6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Senedin talili

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2011/248 E. 2011/4338 K. ·

BozulduKesinlik belirsiz

★ Emsal

Mahkemenin nitelemesi: Ticari şirketler

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
senedin talili mücerret borç ikrarı kayıtsız şartsız borç ikrarı tahsil cirosu şahsi def'i talil borç ikrarı mücerretlik lehdar kötüniyet tazminatı lehtar bedelsizlik ikrar ciro ifa def'i hamil keşideci uyuşmazlık konusu bono temlik vade protokol haciz kötüniyet eksik inceleme teslim

Atıf yapılan mevzuat: İİK · TTK — TTK 599

Gerekçe

Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).

Mahkemece, davacının taşınmazları devir alırken hacizli olduğunu bildiği, lehdar davalı ... şirket hissedarı olmadığı için devirleri yapmasının mümkün olmadığı, sözleşmeye göre böyle bir yükümlülüğünün de bulunmadığı, 23.8.2003 tarihli imzaları itiraza uğramayan sözleşmeye göre demirbaş eşyaların teslim edildiği, davalı ... dışındaki davalılar bakımından senedin bile bile davacının zararına iktisap edildiğinin ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine, kötüniyet tazminat istemlerinin reddine dair kararın davacı vekili tarafından temyizi üzerine Dairemizin 03.04.2010 tarihli kararı ile mahkeme kararı davacı yararına bozulmuştur.

Davalı ... vekili ve davalı ..., karar düzeltme isteminde bulunmuştur.

Dava, davalılardan ...' in '1.taraf' başlığı altında dava dışı çocukları ... ve ... ile birlikte '2.taraf' başlığı altında gösterilen davacı ile imzaladıkları 09.02.2004 tarihli protokolle dava dışı Or-San Ltd. Şti.'nin kuruluşu sırasında davacıya üç parça nomine edilmiş (dükkan, arsa ve atölye niteliğindeki) taşınmazlar ile ekli listedeki dökümü yapılan makina ve teçhizatın verilmesi, davacının da (370.000) Euro değer biçilen bu taşınır ve taşınmaz varlıklara karşılık konut ve işyeri niteliğindeki üç adet taşınmaz, nakit ve senet vermesi yolunda yapılan anlaşma uyarınca, davacının protokolde kararlaştırılan tüm edimleri yerine getirdiği halde, karşı tarafın protokolden doğan borçlarını kusurlu ve eksik ifa ettikleri,bir başka deyişle, davacıya ferağ verilecek taşınmazlar üzerindeki hacizlerin gizlenerek ayıplı halde devredildiği, protokolün 2-d maddesince vade tarihsiz olarak davalı ... lehine keşide edilen 09.02.2004 düzenleme ve 28.500 Euro bedelli bononun daha sonra vade eklenerek davalılardan ...' a gizli tahsil cirosu ile ciro edildiği, bu davalının bonoya dayalı olarak giriştiği icra takibinden doğan alacağı ise diğer davalı ...' a temlik ettiği iddiasına dayalı senede ilişkin takipten dolayı borçlu olmadığının tespiti, takip sonucu alacağa mahsuben alınan taşınmazının davacıya iadesi, satılan diğer taşınmazdan dolayı uğranılan zararın tazmini ve %40 kötüniyet tazminatının ödetilmesi istemine ilişkindir. Mahkemece, davacının taşınmazları devir alırken haciz bulunduğunu bildiği, lehdar davalı ...’in şirket hissedarı olmadığı için devirleri yapmasının mümkün olmadığı, sözleşmeye göre böyle bir yükümlülüğünün de bulunmadığı, 23.8.2003 tarihli imzaları itiraza uğramayan sözleşmeye göre demirbaş eşyaların teslim edildiği, davalı ... dışındaki davalılar bakımından senedin bile bile davacının zararına iktisap edildiğinin ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

Kural olarak, kambiyo ilişkisinin temelindeki hukuki ilişkiden doğan senet borçlusu ve alacaklısı arasındaki şahsi def' iler bu ilişkinin dışındaki üçüncü kişilere karşı ileri sürülemez ise de, TTK' nun 599 ve 737/2.maddeleri hükümlerince, hamilin bilerek senet borçlusunun zararına hareket etmek suretiyle senedi iktisap ettiğinin kanıtlanması halinde senet borçlusunun sahip olduğu şahsi def'ileri hamile karşı da ileri sürülebilir. Dava konusu senet kayıtsız şartsız borç ikrarına havi ise de, senedin 09.02.2004 tarihli protokole dayalı olarak verildiği taraflar arasında uyuşmazlık konusu olmadığından keşideci olan davacı protokol hükümlerinin yerine getirilmediği için senedin bedelsiz kaldığını ileri sürerek, lehtar ...’a borçlu olmadığını ileri sürebilir. Bu durumun usulüne uygun ispatından sonra TTK.599.maddesi hükmüne göre, hamilin borçlunun zararına olmak üzere ve bile bile iktisap ettiğinin ispatı gerekir. Bu itibarla Dairemizin 03.04.2010 tarihli bozma kararında belirtilen senet lehdarı davalının savunması ve anılan protokolün içeriği karşısında senedin kayıtsız şartsız bir mücerret borç ikrarı olmaktan çıktığı, senedin talil edildiği, senedi talil nedenlerinin de senet alacaklısınca ispatı gerektiği gerekçesi dava konusu olaya uygun bulunmadığından mahkemece lehdar davalı ...’in şirket ortağı veya taşınmaz maliki olmasa bile 09.02.2004 tarihli protokolle bağlı olduğu ve üstlendiği edimlerinden sorumlu olduğu göz önüne alınarak, lehtar davalı ... yanında diğer davalıların da hukuki durumunun ortaya konulan bu hukuki çerçeve içerisinde irdelenip değerlendirilerek, sonucuna göre bir karar verilmek gerekirken bu yönden eksik incelemeye dayalı yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, davalılar ... vekili ve ...’in karar düzeltme isteminin kabulü ile hükmün değişik bu gerekçeyle bozulması gerekmiştir.

Benzer Kararlar

Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.

  • Senedin talili

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2008/11925 E. 2010/3675 K.

    Ortak:

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

11. Hukuk Dairesi         2011/248 E.  ,  2011/4338 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasında görülen davada Giresun 2. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 02/04/2008 gün ve 2006/52-2008/93 sayılı kararı bozan Daire’nin 03.04.2010 gün ve 200811925- 2010/3675 sayılı kararı aleyhinde davalı ... vekili ve davalı ... tarafından karar düzeltilmesi isteğinde bulunulmuş ve karar düzeltme dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya için düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:

Davacı vekili, müvekkili ile davalı ... arasında 09.02.2004 tarihinde imzalanan sözleşmeye göre müvekkiline dükkan, atölye binası, arsa, makine ve teçhizat devredileceğini, müvekkilinin de buna mukabil ...’e 1.500 Euro nakit para ve tarihsiz 28.500 Euro bedelli senet verdiğini, sözleşmenin 4. maddesin de ise şirket hisse devrinin kararlaştırıldığını sözleşmeye konu atölye binası ve arsanın dava dışı ... ...’in borcundan dolayı hacizli olduğunun, tapunun müvekkiline devrinden sonradan anlaşıldığını, müvekkilinin verdiği vadesiz senedin davalı ... tarafından anlaşmaya aykırı olarak doldurulup kendi edimini yerine getirmeden senedi kötüniyetle davalı ...’a ciro edilip bu davalı tarafından kötüniyetli olarak icra takibi başlatıldığını, sonra da davalı ...’ın talimatı ile alacağın davalı ...’a temlik edildiğini, müvekkiline ait gayrımenkullerin icra dosyasında satışının yapıldığını, müvekkilinin zarara uğradığını ileri sürerek, müvekkilinin icra dosyasında borçlu olmadığının tespitine, gayrimenkulün müvekkiline iadesine, müvekkilinin satılan diğer gayrimenkulünün satışı nedeni ile uğradığı zararın tazminine, dosyaya yatan paranın kendisine ödenmesine, davalıların %40 kötüniyet tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalı ... vekili, müvekkilinin davalı ...’den alacağına karşılık dava konusu senedi aldığını senedin takibe konulmasından sonra ... ile aralarında yaptıkları anlaşmaya göre davalı ...’a temlik edildiğini, kötüniyetli olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.

Davalı ... vekili, müvekkilinin davalı ...’dan alacağına karşılık dava konusu alacağı temlik aldığını, müvekkilinin kötüniyetli olmadığını savunmuştur.

Davalı ..., yükümlülüklerini yerine getirmesine rağmen davacının borçlarını ödemediğini, ekonomik sıkıntıya düştüğü için dava konusu senedi davalı ...’ya verdiğini, kötüniyetli olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.

Mahkemece, davacının taşınmazları devir alırken hacizli olduğunu bildiği, lehdar davalı ... şirket hissedarı olmadığı için devirleri yapmasının mümkün olmadığı, sözleşmeye göre böyle bir yükümlülüğünün de bulunmadığı, 23.8.2003 tarihli imzaları itiraza uğramayan sözleşmeye göre demirbaş eşyaların teslim edildiği, davalı ... dışındaki davalılar bakımından senedin bile bile davacının zararına iktisap edildiğinin ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine, kötüniyet tazminat istemlerinin reddine dair kararın davacı vekili tarafından temyizi üzerine Dairemizin 03.04.2010 tarihli kararı ile mahkeme kararı davacı yararına bozulmuştur.

Davalı ... vekili ve davalı ..., karar düzeltme isteminde bulunmuştur.

Dava, davalılardan ...' in '1.taraf' başlığı altında dava dışı çocukları ... ve ... ile birlikte '2.taraf' başlığı altında gösterilen davacı ile imzaladıkları 09.02.2004 tarihli protokolle dava dışı Or-San Ltd. Şti.'nin kuruluşu sırasında davacıya üç parça nomine edilmiş (dükkan, arsa ve atölye niteliğindeki) taşınmazlar ile ekli listedeki dökümü yapılan makina ve teçhizatın verilmesi, davacının da (370.000) Euro değer biçilen bu taşınır ve taşınmaz varlıklara karşılık konut ve işyeri niteliğindeki üç adet taşınmaz, nakit ve senet vermesi yolunda yapılan anlaşma uyarınca, davacının protokolde kararlaştırılan tüm edimleri yerine getirdiği halde, karşı tarafın protokolden doğan borçlarını kusurlu ve eksik ifa ettikleri,bir başka deyişle, davacıya ferağ verilecek taşınmazlar üzerindeki hacizlerin gizlenerek ayıplı halde devredildiği, protokolün 2-d maddesince vade tarihsiz olarak davalı ...

lehine keşide edilen 09.02.2004 düzenleme ve 28.500 Euro bedelli bononun daha sonra vade eklenerek davalılardan ...' a gizli tahsil cirosu ile ciro edildiği, bu davalının bonoya dayalı olarak giriştiği icra takibinden doğan alacağı ise diğer davalı ...' a temlik ettiği iddiasına dayalı senede ilişkin takipten dolayı borçlu olmadığının tespiti, takip sonucu alacağa mahsuben alınan taşınmazının davacıya iadesi, satılan diğer taşınmazdan dolayı uğranılan zararın tazmini ve %40 kötüniyet tazminatının ödetilmesi istemine ilişkindir. Mahkemece, davacının taşınmazları devir alırken haciz bulunduğunu bildiği, lehdar davalı ...’in şirket hissedarı olmadığı için devirleri yapmasının mümkün olmadığı, sözleşmeye göre böyle bir yükümlülüğünün de bulunmadığı, 23.8.2003 tarihli imzaları itiraza uğramayan sözleşmeye göre demirbaş eşyaların teslim edildiği, davalı ...

dışındaki davalılar bakımından senedin bile bile davacının zararına iktisap edildiğinin ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

Kural olarak, kambiyo ilişkisinin temelindeki hukuki ilişkiden doğan senet borçlusu ve alacaklısı arasındaki şahsi def' iler bu ilişkinin dışındaki üçüncü kişilere karşı ileri sürülemez ise de, TTK' nun 599 ve 737/2.maddeleri hükümlerince, hamilin bilerek senet borçlusunun zararına hareket etmek suretiyle senedi iktisap ettiğinin kanıtlanması halinde senet borçlusunun sahip olduğu şahsi def'ileri hamile karşı da ileri sürülebilir. Dava konusu senet kayıtsız şartsız borç ikrarına havi ise de, senedin 09.02.2004 tarihli protokole dayalı olarak verildiği taraflar arasında uyuşmazlık konusu olmadığından keşideci olan davacı protokol hükümlerinin yerine getirilmediği için senedin bedelsiz kaldığını ileri sürerek, lehtar ...’a borçlu olmadığını ileri sürebilir.

Bu durumun usulüne uygun ispatından sonra TTK.599.maddesi hükmüne göre, hamilin borçlunun zararına olmak üzere ve bile bile iktisap ettiğinin ispatı gerekir. Bu itibarla Dairemizin 03.04.2010 tarihli bozma kararında belirtilen senet lehdarı davalının savunması ve anılan protokolün içeriği karşısında senedin kayıtsız şartsız bir mücerret borç ikrarı olmaktan çıktığı, senedin talil edildiği, senedi talil nedenlerinin de senet alacaklısınca ispatı gerektiği gerekçesi dava konusu olaya uygun bulunmadığından mahkemece lehdar davalı ...’in şirket ortağı veya taşınmaz maliki olmasa bile 09.02.2004 tarihli protokolle bağlı olduğu ve üstlendiği edimlerinden sorumlu olduğu göz önüne alınarak, lehtar davalı ...

yanında diğer davalıların da hukuki durumunun ortaya konulan bu hukuki çerçeve içerisinde irdelenip değerlendirilerek, sonucuna göre bir karar verilmek gerekirken bu yönden eksik incelemeye dayalı yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, davalılar ... vekili ve ...’in karar düzeltme isteminin kabulü ile hükmün değişik bu gerekçeyle bozulması gerekmiştir.

SONUÇ

Yukarıda açıklanan nedenlerle davalılar ... vekili ve ...’in karar düzeltme isteminin kabulü ile Dairemizin 03.04.2010 gün ve 2008/11925 Esas - 2010/3675 Karar sayılı bozma ilamının kaldırılmasına ve mahkeme kararının değişik gerekçe ile BOZULMASINA, ödedikleri temyiz peşin temyiz ilam ve karar düzeltme harçlarının isteği halinde karar düzeltme isteyene iadesine, 14.04.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1019149600 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.