İtirazın iptali | İcra inkar tazminatı
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2012/7937 E. 2014/473 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
işleten sıfatı↗ kira ilişkisi↗ rücuen tazmin↗ özel dava şartı↗ trafik kazası↗ sigorta ettiren↗ irsaliye↗ sorumluluk sigortası↗ kira sözleşmesi↗ üçüncü kişi↗ rücu↗ sigorta poliçesi↗ hasar↗ eksik inceleme↗ ibraz↗ teminat↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacı tarafından sigortalanan emtianın, davalı M.. U..'nun yönetimindeki araç ile taşındığı sırada meydana gelen trafik kazası sonucu hasar gördüğü, hasar bedelinin davacı tarafça sigorta ettirenine ödendiği, dosyaya sunulan kira sözleşmesi ve malik tarafından kesilen faturalardan kazaya karışan aracın, davalı İ.. S.. tarafından dava dışı sigorta ettirene kiralandığının anlaşıldığı, bu durumda davacı şirketin sigortalısının söz konusu aracın işleteni sıfatını taşıdığı, davacının dayandığı sigorta poliçesinin özel şartlar bölümünde sigortacının, herhangi bir hasar halinde sigorta ettirenin daha önceden plaka numaraları bildirilen kendisine ait veya senelik kiraladığı araçların haricindeki araç sahip ve şoförlerine rücu etme hakkının saklı olduğunun düzenlendiği, dolayısıyla davacının davalılara rücu imkanının bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili ile davalı M.. U.. vekili temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı M.. U.. vekilinin tüm, davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2- Dava, yurt içi taşıma sorumluluk sigorta poliçesine dayalı olarak ödenen bedelin rücuen tazmini için başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptali istemine ilişkin olup, mahkemece kazaya karışan aracın, davacının sigorta ettireni tarafından uzun süreli olarak kiralandığı, bu durumda aracı işletenin sigorta ettiren olduğu ve hasarın teminat dışı bulunduğu gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir. Ancak, davacı tarafça sigorta ettiren ile davalı malik arasındaki kira ilişkisinin usulünce kanıtlanmadığı ve taşıma işinin davalı malik tarafından gerçekleştirildiği ileri sürülerek buna ilişkin 21.04.2008 tarihli taşıma irsaliyesi dosyaya ibraz edildiğine göre mahkemece gerekirse dava tarihinde yürürlükte bulunan 1086 sayılı HUMK'nın 333. maddesi (HMK 221. madde) uyarınca üçüncü kişi konumunda bulunan gönderici ve alıcı şirketlerin kayıtları da incelenmek suretiyle iddianın açıklığa kavuşturulması ve oluşacak sonuç çerçevesinde karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde eksik incelemeye dayalı olarak hüküm tesisi doğru olmamış, hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
İtirazın iptali | İcra inkar tazminatı
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/1656 E. 2017/872 K.
Ortak:işleten sıfatı · kira ilişkisi · rücuen tazmin · özel dava şartı · sigorta ettiren · irsaliye · sorumluluk sigortası · kira sözleşmesi · İtirazın iptali | İcra inkar tazminatı
İncelediğiniz karardaS.. tarafından dava dışı «sigorta ettirene» kiralandığının anlaşıldığı, bu durumda davacı şirketin sigortalısının söz konusu aracın «işleteni sıfatını» taşıdığı, davacının dayandığı «sigorta poliçesinin» «özel şartlar» bölümünde sigortacının, herhangi bir «hasar» halinde sigorta ettirenin daha önceden plaka numaraları bildirilen kendisine ait veya senelik kiraladığı araçların haricindeki araç sahip ve şoförlerine «rücu» etme hakkının saklı olduğunun düzenlendiği, dolayısıyla davacının davalılara rücu imkanının bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
2- Dava, yurt içi taşıma «sorumluluk sigorta poliçesine» dayalı olarak ödenen bedelin «rücuen tazmini» için başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptali istemine ilişkin olup, mahkemece kazaya karışan aracın, davacının «sigorta ettireni» tarafından uzun süreli olarak kiralandığı, bu durumda aracı işletenin sigorta ettiren olduğu ve «hasarın» «teminat» dışı bulunduğu gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
Ancak, davacı tarafça «sigorta ettiren» ile davalı malik arasındaki «kira ilişkisinin» usulünce kanıtlanmadığı ve taşıma işinin davalı malik tarafından gerçekleştirildiği ileri sürülerek buna ilişkin 21.04.2008 tarihli taşıma «irsaliyesi» dosyaya «ibraz» edildiğine göre mahkemece gerekirse dava tarihinde yürürlükte bulunan 1086 sayılı HUMK'nın 333. maddesi (HMK 221. madde) uyarınca «üçüncü kişi» konumunda bulunan gönderici ve alıcı şirketlerin kayıtları da incelenmek suretiyle iddianın açıklığa kavuşturulması ve oluşacak sonuç çerçevesinde karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde «eksik incelemeye» dayalı olarak hüküm tesisi doğru olmamış, hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Benzer bu karardaMahkemece, Dairemiz bozma ilamına uyularak, dosya kapsamına göre, dosyaya sunulan «kira sözleşmesinden» ve davalı ...'in dava dışı i faturalardan bahse konu aracın davalı ... tarafından dava dışı «sigorta ettirene» bir çok kez nakliye için «fatura» kesilmesi nedeniyle kiralandığı, buna göre «işleten sıfatının» dava dışı ye yani sigorta ettiren şirkete geçtiği, nitekim davacının meydana çıkan zararı ödemesinin de bu kabulün bir sonucu olduğu, bilirkişi raporunda da tespit edildiği üzere, davalı ... ile şirketinin 2006 ve 2007 yıllarına ait «defter» ve belgeleri incelendiğinde «kira ilişkisinin» olduğunun belirlendiği, 29.06.2007 tanzim tarihli yurt içi «sorumluluk sigorta poliçesinde» «özel şart» yolu ile ancak sigortacının herhangi bir «hasar» halinde sigorta ettirenin daha önceden plaka numaraları bildirilen kendisine ait veya senelik kiraladığı araçların haricindeki araç sahip ve şoförlerine «rücu» etme hakkının saklı olduğu bildirildiğinden bu kapsama «dahil» olmadığı anlaşılan davalıların maliki ve sürücüsü olduğu araç dolayısıyla davacının «rücu hakkının» bulunmadığı gerekçesiyle; davanın reddine, davalıların %40 «icra inkar tazminatı» taleplerinin şartları oluşmaması nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Dava konusu yurt içi «taşıyıcı sorumluluk sigorta poliçesinin» «özel şartlarının» sigortalının/«sigorta ettirenin» yükümlülüklerinin belirlendiği kısmın d bendinde “Sigortacının herhangi bir «hasar» halinde sigortalı/ sigorta ettirenin daha önceden plaka numaraları bildirilen kendisine ve/veya senelik kiraladığı araçların haricindeki araç sahip ve şoförlerine «rücu» etme hakkı saklıdır.” hükmü düzenlenmiş olup, mahkemece kazaya karışan aracın, davacının sigorta ettireni tarafından uzun süreli olarak kiralandığı, bu durumda aracı işletenin sigorta ettiren olduğu, sigorta poliçesinin özel şartlar bölümündeki düzenleme nazara alındığında davacının davalılara rücu imkanının bulunmadığı gerekçesi ile davanın reddine dair verilen karar, Dairemizce davacı tarafça sigorta ettiren ile davalı malik arasındaki «kira ilişkisinin» usulünce kanıtlanmadığı ve taşıma işinin davalı malik tarafından gerçekleştirildiği ileri sürülerek buna ilişkin 21.04.2008 tarihli taşıma «irsaliyesi» dosyaya «ibraz» edildiğine göre mahkemece gerekirse «üçüncü kişi» konumunda bulunan gönderici ve alıcı şirketlerin kayıtları da incelenmek suretiyle iddianın açıklığa kavuşturulması gerektiği belirtilerek bozulmuştur.
Dava, yurt içi «taşıyıcı sorumluluk sigorta poliçesine» dayalı olarak ödenen bedelin «rücuen tazmini» için başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:taşıyıcı sorumluluk sigortası · navlun bedeli · zayi belgesi · rücu hakkı · taşıyıcının sorumluluğu · navlun · ticari defter kayıtları · zayi
Benzer bu kararda6100 Sayılı HMK’nın 222/«son» maddesi gereğince “Taraflardan biri «tacir» olmasa dahi, tacir olan diğer tarafın «ticari defterlerindeki kayıtları» kabul edeceğini belirtir; ancak, karşı taraf defterlerini ibrazdan kaçınırsa, «ibrazı» talep eden taraf iddiasını ispat etmiş sayılır.” Davalı ...’in 2006 ve 2007 yılı defter ve belgelerinin incelenmesi neticesinde «sigorta ettiren» 2006 ve 2007 yıllarında nakliye bedeli açıklamasıyla «fatura» kesildiği ve ödendiği belirlenmiş olup, mahkemenin kabulünün aksine söz konusu faturalar aracın kiralandığını değil herbir taşıma için «navlun bedelinin» ödendiğini göstermektedir.
Dava, yurt içi «taşıyıcı sorumluluk sigorta poliçesine» dayalı olarak ödenen bedelin «rücuen tazmini» için başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir.
Dava konusu yurt içi «taşıyıcı sorumluluk sigorta poliçesinin» «özel şartlarının» sigortalının/«sigorta ettirenin» yükümlülüklerinin belirlendiği kısmın d bendinde “Sigortacının herhangi bir «hasar» halinde sigortalı/ sigorta ettirenin daha önceden plaka numaraları bildirilen kendisine ve/veya senelik kiraladığı araçların haricindeki araç sahip ve şoförlerine «rücu» etme hakkı saklıdır.” hükmü düzenlenmiş olup, mahkemece kazaya karışan aracın, davacının sigorta ettireni tarafından uzun süreli olarak kiralandığı, bu durumda aracı işletenin sigorta ettiren olduğu, sigorta poliçesinin özel şartlar bölümündeki düzenleme nazara alındığında davacının davalılara rücu imkanının bulunmadığı gerekçesi ile davanın reddine dair verilen karar, Dairemizce davacı tarafça sigorta ettiren ile davalı malik arasındaki «kira ilişkisinin» usulünce kanıtlanmadığı ve taşıma işinin davalı malik tarafından gerçekleştirildiği ileri sürülerek buna ilişkin 21.04.2008 tarihli taşıma «irsaliyesi» dosyaya «ibraz» edildiğine göre mahkemece gerekirse «üçüncü kişi» konumunda bulunan gönderici ve alıcı şirketlerin kayıtları da incelenmek suretiyle iddianın açıklığa kavuşturulması gerektiği belirtilerek bozulmuştur.
Dolayısıyla dava konusu kaza 21.04.2008 tarihinde gerçekleşmiş olmasına rağmen, davalı ...’in «ihtara» rağmen 2008 yılı «defter» ve kayıtlarını «ibraz» etmediği, «zayi belgesi» sunmadığı, 2006 ve 2007 yılı defter ve kayıtlarından, yine Dairemiz bozma ilamı uyarınca yapılan incelemelerden «sigorta ettiren» ile davalı malik arasındaki «kira ilişkisinin» kanıtlanmadığı kabul edilerek, bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmamış, kararın davacı yararına bozulması gerekmiştir. ./..
-
İtirazın iptali | Rücuen tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2022/6229 E. 2023/6179 K.
Ortak:işleten sıfatı · kira ilişkisi · rücuen tazmin · özel dava şartı · trafik kazası · sigorta ettiren · irsaliye · sorumluluk sigortası
İncelediğiniz karardaS.. tarafından dava dışı «sigorta ettirene» kiralandığının anlaşıldığı, bu durumda davacı şirketin sigortalısının söz konusu aracın «işleteni sıfatını» taşıdığı, davacının dayandığı «sigorta poliçesinin» «özel şartlar» bölümünde sigortacının, herhangi bir «hasar» halinde sigorta ettirenin daha önceden plaka numaraları bildirilen kendisine ait veya senelik kiraladığı araçların haricindeki araç sahip ve şoförlerine «rücu» etme hakkının saklı olduğunun düzenlendiği, dolayısıyla davacının davalılara rücu imkanının bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
2- Dava, yurt içi taşıma «sorumluluk sigorta poliçesine» dayalı olarak ödenen bedelin «rücuen tazmini» için başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptali istemine ilişkin olup, mahkemece kazaya karışan aracın, davacının «sigorta ettireni» tarafından uzun süreli olarak kiralandığı, bu durumda aracı işletenin sigorta ettiren olduğu ve «hasarın» «teminat» dışı bulunduğu gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
Ancak, davacı tarafça «sigorta ettiren» ile davalı malik arasındaki «kira ilişkisinin» usulünce kanıtlanmadığı ve taşıma işinin davalı malik tarafından gerçekleştirildiği ileri sürülerek buna ilişkin 21.04.2008 tarihli taşıma «irsaliyesi» dosyaya «ibraz» edildiğine göre mahkemece gerekirse dava tarihinde yürürlükte bulunan 1086 sayılı HUMK'nın 333. maddesi (HMK 221. madde) uyarınca «üçüncü kişi» konumunda bulunan gönderici ve alıcı şirketlerin kayıtları da incelenmek suretiyle iddianın açıklığa kavuşturulması ve oluşacak sonuç çerçevesinde karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde «eksik incelemeye» dayalı olarak hüküm tesisi doğru olmamış, hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Benzer bu karardaMahkemece bozma ilamına uyularak verilen 27.10.2015 tarih, 2014/192 E. ve 2015/500 K. sayılı kararı ile dosyaya sunulan «kira sözleşmesinden» ve davalı ...'in dava dışı Tonbuloğlu A.Ş'ye kestiği faturalardan bahse konu aracın davalı ... tarafından dava dışı «sigorta ettirene» bir çok kez nakliye için «fatura» kesilmesi nedeniyle kiralandığı, buna göre «işleten sıfatının» dava dışı Tonbuloğlu A.Ş.' ye yani sigorta ettiren şirkete geçtiği, nitekim davacının meydana çıkan zararı ödemesinin de bu kabulün bir sonucu olduğu, bilirkişi raporunda da tespit edildiği üzere, davalı ... ile Tonbuloğlu şirketinin 2006 ve 2007 yıllarına ait «defter» ve belgeleri incelendiğinde «kira ilişkisinin» olduğunun belirlendiği, 29.06.2007 tanzim tarihli yurt içi «sorumluluk sigorta poliçesinde» «özel şart» yolu ile ancak sigortacının herhangi bir «hasar» halinde sigorta ettirenin daha önceden plaka numaraları bildirilen kendisine ait veya senelik kiraladığı araçların haricindeki araç sahip ve şoförlerine «rücu» etme hakkının saklı olduğu bildirildiğinden bu kapsama «dahil» olmadığı anlaşılan davalıların maliki ve sürücüsü olduğu araç dolayısıyla davacının «rücu hakkının» bulunmadığı gerekçesiyle; davanın reddine, davalıların %40 «icra inkar tazminatı» taleplerinin şartları oluşmadığı gerekçesiyle reddine karar verilmiş, karar davacı vekilince temyiz edilmiştir.
Dava konusu yurt içi «taşıyıcı sorumluluk sigorta poliçesinin» «özel şartlarının» sigortalının/«sigorta ettirenin» yükümlülüklerinin belirlendiği kısmın d bendinde “Sigortacının herhangi bir «hasar» halinde sigortalı/ sigorta ettirenin daha önceden plaka numaraları bildirilen kendisine ve/veya senelik kiraladığı araçların haricindeki araç sahip ve şoförlerine «rücu» etme hakkı saklıdır.” hükmü düzenlenmiş olup, mahkemece kazaya karışan aracın, davacının sigorta ettireni tarafından uzun süreli olarak kiralandığı, bu durumda aracı işletenin sigorta ettiren olduğu, sigorta poliçesinin özel şartlar bölümündeki düzenleme nazara alındığında davacının davalılara rücu imkanının bulunmadığı gerekçesi ile davanın reddine dair verilen karar, Dairemizce davacı tarafça sigorta ettiren ile davalı malik arasındaki «kira ilişkisinin» usulünce kanıtlanmadığı ve taşıma işinin davalı malik tarafından gerçekleştirildiği ileri sürülerek buna ilişkin 21.04.2008 tarihli taşıma «irsaliyesi» dosyaya «ibraz» edildiğine göre mahkemece gerekirse «üçüncü kişi» konumunda bulunan gönderici ve alıcı şirketlerin kayıtları da incelenmek suretiyle iddianın açıklığa kavuşturulması gerektiği belirtilerek bozulmuştur.
Mahkemece 2008/658 E. ve 2011/817 K. sayılı karar ve 2014/192 E. ve 2015/500 K. sayılı kararlarında «sigorta ettiren» ve davalı kiralayan arasındaki «kira ilişkisinin» varlığı kabul edilerek dava konusu yurt içi «taşıyıcı sorumluluk sigorta poliçesinin» «özel şartlarının» sigortalının/sigorta ettirenin yükümlülüklerinin belirlendiği kısmın d bendinde “Sigortacının herhangi bir «hasar» halinde sigortalı/ sigorta ettirenin daha önceden plaka numaraları bildirilen kendisine ve/veya senelik kiraladığı araçların haricindeki araç sahip ve şoförlerine «rücu» etme hakkı saklıdır.” düzenlemesi karşısında kazaya karışan aracın, davacının sigorta ettireni tarafından uzun süreli olarak kiralandığı, bu durumda aracı işleteni …
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:bozma ilamına uyma · taşıyıcı sorumluluk sigortası · poliçe özel şartı · navlun bedeli · zayi belgesi · sigorta tazminatı · rücu hakkı · taşıyıcının sorumluluğu
Benzer bu karardaBozma Kararı Dairemizin 16.02.2017 tarih, 2016/1656 E. ve 2017/872 K. sayılı kararıyla "Dava, yurt içi «taşıyıcı sorumluluk sigorta poliçesine» dayalı olarak ödenen bedelin «rücuen tazmini» için başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir.
Dava konusu yurt içi «taşıyıcı sorumluluk sigorta poliçesinin» «özel şartlarının» sigortalının/«sigorta ettirenin» yükümlülüklerinin belirlendiği kısmın d bendinde “Sigortacının herhangi bir «hasar» halinde sigortalı/ sigorta ettirenin daha önceden plaka numaraları bildirilen kendisine ve/veya senelik kiraladığı araçların haricindeki araç sahip ve şoförlerine «rücu» etme hakkı saklıdır.” hükmü düzenlenmiş olup, mahkemece kazaya karışan aracın, davacının sigorta ettireni tarafından uzun süreli olarak kiralandığı, bu durumda aracı işletenin sigorta ettiren olduğu, sigorta poliçesinin özel şartlar bölümündeki düzenleme nazara alındığında davacının davalılara rücu imkanının bulunmadığı gerekçesi ile davanın reddine dair verilen karar, Dairemizce davacı tarafça sigorta ettiren ile davalı malik arasındaki «kira ilişkisinin» usulünce kanıtlanmadığı ve taşıma işinin davalı malik tarafından gerçekleştirildiği ileri sürülerek buna ilişkin 21.04.2008 tarihli taşıma «irsaliyesi» dosyaya «ibraz» edildiğine göre mahkemece gerekirse «üçüncü kişi» konumunda bulunan gönderici ve alıcı şirketlerin kayıtları da incelenmek suretiyle iddianın açıklığa kavuşturulması gerektiği belirtilerek bozulmuştur.
Değerlendirme Dava, yurt içi «taşıyıcı sorumluluk sigorta poliçesine» dayalı olarak ödenen bedelin «rücuen tazmini» için başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptali istemine ilişkin olup, ihtilaf konusu «sigorta ettiren» ile davalı malik arasındaki hukuki ilişkinin tespiti noktasında toplanmaktadır.
Mahkemece 2008/658 E. ve 2011/817 K. sayılı karar ve 2014/192 E. ve 2015/500 K. sayılı kararlarında «sigorta ettiren» ve davalı kiralayan arasındaki «kira ilişkisinin» varlığı kabul edilerek dava konusu yurt içi «taşıyıcı sorumluluk sigorta poliçesinin» «özel şartlarının» sigortalının/sigorta ettirenin yükümlülüklerinin belirlendiği kısmın d bendinde “Sigortacının herhangi bir «hasar» halinde sigortalı/ sigorta ettirenin daha önceden plaka numaraları bildirilen kendisine ve/veya senelik kiraladığı araçların haricindeki araç sahip ve şoförlerine «rücu» etme hakkı saklıdır.” düzenlemesi karşısında kazaya karışan aracın, davacının sigorta ettireni tarafından uzun süreli olarak kiralandığı, bu durumda aracı işleteni …
-
İtirazın iptali | Rücuen tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2022/6229 E. 2023/6179 K.
Ortak:işleten sıfatı · kira ilişkisi · rücuen tazmin · özel dava şartı · trafik kazası · sigorta ettiren · irsaliye · sorumluluk sigortası
İncelediğiniz karardaS.. tarafından dava dışı «sigorta ettirene» kiralandığının anlaşıldığı, bu durumda davacı şirketin sigortalısının söz konusu aracın «işleteni sıfatını» taşıdığı, davacının dayandığı «sigorta poliçesinin» «özel şartlar» bölümünde sigortacının, herhangi bir «hasar» halinde sigorta ettirenin daha önceden plaka numaraları bildirilen kendisine ait veya senelik kiraladığı araçların haricindeki araç sahip ve şoförlerine «rücu» etme hakkının saklı olduğunun düzenlendiği, dolayısıyla davacının davalılara rücu imkanının bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
2- Dava, yurt içi taşıma «sorumluluk sigorta poliçesine» dayalı olarak ödenen bedelin «rücuen tazmini» için başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptali istemine ilişkin olup, mahkemece kazaya karışan aracın, davacının «sigorta ettireni» tarafından uzun süreli olarak kiralandığı, bu durumda aracı işletenin sigorta ettiren olduğu ve «hasarın» «teminat» dışı bulunduğu gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
Ancak, davacı tarafça «sigorta ettiren» ile davalı malik arasındaki «kira ilişkisinin» usulünce kanıtlanmadığı ve taşıma işinin davalı malik tarafından gerçekleştirildiği ileri sürülerek buna ilişkin 21.04.2008 tarihli taşıma «irsaliyesi» dosyaya «ibraz» edildiğine göre mahkemece gerekirse dava tarihinde yürürlükte bulunan 1086 sayılı HUMK'nın 333. maddesi (HMK 221. madde) uyarınca «üçüncü kişi» konumunda bulunan gönderici ve alıcı şirketlerin kayıtları da incelenmek suretiyle iddianın açıklığa kavuşturulması ve oluşacak sonuç çerçevesinde karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde «eksik incelemeye» dayalı olarak hüküm tesisi doğru olmamış, hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Benzer bu karardaMahkemece bozma ilamına uyularak verilen 27.10.2015 tarih, 2014/192 E. ve 2015/500 K. sayılı kararı ile dosyaya sunulan «kira sözleşmesinden» ve davalı ...'in dava dışı Tonbuloğlu A.Ş'ye kestiği faturalardan bahse konu aracın davalı ... tarafından dava dışı «sigorta ettirene» bir çok kez nakliye için «fatura» kesilmesi nedeniyle kiralandığı, buna göre «işleten sıfatının» dava dışı Tonbuloğlu A.Ş.' ye yani sigorta ettiren şirkete geçtiği, nitekim davacının meydana çıkan zararı ödemesinin de bu kabulün bir sonucu olduğu, bilirkişi raporunda da tespit edildiği üzere, davalı ... ile Tonbuloğlu şirketinin 2006 ve 2007 yıllarına ait «defter» ve belgeleri incelendiğinde «kira ilişkisinin» olduğunun belirlendiği, 29.06.2007 tanzim tarihli yurt içi «sorumluluk sigorta poliçesinde» «özel şart» yolu ile ancak sigortacının herhangi bir «hasar» halinde sigorta ettirenin daha önceden plaka numaraları bildirilen kendisine ait veya senelik kiraladığı araçların haricindeki araç sahip ve şoförlerine «rücu» etme hakkının saklı olduğu bildirildiğinden bu kapsama «dahil» olmadığı anlaşılan davalıların maliki ve sürücüsü olduğu araç dolayısıyla davacının «rücu hakkının» bulunmadığı gerekçesiyle; davanın reddine, davalıların %40 «icra inkar tazminatı» taleplerinin şartları oluşmadığı gerekçesiyle reddine karar verilmiş, karar davacı vekilince temyiz edilmiştir.
Dava konusu yurt içi «taşıyıcı sorumluluk sigorta poliçesinin» «özel şartlarının» sigortalının/«sigorta ettirenin» yükümlülüklerinin belirlendiği kısmın d bendinde “Sigortacının herhangi bir «hasar» halinde sigortalı/ sigorta ettirenin daha önceden plaka numaraları bildirilen kendisine ve/veya senelik kiraladığı araçların haricindeki araç sahip ve şoförlerine «rücu» etme hakkı saklıdır.” hükmü düzenlenmiş olup, mahkemece kazaya karışan aracın, davacının sigorta ettireni tarafından uzun süreli olarak kiralandığı, bu durumda aracı işletenin sigorta ettiren olduğu, sigorta poliçesinin özel şartlar bölümündeki düzenleme nazara alındığında davacının davalılara rücu imkanının bulunmadığı gerekçesi ile davanın reddine dair verilen karar, Dairemizce davacı tarafça sigorta ettiren ile davalı malik arasındaki «kira ilişkisinin» usulünce kanıtlanmadığı ve taşıma işinin davalı malik tarafından gerçekleştirildiği ileri sürülerek buna ilişkin 21.04.2008 tarihli taşıma «irsaliyesi» dosyaya «ibraz» edildiğine göre mahkemece gerekirse «üçüncü kişi» konumunda bulunan gönderici ve alıcı şirketlerin kayıtları da incelenmek suretiyle iddianın açıklığa kavuşturulması gerektiği belirtilerek bozulmuştur.
Mahkemece 2008/658 E. ve 2011/817 K. sayılı karar ve 2014/192 E. ve 2015/500 K. sayılı kararlarında «sigorta ettiren» ve davalı kiralayan arasındaki «kira ilişkisinin» varlığı kabul edilerek dava konusu yurt içi «taşıyıcı sorumluluk sigorta poliçesinin» «özel şartlarının» sigortalının/sigorta ettirenin yükümlülüklerinin belirlendiği kısmın d bendinde “Sigortacının herhangi bir «hasar» halinde sigortalı/ sigorta ettirenin daha önceden plaka numaraları bildirilen kendisine ve/veya senelik kiraladığı araçların haricindeki araç sahip ve şoförlerine «rücu» etme hakkı saklıdır.” düzenlemesi karşısında kazaya karışan aracın, davacının sigorta ettireni tarafından uzun süreli olarak kiralandığı, bu durumda aracı işleteni …
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:bozma ilamına uyma · taşıyıcı sorumluluk sigortası · poliçe özel şartı · navlun bedeli · zayi belgesi · sigorta tazminatı · rücu hakkı · taşıyıcının sorumluluğu
Benzer bu karardaBozma Kararı Dairemizin 16.02.2017 tarih, 2016/1656 E. ve 2017/872 K. sayılı kararıyla "Dava, yurt içi «taşıyıcı sorumluluk sigorta poliçesine» dayalı olarak ödenen bedelin «rücuen tazmini» için başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir.
Dava konusu yurt içi «taşıyıcı sorumluluk sigorta poliçesinin» «özel şartlarının» sigortalının/«sigorta ettirenin» yükümlülüklerinin belirlendiği kısmın d bendinde “Sigortacının herhangi bir «hasar» halinde sigortalı/ sigorta ettirenin daha önceden plaka numaraları bildirilen kendisine ve/veya senelik kiraladığı araçların haricindeki araç sahip ve şoförlerine «rücu» etme hakkı saklıdır.” hükmü düzenlenmiş olup, mahkemece kazaya karışan aracın, davacının sigorta ettireni tarafından uzun süreli olarak kiralandığı, bu durumda aracı işletenin sigorta ettiren olduğu, sigorta poliçesinin özel şartlar bölümündeki düzenleme nazara alındığında davacının davalılara rücu imkanının bulunmadığı gerekçesi ile davanın reddine dair verilen karar, Dairemizce davacı tarafça sigorta ettiren ile davalı malik arasındaki «kira ilişkisinin» usulünce kanıtlanmadığı ve taşıma işinin davalı malik tarafından gerçekleştirildiği ileri sürülerek buna ilişkin 21.04.2008 tarihli taşıma «irsaliyesi» dosyaya «ibraz» edildiğine göre mahkemece gerekirse «üçüncü kişi» konumunda bulunan gönderici ve alıcı şirketlerin kayıtları da incelenmek suretiyle iddianın açıklığa kavuşturulması gerektiği belirtilerek bozulmuştur.
Değerlendirme Dava, yurt içi «taşıyıcı sorumluluk sigorta poliçesine» dayalı olarak ödenen bedelin «rücuen tazmini» için başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptali istemine ilişkin olup, ihtilaf konusu «sigorta ettiren» ile davalı malik arasındaki hukuki ilişkinin tespiti noktasında toplanmaktadır.
Mahkemece 2008/658 E. ve 2011/817 K. sayılı karar ve 2014/192 E. ve 2015/500 K. sayılı kararlarında «sigorta ettiren» ve davalı kiralayan arasındaki «kira ilişkisinin» varlığı kabul edilerek dava konusu yurt içi «taşıyıcı sorumluluk sigorta poliçesinin» «özel şartlarının» sigortalının/sigorta ettirenin yükümlülüklerinin belirlendiği kısmın d bendinde “Sigortacının herhangi bir «hasar» halinde sigortalı/ sigorta ettirenin daha önceden plaka numaraları bildirilen kendisine ve/veya senelik kiraladığı araçların haricindeki araç sahip ve şoförlerine «rücu» etme hakkı saklıdır.” düzenlemesi karşısında kazaya karışan aracın, davacının sigorta ettireni tarafından uzun süreli olarak kiralandığı, bu durumda aracı işleteni …
1 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/5602 E. 2013/11657 K.
Ortak:teminat
İncelediğiniz kararda2- Dava, yurt içi taşıma «sorumluluk sigorta poliçesine» dayalı olarak ödenen bedelin «rücuen tazmini» için başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptali istemine ilişkin olup, mahkemece kazaya karışan aracın, davacının «sigorta ettireni» tarafından uzun süreli olarak kiralandığı, bu durumda aracı işletenin sigorta ettiren olduğu ve «hasarın» «teminat» dışı bulunduğu gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
Benzer bu karardaSa A.Ş.'nin işleten olduğu yönünde bir kanıt sunulamadığı, manevi tazminat talepleri poliçe «teminatı» dışında kaldığından davalılar ...
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:yasal faiz · husumet
Benzer bu karardaSigorta A.Ş.'ne «husumet» düşmeyeceği gerekçesiyle, davalılar ...
Şti. aleyhine açılan davanın kısmen kabulü ile davacıların her birisi için anne ve babalarının ölümü nedeniyle ayrı ayrı 15.000 TL olmak üzere toplam 60.000 TL manevi tazminatın, 25.01.2007 olay tarihinden itibaren işleyecek «yasal faizi» ile birlikte bu davalılardan müteselsilen tahsiline dair tesis edilen karar, davacılar vekilinin temyizi üzerine, Dairemizce ilamda belirtilen nedenlerle karar bozulmuştur.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2012/7937 E. , 2014/473 K.
"İçtihat Metni"
T.C.
MAHKEMESİ GEMLİK 1. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ 28/12/2011
NUMARASI 2008/658-2011/817
Taraflar arasında görülen davada Gemlik 1. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 28/12/2011 tarih ve 2008/658-2011/817 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi davacı vekili ile davalı M.. U.. vekili tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 10.01.2014 günü tebligata rağmen gelen olmadığı yoklama ile anlaşıldı, duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili tarafından nakliyat rizikolarına karşı sigortalanan emtianın, davalıların işleteni ve sürücüsü olduğu araçla taşındığı sırada meydana gelen tek taraflı trafik kazası sonucunda hasara uğradığını, hasar bedelinin müvekkilince sigorta ettirene ödendiğini, ödediği bedelin rücuen tahsili için davalılar aleyhine başlattığı icra takibine davalılar tarafından haksız olarak itiraz edildiğini ileri sürerek, davalıların itirazlarının iptaline, %40 oranında icra inkar tazminatına mahkum edilmelerine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
[…]. S.. vekili, kazaya neden olan araç müvekkili adına kayıtlı ise de bu aracın müvekkilince davacının sigorta ettirenine bir yıllığına kiralandığını, bu nedenle müvekkilinin işleten olmadığını, diğer davalının da sigorta ettirenin işçisi olduğunu, davacının dayandığı poliçedeki özel şart uyarınca müvekkiline rücu edemeyeceğini savunarak, davanın reddini ve davacının kötüniyet tazminatına mahkum edilmesini istemiştir.
Diğer davalı vekili, davanın reddi ile davacının kötüniyet tazminatına mahkum edilmesini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacı tarafından sigortalanan emtianın, davalı M.. U..'nun yönetimindeki araç ile taşındığı sırada meydana gelen trafik kazası sonucu hasar gördüğü, hasar bedelinin davacı tarafça sigorta ettirenine ödendiği, dosyaya sunulan kira sözleşmesi ve malik tarafından kesilen faturalardan kazaya karışan aracın, davalı İ.. S.. tarafından dava dışı sigorta ettirene kiralandığının anlaşıldığı, bu durumda davacı şirketin sigortalısının söz konusu aracın işleteni sıfatını taşıdığı, davacının dayandığı sigorta poliçesinin özel şartlar bölümünde sigortacının, herhangi bir hasar halinde sigorta ettirenin daha önceden plaka numaraları bildirilen kendisine ait veya senelik kiraladığı araçların haricindeki araç sahip ve şoförlerine rücu etme hakkının saklı olduğunun düzenlendiği, dolayısıyla davacının davalılara rücu imkanının bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili ile davalı M.. U.. vekili temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı M.. U.. vekilinin tüm, davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2- Dava, yurt içi taşıma sorumluluk sigorta poliçesine dayalı olarak ödenen bedelin rücuen tazmini için başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptali istemine ilişkin olup, mahkemece kazaya karışan aracın, davacının sigorta ettireni tarafından uzun süreli olarak kiralandığı, bu durumda aracı işletenin sigorta ettiren olduğu ve hasarın teminat dışı bulunduğu gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir. Ancak, davacı tarafça sigorta ettiren ile davalı malik arasındaki kira ilişkisinin usulünce kanıtlanmadığı ve taşıma işinin davalı malik tarafından gerçekleştirildiği ileri sürülerek buna ilişkin 21.04.2008 tarihli taşıma irsaliyesi dosyaya ibraz edildiğine göre mahkemece gerekirse dava tarihinde yürürlükte bulunan 1086 sayılı HUMK'nın 333.
maddesi (HMK 221. madde) uyarınca üçüncü kişi konumunda bulunan gönderici ve alıcı şirketlerin kayıtları da incelenmek suretiyle iddianın açıklığa kavuşturulması ve oluşacak sonuç çerçevesinde karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde eksik incelemeye dayalı olarak hüküm tesisi doğru olmamış, hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı M.. U.. vekilinin tüm, davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, takdir olunan 1.100,00 TL duruşma vekalet ücretinin davalılardan alınıp davacıya verilmesine, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz eden davacıya iadesine, aşağıda yazılı bakiye 4,05 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davalı M.. U..'dan alınmasına, 10.01.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/101784700 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz