6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Şahsi sorumluluk

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2009/4639 E. 2011/3501 K. ·

BozulduKesinlik belirsiz

★ Emsal

Mahkemenin nitelemesi: Ticari şirketler

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
şahsi sorumluluk hisse senedi pay defteri anonim şirket ortaklık ilişkisi kâr payı taahhütname eksik inceleme dahili dava husumet e-defter

Usul tespitleri

Dava şartı
dava şartı
Atıf yapılan mevzuat: SPK · TTK — TTK 329

Gerekçe

Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).

Mahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlar ve tüm dosya kapsamına göre, davacının, davalı şirkete ortak olduğu, TTK.nun 405/2 nci maddesi uyarınca ortakların sermaye olarak verdiklerini geri isteyemeyeceği, davalı yöneticilerin şahsi sorumluluğunu gerektirir bir durumun bulunmadığı, sözleşme kurulurken bu davalıların davacı iradesini fesada uğratan eylemlerinden söz edilmediği gerekçesiyle davalı şirket hakkındaki davanın esastan, diğer davalılar bakımından ise husumet yönünden reddine karar verilmiştir.

Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.

Dava, geçerli şekilde ortaklık ilişkisinin kurulmadığının tespiti ve bu amaçla verilen paranın tahsili istemlerine ilişkindir.

Mahkemece yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmiştir. Ancak, hükmün yeterli araştırma ve incelemeye dayandığını kabul etmek mümkün değildir. Karar gerekçesinde de açıklandığı üzere, TTK'nun 329 ve 405. maddeleri uyarınca anonim şirket ortakları kural olarak şirkete yatırdıkları sermayeyi geri isteyemezler. Ayrıca, yetkili kurulların bir kararı olmadıkça da anonim şirketler, pay senetlerini nominal bedellerinin üzerinde halka arz edemezler.

Somut olayda davacı vekili, müvekkiline hisse senedi devir ve kabul sözleşmesi imzalatılarak toplam 51.180,31 DM ödeme yaptığını, ancak geçerli bir şekilde davalı şirkete ortak olmadığını iddia etmektedir. Davalılar vekili cevabında davacının müvekkili şirketin ortağı olduğunu kabul ederek davanın reddine savunmuştur. Davalı şirketin yönetim kurulunun verdiği cevapta da davacının şirkette 1.000.000 TL nominal bedelli 113 payının mevcut olduğu ve bu payı iştirak taahhütnamesi ile edindiği açıklanmıştır. Takasbank kayıtlarına göre de davacının davalı şirket ile bu şirketin dahil olduğu gruptaki başka bir şirkette payının mevcut olduğu bildirilmiştir.

Öte yandan Dairemize intikal eden diğer dosyalardan da bilinen SPK duyuru ve kararlarında, davalı şirketin de aralarında bulunduğu Yimpaş Grubu şirketlerinin, pay defterlerinin gerçek ortaklık durumunu yansıtmadığı, ortaklık durumlarının ikincil kayıtlar tutulmak suretiyle izlendiği belirtilmiş, söz konusu şirketlerce gönderilen ve Takasbank’ta bulunan resmi pay defterleri bilgilerinin temin edilerek ilgililerin ellerinde bulunan belgelerle karşılaştırılmak suretiyle gerektiğinde dava açılması önerilmiştir.

Bu durum karşısında mahkemece, davacı tarafa Yimpaş Grubundaki pay sahibi göründüğü diğer şirkete karşı da dava açılması için önel verilmesi, bu davanın açılması halinde eldeki davayla birleştirilmesi, konusunda uzman bir bilirkişi kurulu oluşturulup, şirketlerin yasal defter ve kayıtları üzerinde inceleme yaptırılmak suretiyle ortaklık durumunun gerçekten de ikincil kayıtlar tutulmak suretiyle takip edilip edilmediği, şirket ortaklığının gerçekten kazanılıp kazanılmadığı, davacının davalı şirketlere pay senedi satın almak suretiyle mi yoksa devir suretiyle mi ortak olduğu, yeni pay almak suretiyle ortaklık söz konusu ise davacıya verilen pay senetlerinin o tarih itibariyle nominal değerinin ne olduğu, şayet davacıdan nominal değer üzerinden bir bedel alınmış ise primli hisse senedi çıkarılması yolunda bir kararın bulunup bulunmadığı hususlarının tek tek tespit edilmesi, aksi sonuca varıldığında ‘çoğun içinde az da vardır kuralı’ gereği varsa davacıdan fazla alınan bedelin iadesine (tahsiline) karar verilmesi ve açıklanan tüm bu hususların tereddütsüz şekilde ortaya konulmasından sonra davalıların hukuki durumlarının buna göre belirlenmesi gerekirken yazılı şekilde eksik incelemeye dayalı hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.

Benzer Kararlar

Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.

Usul yönünden süz:
  • Ortaklık uyuşmazlığı 🔁 aynen tekrar

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2009/4642 E. 2011/3502 K.

    Ortak: · dava şartı

    Sonuç: 🔶 iki emsal

  • Ortaklık uyuşmazlığı 🔁 aynen tekrar

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2009/4625 E. 2011/3226 K.

    Ortak: · dava şartı

    Sonuç: 🔶 iki emsal

  • Menfi Tespit ve İstirdat 🔁 aynen tekrar

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2009/8072 E. 2011/7169 K.

    Ortak: · dava şartı

    Sonuç: 🔶 iki emsal

5 benzer karar daha
  • Şahsi sorumluluk

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2009/6294 E. 2010/12892 K.

    Ortak: · dava şartı

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

  • Şahsi sorumluluk

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2009/6287 E. 2010/12893 K.

    Ortak: · dava şartı

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

  • Ortaklık uyuşmazlığı

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2009/14882 E. 2011/7347 K.

    Ortak: · dava şartı

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

  • Şahsi sorumluluk 🔁 aynen tekrar

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2009/7042 E. 2011/6600 K.

    Ortak: · dava şartı

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

  • Şahsi sorumluluk

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2009/6394 E. 2010/12495 K.

    Ortak: · dava şartı

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

11. Hukuk Dairesi         2009/4639 E.  ,  2011/3501 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasında görülen davada Yozgat 2.Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 22.01.2009 tarih ve 2008/116 - 2009/44 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi duruşmalı olarak davacı vekili tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 29.03.2011 gününde davacı avukatı ..... gelip, davalılar avukatı tebligata rağmen gelmediğinden, temyiz dilekçesinin süresinde verildiği anlaşıldıktan ve duruşmada hazır bulunan taraf avukatları dinlenildikten sonra, duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakılmıştı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:

Davacı vekili, davalıların her istendiği an geri ödeneceği ve yatırılan paralar karşılığı yüksek faiz verileceği garantisiyle davalı şirket iştirak taahhütnamesi ibareli belge ile müvekkilinden para aldıklarını, istenmesine rağmen paranın ödenmediğini, davalıların eylemlerinin hukuki dayanağının bulunmadığını, TTK, Bankalar Kanunu ve SPK mevzuatını ihlal ettiklerini, durumun soruşturmalarla sabit olduğunu, davalı şirketle ortaklık ilişkisinin bulunmadığını ileri sürerek, geçerli bir ortaklık ilişkisinin bulunmadığının tespitine, kurulan yatırım ilişkisinin hükümsüzlüğüne, 89.294.28 YTL’nın tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalılar Yimpaş Holding A.Ş ve ... vekili, davacının müvekkili şirketin ortağı olduğunu, diğer müvekkiline de husumet düşmeyeceğini savunarak, davanın reddini istemiştir.

Diğer davalı, davaya yanıt vermemiştir.

Mahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlar ve tüm dosya kapsamına göre, davacının, davalı şirkete ortak olduğu, TTK.nun 405/2 nci maddesi uyarınca ortakların sermaye olarak verdiklerini geri isteyemeyeceği, davalı yöneticilerin şahsi sorumluluğunu gerektirir bir durumun bulunmadığı, sözleşme kurulurken bu davalıların davacı iradesini fesada uğratan eylemlerinden söz edilmediği gerekçesiyle davalı şirket hakkındaki davanın esastan, diğer davalılar bakımından ise husumet yönünden reddine karar verilmiştir.

Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.

Dava, geçerli şekilde ortaklık ilişkisinin kurulmadığının tespiti ve bu amaçla verilen paranın tahsili istemlerine ilişkindir.

Mahkemece yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmiştir. Ancak, hükmün yeterli araştırma ve incelemeye dayandığını kabul etmek mümkün değildir. Karar gerekçesinde de açıklandığı üzere, TTK'nun 329 ve 405. maddeleri uyarınca anonim şirket ortakları kural olarak şirkete yatırdıkları sermayeyi geri isteyemezler. Ayrıca, yetkili kurulların bir kararı olmadıkça da anonim şirketler, pay senetlerini nominal bedellerinin üzerinde halka arz edemezler.

Somut olayda davacı vekili, müvekkiline hisse senedi devir ve kabul sözleşmesi imzalatılarak toplam 51.180,31 DM ödeme yaptığını, ancak geçerli bir şekilde davalı şirkete ortak olmadığını iddia etmektedir. Davalılar vekili cevabında davacının müvekkili şirketin ortağı olduğunu kabul ederek davanın reddine savunmuştur. Davalı şirketin yönetim kurulunun verdiği cevapta da davacının şirkette 1.000.000 TL nominal bedelli 113 payının mevcut olduğu ve bu payı iştirak taahhütnamesi ile edindiği açıklanmıştır. Takasbank kayıtlarına göre de davacının davalı şirket ile bu şirketin dahil olduğu gruptaki başka bir şirkette payının mevcut olduğu bildirilmiştir.

Öte yandan Dairemize intikal eden diğer dosyalardan da bilinen SPK duyuru ve kararlarında, davalı şirketin de aralarında bulunduğu Yimpaş Grubu şirketlerinin, pay defterlerinin gerçek ortaklık durumunu yansıtmadığı, ortaklık durumlarının ikincil kayıtlar tutulmak suretiyle izlendiği belirtilmiş, söz konusu şirketlerce gönderilen ve Takasbank’ta bulunan resmi pay defterleri bilgilerinin temin edilerek ilgililerin ellerinde bulunan belgelerle karşılaştırılmak suretiyle gerektiğinde dava açılması önerilmiştir.

Bu durum karşısında mahkemece, davacı tarafa Yimpaş Grubundaki pay sahibi göründüğü diğer şirkete karşı da dava açılması için önel verilmesi, bu davanın açılması halinde eldeki davayla birleştirilmesi, konusunda uzman bir bilirkişi kurulu oluşturulup, şirketlerin yasal defter ve kayıtları üzerinde inceleme yaptırılmak suretiyle ortaklık durumunun gerçekten de ikincil kayıtlar tutulmak suretiyle takip edilip edilmediği, şirket ortaklığının gerçekten kazanılıp kazanılmadığı, davacının davalı şirketlere pay senedi satın almak suretiyle mi yoksa devir suretiyle mi ortak olduğu, yeni pay almak suretiyle ortaklık söz konusu ise davacıya verilen pay senetlerinin o tarih itibariyle nominal değerinin ne olduğu, şayet davacıdan nominal değer üzerinden bir bedel alınmış ise primli hisse senedi çıkarılması yolunda bir kararın bulunup bulunmadığı hususlarının tek tek tespit edilmesi, aksi sonuca varıldığında ‘çoğun içinde az da vardır kuralı’ gereği varsa davacıdan fazla alınan bedelin iadesine (tahsiline) karar verilmesi ve açıklanan tüm bu hususların tereddütsüz şekilde ortaya konulmasından sonra davalıların hukuki durumlarının buna göre belirlenmesi gerekirken yazılı şekilde eksik incelemeye dayalı hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.

SONUÇ

Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, takdir olunan 825,00 TL duruşma vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 29.03.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1018188600 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.