6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Marka hükümsüzlüğü

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2009/10219 E. 2011/4144 K. ·

BozulduKesinlik belirsiz

★ Emsal

Mahkemenin nitelemesi:

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
sicilden terkin marka hakkına tecavüz ek tasfiye terkin maddi tazminat e-defter

Atıf yapılan mevzuat: İİK · HUMK — HUMK 434

Gerekçe

Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).

Mahkemece, iddia, savunma ve dosya kapsamına göre, davacı-karşı davalının 1994 yılında kurulup 2005 tarihinde tasfiye edilen şirketin markasal kullanımına dayanamayacağı, yine marka tescilinden itibaren 5 yıllık sürenin geçtiği, karşı dava yönünden ise ‘Avrasya’ ibaresinin coğrafi isim olması nedeniyle marka olarak tescilinin mümkün olmadığı, ilave eklerle birlikte kullanılabileceği, davacı-karşı davalının ‘Avrasya’ ibaresini kullanımının davalı-karşı davacının marka tescili şeklinde olmadığı gerekçesiyle, asıl ve karşı davaların reddine karar verilmiştir.

Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir.

1- Davacı-karşı davalının temyiz dilekçesinin temyiz defterine kaydedildiği belirlenemediği gibi, temyiz harcının yatırıldığına dair makbuza da dosya içinde rastlanmamıştır. Temyiz dilekçesinin verilme usulü HUMK'nun 434 ncü maddesinde açıklanmış olup, buna göre temyiz dilekçesinin temyiz defterine kayıt ettirilip, temyiz harcının yatırılmış olması gerekmektedir. Davacı-karşı davalı vekili tarafından bu işlemler yapılmaksızın verilmiş temyiz dilekçesinin incelenme kabiliyeti bulunmaması nedeniyle temyiz isteminin reddine karar verilmesi gerekmiştir.

2- Davalı-karşı davacı vekilinin temyiz istemine gelince; dava marka hakkına tecavüzün önlenmesi ve maddi tazminat istemine ilişkin olup, davalı-karşı davacının tescilli markası “Avrasya” kelimesinden oluşmaktadır. Davacı-karşı davalı ise davalı-karşı davacı ile aynı alanda faaliyet göstermekte ve anılan ibareyi marka olarak kullanmaktadır. Mahkemenin de kabulünde olduğu üzere, davacı-karşı davalının söz konusu markayı tescilsiz olarak kullanmakta üstün bir hakkı bulunmamaktadır.

Ayrıca, “Avrasya” ibaresi davacı-karşı davalının markasal kullanımında esaslı unsur olarak yer almakta olup, bu durum davalı-karşı davacının tescilli markasına tecavüz niteliğindedir. Yine, davalı-karşı davacının “Avrasya” ibareli markası sicilden terkin edilinceye kadar hukuki korumadan yararlanır. Adı geçen marka hakkında açılmış bir hükümsüzlük davası da bulunmadığına göre, bu husus işbu davada tartışma konusu yapılmaz.

Mahkemece, anılan hususlar nazara alınmadan yazılı olduğu şekilde davanın reddine karar verilmesi doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

11. Hukuk Dairesi         2009/10219 E.  ,  2011/4144 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ İstanbul 1.Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasında görülen davada İstanbul 1.Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 10.03.2009 tarih ve 2006/459-2009/41 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:

Davacı-karşı davalı vekili,müvekkil şirket ortağı olan Ahmet Karaçöl’ün 20.06.1994 tarihinde ‘Avrasya Dil Hizm. ve Tur.San.Tic.Ltd.Şti.’ni diğer ortağı ile birlikte kurduğunu, bu şirketin 19.07.2005 tarihinde tasfiye olduğunu, bilahare davacı şirketin Ahmet Karaçöl ve Sibel Atik tarafından 2004 yılında tescil edildiğini, daha önce tasfiye olan şirketin devamı olduklarını, 1994 yılından itibaren ‘Avrasya Dil Hizmetleri’ ibaresini ticaret unvanı ve tescilsiz marka olarak kullandıklarını, davalının ise ‘Avrasya’ ibaresini 98/019475 ve 2001/10795 nolu marka tescillerinde kullandığını, kullanımlarının önceye dayalı olduğunu, ayrıca 556 KHK’nun 7.maddesine göre coğrafi ismin tescilinin mümkün olmadığını ileri sürerek, markaların hükümsüzlüğünü ve sicilden terkinini talep ve dava etmiştir.

Davalı-karşı davacı vekili, müvekkil şirket sahibinin 1978, şirket olarak ise 1994 tarihinden itibaren tercüme faaliyetinde bulunduklarını, davacının tasfiye olmuş şirketin markasal kullanımına dayanamayacağı belirterek asıl davanın reddini, karşı dava olarak ise davacının markasal haklarına tecavüz ettiğini, 556 KHK’nun 66.maddesi gereğince tazminat haklarının olduğunu ileri sürerek, marka hakkına tecavüzün önlenmesini, haksız tecavüzün başladığı tarihten itibaren davacı hasılatının % 10’undan az olmamak üzere şimdilik 10.000 TL maddi tazminatın tahsilini talep etmiştir.

Mahkemece, iddia, savunma ve dosya kapsamına göre, davacı-karşı davalının 1994 yılında kurulup 2005 tarihinde tasfiye edilen şirketin markasal kullanımına dayanamayacağı, yine marka tescilinden itibaren 5 yıllık sürenin geçtiği, karşı dava yönünden ise ‘Avrasya’ ibaresinin coğrafi isim olması nedeniyle marka olarak tescilinin mümkün olmadığı, ilave eklerle birlikte kullanılabileceği, davacı-karşı davalının ‘Avrasya’ ibaresini kullanımının davalı-karşı davacının marka tescili şeklinde olmadığı gerekçesiyle, asıl ve karşı davaların reddine karar verilmiştir.

Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir.

1- Davacı-karşı davalının temyiz dilekçesinin temyiz defterine kaydedildiği belirlenemediği gibi, temyiz harcının yatırıldığına dair makbuza da dosya içinde rastlanmamıştır. Temyiz dilekçesinin verilme usulü HUMK'nun 434 ncü maddesinde açıklanmış olup, buna göre temyiz dilekçesinin temyiz defterine kayıt ettirilip, temyiz harcının yatırılmış olması gerekmektedir. Davacı-karşı davalı vekili tarafından bu işlemler yapılmaksızın verilmiş temyiz dilekçesinin incelenme kabiliyeti bulunmaması nedeniyle temyiz isteminin reddine karar verilmesi gerekmiştir.

2- Davalı-karşı davacı vekilinin temyiz istemine gelince; dava marka hakkına tecavüzün önlenmesi ve maddi tazminat istemine ilişkin olup, davalı-karşı davacının tescilli markası “Avrasya” kelimesinden oluşmaktadır. Davacı-karşı davalı ise davalı-karşı davacı ile aynı alanda faaliyet göstermekte ve anılan ibareyi marka olarak kullanmaktadır. Mahkemenin de kabulünde olduğu üzere, davacı-karşı davalının söz konusu markayı tescilsiz olarak kullanmakta üstün bir hakkı bulunmamaktadır.

Ayrıca, “Avrasya” ibaresi davacı-karşı davalının markasal kullanımında esaslı unsur olarak yer almakta olup, bu durum davalı-karşı davacının tescilli markasına tecavüz niteliğindedir. Yine, davalı-karşı davacının “Avrasya” ibareli markası sicilden terkin edilinceye kadar hukuki korumadan yararlanır. Adı geçen marka hakkında açılmış bir hükümsüzlük davası da bulunmadığına göre, bu husus işbu davada tartışma konusu yapılmaz.

Mahkemece, anılan hususlar nazara alınmadan yazılı olduğu şekilde davanın reddine karar verilmesi doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.

SONUÇ

Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı-karşı davalı vekilinin temyiz isteminin REDDİNE; (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı-karşı davacı vekilinin temyiz itirazının kabulü ile kararın davalı-karşı davacı yararına BOZULMASINA, alınmadığı anlaşılan 67.20 TL temyiz başvuru ve 36,80 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davacı-k.davalıdan alınmasına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz eden davalı-karşı davacıya iadesine, 11.04.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1018403600 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.