6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Munzam zarar | Munzam zarar tahsili

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2022/4487 E. 2024/869 K. ·

Kısmen onandı, kısmen bozulduKesinlik belirsiz

★ Emsal

Mahkemenin nitelemesi:

Usul tespitleri

Hak düşürücü süre
{'var': True, 'sure': None, 'kanun': None}
Dava şartı
dava şartı

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
katılma yoluyla istinaf kar mahrumiyeti munzam zarar para alacağı aaüt müterafik kusur nispi vekalet ücreti başvurma harcı ihbar olunan illiyet bağı kâr mahrumiyeti maktu vekalet ücreti hakkaniyet tmsf hak düşürücü süre kâr kaybı kaldırma ve yeniden hüküm fer'i müdahil ihbar ıslah dosya masrafı ilk derece kararının kaldırılması kusur vekalet ücreti temerrüt zamanaşımı istinaf yoluna başvurulabilirlik husumet görevli mahkeme

Atıf yapılan mevzuat: TBK · HMK

Gerekçe

Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).

İLK DERECE MAHKEMESİ: Ankara 14. Tüketici Mahkemesi

SAYISI : 2019/410 E., 2020/481 K.

Taraflar arasındaki munzam zararının tahsili davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.

Kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA

Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalı banka tarafından devralınan Yurt Ticaret ve Kredi Bankası A.Ş.'ye para yatırdığını, yatırılan paranın dava dışı banka görevlileri tarafından kağıt üzerinde off shore bankasına gönderilmiş gibi gösterildiğini, bu durumun TMSF tarafından bankaya el konulması ile öğrenildiğini, müvekkilinin açtığı dava sonunda verilen ilama dayalı olarak icra takibi ile hakkına geç kavuştuğunu, ayrıca müterafik kusur kapsamında ana paranın yarısı üzerinden karar verildiğini,ancak daha sonra müterafik kusur yönünden verilen kararın bozulduğunu ve herkesin alacağının tamamını iade aldığını, müvekkilinin alacağının ise temyiz sınırının altında kalması nedeniyle temyiz incelemesinden geçmediğini, yatırılan para ile yatırıldığı tarihte Ankara'da daire satın alınabildiğini, paranın tahsili için 20 yıl boyunca birçok masrafa katlanarak mücadele verildiğini, mal varlığında azalma olduğunu, süreçte enflasyon verilerinin, döviz kurlarının değiştiğini, tahsil edilen paranın müvekkilinin zararını karşılamadığını ileri sürerek şimdilik 1.000,00 TL'nin faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. Davacı vekilince 14.12.2020 tarihli ıslah dilekçesi ile dava değeri 45.826,49 TL'ye çıkarılmıştır.

II. CEVAP

1.Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkiline husumet yönetilmeyeceğini, davanın zamanaşımına uğradığını, hak düşürücü sürenin geçtiğini, davacının munzam zarar iddiasının kabul edilemeyeceğini, davacının talebinin dürüst davranma kuralına aykırı olduğunu ve müterafik kusurunun bulunup bulunmadığının incelenmesi gerektiğini savunarak davanın reddini istemiştir.

2. Fer'i müdahil ve ihbar olunan vekilleri cevap dilekçelerinde; husumet, zamanaşımı, hak düşürücü süre ve esasa ilişkin savunmalarda bulunarak davanın reddini istemişlerdir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile munzam zarar talep edilebilmesi için en önemli koşulun, temerrüt faiziyle karşılanamayan zararın oluşması ve bu zararın davacı tarafından ikna edici bir biçimde kanıtlanması olduğu, somut olayda, davacı tarafından böyle bir hususun iddia ve ispat edilemediği, munzam zarar kapsamı dışında kalan ve enflasyona bağlı muhtemel gelir kaybının karşılanmasının talep edildiği, munzam zararın, dava açıldığı tarihte, davacı tarafından bilinen, gerçekleşen ve temerrüt faiziyle karşılanamayan zarar olduğu, zarar temerrüt faizinden fazla olduğu takdirde munzam zarar talep edilebileceği, munzam zararın olası bir zarar olmadığı, davacının iddia ve talep ettiği gibi muhtemel kar ya da farz edilen gelir kabul edilmediği, somut olay nedeniyle gerçekleşen zarardan, temerrüt faiziyle karşılanan kısmı aşan zarar varsa bu husus inandırıcı bir biçimde kanıtlanabilirse ve de davalının kusuru/temerrüdü ile zarar arasında illiyet bağı kurulabilirse, bu koşullarda munzam zarar talep edilebileceği, davacının somut bir zarardan söz etmediği, muhtemel kar mahrumiyetine dayandığı, bu hususun ise munzam zarar kapsamı dışında kaldığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF

A. İstinaf Yoluna Başvuranlar

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili ve davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri

1. Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkili tarafından bankaya yatırılan paranın tahsili amacıyla açılan davada mahkemece davanın kısmen kabulüne dair kararın temyiz edilmesi üzerine sırf temyiz sınırının altında kaldığı için temyiz isteminin reddedildiğini, İlk Derece Mahkemesi kararına göre müterafik kusurlu kabul edilerek paranın yarısını alabildiğini, ancak Yargıtay'ın daha sonraki kararlarında müterafik kusurun kabul edilmediğini, mahkemece müvekkilinin bu ... durumunun dikkate alınmadığını, munzam zarar davası açılması açısından herhangi bir süre öngörülmediğini, aradan geçen süre ve uğranılan mağduriyet gözetilerek ... bir ispat yükümlülüğünün yüklenmesinin hukuka ve hakkaniyete aykırı olduğunu, aradan geçen yıllar içerisindeki ekonomik koşullardaki farklılık dikkate alınarak hesaplama yapılması ve davanın kabulüne karar verilmesi gerektiğini bildirerek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.

2.Davalı ... Bank A.Ş. vekili katılma yoluyla istinaf dilekçesinde özetle; açılan işbu davanın konusunun para alacağı olması sebebiyle nispi vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken maktu vekalet ücretine hükmedilmesinin hatalı olduğunu bildirerek ilk derece mahkemesi kararının maktu vekalet ücretine hükmedilmesine ilişkin kısmının kaldırılmasına karar verilmesini istemiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile İlk Derece Mahkemesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı, ancak mahkemece davalı lehine ıslah ile arttırılan ve reddedilen 45.826,49 TL üzerinden nispi vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken maktu vekalet ücretine hükmedilmesinde isabet görülmemiş, dava değeri üzerinden istinaf karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT hükümlerine göre yapılan hesaplama sonucu davalı yararına 6.757,44 TL vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiği gerekçesiyle başvurunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ

A. Temyiz Yoluna Başvuranlar

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri

Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde belirttiği hususları tekrar ederek kararın bozulmasını istemiştir.

C. Gerekçe

1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme

Uyuşmazlık, munzam zararın tahsili istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk

6100 sayılı Kanun'un 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 ... maddeleri, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 122 ... maddesi

3. Değerlendirme

1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 ... maddesinde yer ... sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

Benzer Kararlar

Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.

  • Munzam zarar | Munzam zarar tahsili

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2022/3549 E. 2023/7291 K.

    Ortak: · dava şartı · hak düşürücü süre · zamanaşımı var · Munzam zarar, Munzam zarar tahsili

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

11. Hukuk Dairesi         2022/4487 E.  ,  2024/869 K.

"İçtihat Metni"

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi

SAYISI 2021/803 Esas, 2022/456 Karar

FER'İ MÜDAHİL : Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu (TMSF)

vekili Avukat ...

İHBAR OLUNAN Ordu Yardımlaşma Kurumu (...)

vekili Avukat ...

DAVA TARİHİ

HÜKÜM

Ret

İLK DERECE MAHKEMESİ Ankara 14. Tüketici Mahkemesi

SAYISI 2019/410 E., 2020/481 K.

Taraflar arasındaki munzam zararının tahsili davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.

Kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA

Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalı banka tarafından devralınan Yurt Ticaret ve Kredi Bankası A.Ş.'ye para yatırdığını, yatırılan paranın dava dışı banka görevlileri tarafından kağıt üzerinde off shore bankasına gönderilmiş gibi gösterildiğini, bu durumun TMSF tarafından bankaya el konulması ile öğrenildiğini, müvekkilinin açtığı dava sonunda verilen ilama dayalı olarak icra takibi ile hakkına geç kavuştuğunu, ayrıca müterafik kusur kapsamında ana paranın yarısı üzerinden karar verildiğini,ancak daha sonra müterafik kusur yönünden verilen kararın bozulduğunu ve herkesin alacağının tamamını iade aldığını, müvekkilinin alacağının ise temyiz sınırının altında kalması nedeniyle temyiz incelemesinden geçmediğini, yatırılan para ile yatırıldığı tarihte Ankara'da daire satın alınabildiğini, paranın tahsili için 20 yıl boyunca birçok masrafa katlanarak mücadele verildiğini, mal varlığında azalma olduğunu, süreçte enflasyon verilerinin, döviz kurlarının değiştiğini, tahsil edilen paranın müvekkilinin zararını karşılamadığını ileri sürerek şimdilik 1.000,00 TL'nin faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

Davacı vekilince 14.12.2020 tarihli ıslah dilekçesi ile dava değeri 45.826,49 TL'ye çıkarılmıştır.

II. CEVAP

1.Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkiline husumet yönetilmeyeceğini, davanın zamanaşımına uğradığını, hak düşürücü sürenin geçtiğini, davacının munzam zarar iddiasının kabul edilemeyeceğini, davacının talebinin dürüst davranma kuralına aykırı olduğunu ve müterafik kusurunun bulunup bulunmadığının incelenmesi gerektiğini savunarak davanın reddini istemiştir.

2. Fer'i müdahil ve ihbar olunan vekilleri cevap dilekçelerinde; husumet, zamanaşımı, hak düşürücü süre ve esasa ilişkin savunmalarda bulunarak davanın reddini istemişlerdir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile munzam zarar talep edilebilmesi için en önemli koşulun, temerrüt faiziyle karşılanamayan zararın oluşması ve bu zararın davacı tarafından ikna edici bir biçimde kanıtlanması olduğu, somut olayda, davacı tarafından böyle bir hususun iddia ve ispat edilemediği, munzam zarar kapsamı dışında kalan ve enflasyona bağlı muhtemel gelir kaybının karşılanmasının talep edildiği, munzam zararın, dava açıldığı tarihte, davacı tarafından bilinen, gerçekleşen ve temerrüt faiziyle karşılanamayan zarar olduğu, zarar temerrüt faizinden fazla olduğu takdirde munzam zarar talep edilebileceği, munzam zararın olası bir zarar olmadığı, davacının iddia ve talep ettiği gibi muhtemel kar ya da farz edilen gelir kabul edilmediği, somut olay nedeniyle gerçekleşen zarardan, temerrüt faiziyle karşılanan kısmı aşan zarar varsa bu husus inandırıcı bir biçimde kanıtlanabilirse ve de davalının kusuru/temerrüdü ile zarar arasında illiyet bağı kurulabilirse, bu koşullarda munzam zarar talep edilebileceği, davacının somut bir zarardan söz etmediği, muhtemel kar mahrumiyetine dayandığı, bu hususun ise munzam zarar kapsamı dışında kaldığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF

A. İstinaf Yoluna Başvuranlar

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili ve davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri

1. Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkili tarafından bankaya yatırılan paranın tahsili amacıyla açılan davada mahkemece davanın kısmen kabulüne dair kararın temyiz edilmesi üzerine sırf temyiz sınırının altında kaldığı için temyiz isteminin reddedildiğini, İlk Derece Mahkemesi kararına göre müterafik kusurlu kabul edilerek paranın yarısını alabildiğini, ancak Yargıtay'ın daha sonraki kararlarında müterafik kusurun kabul edilmediğini, mahkemece müvekkilinin bu ... durumunun dikkate alınmadığını, munzam zarar davası açılması açısından herhangi bir süre öngörülmediğini, aradan geçen süre ve uğranılan mağduriyet gözetilerek ... bir ispat yükümlülüğünün yüklenmesinin hukuka ve hakkaniyete aykırı olduğunu, aradan geçen yıllar içerisindeki ekonomik koşullardaki farklılık dikkate alınarak hesaplama yapılması ve davanın kabulüne karar verilmesi gerektiğini bildirerek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.

2.Davalı ... Bank A.Ş. vekili katılma yoluyla istinaf dilekçesinde özetle; açılan işbu davanın konusunun para alacağı olması sebebiyle nispi vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken maktu vekalet ücretine hükmedilmesinin hatalı olduğunu bildirerek ilk derece mahkemesi kararının maktu vekalet ücretine hükmedilmesine ilişkin kısmının kaldırılmasına karar verilmesini istemiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile İlk Derece Mahkemesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı, ancak mahkemece davalı lehine ıslah ile arttırılan ve reddedilen 45.826,49 TL üzerinden nispi vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken maktu vekalet ücretine hükmedilmesinde isabet görülmemiş, dava değeri üzerinden istinaf karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT hükümlerine göre yapılan hesaplama sonucu davalı yararına 6.757,44 TL vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiği gerekçesiyle başvurunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ

A. Temyiz Yoluna Başvuranlar

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri

Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde belirttiği hususları tekrar ederek kararın bozulmasını istemiştir.

C. Gerekçe

1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme

Uyuşmazlık, munzam zararın tahsili istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk

6100 sayılı Kanun'un 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 ... maddeleri, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 122 ... maddesi

3. Değerlendirme

1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 ... maddesinde yer ... sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR

Açıklanan sebeplerle;

Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 ... maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun'un 73 üncü maddesinin ikinci fıkrası gereğince tüketici mahkemelerinde tüketici tarafından açılan davalar harçtan muaf olduğundan, davacıdan alınan temyiz başvuru harcı ile temyiz ilam harcının isteği halinde davacıya iadesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

08.02.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1017779100 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.