6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Borçlu olmadığının tespiti

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2013/13556 E. 2014/3600 K. ·

BozulduKesinlik belirsiz

★ Emsal

Mahkemenin nitelemesi:

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
mail order komisyon alacağı ba/bs formları cari hesap alacağı cari hesap ba formu komisyon eksik inceleme ibraz e-defter

Gerekçe

Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).

Mahkemece, bozma ilamına uyularak yeniden yapılan yargılamada, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacının sunmuş olduğu ödeme belgeleri üzerinde yapılan inceleme sonunda davacının davalıya halen 22.584,45 TL borcu bulunduğunun tespit edildiği, yine davacının ek komisyon alacağı, cari hesap alacağı ve poliçe iptal bedeli talebi açısından ise, olayda davacı defterlerine göre bir sonuca gidilemediği, davalı defterleri açısından ise, bozmadan önce yapılan incelemede, usulüne uygun tutulan davalı defterlerinde bu alacağın mevcut olmadığının anlaşıldığı, manevi tazminat talebi açısından ise, davalının eyleminin gerek Borçlar Kanunu ve gerekse Medeni Kanun hükümleri açısından davacının kişiliğine saldırı teşkil eden bir eylem olmadığı, dolayısıyla manevi tazminatı gerektirir bir eylem bulunmadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabul kısmen reddi ile, davacının davalıya 50.582,79 TL borçlu olmadığının tespitine, alacak ve manevi tazminat taleplerinin ise reddine karar verilmiştir.

Kararı, taraf vekilleri temyiz etmişlerdir.

1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin tüm, davalı vekilinin aşağıdaki bent kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazları yerinde değildir.

2-Ancak; davacı davalıya icra takibinde talep edilen kadar borcu bulunmadığını ve borcu ödediğini iddia ederek, kredi kartı poliçe ödeme formları, mail order formlarına dair belgelerin fotokopilerini ve bilahare de asıllarını ibraz etmiş ve bilirkişi tarafından da ibraz edilen bu belgeler göz önüne alınarak rapor düzenlenmiş ise de; davalı vekili gerek asıl rapora gerekse ek rapora itirazında, bu belgelerin ödeme yapıldığını göstermediğini ve sadece kredi kartından ödeme yapılmak üzere bankaya verilen talimat niteliğinde bulunduğunu bildirerek itiraz etmesine rağmen davalı vekilinin bu itirazı gerek bilirkişi gerekse mahkeme tarafından değerlendirilmemiştir. Bu durumda mahkemece, davacının ödeme belgesi diye ibraz ettiği kredi kartı ödeme formu ve mail order formu adlı belgelerin mahiyeti ve ödemenin ispatına yeterli olup olmadığının üzerinde durularak, yeterli değil ise ilgili bankadan bu ödemeler ile ilgili araştırma yapılarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme sonucu karar verilmesi doğru olmayıp, bozmayı gerektirmiştir.

Benzer Kararlar

Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.

  • Alacak

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/14552 E. 2018/5617 K.

    Ortak:

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

  • Menfi Tespit

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2022/2835 E. 2023/2685 K.

    Ortak:

    Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal

    Farklı:

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

11. Hukuk Dairesi         2013/13556 E.  ,  2014/3600 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ SAMSUN 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ 26/04/2013

NUMARASI 2012/232-2013/223

Taraflar arasında görülen davada Samsun 1. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 26/04/2013 tarih ve 2012/232-2013/223 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:

Davacı vekili, müvekkilinin 1991 yılından itibaren davalı şirketin acentesi olarak çalıştığını ancak davalının bölge müdürünün değişmesinden sonra müvekkilinin hesapları üzerinde oynama yapılmaya başlandığını ve sözleşmenin davalı tarafından feshedildiğini ardından davalının müvekkili hakkında icra takibi başlattığını ileri sürerek, müvekkili hakkındaki icra takibi nedeniyle 73.167,24 TL borçlu olmadığının tespitine, 15.000 TL alacak ile 20.000 TL manevi tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalı vekili, sözleşmenin haklı olarak feshedildiğini, müvekkilinin ticari defter kayıtlarına göre davacının halen borçlu olduğunu, diğer taleplerin de haklı olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.

Mahkemece, bozma ilamına uyularak yeniden yapılan yargılamada, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacının sunmuş olduğu ödeme belgeleri üzerinde yapılan inceleme sonunda davacının davalıya halen 22.584,45 TL borcu bulunduğunun tespit edildiği, yine davacının ek komisyon alacağı, cari hesap alacağı ve poliçe iptal bedeli talebi açısından ise, olayda davacı defterlerine göre bir sonuca gidilemediği, davalı defterleri açısından ise, bozmadan önce yapılan incelemede, usulüne uygun tutulan davalı defterlerinde bu alacağın mevcut olmadığının anlaşıldığı, manevi tazminat talebi açısından ise, davalının eyleminin gerek Borçlar Kanunu ve gerekse Medeni Kanun hükümleri açısından davacının kişiliğine saldırı teşkil eden bir eylem olmadığı, dolayısıyla manevi tazminatı gerektirir bir eylem bulunmadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabul kısmen reddi ile, davacının davalıya 50.582,79 TL borçlu olmadığının tespitine, alacak ve manevi tazminat taleplerinin ise reddine karar verilmiştir.

Kararı, taraf vekilleri temyiz etmişlerdir.

1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin tüm, davalı vekilinin aşağıdaki bent kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazları yerinde değildir.

2-Ancak; davacı davalıya icra takibinde talep edilen kadar borcu bulunmadığını ve borcu ödediğini iddia ederek, kredi kartı poliçe ödeme formları, mail order formlarına dair belgelerin fotokopilerini ve bilahare de asıllarını ibraz etmiş ve bilirkişi tarafından da ibraz edilen bu belgeler göz önüne alınarak rapor düzenlenmiş ise de; davalı vekili gerek asıl rapora gerekse ek rapora itirazında, bu belgelerin ödeme yapıldığını göstermediğini ve sadece kredi kartından ödeme yapılmak üzere bankaya verilen talimat niteliğinde bulunduğunu bildirerek itiraz etmesine rağmen davalı vekilinin bu itirazı gerek bilirkişi gerekse mahkeme tarafından değerlendirilmemiştir. Bu durumda mahkemece, davacının ödeme belgesi diye ibraz ettiği kredi kartı ödeme formu ve mail order formu adlı belgelerin mahiyeti ve ödemenin ispatına yeterli olup olmadığının üzerinde durularak, yeterli değil ise ilgili bankadan bu ödemeler ile ilgili araştırma yapılarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme sonucu karar verilmesi doğru olmayıp, bozmayı gerektirmiştir.

SONUÇ

Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin tüm , davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, aşağıda yazılı bakiye 0,90 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davacıdan alınmasına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz eden davalı A.. A.. iadesine, 26/02/2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/101819700 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.