmazları devir alırken hacizli olduğunu bildiği, lehdar davalı ... şirket hissedarı olmadığı için devirleri yapmasının mümkün olmadığı, sözleşmeye göre böyle bir yükümlülüğünün de bulunmadığı, 23.8.2003 tarihli imzaları itiraza uğramayan sözleşmeye göre demirbaş eşyaların teslim edildiği, davalı ... dışındaki davalılar bakımından senedin bile bile davacının zararına iktisap edildiğinin ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine, kötüniyet tazminat istemlerinin reddine dair kararın davacı vekili tarafından temyizi üzerine Dairemizin 03.04.2010 tarihli kararı ile mahkeme kararı davacı yararına bozulmuştur.
Davalı ... vekili ve davalı ..., karar düzeltme isteminde bulunmuştur.
Dava, davalılardan ...' in '1.taraf' başlığı altında dava dışı çocukları ... ve ... ile birlikte '2.taraf' başlığı altında gösterilen davacı ile imzaladıkları 09.02.2004 tarihli protokolle dava dışı Or-San Ltd. Şti.'nin kuruluşu sırasında davacıya üç parça nomine edilmiş (dükkan, arsa ve atölye niteliğindeki) taşınmazlar ile ekli listedeki dökümü yapılan makina ve teçhizatın verilmesi, davacının da (370.000) Euro değer biçilen bu taşınır ve taşınmaz varlıklara karşılık konut ve işyeri niteliğindeki üç adet taşınmaz, nakit ve senet vermesi yolunda yapılan anlaşma uyarınca, davacının protokolde kararlaştırılan tüm edimleri yerine getirdiği halde, karşı tarafın protokolden doğan borçlarını kusurlu ve eksik ifa ettikleri,bir başka deyişle, davacıya ferağ verilecek taşınmazlar üzerindeki hacizlerin gizlenerek ayıplı halde devredildiği, protokolün 2-d maddesince vade tarihsiz olarak davalı ... lehine keşide edilen 09.02.2004 düzenleme ve 28.500 Euro bedelli bononun daha sonra vade eklenerek davalılardan ...' a gizli tahsil cirosu ile ciro edildiği, bu davalının bonoya dayalı olarak giriştiği icra takibinden doğan alacağı ise diğer davalı ...' a temlik ettiği iddiasına dayalı senede ilişkin takipten dolayı borçlu olmadığının tespiti, takip sonucu alacağa mahsuben alınan taşınmazının davacıya iadesi, satılan diğer taşınmazdan dolayı uğranılan zararın tazmini ve %40 kötüniyet tazminatının ödetilmesi istemine ilişkindir. Mahkemece, davacının taşınmazları devir alırken haciz bulunduğunu bildiği, lehdar davalı ...’in şirket hissedarı olmadığı için devirleri yapmasının mümkün olmadığı, sözleşmeye göre böyle bir yükümlülüğünün de bulunmadığı, 23.8.2003 tarihli imzaları itiraza uğramayan sözleşmeye göre demirbaş eşyaların teslim edildiği, davalı ... dışındaki davalılar bakımından senedin bile bile davacının zararına iktisap edildiğinin ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kural olarak, kambiyo ilişkisinin temelindeki hukuki ilişkiden doğan senet borçlusu ve alacaklısı arasındaki şahsi def' iler bu ilişkinin dışındaki üçüncü kişilere karşı ileri sürülemez ise de, TTK' nun 599 ve 737/2.maddeleri hükümlerince, hamilin bilerek senet borçlusunun zararına hareket etmek suretiyle senedi iktisap ettiğinin kanıtlanması halinde senet borçlusunun sahip olduğu şahsi def'ileri hamile karşı da ileri sürülebilir. Dava konusu senet kayıtsız şartsız borç ikrarına havi ise de, senedin 09.02.2004 tarihli protokole dayalı olarak verildiği taraflar arasında uyuşmazlık konusu olmadığından keşideci olan davacı protokol hükümlerinin yerine getirilmediği için senedin bedelsiz kaldığını ileri sürerek, lehtar ...’a borçlu olmadığını ileri sürebilir. Bu durumun usulüne uygun ispatından sonra TTK.599.maddesi hükmüne göre, hamilin borçlunun zararına olmak üzere ve bile bile iktisap ettiğinin ispatı gerekir. Bu itibarla Dairemizin 03.04.2010 tarihli bozma kararında belirtilen senet lehdarı davalının savunması ve anılan protokolün içeriği karşısında senedin kayıtsız şartsız bir mücerret borç ikrarı olmaktan çıktığı, senedin talil edildiği, senedi talil nedenlerinin de senet alacaklısınca ispatı gerektiği gerekçesi dava konusu olaya uygun bulunmadığından mahkemece lehdar davalı ...’in şirket ortağı veya taşınmaz maliki olmasa bile 09.02.2004 tarihli protokolle bağlı olduğu ve üstlendiği edimlerinden sorumlu olduğu göz önüne alınarak, lehtar davalı ... yanında diğer davalıların da hukuki durumunun ortaya konulan bu hukuki çerçeve içerisinde irdelenip değerlendirilerek, sonucuna göre bir karar verilmek gerekirken bu yönden eksik incelemeye dayalı yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, davalılar ... vekili ve ...’in karar düzeltme isteminin kabulü ile hükmün değişik bu gerekçeyle bozulması gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2008/11925 E. 2010/3675 K.
Ortak:senedin talili · mücerret borç ikrarı · tahsil cirosu · şahsi def'i · talil · borç ikrarı · mücerretlik · lehdar
İncelediğiniz karardaBu itibarla Dairemizin 03.04.2010 tarihli bozma kararında belirtilen senet «lehdarı» davalının savunması ve anılan «protokolün» içeriği karşısında senedin kayıtsız şartsız bir «mücerret borç ikrarı» olmaktan çıktığı, «senedin talil» edildiği, senedi talil nedenlerinin de senet alacaklısınca ispatı gerektiği gerekçesi dava konusu olaya uygun bulunmadığından mahkemece lehdar davalı ...’in şirket ortağı veya taşınmaz maliki olmasa bile 09.02.2004 tarihli protokolle bağlı olduğu ve üstlendiği edimlerinden sorumlu olduğu göz önüne alınarak, «lehtar» davalı ... yanında diğer davalıların da hukuki durumunun ortaya konulan bu hukuki çerçeve içerisinde irdelenip değerlendirilerek, sonucuna göre bir karar verilmek gerekirken bu yönden «eksik incelemeye» dayalı yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, davalılar ... vekili ve ...’in karar düzeltme isteminin kabulü ile hükmün değişik bu gerekçeyle bozulması gerekmi …
Mahkemece, davacının taşınmazları devir alırken hacizli olduğunu bildiği, «lehdar» davalı ... şirket hissedarı olmadığı için devirleri yapmasının mümkün olmadığı, sözleşmeye göre böyle bir yükümlülüğünün de bulunmadığı, 23.8.2003 tarihli imzaları itiraza uğramayan sözleşmeye göre demirbaş eşyaların «teslim» edildiği, davalı ... dışındaki davalılar bakımından senedin bile bile davacının zararına iktisap edildiğinin ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine, «kötüniyet tazminat» istemlerinin reddine dair kararın davacı vekili tarafından temyizi üzerine Dairemizin 03.04.2010 tarihli kararı ile mahkeme kararı davacı yararına bozulmuştur.
… içilen bu taşınır ve taşınmaz varlıklara karşılık konut ve işyeri niteliğindeki üç adet taşınmaz, nakit ve senet vermesi yolunda yapılan anlaşma uyarınca, davacının «protokolde» kararlaştırılan tüm edimleri yerine getirdiği halde, karşı tarafın protokolden doğan borçlarını kusurlu ve eksik «ifa» ettikleri,bir başka deyişle, davacıya ferağ verilecek taşınmazlar üzerindeki hacizlerin gizlenerek ayıplı halde devredildiği, protokolün 2-d maddesince «vade» tarihsiz olarak davalı ... lehine keşide edilen 09.02.2004 düzenleme ve 28.500 Euro bedelli «bononun» daha sonra vade eklenerek davalılardan ...' a gizli «tahsil cirosu» ile «ciro» edildiği, bu davalının bonoya dayalı olarak giriştiği icra takibinden doğan alacağı ise diğer davalı ...' a «temlik» ettiği iddiasına dayalı senede ilişkin takipten dolayı borçlu olmadığının tespiti, takip sonucu alacağa mahsuben alınan taşınmazının davacıya iadesi, satılan diğer taşınmazdan dolayı uğranılan zararın tazmini ve %40 «kötüniyet tazminatının» ödetilmesi istemine ilişkindir.
Benzer bu karardaSenet «lehdarı» davalının bu savunması ve anılan «protokolün» içeriği karşısında senedin kayıtsız şartsız bir «mücerret borç ikrarı» olmaktan çıktığı, «senedin talil» edildiği, senedi talil nedenlerinin de senet alacaklısınca ispatı gerektiği kabul edilmelidir.
Senedi takibe koyan «hamil» ve takip «alacağını temlik» alan davalılardan davaya cevaplarında ve dinlenilen tanık anlatımlarında senet alacaklısı («lehdar») ile diğer iki davalı arasında daire satışı ve başkaca borç ilişkisi ile sıhri hısımlık bağı bulunduğuna dair beyanlar üzerinde durularak «senedi talil» nedenlerini ispatla yükümlü olan lehdar davalının yanında diğer davalıların da hukuki durumunun ortaya konulan bu hukuki çerçeve içerisinde irdelenip değerlendirilerek oluşacak uygun sonuç dairesinde uyuşmazlığın çözümü gerekirken, lehdar davalının şirket ortağı veya taşınmaz maliki olmasa bile «protokolle» bağlı üstlendiği edimlerinden sorumlu olduğu gözden kaçırılarak, aksi yöndeki yanılgılı gerekçe ve 09.02.2004 tarihli protokolle yürürlükten kaldırılan 23.08.2008 tarihli protokol hükümlerine dayalı değerlendirmelerde yazılı olduğu şekilde hüküm oluşturulması doğru bulunmamış, «eksik inceleme» ve yetersiz araştırmayla verilen kararın bozulması gerekmiştir.
Çünkü, senetteki «bedel kaydının» alacaklı tarafından «talil» edilmiş olması durumunda artık alacaklı, lehine senetten doğan karineden yararlanamaz, «ispat yükü» bedel kaydını talil eden «lehdara» geçer.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:kambiyo hukuku · bedel kaydı · takibin kesinleşmesi · alacağın temliki · sözleşmeden doğan dava · ispat yükü · cy/cy kaydı
Benzer bu karardaDavacı, davalılardan ... lehine keşide ettiği «bono» ile kurulan «kambiyo hukuku» ilişkisinin temelindeki 09.02.2004 tarihli 'Protokol' başlıklı «sözleşmeden doğan» edimlerin «ifa» edilmediğini, bu nedenle senedin «bedelsiz» hale geldiğini öne sürmüş; davalı «lehdar» ise, 05.02.2007 tarihli davaya cevap dilekçesinde «protokolden» doğan tüm yükümlülüklerini yerine getirdiğini, senedi borcu karşılığında davalılardan ...' a «ciro» ettiğini, senede dayalı «takibin kesinleşmesi» üzerine de gene borcuna karşılık takip alacağının diğer davalı ...' a «temlikini» sağladığını savunmuştur.
Çünkü, senetteki «bedel kaydının» alacaklı tarafından «talil» edilmiş olması durumunda artık alacaklı, lehine senetten doğan karineden yararlanamaz, «ispat yükü» bedel kaydını talil eden «lehdara» geçer.
Senedi takibe koyan «hamil» ve takip «alacağını temlik» alan davalılardan davaya cevaplarında ve dinlenilen tanık anlatımlarında senet alacaklısı («lehdar») ile diğer iki davalı arasında daire satışı ve başkaca borç ilişkisi ile sıhri hısımlık bağı bulunduğuna dair beyanlar üzerinde durularak «senedi talil» nedenlerini ispatla yükümlü olan lehdar davalının yanında diğer davalıların da hukuki durumunun ortaya konulan bu hukuki çerçeve içerisinde irdelenip değerlendirilerek oluşacak uygun sonuç dairesinde uyuşmazlığın çözümü gerekirken, lehdar davalının şirket ortağı veya taşınmaz maliki olmasa bile «protokolle» bağlı üstlendiği edimlerinden sorumlu olduğu gözden kaçırılarak, aksi yöndeki yanılgılı gerekçe ve 09.02.2004 tarihli protokolle yürürlükten kaldırılan 23.08.2008 tarihli protokol hükümlerine dayalı değerlendirmelerde yazılı olduğu şekilde hüküm oluşturulması doğru bulunmamış, «eksik inceleme» ve yetersiz araştırmayla verilen kararın bozulması gerekmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2011/248 E. , 2011/4338 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasında görülen davada Giresun 2. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 02/04/2008 gün ve 2006/52-2008/93 sayılı kararı bozan Daire’nin 03.04.2010 gün ve 200811925- 2010/3675 sayılı kararı aleyhinde davalı ... vekili ve davalı ... tarafından karar düzeltilmesi isteğinde bulunulmuş ve karar düzeltme dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya için düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili ile davalı ... arasında 09.02.2004 tarihinde imzalanan sözleşmeye göre müvekkiline dükkan, atölye binası, arsa, makine ve teçhizat devredileceğini, müvekkilinin de buna mukabil ...’e 1.500 Euro nakit para ve tarihsiz 28.500 Euro bedelli senet verdiğini, sözleşmenin 4. maddesin de ise şirket hisse devrinin kararlaştırıldığını sözleşmeye konu atölye binası ve arsanın dava dışı ... ...’in borcundan dolayı hacizli olduğunun, tapunun müvekkiline devrinden sonradan anlaşıldığını, müvekkilinin verdiği vadesiz senedin davalı ... tarafından anlaşmaya aykırı olarak doldurulup kendi edimini yerine getirmeden senedi kötüniyetle davalı ...’a ciro edilip bu davalı tarafından kötüniyetli olarak icra takibi başlatıldığını, sonra da davalı ...’ın talimatı ile alacağın davalı ...’a temlik edildiğini, müvekkiline ait gayrımenkullerin icra dosyasında satışının yapıldığını, müvekkilinin zarara uğradığını ileri sürerek, müvekkilinin icra dosyasında borçlu olmadığının tespitine, gayrimenkulün müvekkiline iadesine, müvekkilinin satılan diğer gayrimenkulünün satışı nedeni ile uğradığı zararın tazminine, dosyaya yatan paranın kendisine ödenmesine, davalıların %40 kötüniyet tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı ... vekili, müvekkilinin davalı ...’den alacağına karşılık dava konusu senedi aldığını senedin takibe konulmasından sonra ... ile aralarında yaptıkları anlaşmaya göre davalı ...’a temlik edildiğini, kötüniyetli olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Davalı ... vekili, müvekkilinin davalı ...’dan alacağına karşılık dava konusu alacağı temlik aldığını, müvekkilinin kötüniyetli olmadığını savunmuştur.
Davalı ..., yükümlülüklerini yerine getirmesine rağmen davacının borçlarını ödemediğini, ekonomik sıkıntıya düştüğü için dava konusu senedi davalı ...’ya verdiğini, kötüniyetli olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, davacının taşınmazları devir alırken hacizli olduğunu bildiği, lehdar davalı ... şirket hissedarı olmadığı için devirleri yapmasının mümkün olmadığı, sözleşmeye göre böyle bir yükümlülüğünün de bulunmadığı, 23.8.2003 tarihli imzaları itiraza uğramayan sözleşmeye göre demirbaş eşyaların teslim edildiği, davalı ... dışındaki davalılar bakımından senedin bile bile davacının zararına iktisap edildiğinin ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine, kötüniyet tazminat istemlerinin reddine dair kararın davacı vekili tarafından temyizi üzerine Dairemizin 03.04.2010 tarihli kararı ile mahkeme kararı davacı yararına bozulmuştur.
Davalı ... vekili ve davalı ..., karar düzeltme isteminde bulunmuştur.
Dava, davalılardan ...' in '1.taraf' başlığı altında dava dışı çocukları ... ve ... ile birlikte '2.taraf' başlığı altında gösterilen davacı ile imzaladıkları 09.02.2004 tarihli protokolle dava dışı Or-San Ltd. Şti.'nin kuruluşu sırasında davacıya üç parça nomine edilmiş (dükkan, arsa ve atölye niteliğindeki) taşınmazlar ile ekli listedeki dökümü yapılan makina ve teçhizatın verilmesi, davacının da (370.000) Euro değer biçilen bu taşınır ve taşınmaz varlıklara karşılık konut ve işyeri niteliğindeki üç adet taşınmaz, nakit ve senet vermesi yolunda yapılan anlaşma uyarınca, davacının protokolde kararlaştırılan tüm edimleri yerine getirdiği halde, karşı tarafın protokolden doğan borçlarını kusurlu ve eksik ifa ettikleri,bir başka deyişle, davacıya ferağ verilecek taşınmazlar üzerindeki hacizlerin gizlenerek ayıplı halde devredildiği, protokolün 2-d maddesince vade tarihsiz olarak davalı ...
lehine keşide edilen 09.02.2004 düzenleme ve 28.500 Euro bedelli bononun daha sonra vade eklenerek davalılardan ...' a gizli tahsil cirosu ile ciro edildiği, bu davalının bonoya dayalı olarak giriştiği icra takibinden doğan alacağı ise diğer davalı ...' a temlik ettiği iddiasına dayalı senede ilişkin takipten dolayı borçlu olmadığının tespiti, takip sonucu alacağa mahsuben alınan taşınmazının davacıya iadesi, satılan diğer taşınmazdan dolayı uğranılan zararın tazmini ve %40 kötüniyet tazminatının ödetilmesi istemine ilişkindir. Mahkemece, davacının taşınmazları devir alırken haciz bulunduğunu bildiği, lehdar davalı ...’in şirket hissedarı olmadığı için devirleri yapmasının mümkün olmadığı, sözleşmeye göre böyle bir yükümlülüğünün de bulunmadığı, 23.8.2003 tarihli imzaları itiraza uğramayan sözleşmeye göre demirbaş eşyaların teslim edildiği, davalı ...
dışındaki davalılar bakımından senedin bile bile davacının zararına iktisap edildiğinin ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kural olarak, kambiyo ilişkisinin temelindeki hukuki ilişkiden doğan senet borçlusu ve alacaklısı arasındaki şahsi def' iler bu ilişkinin dışındaki üçüncü kişilere karşı ileri sürülemez ise de, TTK' nun 599 ve 737/2.maddeleri hükümlerince, hamilin bilerek senet borçlusunun zararına hareket etmek suretiyle senedi iktisap ettiğinin kanıtlanması halinde senet borçlusunun sahip olduğu şahsi def'ileri hamile karşı da ileri sürülebilir. Dava konusu senet kayıtsız şartsız borç ikrarına havi ise de, senedin 09.02.2004 tarihli protokole dayalı olarak verildiği taraflar arasında uyuşmazlık konusu olmadığından keşideci olan davacı protokol hükümlerinin yerine getirilmediği için senedin bedelsiz kaldığını ileri sürerek, lehtar ...’a borçlu olmadığını ileri sürebilir.
Bu durumun usulüne uygun ispatından sonra TTK.599.maddesi hükmüne göre, hamilin borçlunun zararına olmak üzere ve bile bile iktisap ettiğinin ispatı gerekir. Bu itibarla Dairemizin 03.04.2010 tarihli bozma kararında belirtilen senet lehdarı davalının savunması ve anılan protokolün içeriği karşısında senedin kayıtsız şartsız bir mücerret borç ikrarı olmaktan çıktığı, senedin talil edildiği, senedi talil nedenlerinin de senet alacaklısınca ispatı gerektiği gerekçesi dava konusu olaya uygun bulunmadığından mahkemece lehdar davalı ...’in şirket ortağı veya taşınmaz maliki olmasa bile 09.02.2004 tarihli protokolle bağlı olduğu ve üstlendiği edimlerinden sorumlu olduğu göz önüne alınarak, lehtar davalı ...
yanında diğer davalıların da hukuki durumunun ortaya konulan bu hukuki çerçeve içerisinde irdelenip değerlendirilerek, sonucuna göre bir karar verilmek gerekirken bu yönden eksik incelemeye dayalı yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, davalılar ... vekili ve ...’in karar düzeltme isteminin kabulü ile hükmün değişik bu gerekçeyle bozulması gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda açıklanan nedenlerle davalılar ... vekili ve ...’in karar düzeltme isteminin kabulü ile Dairemizin 03.04.2010 gün ve 2008/11925 Esas - 2010/3675 Karar sayılı bozma ilamının kaldırılmasına ve mahkeme kararının değişik gerekçe ile BOZULMASINA, ödedikleri temyiz peşin temyiz ilam ve karar düzeltme harçlarının isteği halinde karar düzeltme isteyene iadesine, 14.04.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1019149600 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz