6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Temyiz dilekçesinin miktardan reddine ilişkin ek kararın onanması

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2024/1117 E. 2024/1198 K. · · İlk derece: İstanbul 20. Asliye Ticaret Mahkemesi

OnandıKesinlik belirsiz

★ Emsal

Mahkemenin nitelemesi: Taşıma

Gerekçe özeti

Temyize konu miktar, Bölge Adliye Mahkemesinin karar tarihi itibarıyla geçerli temyiz kesinlik sınırının altında kalıyorsa, HMK 362 uyarınca karar temyiz edilemez ve HMK 366 atfıyla 352/1-b uyarınca temyiz dilekçesinin reddine karar verilir; yabancı para alacağında karşılaştırma, alacağın dava tarihindeki Türk lirası karşılığı üzerinden yapılır. Kanuna uygun olan bu ek karara karşı yapılan temyiz istemi reddedilerek ek karar onanır; temyiz talebinin kötü niyetle yapıldığı anlaşılırsa HMK 368 yollamasıyla HMK 329/2 uyarınca temyiz edene disiplin para cezası verilir.

Ele alınan sorunlar

Temyize konu miktarın kesinlik sınırının altında kalması nedeniyle temyiz dilekçesinin reddine ilişkin ek kararın yerinde olup olmadığı → ret

İddia: Davacı vekili, Bölge Adliye Mahkemesinin temyiz dilekçesinin miktardan reddine ilişkin 12.01.2024 tarihli ek kararını temyiz etmiştir.

Gerekçe: Miktar veya değeri temyiz kesinlik sınırını geçmeyen davalara ilişkin nihai kararlar, 6100 sayılı Kanun'un 362 nci maddesi uyarınca temyiz edilemez. Temyize konu edilen miktarın kesinlik sınırının altında kalması hâlinde, anılan Kanun'un 366 ncı maddesi atfıyla aynı Kanun'un 352 nci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir. Dosya içeriğine göre reddedilen ve temyize konu edilen toplam miktar 17.592,02 euro olup dava tarihindeki karşılığı 113.292,60 TL'dir ve Bölge Adliye Mahkemesinin karar tarihi itibarıyla kesinlik sınırı olan 238.730,00 TL'nin altında kalmaktadır. Temyiz dilekçesinin reddine ilişkin ek karar anılan Kanun hükümlerine uygun olduğundan, temyiz isteminin reddi ile söz konusu kararın onanması gerekir.

Gerekçe kaynağı: özgün

Kötü niyetle yapılan temyiz başvurusu nedeniyle disiplin para cezasına hükmedilmesi → kabul

Gerekçe: Bölge Adliye Mahkemesi kararına ilişkin temyiz talebinin kötü niyetle yapıldığı anlaşıldığından, 6100 sayılı Kanun'un 368 inci maddesi yollamasıyla aynı Kanun'un 329 uncu maddesinin ikinci fıkrası uyarınca temyiz talep eden davacı asıl disiplin para cezası ile cezalandırılmıştır.

Gerekçe kaynağı: özgün

Emsal değeri

Kesinlik sınırı altındaki miktar yönünden verilen ret ek kararının onanması ve kötü niyetli temyiz başvurusunda HMK 368 yollamasıyla 329/2 uyarınca disiplin para cezasına hükmedilmesi bakımından usuli emsal değeri taşır.

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
temyiz kesinlik sınırı temyiz dilekçesinin miktardan reddi ek karar kötü niyetli temyiz disiplin para cezası yabancı para alacağı

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

11. Hukuk Dairesi         2024/1117 E.  ,  2024/1198 K.

"İçtihat Metni"

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi

SAYISI 2021/800 Esas, 2023/1913 karar

İLK DERECE MAHKEMESİ İstanbul 20. Asliye Ticaret Mahkemesi

SAYISI 2019/1012 E., 2020/680 K.

Taraflar arasındaki itirazın iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davalı vekilinin başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın reddine, davacı vekilinin konusu kalmayan istinaf başvurusu hakkında bir karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesince 12.01.2024 tarihli ek karar ile temyiz dilekçesinin miktardan reddine karar verilmiştir.

Ek karar davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

Temyiz istemi, temyiz konusu miktar veya değerin kesinlik sınırının altında olduğu gerekçesiyle davacı vekilinin temyiz dilekçesinin reddine yönelik Bölge Adliye Mahkemesinin 12.01.2024 tarihli ek kararına ilişkindir.

Miktar veya değeri temyiz kesinlik sınırını geçmeyen davalara ilişkin nihai kararlar, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 362 nci maddesi uyarınca temyiz edilemez. Temyize konu edilen miktarın kesinlik sınırının altında kalması hâlinde anılan Kanun’un 366 ncı maddesi atfıyla aynı Kanun’un 352 nci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir.

Dosya içeriğine göre reddedilen ve temyize konu edilen toplam miktar17.592,02 euro karşılığı dava tarihinde ki değeri 113.292,60 TL olup Bölge Adliye Mahkemesinin karar tarihi itibari ile kesinlik sınırı olan 238.730,00 TL’nin altında kalmaktadır.

Temyiz dilekçesinin reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesince verilen ek karar yukarıda anılan Kanun hükümlerine uygun olduğundan temyiz isteminin reddi ile söz konusu kararın onanması gerekir.

KARAR

Açıklanan sebeple;

Bölge Adliye Mahkemesince verilen 12.01.2024 tarihli ek kararın ONANMASINA,

Bölge Adliye Mahkemesi kararına ilişkin temyiz talebinin kötü niyetle yapıldığı anlaşıldığından, 6100 sayılı Kanun'un 368 ... maddesi yollamasıyla aynı Kanunun 329 uncu maddesinin ikinci fıkrası uyarınca temyiz talep eden davacı asılın takdiren 5.000,00 TL disiplin para cezası ile CEZALANDIRILMASINA,

Para cezasının İlk Derece Mahkemesince yerine getirilmesine,

Temyiz harcı peşin alındığından başkaca harç alınmasına mahal olmadığına,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

19.02.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1018429700 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz

İncelenen istinaf kararı — İst. BAM 12. HD

Bu Yargıtay 11. HD kararı, aşağıdaki İstinaf Dairesi kararının temyiz incelemesidir. Temyiz sonucu: Onandı

İstanbul BAM 12. Hukuk Dairesi · 2021/800 E. 2023/1913 K.

CMR sigortasında alt taşıyıcının seçiminde ağır ihmal ve poliçe teminatı

Gerekçe özeti

CMR sorumluluk sigortası poliçesi kapsamında, sigortalı taşıyıcının taşıma işini devrettiği alt taşıyıcının gerçekte var olmayan bir firma olduğu ve bu firma tarafından ibraz edilen belgelerin (sigorta poliçesi dahil) sahte olduğu tespit edildiğinde, ana iştigal konusu uluslararası taşımacılık olan sigortalının alt taşıyıcının varlığını ve belgelerinin gerçekliğini araştırma yükümlülüğünü yerine getirmemiş olması, poliçenin ifa yardımcılarının seçiminde ağır ihmal ve yükümlülük ihlali hükümlerine dayanılarak zararın poliçe teminatı kapsamı dışında bırakılmasını haklı kılar.

Emsal değeri

CMR sorumluluk sigortası kapsamında sigortalı taşıyıcının alt taşıyıcı seçiminde göstermesi gereken özenin kapsamı ve alt taşıyıcının gerçek olmaması/belgelerinin sahte olması halinde zararın poliçe teminatı dışında kalacağına ilişkin değerlendirme yönünden, bölgesel ve ikna edici nitelikte emsal oluşturmaktadır.

Kavramlar: CMR sorumluluk sigortası alt taşıyıcı ağır ihmal basiretli tacir özeni poliçe teminat istisnası itirazın iptali

İstinaf (12. HD) kararının tam metni

T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO 2021/800

KARAR NO 2023/1913

TÜRK MİLLETİ ADINA

İSTİNAF KARARI

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ İSTANBUL 20. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ 15/12/2020

NUMARASI 2019/1012 Esas - 2020/680 Karar

DAVA

İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)

İSTİNAF KARAR TARİHİ 07/12/2023

Davanın kısmen kabulüne ilişkin verilen kararın davacı ve davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;

DAVA

Davacı vekili; müvekkilinin Çek Cumhuriyeti’nden Kocaeli/Türkiye’ye yapılacak bir taşımanın organizasyonu işini üstlenerek taşıma işi hususunda Çek Cumhuriyeti’nde mukim ... şirketi ile anlaşma sağladığını, müvekkili şirketin davalı sigorta şirketi nezdinde 24/10/2017 tanzim tarihli CMR sigorta poliçesi tahtında sigortalı olup, taşımayı gerçekleştirecek ... plaka numaralı aracın da 08/01/2018 tanzim tarihli zeyilname ile sigorta teminatı kapsamına alındığını, taşıma konusu yükün araca yüklenmesi akabinde müvekkili şirketçe bahse konu araçtan ve emtiadan haber alınamamış olup, Çek Cumhuriyeti’nde olay ile ilgili suç duyurusunda bulunulduğunu, hırsızlık hadisesini müteakip yük sahibi ... firması tarafından müvekkili şirkete 05/02/2018 tarihli ve 17.289-Euro bedelli hasar faturası kesildiğini, müvekkilince hasar bedelinin CMR sigorta poliçesi tahtında yük sahibine ödenmesi talebi ile davalı sigorta şirketine başvurduğunu, ancak başvurunun davalı sigorta şirketi tarafından haksız olarak reddedildiğini, ret yazısında gerekçe olarak müvekkili şirketin anlaşmış olduğu alt taşıyan ...

isimli şirketin var olmadığının tespit edildiğinin, alt taşıyana ait sürücü belgesi, araç ruhsatı vb. evrakın sahte olduğunun, müvekkilinin alt taşıyanı basiretli bir tacir gibi seçmediğinin bildirildiğini, ancak müvekkilince taşıma ifası için anlaşılan şirketten taşıma lisansı, sigorta poliçesi, sürücü belgesi ve araç ruhsatı, araç çıkış evrakı, yük çeki listesi, taşıma senedi, A.TR. belgesi ve yükleme listesi olmak üzere basiretli bir tacir olmanın gerekliliği tahtında tüm evrakın talep edildiğini, müvekkilinin bu evrakların gerçekliğini kontrol etme imkan ve yükümlülüğünün bulunmadığını, müvekkilinin gerekli özeni göstermesine rağmen muhtemelen örgütlü olarak çalışan kişilerce dolandırılarak yükün çalındığını, davalının müvekkilince başlatılan takibe haksız olarak itiraz ettiğini belirterek, davalının İstanbul ...

İcra Dairesinin ... esas sayılı icra takibine yönelik itirazının iptali ile davalı aleyhine %20’den az olmamak üzere icra inkâr tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.

CEVAP

Davalı vekili; davacı adına müvekkilince düzenlenmiş CMR sigorta poliçesi mevcut olduğunu, müvekkili şirkete yapılan ihbar üzerine yapılan detaylı çalışma neticesinde alt taşıyıcı olan ... diye bir taşıma şirketinin bulunmadığının tespit edildiğini, davacı sigortalının görevlendirdiği alt taşıyıcıları kontrol etme yükümlülüğünü yerine getirmekte özensiz davrandığını, sigorta poliçesinin 8.1.1 ve 4.3 maddeleri gereği sigortalının şoförleri/taşıyıcıları ve diğer yardımcı kişileri basiretli bir tacirin göstereceği özenle seçmek zorunda olduğunu, buna uyulmaması sonucu oluşan ziya ve hasarların sigorta kapsamı dışında kaldığını, bu nedenle davacının talebinin reddedildiğini belirterek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

Mahkemece; davacı şirketin Çek Cumhuriyetinden Kocaeli/Türkiye'ye taşıma işini üstlendiği, davacı tarafından üstlenilen taşımalarda sorumluluk riskleri için davalı sigorta şirketi tarafından düzenlenmiş CMR sigorta poliçesi bulunduğu, davacı şirketin taşıma işi konusunda Çek Cumhuriyetinde alt taşıyıcı ... şirketi ile anlaşma sağladığı, CMR 3. maddesi kapsamında davacının bulduğu fiili-alt taşıyıcının yükü sahte evrak tanzimi, sahte ruhsat ve sair lojistik hizmet evrak ile ve taşıma ve sevk evrakı sahteciliği yolu ile tam zayi ettiği, dava dışı şirket tarafından davacıya 17.289-Euro zarar faturası düzenlendiği ve davacı şirketin 04.07.2018 tarihinde 17.289-Euro zarar bedelini ödediği, davacı tarafça ödediği hasar bedelinin rücuen tahsiline yönelik davalı sigorta şirketi aleyhine icra takibi başlatıldığı, CMR sigorta poliçesinin 4.3 maddesinde, sigorta yaptıranın diğer ifa yardımcılarının kasıt ve ağır ihmal nedeniyle sebebiyet verdikleri hasar/zarar vakalarından dolayı, şayet sigorta yaptıran veya madde 4.2'de bahsedilen şahıslardan biri ifa yardımcılarının seçimi ve denetlenmesinde gereken özene ağır ihmalcilik ile dikkat göstermemişse, davalının sigorta tazminatı ödemeyeceğinin belirlendiği, davalının, davacının dava dışı fiili taşıyanın seçiminde ve denetlenmesinde ağır kusur veya kasıt içinde hareket ettiğini ispatlayamadığı, davacının CMR hükümlerine göre ödediği 17.289-Euro hasar bedelini talep etmekte haklı olduğu, davacının 04/07/2018 tarihi itibariyle işlemiş faiz talebinin yerinde olduğu, alacak yargılamayı gerektirdiğinden likit olmadığı gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne, davalının takibe yönelik itirazının iptaline, alacak likit olmadığından koşulları oluşmayan icra inkar tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir.

İSTİNAF NEDENLERİ

Davacı vekili; davalı sigorta şirketinin kötü niyetli olarak takibe itiraz ettiğini, mahkemece alacağın likit olmadığı gerekçesiyle icra inkar tazminatı taleplerinin reddedildiğini, oysa hasar bedeli belirli olup müvekkilince ödendiğini, bu nedenle alacağın likit olduğunu belirterek, kararın icra inkar tazminatı yönünden kaldırılmasını talep etmiştir. Davalı vekili; poliçenin 1.1.1 maddesinden de anlaşılacağı üzere davacı sigortalının taşıma işini 3. kişiye yaptırması halinde bu kişinin sorumluluğunun da sigorta edilmesi için, sigortalının sigortacının talebi üzerine bu taşeronlara ait görevlendirmeyi belgelemekle mükellef olduğunu, davacının üstlendiği taşıma için Polonya'da mukim olduğu iddia edilen ...

isimli nakliyeci ile anlaştığını müvekkiline bildirdiğini, ancak taşıma konusu malların alt taşıyan firma tarafından çalındığının sübuta erdiğini, davacı firmanın sigorta poliçe şartlarından olan istisnalar başlıklı 4.2 ve 4.3 klozları hilafına emtiayı çalan ve kendisi tarafından görevlendirilen alt taşıyanın seçiminde basiretli bir tacirden beklenecek gerekli özeni göstermediği ve bu nedenle de kendi kastı ve ağır ihmali olduğundan bahisle meydana gelen hasarın teminat dışı olduğuna karar verildiğini, poliçenin 8.1.1.1 maddesi gereği sigortalının, sürücüler, taşıyıcılar ve diğer ifa yardımcılarını ihtiyatlı bir işadamının titizliği ile seçmesi gerektiğini, ana iştigal konusu uluslararası nakliye işi olan davacının, fiili taşıma işi için seçtiği firmanın gerçekten var olan bir şirket olup olmadığını araştırmak zorunda olduğunu, davacının ağır ihmali nedeniyle müvekkilinin zararı poliçe kapsamında tazmin etme yükümlülüğünün bulunmadığını, davacı tarafça, emtiayı çalan Polonyalı firmaya ait sahte de olsa tüm evrakların sigortacı ile paylaşıldığının belirtildiğini, ancak sigorta poliçesinin 8.1.3.1 maddesi gereğince, alt taşıyıcının geçerli bir mali sorumluluk sigortası poliçesi bulunması gerektiğini, ancak davacı firma tarafından müvekkili şirkete gönderildiği beyan edilen evraklar arasında alt taşıyanın geçerli bir mali sorumluluk sigorta poliçesinin bulunmadığını, bu durumun da açıkça poliçe yükümlülüklerine aykırılık oluşturduğunu, zira poliçede sigortalının yükümlülüklerini ihlal etmesi halinde müvekkili sigorta şirketinin ödeme yükümlülüğünden muaf olacağını belirterek, kararın kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

GEREKÇE

Dava, davalı sigorta şirketi tarafından CMR sorumluluk sigortasıyla sigortalanmış olan davacı taşıyıcının üstlendiği taşıma işini gerçekleştiren fiili taşıyıcının taşıma konusu emtiayı çalması sonucunda, davacı taşıyıcı tarafından emtia sahibine ödenen bedelin davalıdan rücuen tahsili istemiyle başlatılan takibe yönelik itirazın iptali istemine ilişkindir. Somut olayda; davalı sigorta şirketince CMR sorumluluk sigortasıyla sigortalı olan davacı taşıyıcının, ... firmasına ait emtianın Çek Cumhuriyetinden Kocaeli/Türkiye'ye taşıma işini üstlendiği, davacı şirketin bu taşıma işi konusunda alt taşıyıcı olarak Çek Cumhuriyetinde bulunan ... şirketi ile anlaştığı, yükün fiili taşıyıcı firmaya teslimi sonrasında alıcısına teslim edilmeyerek çalınmış olduğu, davacı tarafından gönderici ...

firmasına 17.289-Euro ödeme yapıldığı, bu bedelin ödenmesi için davalı sigorta şirketine yapılan başvurunun, alt taşıyıcı olarak geçen firmanın gerçekte bulunmadığı, bu firma tarafından iletilen belgelerin sahte olduğu, taşıyıcı ve diğer kişilerin seçiminde gerekli özenin gösterilmediği gerekçesiyle reddedildiği, bunun üzerine söz konusu bedelin tahsili istemiyle davalı aleyhine ilamsız takip başlatıldığı, davalının ödeme emrine itirazı üzerine de işbu davanın açıldığı anlaşılmaktadır. Davalı sigorta şirketince düzenlenmiş olan sigorta poliçesinin 4.2 maddesinde, sigorta yaptıranın, vekillerinin, temsilcilerinin veya bağımsız şube yöneticilerinin, müdürlerinin kasıt veya ağır ihmali nedeniyle sebebiyet verdikleri zararın, 4.3 maddesinde, sigorta yaptıranın diğer ifa yardımcılarının kasıt ve ağır ihmal nedeniyle sebebiyet verdikleri hasar/zarar vakalarından dolayı, şayet sigorta yaptıran veya madde 4.2'de bahsedilen şahıslardan biri ifa yardımcılarının seçimi ve denetlenmesinde gereken özene ağır ihmalcilik ile dikkat göstermemişse zararın poliçe teminatı kapsamı dışında olduğu belirtilmiştir.

Poliçenin yükümlülükler başlıklı 8.1.1.1 maddesinde, sürücüler, taşıyıcılar ve diğer ifa yardımcılarının ihtiyatlı bir işadamının titizliği ile seçileceği, 8.1.3.1 maddesinde, yalnız mali sorumluluk sigortasını yeterli sorumluluk kapsamı ile karşılayan taşıyıcıların görevlendirileceği, 8.3.1 maddesinde ise sigorta yaptıranın poliçedeki yükümlülüklerini kasten veya ağır ihmali ile ihlal etmesi halinde, zarar ile ihlal arasında nedensellik bağı bulunması halinde sigortacının ödeme yükümlülüğünden muaf olduğu hüküm altına alınmıştır. Davacının taşıma işini alt taşıyıcı olarak verdiği dava dışı firmanın gerçekte bulunmadığı, bu firma tarafından davacıya ibraz edilen belgelerin de sahte olduğu sabittir.

Bu durumda alt taşıyıcının ibraz ettiği sigorta poliçesi de sahte olduğundan, davacı poliçede hüküm altına alınan alt taşıyıcının geçerli bir sigorta poliçesinin bulunmasına dair yükümlülüğünü yerine getirmemiştir. Ayrıca ana iştigal konusu uluslararası taşımacılık olan davacının, fiili taşıma işi için seçtiği firmanın gerçekte var olup olmadığını, firma tarafından ibraz edilen belgelerin sahte olup olmadığını araştırmak zorunda olduğu açıktır. Bu durumda davacının alt taşıyıcının seçiminde basiretli bir tacirden beklenen gerekli özeni göstermediği, taşıyıcının seçiminde de ağır kusurunun bulunduğu kabul edilmelidir. Bu halde ise meydana gelen zarar, taraflarca düzenlenmiş olan sigorta poliçesinin yukarıda belirtilen 4.3 ve 8.3.1 maddeleri gereğince poliçe teminatı kapsamı dışında olup, oluşan zararın davalı sigorta şirketinden talep edilmesi mümkün değildir.

O halde mahkemece davanın reddi gerekirken kabulüne karar verilmesi yerinde değildir. Açıklanan nedenlerle; davanın reddine karar verilmesi gerekirken kabulü doğru değil ise de, yapılan hata/eksiklik yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile kararın HMK'nın 353/(1)b-2 maddesi uyarınca kaldırılarak davanın reddine, karar sonucuna göre davacı vekilinin konusuz kalan istinaf başvurusu hakkında bir karar verilmesine yer olmadığına" karar verilmiştir.

HÜKÜM

Yukarıda açıklanan nedenlerle:1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne; İstanbul 20. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 15/12/2020 Tarih 2019/1012 Esas 2020/680 Karar sayılı kararın HMK.'nın 353(1)b-2 gereği KALDIRILMASINA; "Davanın reddine," 2-Davacı

vekilinin konusu kalmayan istinaf başvurusu hakkında bir karar verilmesine yer olmadığına, İlk derece mahkemesine ilişkin olarak ; "Harçlar tarifesi uyarınca alınması gereken 269,85-TL karar ve ilam harcının davacı tarafından yatırılan 1.153,76- TL peşin harçtan mahsubu ile bakiye 883,91‬-TL fazla harcın talep halinde davacıya iadesine, Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, Davalı vekili için AAÜT uyarınca takdir olunan 17.900-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya ödenmesine, Karar kesinleştiğinde ve talep halinde kullanılmayan gider avansının yatıran tarafa iadesine"İstinaf yoluna başvuran davalı tarafından yatırılan 1.772,53-TL peşin istinaf karar harcının istek halinde kendisine iadesine, İstinaf yoluna başvuran davacı tarafından yatırılan 2.905,30‬-TL peşin istinaf karar harcının istek halinde kendisine iadesine,Davacı tarafça yapılan istinaf yargı giderlerinin üzerinde bırakılmasına,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda HMK 362(1)-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi.

07/12/2023

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.