6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Haksız Rekabeti Tespiti ve Men'i

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2008/13599 E. 2010/5418 K. ·

BozulduKesinlik belirsiz

★ Emsal

Mahkemenin nitelemesi:

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
bilirkişi raporları arasında çelişki bilirkişi incelemesi iltibas

Atıf yapılan mevzuat: İİK · HUMK

Gerekçe

Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).

Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna dayanılarak, davacının 1997 yılında 7, 9 ve 11.sınıf emtealar yönünden "..." markasını tescil ettirdiği ve bu emtealar bakımından marka üzerinde 556 sayılı KHK'nın 8/3.maddesi uyarınca gerçek hak sahipliğinin davacıya ait olduğu, tarafların markalarının asli unsurunun "..." ibaresi olup davalıya ait markalardaki şekil ve sözcüklerin sonuca etkili bulunmadığı, bu durumda 11.sınıfta yer alan küçük ev aletleri yönünden iltibasa yol açabileceği ve davalı markalarının 11/6.sınıf emtealar için hükümsüzlüğünün gerektiği, davacının markasının ilgili sektörde tanınmış marka olduğu, ancak bu durumun farklı sınıflar için kendiliğinden bir koruma sağlamayıp 556 sayılı KHK'nın 8/4.maddesinde yazılı koşuların mevcudiyetinin ispatının gerektiği, somut uyuşmazlıkta davacı markasının tanınmışlığının bu korumayı hak edecek ölçüde olmadığı, zira bu korumanın çok büyük ölçüde tanınmışlığın varlığına bağlı olduğu, davacının markasının farklı mal ve hizmetlerde kulanılması halinde davacı markasının refleks olarak akla gelmeyeceği, ayrıca somut olayda 8/4.maddede belirtilen haksız yararlanma, itibarına zarar verme ve ayırt edici karakterini zedeleme halerinin mevcut olmadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, davacı markasının 07.06.2004 tarihi itibariyle 556 sayılı KHK'nın 7/1-i maddesi anlamında tanınmış marka olduğunun tespiti ile davalıya ait markaların dava tarihinde yürürlükte bulunan sınıflandırmaya göre 11/6. sınıfta yer alan "pişirmede ve kaynatmada kullanılan elektrikle ve gazla çalışan aletler, makinalar ve cihazlar: tost makinaları, ekmek kızartma makinaları, fritözler, ızgaralar, griler, fırınlar, ocaklar, mısır patlatıcılar, otokılavlar, kahve ve çay pişirme makinaları, su kaynatıcılar ve bunlara ait parçalar emteası yönünden hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine karar verilmiştir.

Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.

1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin aşağıdaki bent kapsamı dışında kalan ve yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.

2- Ancak dava, 556 sayılı KHK.’ye dayalı tanınmışlığın tespiti ve davalı markalarının hükümsüzlüğü istemlerine ilişkindir.

Dosyaya sunulan bilgi ve belgelerle bilirkişi raporlarından, davacı markasının 7, 9 ve 11. sınıflarda, davalı markalarının ise 1, 11 ve 20. sınıflarda tescilli bulunduğu, tarafların markalarının asli unsurunun “...” ibaresi olduğu, davacının “...” markasının elektrikli küçük ev aletleri alanında ciddi bir ekonomik değere sahip bulunduğu, davacı şirketin cirosu, yaptığı reklam harcamaları, yurt çapındaki yetkili servisleri ve satış yerleri dikkate alındığında, ilgili sektörde tanındığı anlaşılmaktadır.

Mahkemece bu konuda görüşüne başvurulan 06.08.2007 tarihli bilirkişi raporunda, somut uyuşmazlıkta 556 sayılı KHK.’nin 8/4. maddesinde belirtilen koşulların oluştuğu, davacının tanınmışlığından yararlanan davalı markalarının tescilli olduğu tüm sınıflar için hükümsüzlüğüne karar verilmesi gerektiği bildirilmiş, 28.02.2008 tarihli ikinci bilirkişi heyeti raporunda da aynı sonuca ulaşılmıştır. Ancak ikinci bilirkişi heyeti tarafından hazırlanan 30.05.2008 tarihli ek raporda bu kez, 11. sınıfın tamamı için davalı markalarının hükümsüzlüğüne karar verilmesi gerektiği, bu sınıf haricindeki 1 ve 20. sınıflar yönünden ise 8/4. maddesindeki hallerin gerçekleştiği konusunda davacı tarafından yeterli kanıt sunulmadığı belirtilmiştir. Dolayısıyla mevcut bilirkişi raporları arasında, davalı markalarının hangi sınıflarda hükümsüzlüğüne karar verilmesi gerektiği konusunda çelişki meydana gelmiştir. Mahkemece, davacı markasının 556 sayılı KHK.’nin 7/1-i maddesi anlamında tanınmış marka olduğu kabul edilmiş, ancak bilirkişi raporları arasındaki çelişki giderilmeden, üstelik hiçbir bilirkişi raporunda belirtilmeyen bir şekilde, davalı markasının sadece 11. sınıfın 6. alt grubunda yer alan emtealar için hükümsüzlüğüne karar verilmiştir.

Oysa, 556 sayılı KHK. uyarınca bir markanın tanınmışlık niteliğinin bulunup bulunmadığının ve bir olayda anılan KHK.’nin 8/4. maddesinde belirtilen “haksız yarar sağlanması, markanın itibarına zarar verilmesi ve markanın ayırt edici karakterinin zedelenmesi” koşullarının mevcut olup olmadığının tespiti özel ve teknik bilgiyi gerektiren bir konudur. Somut olayda da mahkemece bu işin çözümünde teknik bilgi ve birikimin gerekliliğine inanılarak bilirkişi incelemesi yaptırıldığına göre, verilen rapor yetersiz, noksan veya müphem ise HUMK.’nun 283. maddesi gereğince, bilirkişiden açıklama ile yeni ek rapor istenebileceği gibi, 284. madde gereğince yeni bir bilirkişi heyeti oluşturularak yeni bir rapor da alınabilir.

Bu durum karşısında mahkemece, somut olayda böyle bir inceleme yaptırılmadan bilirkişi raporunda belirtilen görüşün aksine bir karar verilmesi doğru olmadığı gibi, bilirkişi raporları arasındaki çelişki giderilmeden karar verilmesi dahi doğru olmamış, kararın bozulması gerekmiştir.

Benzer Kararlar

Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.

  • Markanın Hükümsüzlüğü

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/8612 E. 2013/22724 K.

    Ortak:

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

11. Hukuk Dairesi         2008/13599 E.  ,  2010/5418 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ İstanbul 4.Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasında görülen davada İstanbul 4.Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 20/06/2008 tarih ve 2006/634-2008/177 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:

Davacı vekili, müvekkilinin 1962 yılında çeşitli makine parçaları üreten birk şahıs şirketi olarak kurulup 1982 yılında anonim şirket şeklinde faaliyetine devam ettiğini, 1995 yılında da "..." markası ile küçük ev aletleri üretimi yapmaya başladığını, bunda başarılı olunca da sonraki tüm faaliyetlerini anılan marka ile devam ettirdiğini, "..." markasının 1997 yılında 7,9 ve 11.sınıf1arda yer alan emtealar için adına tescil edildiğini, bu çalışmalar sonucunda anılan markanın tanınmış hale geldiğini, davalının ise 2004/17020 no'lu "... EFES" ve 2005/42223 no'lu "..." markalarını, müvekkilinin markalarının tanınmışlığından haksız şekilde faydalanmak amacıyla 1, 11 ve 20.sınıflarda adına tescil ettirdiğini ileri sürerek, müvekkilinin markasının tanınmış marka olduğunun kabulü ile davalı markalarının hükümsüzlüğünü, müvekkili markasının tanınmışlık düzeyine ulaşmadığının kabul edilmesi halinde ise markanın gerçek sahibi müvekkili olduğundan, davalı markalarının 11.sınıfta yer alan emtealar yönünden hükümsüzlüğünü talep ve dava etmiştir.

Davalı vekili, davanın reddini savunmuştur.

Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna dayanılarak, davacının 1997 yılında 7, 9 ve 11.sınıf emtealar yönünden "..." markasını tescil ettirdiği ve bu emtealar bakımından marka üzerinde 556 sayılı KHK'nın 8/3.maddesi uyarınca gerçek hak sahipliğinin davacıya ait olduğu, tarafların markalarının asli unsurunun "..." ibaresi olup davalıya ait markalardaki şekil ve sözcüklerin sonuca etkili bulunmadığı, bu durumda 11.sınıfta yer alan küçük ev aletleri yönünden iltibasa yol açabileceği ve davalı markalarının 11/6.sınıf emtealar için hükümsüzlüğünün gerektiği, davacının markasının ilgili sektörde tanınmış marka olduğu, ancak bu durumun farklı sınıflar için kendiliğinden bir koruma sağlamayıp 556 sayılı KHK'nın 8/4.maddesinde yazılı koşuların mevcudiyetinin ispatının gerektiği, somut uyuşmazlıkta davacı markasının tanınmışlığının bu korumayı hak edecek ölçüde olmadığı, zira bu korumanın çok büyük ölçüde tanınmışlığın varlığına bağlı olduğu, davacının markasının farklı mal ve hizmetlerde kulanılması halinde davacı markasının refleks olarak akla gelmeyeceği, ayrıca somut olayda 8/4.maddede belirtilen haksız yararlanma, itibarına zarar verme ve ayırt edici karakterini zedeleme halerinin mevcut olmadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, davacı markasının 07.06.2004 tarihi itibariyle 556 sayılı KHK'nın 7/1-i maddesi anlamında tanınmış marka olduğunun tespiti ile davalıya ait markaların dava tarihinde yürürlükte bulunan sınıflandırmaya göre 11/6.

sınıfta yer alan "pişirmede ve kaynatmada kullanılan elektrikle ve gazla çalışan aletler, makinalar ve cihazlar: tost makinaları, ekmek kızartma makinaları, fritözler, ızgaralar, griler, fırınlar, ocaklar, mısır patlatıcılar, otokılavlar, kahve ve çay pişirme makinaları, su kaynatıcılar ve bunlara ait parçalar emteası yönünden hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine karar verilmiştir.

Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.

1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin aşağıdaki bent kapsamı dışında kalan ve yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.

2- Ancak dava, 556 sayılı KHK.’ye dayalı tanınmışlığın tespiti ve davalı markalarının hükümsüzlüğü istemlerine ilişkindir.

Dosyaya sunulan bilgi ve belgelerle bilirkişi raporlarından, davacı markasının 7, 9 ve 11. sınıflarda, davalı markalarının ise 1, 11 ve 20. sınıflarda tescilli bulunduğu, tarafların markalarının asli unsurunun “...” ibaresi olduğu, davacının “...” markasının elektrikli küçük ev aletleri alanında ciddi bir ekonomik değere sahip bulunduğu, davacı şirketin cirosu, yaptığı reklam harcamaları, yurt çapındaki yetkili servisleri ve satış yerleri dikkate alındığında, ilgili sektörde tanındığı anlaşılmaktadır.

Mahkemece bu konuda görüşüne başvurulan 06.08.2007 tarihli bilirkişi raporunda, somut uyuşmazlıkta 556 sayılı KHK.’nin 8/4. maddesinde belirtilen koşulların oluştuğu, davacının tanınmışlığından yararlanan davalı markalarının tescilli olduğu tüm sınıflar için hükümsüzlüğüne karar verilmesi gerektiği bildirilmiş, 28.02.2008 tarihli ikinci bilirkişi heyeti raporunda da aynı sonuca ulaşılmıştır. Ancak ikinci bilirkişi heyeti tarafından hazırlanan 30.05.2008 tarihli ek raporda bu kez, 11. sınıfın tamamı için davalı markalarının hükümsüzlüğüne karar verilmesi gerektiği, bu sınıf haricindeki 1 ve 20. sınıflar yönünden ise 8/4. maddesindeki hallerin gerçekleştiği konusunda davacı tarafından yeterli kanıt sunulmadığı belirtilmiştir.

Dolayısıyla mevcut bilirkişi raporları arasında, davalı markalarının hangi sınıflarda hükümsüzlüğüne karar verilmesi gerektiği konusunda çelişki meydana gelmiştir. Mahkemece, davacı markasının 556 sayılı KHK.’nin 7/1-i maddesi anlamında tanınmış marka olduğu kabul edilmiş, ancak bilirkişi raporları arasındaki çelişki giderilmeden, üstelik hiçbir bilirkişi raporunda belirtilmeyen bir şekilde, davalı markasının sadece 11. sınıfın 6. alt grubunda yer alan emtealar için hükümsüzlüğüne karar verilmiştir.

Oysa, 556 sayılı KHK. uyarınca bir markanın tanınmışlık niteliğinin bulunup bulunmadığının ve bir olayda anılan KHK.’nin 8/4. maddesinde belirtilen “haksız yarar sağlanması, markanın itibarına zarar verilmesi ve markanın ayırt edici karakterinin zedelenmesi” koşullarının mevcut olup olmadığının tespiti özel ve teknik bilgiyi gerektiren bir konudur. Somut olayda da mahkemece bu işin çözümünde teknik bilgi ve birikimin gerekliliğine inanılarak bilirkişi incelemesi yaptırıldığına göre, verilen rapor yetersiz, noksan veya müphem ise HUMK.’nun 283. maddesi gereğince, bilirkişiden açıklama ile yeni ek rapor istenebileceği gibi, 284. madde gereğince yeni bir bilirkişi heyeti oluşturularak yeni bir rapor da alınabilir.

Bu durum karşısında mahkemece, somut olayda böyle bir inceleme yaptırılmadan bilirkişi raporunda belirtilen görüşün aksine bir karar verilmesi doğru olmadığı gibi, bilirkişi raporları arasındaki çelişki giderilmeden karar verilmesi dahi doğru olmamış, kararın bozulması gerekmiştir.

SONUÇ

Yukarıda (1) no’lu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine, (2) no’lu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 17.05.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1019091800 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.