Yabancı mahkeme kararının tenfizi | Kararın tenfizi
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2014/3974 E. 2014/6164 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
5718 sayılı möhuk↗ yabancı mahkeme ilamı↗ usulüne uygun tebliğ↗ kısıtlılık↗ möhuk 47↗ cy/cy şerhi↗ tenfiz↗ tebligat↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, tenfizi istenen yabancı mahkeme kararının ilk olarak davalılara 09.04.2009 ve 07.10.2009 tarihlerinde posta yoluyla tebliğ edildiği, kararın 06.10.2009 tarihinde postaya verilmek üzere tebliğe çıkartıldığı belirtilerek iki hafta sonrası olan 20.10.2009 tarihinde temyiz süresinin geçtiğinden bahisle kesinleştiğinin 02.04.2012 tarihinde karara şerh verildiği, bilahare davacı vekilinin talebi üzerine davalılara 11.10.2010 ve 13.10.2010 tarihinde Bakanlık kanalı ile usulüne uygun karar tebliğlerinin yapılmasına rağmen davalılar tarafından yasal süresi içerisinde karara karşı yapılan itirazın, kararın 06.10.2009 tarihinde posta yoluyla tebliğ edildiği ve kesinleştiğinden bahisle reddedildiği, Hamm Yüksek Eyalet Mahkemesi'nin kararında belirtilen hususlar ile kararın davalılara doğrudan posta yolu ile tebliğ yoluna gidilmesinden dolayı davalıların savunma ve temyiz hakkının kısıtlandığı ve engellendiği, yabancı mahkeme kararının usulüne uygun tebliğ edilmediğinden yabancı mahkeme tarafından verilen kesinleşme şerhinin de bir önem ifade etmeyeceği, yurtdışında faaliyet gösteren şirket ve şahıslara, yurtiçi tebligat yapılmasının, keza Hamm Yüksek Eyalet Mahkemesi'nin karar gerekçesinde açıkladığı hususların kamu düzeninden olan Türk Usül ve Tebliğ Yasalarına aykırılık oluşturduğu, kaldı ki; Yüksek Eyalet Mahkemesi kararı gereğince, tenfize konu yabancı mahkeme kararında şerh edilen karar tebliğ ve kesinleşme tarihlerinin de usulüne uygun olmadığı, bu durumda MÖHUK'nın 50. maddesi gereğince ortada kesinleşmiş bir karar olduğundan söz edilemeyeceği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazları yerinde değildir.
2- Dava, yabancı mahkeme kararının tenfizi istemine ilişkindir. Mahkemece, davalılardan H.. B.. yönünden de aynı gerekçeyle tenfiz isteminin reddine karar verilmiş ise de, usulünce kesinleşmiş yabancı mahkeme kararlarının 5718 sayılı MÖHUK’nın 54. maddesinde belirtilen şartlara aykırı olmadığı sürece tenfizine karar verilmesi gerekmektedir.
Somut olayda, tenfizi istenen Dortmund Asliye Hukuk Mahkemesi tarafından verilen kararın adı geçen davalıya Adalet Bakanlığı Uluslararası Hukuk ve Dış İlişkiler Genel Müdürlüğü aracılığı ile tebliğ edildiği ve süresinde yasal yollara başvurulmadan kesinleşmiş bulunduğu, davalı H.. B.. tarafından yabancı mahkeme ilamının tebliğine ilişkin bir itiraz da bulunmadığı anlaşılmakla, 5718 sayılı MÖHUK’nın 54. maddesine aykırı bir durum da söz konusu olmadığına göre davalı H.. B.. yönünden yabancı mahkeme kararının tenfizine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yabancı mahkeme kararının tenfizi | Kararın tenfizi
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/4886 E. 2014/6784 K.
Ortak:usulüne uygun tebliğ · kısıtlılık · cy/cy şerhi · tenfiz · tebligat · Yabancı mahkeme kararının tenfizi, Kararın tenfizi
İncelediğiniz karardaMahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, «tenfizi» istenen yabancı mahkeme kararının ilk olarak davalılara 09.04.2009 ve 07.10.2009 tarihlerinde posta yoluyla tebliğ edildiği, kararın 06.10.2009 tarihinde postaya verilmek üzere tebliğe çıkartıldığı belirtilerek iki hafta sonrası olan 20.10.2009 tarihinde temyiz süresinin geçtiğinden bahisle kesinleştiğinin 02.04.2012 tarihinde karara «şerh» verildiği, bilahare davacı vekilinin talebi üzerine davalılara 11.10.2010 ve 13.10.2010 tarihinde Bakanlık kanalı ile usulüne uygun karar tebliğlerinin yapılmasına rağmen davalılar tarafından yasal süresi içerisinde karara karşı yapılan itirazın, kararın 06.10.2009 tarihinde posta yoluyla tebliğ edildiği ve kesinleştiğinden bahisle reddedildiği, Hamm Yüksek Eyalet Mahkemesi'nin kararında belirtilen hususlar ile kararın davalılara doğrudan posta yolu ile tebliğ yoluna gidilmesinden dolayı davalıların savunma ve temyiz hakkının «kısıtlandığı» ve engellendiği, yabancı mahkeme kararının «usulüne uygun tebliğ» edilmediğinden yabancı mahkeme tarafından verilen kesinleşme şerhinin de bir önem ifade etmeyeceği, yurtdışında faaliyet gösteren şirket ve şahıslara, yurtiçi «tebligat» yapılmasının, keza Hamm Yüksek Eyalet Mahkemesi'nin karar gerekçesinde açıkladığı hususların kamu düzeninden olan Türk Usül ve Tebliğ Yasalarına aykırılık oluşturd …
2- Dava, yabancı mahkeme kararının «tenfizi» istemine ilişkindir.
B.. yönünden de aynı gerekçeyle «tenfiz» isteminin reddine karar verilmiş ise de, usulünce kesinleşmiş yabancı mahkeme kararlarının 5718 sayılı MÖHUK’nın 54. maddesinde belirtilen şartlara aykırı olmadığı sürece tenfizine karar verilmesi gerekmektedir.
Benzer bu kararda… a tebliğe çıkartıldığı, kararın iki hafta sonrası olan 25.11.2009 tarihinde davalıya tebliğ edildiğinin kabul edildiği, kararın kesinleştiğinin 18.10.2011 tarihinde «şerh» verildiği, bilahare davacı vekilinin talebi üzerine davalılara 07.04.2011 ve 08.04.2011 tarihlerinde Bakanlık kanalı ile usulüne uygun karar tebliğinin yapılmasına rağmen davalı şirket tarafından yasal süresi içerisinde karara karşı yapılan itirazın, kararın 11.11.2009 tarihinde posta yoluyla tebliğ edildiği ve kesinleştiğinden bahisle reddedildiği, Hamm Bölge Mahkemesi'nin kararında belirtildiği şekilde kararın davalılara doğrudan posta yolu ile tebliğ yoluna gidilmesinden dolayı davalının savunma ve temyiz hakkının «kısıtlandığı» ve engellendiği, yabancı mahkeme kararının «usulüne uygun tebliğ» edilmediğinden yabancı mahkeme tarafından verilen kesinleşme şerhinin de bir önem ifade etmeyeceği, yurtdışında faaliyet gösteren şirkete, yurtiçi «tebligat» yapılmasının, keza Hamm Bölge Mahkemesi'nin karar gerekçesinde açıkladığı hususların kamu düzeninden olan Türk Usül ve Tebliğ Yasalarına aykırılık oluşturduğu, kaldı ki; bölge mahkemesi kararı gereğince, «tenfize» konu yabancı mahkeme kararında şerh edilen karar tebliğ ve kesinleşme tarihlerinin de usulüne uygun olmadığı, bu durumda MÖHUK'nın 50. maddesi gereğince ortada kes …
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazları yerinde değildir 2- Dava, yabancı mahkeme kararının «tenfizi» istemine ilişkin olup, mahkemece, davalılardan H..
B.. yönünden de aynı gerekçeyle «tenfiz» isteminin reddine karar verilmiş ise de, usulünce kesinleşmiş yabancı mahkeme kararlarının 5718 sayılı MÖHUK’nın 54. maddesinde belirtilen şartlara aykırı olmadığı sürece tenfizine karar verilmesi gerekmektedir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
-
Yabancı mahkeme kararının tenfizi
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/12630 E. 2013/23724 K.
Ortak:tenfiz
İncelediğiniz karardaMahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, «tenfizi» istenen yabancı mahkeme kararının ilk olarak davalılara 09.04.2009 ve 07.10.2009 tarihlerinde posta yoluyla tebliğ edildiği, kararın 06.10.2009 tarihinde postaya verilmek üzere tebliğe çıkartıldığı belirtilerek iki hafta sonrası olan 20.10.2009 tarihinde temyiz süresinin geçtiğinden bahisle kesinleştiğinin 02.04.2012 tarihinde karara «şerh» verildiği, bilahare davacı vekilinin talebi üzerine davalılara 11.10.2010 ve 13.10.2010 tarihinde Bakanlık kanalı ile usulüne uygun karar tebliğlerinin yapılmasına rağmen davalılar tarafından yasal süresi içerisinde karara karşı yapılan itirazın, kararın 06.10.2009 tarihinde posta yoluyla tebliğ edildiği ve kesinleştiğinden bahisle reddedildiği, Hamm Yüksek Eyalet Mahkemesi'nin kararında belirtilen hususlar ile kararın davalılara doğrudan posta yolu ile tebliğ yoluna gidilmesinden dolayı davalıların savunma ve temyiz hakkının «kısıtlandığı» ve engellendiği, yabancı mahkeme kararının «usulüne uygun tebliğ» edilmediğinden yabancı mahkeme tarafından verilen kesinleşme şerhinin de bir önem ifade etmeyeceği, yurtdışında faaliyet gösteren şirket ve şahıslara, yurtiçi «tebligat» yapılmasının, keza Hamm Yüksek Eyalet Mahkemesi'nin karar gerekçesinde açıkladığı hususların kamu düzeninden olan Türk Usül ve Tebliğ Yasalarına aykırılık oluşturd …
2- Dava, yabancı mahkeme kararının «tenfizi» istemine ilişkindir.
B.. yönünden de aynı gerekçeyle «tenfiz» isteminin reddine karar verilmiş ise de, usulünce kesinleşmiş yabancı mahkeme kararlarının 5718 sayılı MÖHUK’nın 54. maddesinde belirtilen şartlara aykırı olmadığı sürece tenfizine karar verilmesi gerekmektedir.
Benzer bu karardaMahkemece, tüm dosya kapsamına göre, 5718 sayılı MÖHUK'un 54. maddesinde düzenlenen «tenfiz» şartlarının oluştuğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Dava, yabancı mahkeme kararının «tenfizi» istemine ilişkin olup, mahkemece, yazılı şekilde davanın kabulüne karar verilmiştir.
Yabancı bir mahkeme kararının «tenfizine» karar verilebilmesi için yabancı mahkeme kararının, tenfiz davasının açıldığı tarih itibariyle usulüne uygun olarak kesinleşmiş olması gerekmektedir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:ibraz
Benzer bu karardaSomut olayda, davacı vekili tarafından dosyaya tercümesi «ibraz» edilen Hamm Eyalet Yüksek Mahkemesi kararının kesinleşme tarihi 01.10.2013 olup işbu dava ise 28.12.2012 tarihinde açılmış bulunmaktadır.
-
Yabancı mahkeme kararının tenfizi
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/12403 E. 2013/11189 K.
Ortak:tenfiz
İncelediğiniz karardaMahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, «tenfizi» istenen yabancı mahkeme kararının ilk olarak davalılara 09.04.2009 ve 07.10.2009 tarihlerinde posta yoluyla tebliğ edildiği, kararın 06.10.2009 tarihinde postaya verilmek üzere tebliğe çıkartıldığı belirtilerek iki hafta sonrası olan 20.10.2009 tarihinde temyiz süresinin geçtiğinden bahisle kesinleştiğinin 02.04.2012 tarihinde karara «şerh» verildiği, bilahare davacı vekilinin talebi üzerine davalılara 11.10.2010 ve 13.10.2010 tarihinde Bakanlık kanalı ile usulüne uygun karar tebliğlerinin yapılmasına rağmen davalılar tarafından yasal süresi içerisinde karara karşı yapılan itirazın, kararın 06.10.2009 tarihinde posta yoluyla tebliğ edildiği ve kesinleştiğinden bahisle reddedildiği, Hamm Yüksek Eyalet Mahkemesi'nin kararında belirtilen hususlar ile kararın davalılara doğrudan posta yolu ile tebliğ yoluna gidilmesinden dolayı davalıların savunma ve temyiz hakkının «kısıtlandığı» ve engellendiği, yabancı mahkeme kararının «usulüne uygun tebliğ» edilmediğinden yabancı mahkeme tarafından verilen kesinleşme şerhinin de bir önem ifade etmeyeceği, yurtdışında faaliyet gösteren şirket ve şahıslara, yurtiçi «tebligat» yapılmasının, keza Hamm Yüksek Eyalet Mahkemesi'nin karar gerekçesinde açıkladığı hususların kamu düzeninden olan Türk Usül ve Tebliğ Yasalarına aykırılık oluşturd …
2- Dava, yabancı mahkeme kararının «tenfizi» istemine ilişkindir.
B.. yönünden de aynı gerekçeyle «tenfiz» isteminin reddine karar verilmiş ise de, usulünce kesinleşmiş yabancı mahkeme kararlarının 5718 sayılı MÖHUK’nın 54. maddesinde belirtilen şartlara aykırı olmadığı sürece tenfizine karar verilmesi gerekmektedir.
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma ve dosya kapsamına göre, Hamm Eyalet Mahkemesi'nce verilen kararın «kamu düzenine» aykırı bulunmadığı, «tenfiz» şartlarının oluştuğu gerekçesiyle, davanın kabulüne karar verilmiştir.
2- Dava, yabancı mahkeme kararının «tenfizi» istemine ilişkindir.
Dairemizce «tenfiz» davalarının nitelikleri itibariyle «eda davası» değil, «tespit davası» mahiyetinde kabul edilmesi nedeniyle, bu davalarda maktu harca ve «vekalet ücretine» hükmedilmesi gerekirken, «nispi harca» ve vekalet ücretine hükmedilmesi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle temyiz eden yararına bozulması gerekmiş ise de, kanuna aykırı olan bu yanlışlığın giderilmesi …
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:nispi karar harcı · eda davası · tespit davası · kamu düzeni · vekalet ücreti
Benzer bu karardaDairemizce «tenfiz» davalarının nitelikleri itibariyle «eda davası» değil, «tespit davası» mahiyetinde kabul edilmesi nedeniyle, bu davalarda maktu harca ve «vekalet ücretine» hükmedilmesi gerekirken, «nispi harca» ve vekalet ücretine hükmedilmesi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle temyiz eden yararına bozulması gerekmiş ise de, kanuna aykırı olan bu yanlışlığın giderilmesi …
Mahkemece, iddia, savunma ve dosya kapsamına göre, Hamm Eyalet Mahkemesi'nce verilen kararın «kamu düzenine» aykırı bulunmadığı, «tenfiz» şartlarının oluştuğu gerekçesiyle, davanın kabulüne karar verilmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2014/3974 E. , 2014/6164 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ KONYA 1. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ 30/12/2013
NUMARASI 2013/482-2013/724
Taraflar arasında görülen davada Konya 1. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 30/12/2013 tarih ve 2013/482-2013/724 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, Almanya Dortmund Asliye Hukuk Mahkemesi tarafından verilen 17.08.2009 tarih ve 3 O 178/09 numaralı kararın kesinleştiğini ileri sürerek, bu kararın ve masraf tespit kararının tenfizine karar verilmesini talep ve dava etmiştir
Davalı vekili, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, tenfizi istenen yabancı mahkeme kararının ilk olarak davalılara 09.04.2009 ve 07.10.2009 tarihlerinde posta yoluyla tebliğ edildiği, kararın 06.10.2009 tarihinde postaya verilmek üzere tebliğe çıkartıldığı belirtilerek iki hafta sonrası olan 20.10.2009 tarihinde temyiz süresinin geçtiğinden bahisle kesinleştiğinin 02.04.2012 tarihinde karara şerh verildiği, bilahare davacı vekilinin talebi üzerine davalılara 11.10.2010 ve 13.10.2010 tarihinde Bakanlık kanalı ile usulüne uygun karar tebliğlerinin yapılmasına rağmen davalılar tarafından yasal süresi içerisinde karara karşı yapılan itirazın, kararın 06.10.2009 tarihinde posta yoluyla tebliğ edildiği ve kesinleştiğinden bahisle reddedildiği, Hamm Yüksek Eyalet Mahkemesi'nin kararında belirtilen hususlar ile kararın davalılara doğrudan posta yolu ile tebliğ yoluna gidilmesinden dolayı davalıların savunma ve temyiz hakkının kısıtlandığı ve engellendiği, yabancı mahkeme kararının usulüne uygun tebliğ edilmediğinden yabancı mahkeme tarafından verilen kesinleşme şerhinin de bir önem ifade etmeyeceği, yurtdışında faaliyet gösteren şirket ve şahıslara, yurtiçi tebligat yapılmasının, keza Hamm Yüksek Eyalet Mahkemesi'nin karar gerekçesinde açıkladığı hususların kamu düzeninden olan Türk Usül ve Tebliğ Yasalarına aykırılık oluşturduğu, kaldı ki;
Yüksek Eyalet Mahkemesi kararı gereğince, tenfize konu yabancı mahkeme kararında şerh edilen karar tebliğ ve kesinleşme tarihlerinin de usulüne uygun olmadığı, bu durumda MÖHUK'nın 50. maddesi gereğince ortada kesinleşmiş bir karar olduğundan söz edilemeyeceği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazları yerinde değildir.
2- Dava, yabancı mahkeme kararının tenfizi istemine ilişkindir. Mahkemece, davalılardan H.. B.. yönünden de aynı gerekçeyle tenfiz isteminin reddine karar verilmiş ise de, usulünce kesinleşmiş yabancı mahkeme kararlarının 5718 sayılı MÖHUK’nın 54. maddesinde belirtilen şartlara aykırı olmadığı sürece tenfizine karar verilmesi gerekmektedir.
Somut olayda, tenfizi istenen Dortmund Asliye Hukuk Mahkemesi tarafından verilen kararın adı geçen davalıya Adalet Bakanlığı Uluslararası Hukuk ve Dış İlişkiler Genel Müdürlüğü aracılığı ile tebliğ edildiği ve süresinde yasal yollara başvurulmadan kesinleşmiş bulunduğu, davalı H.. B.. tarafından yabancı mahkeme ilamının tebliğine ilişkin bir itiraz da bulunmadığı anlaşılmakla, 5718 sayılı MÖHUK’nın 54. maddesine aykırı bir durum da söz konusu olmadığına göre davalı H.. B.. yönünden yabancı mahkeme kararının tenfizine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz eden davacıya iadesine, 31/03/2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/101910700 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz