Ortaklar kurulu kararının iptali
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2012/16616 E. 2014/5824 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Hak düşürücü süre
- {'var': True, 'sure': '3 aylık', 'kanun': None}
- Dava şartı
- dava şartı
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
nitelikli çoğunluk↗ ortaklar kurulu kararının iptali↗ toplantı ve karar nisabı↗ nisap↗ yoklukla malul karar↗ karar nisabı↗ yokluk↗ emredici hüküm↗ sermaye artırımı↗ ortaklar kurulu kararı↗ pasif husumet yokluğu↗ hisse devri↗ hisse devir sözleşmesi↗ muvafakat↗ pasif husumet↗ iptal davası↗ hak düşürücü süre↗ husumet yokluğu↗ geçersizlik↗ eksik inceleme↗ husumet↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, iddia savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacının hisse devir suretiyle ortak olmasına ilişkin 01.03.2002 tarihli ortaklar kurulu kararının yeterli nisap ile alınmamış olmasının TTK’nın 520. maddesine aykırı olsa bile, kararın alındığı tarihten karşı dava tarihine kadar 6 yıldan fazla bir süre geçmiş olması nedeniyle davacının ortak olmadığının ileri sürülmesinin TMK’nın 2. maddesine aykırı olduğu, bu itibarla davacının davalı şirketin ortağı olduğu, 30.06.2003 ve 27.12.2005 tarihli sermaye artırımına ilişkin ortaklar kurulu kararlarının nitelikli çoğunluk ile alınmadığı, bu itibarla anılan kararların yoklukla malul olduğu gerekçesiyle, davalı gerçek kişiler yönünden pasif husumet yokluğundan davanın reddine, davalı şirket yönünden ise davanın kısmen kabulü ile 30.06.2003 ve 28.10.2005 tarihli ortaklar kurulu kararlarının iptaline, karşı davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davalı şirket vekili temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre davalı şirket vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2- Dava, davalı şirketin ortaklar kurulu kararlarının iptali istemine ilişkindir.
Somut olayda, mahkemece, davalı şirketin başlangıçta dava dışı C.. D..%65 ve davalı Erçin %35 oranında hisse ile iki ortaklı olarak kurulduğu, 04.06.2001 tarihli hisse devir sözleşmesi ile Cavit Doğru'nun %32,5 oranındaki hissesini davacıya, %32,5 oranındaki hissesini ise davalı E.. D..'ya devrettiği, hisse devrinin kabulüne ilişkin 01.03.2002 tarihli ortaklar kurulu kararında hisse devreden C.. D..nun imzasının bulunmadığı, dolayısı ile davalı Erçin’in %35 oranındaki hissesi ile devri kabul etmesinin TTK’nın 520. maddesindeki emredici kurala aykırı olduğu, buna göre davalı E.. D..'nun şirketteki hisse oranın %35 olması nedeniyle sonradan yapılan sermaye artırımına ilişkin 30.06.2003, 28.10.2005 ve 27.12.2005 tarihli ortaklar kurulu kararlarının yeterli nisapla alınmadığı gerekçesiyle anılan ortaklar kurulu kararlarının iptaline karar verilmiş ise de, 01.03.2002 tarihli hisse devrinin kabulüne ilişkin ortaklar kurulu kararında dava dışı hisse devreden C..Do..'nun imzasının bulunmaması anılan kararı geçersiz kılmaz. […].t D..'nun usulüne uygun olarak noterden hisse devir sözleşmesi yapmış olması nedeniyle hissesini devretme iradesini göstermiş olması karşısında devre muvafakat ettiğine ilişkin ortaklar kurulu kararında imzasının bulunması gerekli değildir. Anılan ortaklar kurulu toplantısında %35 oranında ortak olan davalı E.. D..'nun imzasının bulunması nedeniyle C..D..'nun davacı ve davalı E.. D..'ya yaptığı hisse devirleri geçerlidir. Bu itibarla davalı şirket, davacının %32,5, davalı E.. D..'nun %67,5 oranında hisse ile iki ortaklı şirket haline gelmiştir. Bu durumda, mahkemenin yeterli nisapla alınmadığını kabul ettiği 30.06.2003, 28.10.2005 ve 27.12.2005 tarihli ortaklar kurulu toplantılarında alınan kararlarda davalı E.. D..'nun %67,5 oranında hisse ile imzasının bulunması nedeniyle tüm kararlarda toplantı ve karar nisabı yeterlidir.
Ortaklar kurulu toplantısına davette usulsüzlük yapılması ortağa iptal davası açma hakkını vermekte ise de, bu durum tek başına alınan kararların iptaline gerekçe olamaz. Bu nedenle de davanın 3 aylık hak düşürücü süre içinde açılması gerekir. Dava konusu ortaklar kurulu toplantılarının yapıldığı tarihten dava tarihine kadar 3 aylık hak düşürücü süreler geçmiş olması nedeniyle, davanın salt bu nedenle reddedilmesi gerekirken, eksik incelemeye ve hatalı yoruma dayalı yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/2301 E. 2013/19801 K.
Ortak:ortaklar kurulu kararı · hisse devri · muvafakat
İncelediğiniz karardaD..'ya devrettiği, «hisse devrinin» kabulüne ilişkin 01.03.2002 tarihli «ortaklar kurulu» kararında hisse devreden C..
D..'nun şirketteki hisse oranın %35 olması nedeniyle sonradan yapılan «sermaye artırımına» ilişkin 30.06.2003, 28.10.2005 ve 27.12.2005 tarihli «ortaklar kurulu» kararlarının yeterli nisapla alınmadığı gerekçesiyle anılan «ortaklar kurulu kararlarının iptaline» karar verilmiş ise de, 01.03.2002 tarihli «hisse devrinin» kabulüne ilişkin ortaklar kurulu kararında dava dışı hisse devreden C..Do..'nun imzasının bulunmaması anılan kararı «geçersiz» kılmaz.
Zira C..t D..'nun usulüne uygun olarak noterden «hisse devir sözleşmesi» yapmış olması nedeniyle hissesini devretme iradesini göstermiş olması karşısında devre «muvafakat» ettiğine ilişkin «ortaklar kurulu» kararında imzasının bulunması gerekli değildir.
Benzer bu karardaYasa maddesinde «hisse devrine» «muvafakat» için bir şekil öngörülmemiş olup, muvafakatın yasada öngörülen nisapla alınmış bir «ortaklar kurulu» kararı biçiminde verilmesi olanaklı olduğu gibi -ispat edilmesi koşuluyla- kişi ve sermaye «payı» olarak ¾ oranındaki ortakların devre muvafakat yönünde irade açıklamasında bulunmalarıyla da mümkündür.
Mahkemece iddia, savunma, toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre, her ne kadar noterden devir yapılmış ve «ortaklar kurulu» tarafından karar alınmış ise de, söz konusu kararın hisse devralan ve henüz «ortaklık sıfatı» taşımayan davalılarca alındığından ve ortada geçerli bir ortaklar kurulu kararı bulunmadığından «hisse devrinin» gerçekleştiğinin kabul edilemeyeceği, bu itibarla TTK'nın 520. maddesinde belirtilen ve devir için gerekli üç işlemden biri olan ortaklar kurulu kararının geçerli …
Bu durumda ayrıca yazılı bir «ortaklar kurulu» kararının bulunmaması, sonuca etkili değildir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:ortaklık sıfatı · pay defteri · kâr payı · e-defter
Benzer bu karardaSöz konusu işlemler «pay defterine» de kaydedilmiş bulunduğundan, mahkemece davacıların ortak olmadığının tespitine karar vermek gerekirken, davanın reddine karar verilmesi doğru olmamış, hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Mahkemece iddia, savunma, toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre, her ne kadar noterden devir yapılmış ve «ortaklar kurulu» tarafından karar alınmış ise de, söz konusu kararın hisse devralan ve henüz «ortaklık sıfatı» taşımayan davalılarca alındığından ve ortada geçerli bir ortaklar kurulu kararı bulunmadığından «hisse devrinin» gerçekleştiğinin kabul edilemeyeceği, bu itibarla TTK'nın 520. maddesinde belirtilen ve devir için gerekli üç işlemden biri olan ortaklar kurulu kararının geçerli …
Yasa maddesinde «hisse devrine» «muvafakat» için bir şekil öngörülmemiş olup, muvafakatın yasada öngörülen nisapla alınmış bir «ortaklar kurulu» kararı biçiminde verilmesi olanaklı olduğu gibi -ispat edilmesi koşuluyla- kişi ve sermaye «payı» olarak ¾ oranındaki ortakların devre muvafakat yönünde irade açıklamasında bulunmalarıyla da mümkündür.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2008/10656 E. 2010/5622 K.
Ortak:emredici hüküm · hisse devri · hisse devir sözleşmesi · geçersizlik · eksik inceleme
İncelediğiniz karardaD..'nun şirketteki hisse oranın %35 olması nedeniyle sonradan yapılan «sermaye artırımına» ilişkin 30.06.2003, 28.10.2005 ve 27.12.2005 tarihli «ortaklar kurulu» kararlarının yeterli nisapla alınmadığı gerekçesiyle anılan «ortaklar kurulu kararlarının iptaline» karar verilmiş ise de, 01.03.2002 tarihli «hisse devrinin» kabulüne ilişkin ortaklar kurulu kararında dava dışı hisse devreden C..Do..'nun imzasının bulunmaması anılan kararı «geçersiz» kılmaz.
D..%65 ve davalı Erçin %35 oranında hisse ile iki ortaklı olarak kurulduğu, 04.06.2001 tarihli «hisse devir sözleşmesi» ile Cavit Doğru'nun %32,5 oranındaki hissesini davacıya, %32,5 oranındaki hissesini ise davalı E..
D..'ya devrettiği, «hisse devrinin» kabulüne ilişkin 01.03.2002 tarihli «ortaklar kurulu» kararında hisse devreden C..
Benzer bu karardaMahkemece bozma kararına uyularak yapılan yargılama sonunda, TTK'nun 520. maddesine göre «hisse devri» konusunda oybirliği ile karar alındığı, «pay devrinin» noter tarafından onaylandığı, «emredici» nitelikteki tüm koşulların gerçekleştiği, davacıların bundan sonra «cayma hakkını» kullanamayacağı gerekçesiyle, davanın reddine, 10.400 YTL tazminatın davacılardan tahsiline karar verilmiştir.
Mahkemece taraflar arasındaki sözleşmenin «geçersiz» olduğu gerekçesiyle davanın reddine dair verilen karar, Dairemizin 10.10.2007 tarihli kararında özetle, taraflar arasındaki «hisse devir sözleşmesinin» TTK’nun 520.maddesinde «yazılı şekil şartına» uygun olup olmadığı araştırıldıktan sonra, geçerli bir «pay devrinin» gerçekleşmesi halinde uyuşmazlığın esasına girilerek, sonucuna göre bir karar verilmesi gereğine işaretle davacı yararına bozulmuş, mahkemece bozma kararına uyularak yapılan yargılama sonucunda “düzenleme şeklindeki noter «pay devir sözleşmeleri»” yeterli görülerek, pay devrinin geçerli olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Dava, «limited şirket» «hisse devir sözleşmesi» sırasında «payı» devredilen dava dışı şirketin borca batık olup, «malvarlığı» konusunda davacının yanıltıldığı iddiasıyla, pay devir bedeli karşılığı verilen bonodan dolayı borçlu olmadığının tespiti ve hisse devir «sözleşmesinin feshi» istemine ilişkindir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:yazılı şekil şartı · pay devir sözleşmesi · cayma hakkı · pay defteri kaydı · şekil şartı · pay devri · malvarlığına ilişkin dava · sözleşmenin feshi
Benzer bu karardaMahkemece taraflar arasındaki sözleşmenin «geçersiz» olduğu gerekçesiyle davanın reddine dair verilen karar, Dairemizin 10.10.2007 tarihli kararında özetle, taraflar arasındaki «hisse devir sözleşmesinin» TTK’nun 520.maddesinde «yazılı şekil şartına» uygun olup olmadığı araştırıldıktan sonra, geçerli bir «pay devrinin» gerçekleşmesi halinde uyuşmazlığın esasına girilerek, sonucuna göre bir karar verilmesi gereğine işaretle davacı yararına bozulmuş, mahkemece bozma kararına uyularak yapılan yargılama sonucunda “düzenleme şeklindeki noter «pay devir sözleşmeleri»” yeterli görülerek, pay devrinin geçerli olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Mahkemece bozma kararına uyularak yapılan yargılama sonunda, TTK'nun 520. maddesine göre «hisse devri» konusunda oybirliği ile karar alındığı, «pay devrinin» noter tarafından onaylandığı, «emredici» nitelikteki tüm koşulların gerçekleştiği, davacıların bundan sonra «cayma hakkını» kullanamayacağı gerekçesiyle, davanın reddine, 10.400 YTL tazminatın davacılardan tahsiline karar verilmiştir.
Dava, «limited şirket» «hisse devir sözleşmesi» sırasında «payı» devredilen dava dışı şirketin borca batık olup, «malvarlığı» konusunda davacının yanıltıldığı iddiasıyla, pay devir bedeli karşılığı verilen bonodan dolayı borçlu olmadığının tespiti ve hisse devir «sözleşmesinin feshi» istemine ilişkindir.
Taraflar arasında noterde düzenlenen «pay devir sözleşmeleri» imzalanmış ise de, bu devrin yasa ve anasözleşmede yazılı nisapla ortaklar kurulunda kabul edilip, «pay defterine kaydın» yapılıp yapılmadığı dosya kapsamından anlaşılamamaktadır.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2012/16616 E. , 2014/5824 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ İSTANBUL 16. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ 02/05/2012
NUMARASI 2011/51-2012/96
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 16. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 02/05/2012 tarih ve 2011/51-2012/96 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi davalı şirket vekili tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 25/03/2014 günü hazır bulunan davacı-karşı davalı vekili Av. A.. T.. ile davalı-karşı davacılar vekili Av. E.. E.. dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimil tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin davalı şirketin ortağı olduğunu, davalı gerçek kişilerin müvekkiline haber vermeksizin 01.04.2003, 30.06.2003, 28.10.2005 ve 27.12.2005 tarihli ortaklar kurulu toplantılarını yaparak sermaye artırım kararı aldıklarını, bu şekilde müvekkilinin hissesinin düşürüldüğünü, bu kararların geçersiz olduğunu ileri sürerek, anılan kararların iptalini talep ve dava etmiştir.
Davalılar vekili, müvekkili gerçek kişiler yönünden husumet itirazında bulunmuş, müvekkili şirket yönünden ise, davanın zamanaşımı ve hak düşürücü sürede açılmadığını, ayrıca 01.03.2002 tarihli hisse devrinin kabulüne ilişkin ortaklar kurulu kararının yeterli nisap ile alınmadığını, bu nedenle davacının şirket ortağı olmadığını savunarak, davanın reddini istemiş, karşı dava olarak da, davacının şirket ortağı olmadığının tesbiti ile 01.03.2002 tarihli ortaklar kurulu kararlarının iptalini talep ve dava etmiştir.
Mahkemece, iddia savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacının hisse devir suretiyle ortak olmasına ilişkin 01.03.2002 tarihli ortaklar kurulu kararının yeterli nisap ile alınmamış olmasının TTK’nın 520. maddesine aykırı olsa bile, kararın alındığı tarihten karşı dava tarihine kadar 6 yıldan fazla bir süre geçmiş olması nedeniyle davacının ortak olmadığının ileri sürülmesinin TMK’nın 2. maddesine aykırı olduğu, bu itibarla davacının davalı şirketin ortağı olduğu, 30.06.2003 ve 27.12.2005 tarihli sermaye artırımına ilişkin ortaklar kurulu kararlarının nitelikli çoğunluk ile alınmadığı, bu itibarla anılan kararların yoklukla malul olduğu gerekçesiyle, davalı gerçek kişiler yönünden pasif husumet yokluğundan davanın reddine, davalı şirket yönünden ise davanın kısmen kabulü ile 30.06.2003 ve 28.10.2005 tarihli ortaklar kurulu kararlarının iptaline, karşı davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davalı şirket vekili temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre davalı şirket vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2- Dava, davalı şirketin ortaklar kurulu kararlarının iptali istemine ilişkindir.
Somut olayda, mahkemece, davalı şirketin başlangıçta dava dışı C.. D..%65 ve davalı Erçin %35 oranında hisse ile iki ortaklı olarak kurulduğu, 04.06.2001 tarihli hisse devir sözleşmesi ile Cavit Doğru'nun %32,5 oranındaki hissesini davacıya, %32,5 oranındaki hissesini ise davalı E.. D..'ya devrettiği, hisse devrinin kabulüne ilişkin 01.03.2002 tarihli ortaklar kurulu kararında hisse devreden C.. D..nun imzasının bulunmadığı, dolayısı ile davalı Erçin’in %35 oranındaki hissesi ile devri kabul etmesinin TTK’nın 520. maddesindeki emredici kurala aykırı olduğu, buna göre davalı E.. D..'nun şirketteki hisse oranın %35 olması nedeniyle sonradan yapılan sermaye artırımına ilişkin 30.06.2003, 28.10.2005 ve 27.12.2005 tarihli ortaklar kurulu kararlarının yeterli nisapla alınmadığı gerekçesiyle anılan ortaklar kurulu kararlarının iptaline karar verilmiş ise de, 01.03.2002 tarihli hisse devrinin kabulüne ilişkin ortaklar kurulu kararında dava dışı hisse devreden C..Do..'nun imzasının bulunmaması anılan kararı geçersiz kılmaz.
[…].t D..'nun usulüne uygun olarak noterden hisse devir sözleşmesi yapmış olması nedeniyle hissesini devretme iradesini göstermiş olması karşısında devre muvafakat ettiğine ilişkin ortaklar kurulu kararında imzasının bulunması gerekli değildir. Anılan ortaklar kurulu toplantısında %35 oranında ortak olan davalı E.. D..'nun imzasının bulunması nedeniyle C..D..'nun davacı ve davalı E.. D..'ya yaptığı hisse devirleri geçerlidir. Bu itibarla davalı şirket, davacının %32,5, davalı E.. D..'nun %67,5 oranında hisse ile iki ortaklı şirket haline gelmiştir. Bu durumda, mahkemenin yeterli nisapla alınmadığını kabul ettiği 30.06.2003, 28.10.2005 ve 27.12.2005 tarihli ortaklar kurulu toplantılarında alınan kararlarda davalı E..
D..'nun %67,5 oranında hisse ile imzasının bulunması nedeniyle tüm kararlarda toplantı ve karar nisabı yeterlidir.
Ortaklar kurulu toplantısına davette usulsüzlük yapılması ortağa iptal davası açma hakkını vermekte ise de, bu durum tek başına alınan kararların iptaline gerekçe olamaz. Bu nedenle de davanın 3 aylık hak düşürücü süre içinde açılması gerekir. Dava konusu ortaklar kurulu toplantılarının yapıldığı tarihten dava tarihine kadar 3 aylık hak düşürücü süreler geçmiş olması nedeniyle, davanın salt bu nedenle reddedilmesi gerekirken, eksik incelemeye ve hatalı yoruma dayalı yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda 1 nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı şirket vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine, 2 nolu bentte açıklanan nedenlerle temyiz itirazlarının kabulüyle kararın davalı şirket yararına BOZULMASINA, takdir olunan 1.100,00 TL duruşma vekalet ücretinin davacı-karşı davalı O.. T..'den alınıp, davalı-karşı davacı şirkete verilmesine, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 25/03/2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/101840800 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz