Yurtiçi taşıyıcı sorumluluk sigortası
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2009/11386 E. 2011/3789 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
yurtiçi taşıyıcı sorumluluk sigortası↗ taşıyıcı sorumluluk sigortası↗ sovtaj değeri↗ alt taşıyan↗ asıl taşıyıcı↗ üst taşıyıcı↗ sovtaj↗ eksper raporu↗ halefiyet↗ taşıyıcının sorumluluğu↗ gerçek zarar↗ sorumluluk sigortası↗ ziya↗ taşıyıcı↗ taşıyan↗ sigorta poliçesi↗ hasar↗ eksik inceleme↗ temerrüt↗ temsil↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, olaydan sonra düzenlenen eksper raporunda taşınan lastik emtiasının %30'luk kısmında gözle görülen hasar bulunduğunun saptandığı, sigortalı ve lastik firması yetkililerince düzenlenen tutanakta ise lastiklerin tamamının kullanılmaz halde bulunması nedeniyle imha edildiğinin belirtildiği, ekspertiz raporu tarihinin, imha tutanağı tarihinden sonra olmasına rağmen lastiklerdeki hasarın tespit edilmeyerek imhaya gönderildiğini belirtmesinin kuşku uyandırıcı nitelikte olduğunu ve lastiklerde %30 oranında hasar bulunduğu gerekçesiyle 5.572,90 TL'nın temerrüt faiziyle birlikte davalılardan tahsiline, fazlaya ilişin istemin reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili ile davalı şirket temsilcisi ayrı ayrı temyiz etmiştir.
1) Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre davacı vekili ile davalı şirket vekilinin aşağıdaki bentler kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2) Dava, yurtiçi taşıyıcı sorumluluk sigorta poliçesine dayalı rucuen alacak istemine ilişkindir. TTK’nun 787/2 maddesine göre asıl taşıyıcının alt taşıyana dava açabilmesi için taşınan malın asıl sahibine tazminat ödemiş olması veya bu yüzden kendisi aleyhine dava açılmış olması gerekmektedir. Bu husus dava şartlarından olduğundan mahkemece üst taşıyıcıya halefiyen açılan davada da bu hususun kendiliğinden gözetilmesi gerekmektedir. Mahkemece bu yön üzerinde durulmadan, doğrudan işin esasına girilerek karar verilmesi doğru görülmediğinden davalı şirket vekilinin temyiz itirazının kabulü ile kararın bozulması gerekmiştir.
3) Kabule göre de, ödenecek hasar bedelinin tespitinde uyuşmazlık esas itibariyle, kaza sonrası hasarın mahiyetinin ne olduğu noktasında toplanmaktadır. Bu durumda, lastiklerin ne kadarının tamamen ziya uğradığı, tamamen ziya uğramayan kısım varsa bunların sovtaj değeri bulunup bulunmadığı, aralarında kimyager ve araç lastiklerinden anlayan bilirkişilerin bulunduğu bilirkişi kurulundan ek rapor alınarak gerçek zararın belirlenerek oluşacak sonuca göre bir karar verilmek gerekirken, yetersiz bilirkişi raporu ve eksik incelemeye dayalı yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2005/7964 E. 2006/8410 K.
Ortak:temsil
İncelediğiniz karardaKararı, davacı vekili ile davalı şirket «temsilcisi» ayrı ayrı temyiz etmiştir.
Benzer bu karardaAŞ.) adına ve bu şirketi «temsilen» imzalanmamış olması ve uyuşmazlığın yukarıda açıklanan niteliği ve seyri itibariyle, davalı C… … Lastik San.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:tahkim sözleşmesi · tahkim şartı · tahkim · hakem kararı · ihtiyati tedbir · mirasçılık · hisse devir sözleşmesi · ihtiyati haciz
Benzer bu karardaMahkemece, toplanan kanıtlara dayanılarak, davacılar vekili tarafından talep sonucunun «ıslah» edilerek "marka devrinin tespiti ve muarazanın önlenmesinin" istendiği, taraflar arasındaki sözleşmenin 6/1 nci maddesinde «tahkim» iradesinin açık ve «kesin» biçimde ortaya konulduğu, bu maddede "acil durumlarda mahkemeler nezdinde «ihtiyati haciz», «ihtiyati tedbir» gibi talep ve almanın saklı olduğunun" belirtilmesinin bir hukuki zorunluluğu açıklamak amaçlı olduğu ve tahkim iradesinin açık ve kesin olduğu sonucunu değiştirmeyeceği, uyuşmazlığın «kamu düzenine» ilişkin bulunmaması ve HUMK.nun 518 nci maddesinde belirtilen tarafların arzusuna tabi olmayan meselelerden de olmaması nedeniyle «tahkim şartının» «geçersizliğinin» ileri sürülemeyeceği, «tahkim sözleşmesinin» tarafların «mirasçılarını» ve alacağı taraflardan birinden devralan kişileri de bağlayacağından, davacı gerçek kişilerin kurduğu diğer davacı A… … A.Ş. ile dava konusu markanın adına tescilli bulunduğu davalı C… … A.Ş.nin de tahkim şartı ile bağlı oldukları gerekçesiyle, HUMK.nun 516 vd. maddeleri uyarınca uyuşmazlığın çözümü «hakeme» ait bulunduğundan dava dilekçesinin görev yönünden reddine karar verilmiştir.
Asliye Ticaret Mahkemesi'nde görülen yargılama sonucunda, davalının «hisse devir sözleşmesinin» tarafı olmadığı ve taraflar arasında bir «tahkim sözleşmesinin» de bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş ve bu karar temyiz edilmeksizin kesinleşmiştir.
AŞ., sözleşmede taraf değildir ve sözleşmenin 6. maddesinde de belirtildiği üzere, «tahkim şartı» sadece bu sözleşmenin tarafları için uygulanır.
AŞ.'ni, davacı gerçek kişilerin veya davalı C… … GmbH Şirketi'nin halefi veya bu kişilerden alacak devralan bir şirket olarak kabul etmek ve bu nedenle «tahkim şartının», davalı C… … Lastik San AŞ. hakkında uygulanması gerektiğini söyleyebilmek de mümkün değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/18424 E. 2014/18351 K.
Ortak:temerrüt
İncelediğiniz kararda… ia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, olaydan sonra düzenlenen eksper raporunda taşınan lastik emtiasının %30'luk kısmında gözle görülen «hasar» bulunduğunun saptandığı, sigortalı ve lastik firması yetkililerince düzenlenen tutanakta ise lastiklerin tamamının kullanılmaz halde bulunması nedeniyle imha edildiğinin belirtildiği, «ekspertiz raporu» tarihinin, imha tutanağı tarihinden sonra olmasına rağmen lastiklerdeki hasarın tespit edilmeyerek imhaya gönderildiğini belirtmesinin kuşku uyandırıcı nitelikte olduğunu ve lastiklerde %30 oranında hasar bulunduğu gerekçesiyle 5.572,90 TL'nın «temerrüt» faiziyle birlikte davalılardan tahsiline, fazlaya ilişin istemin reddine karar verilmiştir.
Benzer bu karardaA..’den «temerrüt faizi» ile birlikte tahsiline karar verilmiştir.
A.Ş.’nin kullandığı kredi nedeniyle borç hesaplaması yapılırken «temerrüt faizi» oranı %160 olarak uygulanmış ise de alacağa dayanak yapılan 27.06.1997 ve 11.08.1997 tarihli «kredi sözleşmelerinde» temerrüt faizi oranı açıkça %140 olarak belirlendiğine göre bu oran üzerinden faiz hesaplanması gerekirken, %160 oranından hesaplama yapılması doğru olmamış, kararın bu nedenle de bozulması gerekmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:infisah · feri müdahil · ipotek · kefalet · genel kredi sözleşmesi · uyuşmazlık konusu · kefil · temerrüt faizi
Benzer bu karardaA..’den «temerrüt faizi» ile birlikte tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davalılar vekili ile «feri müdahil» T..
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre davalılar vekili ile «feri müdahil» vekilinin aşağıdaki bent kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2- Dava, «genel kredi sözleşmesine» dayalı alacağın tahsili istemine ilişkindir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2009/11386 E. , 2011/3789 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasında görülen davada Sarayköy Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 25/06/2008 tarih ve 2005/401-2008/211 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili ile davalı şirket temsilcisi tarafından ayrı ayrı istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili tarafından yurtiçi taşıyıcı zorunlu sigorta poliçesiyle sigortalı olan TNT Lojistik Hiz. A.Ş tarafından davalı şirketin maliki diğer davalının sürücüsü olduğu araçla taşınan araç lastiği emtiasının sürücünün tam kusuruyla meydana gelen kazada uğranılan hasara bedelinin sigortalıya ödendiğini ileri sürerek, 19.743,,00 TL’nın davalılardan temerrüt faiziyle birlikte rücuen tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalılar, davaya cevap vermemişlerdir.
Mahkemece, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, olaydan sonra düzenlenen eksper raporunda taşınan lastik emtiasının %30'luk kısmında gözle görülen hasar bulunduğunun saptandığı, sigortalı ve lastik firması yetkililerince düzenlenen tutanakta ise lastiklerin tamamının kullanılmaz halde bulunması nedeniyle imha edildiğinin belirtildiği, ekspertiz raporu tarihinin, imha tutanağı tarihinden sonra olmasına rağmen lastiklerdeki hasarın tespit edilmeyerek imhaya gönderildiğini belirtmesinin kuşku uyandırıcı nitelikte olduğunu ve lastiklerde %30 oranında hasar bulunduğu gerekçesiyle 5.572,90 TL'nın temerrüt faiziyle birlikte davalılardan tahsiline, fazlaya ilişin istemin reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili ile davalı şirket temsilcisi ayrı ayrı temyiz etmiştir.
1) Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre davacı vekili ile davalı şirket vekilinin aşağıdaki bentler kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2) Dava, yurtiçi taşıyıcı sorumluluk sigorta poliçesine dayalı rucuen alacak istemine ilişkindir. TTK’nun 787/2 maddesine göre asıl taşıyıcının alt taşıyana dava açabilmesi için taşınan malın asıl sahibine tazminat ödemiş olması veya bu yüzden kendisi aleyhine dava açılmış olması gerekmektedir. Bu husus dava şartlarından olduğundan mahkemece üst taşıyıcıya halefiyen açılan davada da bu hususun kendiliğinden gözetilmesi gerekmektedir. Mahkemece bu yön üzerinde durulmadan, doğrudan işin esasına girilerek karar verilmesi doğru görülmediğinden davalı şirket vekilinin temyiz itirazının kabulü ile kararın bozulması gerekmiştir.
3) Kabule göre de, ödenecek hasar bedelinin tespitinde uyuşmazlık esas itibariyle, kaza sonrası hasarın mahiyetinin ne olduğu noktasında toplanmaktadır. Bu durumda, lastiklerin ne kadarının tamamen ziya uğradığı, tamamen ziya uğramayan kısım varsa bunların sovtaj değeri bulunup bulunmadığı, aralarında kimyager ve araç lastiklerinden anlayan bilirkişilerin bulunduğu bilirkişi kurulundan ek rapor alınarak gerçek zararın belirlenerek oluşacak sonuca göre bir karar verilmek gerekirken, yetersiz bilirkişi raporu ve eksik incelemeye dayalı yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı ve mümeyyiz davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle mümeyyiz davalı vekilinin, (3) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı ve mümeyyiz davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle kararın taraflar yararına BOZULMASINA, ödedikleri temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edenlere iadesine, 04.04.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1018928000 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz