Haksız Rekabetin Tespiti, Önlenmesi ve Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2014/707 E. 2014/8210 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Dava şartı
- dava şartı
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
derdestlik↗ marka hakkına tecavüz↗ maddi ve manevi tazminat↗ ıslah↗ ayırt edicilik↗ maddi tazminat↗ iltibas↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacının markasının sadece “doruk” kelime unsurunu, davalı markasının ise “B.. Doruk Tıp Merkezi” unsurlarını içerdiği, davalı markasındaki “tıp merkezi” ibarelerinin çekişmeye konu 44üncü sınıf hizmetler arasında yer alan bir hizmet olması sebebiyle markada asli unsur olarak değerlendirilebilecek bir ibare olamayacağından taraf markalarında “doruk” ve “Buca doruk” ibarelerinin dikkate alınmasının gerektiği, davalı tarafından kullanılan Buca ibaresinin de davalı markasına ayırt edicilik katmadığı, bu haliyle taraf markaları arasında 556 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin 8/1-b maddesi anlamında iltibas ihtimalinin bulunduğu, davalının kullanımının kendi markasına dayalı olduğu, bu sebeple davacı yönünden maddi tazminat koşullarının oluşmadığı gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile davalı adına tescilli markanın hükümsüzlüğüne, maddi tazminat talebinin yasal şartları oluşmadığından reddine karar verilmiştir.
Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir.
1 - Dava, taraf markaları arasında iltibas bulunduğu, davalının markasını tescilli şekli ile kullanmayıp davacı markasına tecavüzde bulunduğu iddiası ile açılan marka hükümsüzlüğü ve marka hakkına tecavüz nedeni ile maddi tazminat istemlerine ilişkindir.
Davacı vekili dava dilekçesinde, maddi tazminat istemine dayanak olarak, daha önce açılıp hüküm altına alınan maddi tazminat davasındaki vakıalara dayanmış, bu kapsamda, kısmi davadaki bilirkişi raporunda belirlenen ancak daha önce talep edilmeyen saklı tutulan miktarın davalıdan tahsilini istemiştir. Bu durumda mahkemece, davacı tarafça ileri sürülen maddi tazminat isteminde, Bursa 3. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2011/619 E. sayılı dosyası kapsamındaki maddi vakıalar göz önünde bulundurulmak o davada davalının internet sitesinde markasını tescilli olduğu gibi kullanmayıp davacı markasına tecavüz eder şekilde kullandığından dolayı tazminat talep edildiği ve tazminata hükmedildiği nazara alınmak ve eldeki davanın ek dava şeklinde açıldığı değerlendirilmek suretiyle sonuca gidilmesi gerekirken, davalının tescilli markasını kullandığı ve bu durumun maddi tazminatı gerektirmediği gerekçesine dayalı olarak ret hükmü kurulması doğru görülmemiş, hükmün davacı yararına bozulması gerekmiştir.
2 – Davacı vekili tarafından, davalı tarafça kendi adına tescilli markanın tescilli hali ile kullanılmadığı, davacı markasına tecavüz oluşturacak şekilde kullanıldığı ileri sürülerek, davalının tecavüzünün önlenmesi ve maddi manevi tazminat istemlerini içerir şekilde Bursa 3. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2011/619 E sayılı dosyası nezdinde dava açıldığı, mahkemece yapılan yargılama sonunda, davalının eyleminin davacının marka hakkına tecavüz oluşturduğundan bahisle tecavüzün önlenmesine, maddi ve manevi tazminata hükmedildiği, söz konusu kararın Dairemizce yapılan temyiz incelemesinde aynı davada, davacı tarafça davalıya ait markanın hükümsüzlüğünün de talep edildiği ancak talebin ıslah yolu ile yapılması nedeniyle hükümsüzlük talebinin yerel mahkemece reddi yönündeki kararın Dairemizin 2013/22425 K sayılı ilamı ile bozulduğu anlaşılmaktadır. Bu durumda mahkemece, değinilen bozma ilamına uyulması halinde numarası belirtilen dava dosyası kapsamında hükümsüzlük talebi yönünden inceleme yapılması söz konusu olacak, bir diğer anlatımla eldeki dava dosyası ile Bursa 3. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin kısmen bozulan 2011/619 E sayılı dava dosyası kapsamında davalıya ait markanın hükümsüzlüğü istemine ilişkin derdest iki ayrı dava mevcut olacak, eldeki davanın açılış tarihi itibari ile HMK’nın 114/1-ı maddesi kapsamında dava şartı olan derdestlik oluşabilecektir. Bu itibarla mahkemece, öncelikle Dairemiz tarafından kısmen bozulan Bursa 3. Asliye Hukuk Mahkemesi dava dosyası incelenmek suretiyle, bozma ilamına uyulup uyulmadığı, bozma ilamına konu davada ıslah ile talep edilen marka hükümsüzlüğü ile eldeki dava dosyasında talep edilen marka hükümsüzlüğünün aynı hukuki nedenlere dayanıp dayanmadığı, HMK’nın 114/1-ı maddesi de dikkate alınmak suretiyle derdestlik olmaması dava şartının gerçekleştirip gerçekleşmediği belirlendikten sonra hükümsüzlük istemi ile ilgili olarak bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.
3 – Bozma sebep ve şekline göre, davalı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Marka hakkına tecavüzün önlenmesi | Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/6447 E. 2013/22425 K.
Ortak:marka hakkına tecavüz · maddi ve manevi tazminat · ıslah · iltibas
İncelediğiniz kararda1 - Dava, taraf markaları arasında «iltibas» bulunduğu, davalının markasını tescilli şekli ile kullanmayıp davacı markasına tecavüzde bulunduğu iddiası ile açılan marka hükümsüzlüğü ve «marka hakkına tecavüz» nedeni ile «maddi tazminat» istemlerine ilişkindir.
Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2011/619 E sayılı dosyası nezdinde dava açıldığı, mahkemece yapılan yargılama sonunda, davalının eyleminin davacının «marka hakkına tecavüz» oluşturduğundan bahisle tecavüzün önlenmesine, maddi ve manevi tazminata hükmedildiği, söz konusu kararın Dairemizce yapılan temyiz incelemesinde aynı davada, davacı tarafça davalıya ait markanın hükümsüzlüğünün de talep edildiği ancak talebin «ıslah» yolu ile yapılması nedeniyle hükümsüzlük talebinin yerel mahkemece reddi yönündeki kararın Dairemizin 2013/22425 K sayılı ilamı ile bozulduğu anlaşılmaktadır.
… mayacağından taraf markalarında “doruk” ve “Buca doruk” ibarelerinin dikkate alınmasının gerektiği, davalı tarafından kullanılan Buca ibaresinin de davalı markasına «ayırt edicilik» katmadığı, bu haliyle taraf markaları arasında 556 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin 8/1-b maddesi anlamında «iltibas» ihtimalinin bulunduğu, davalının kullanımının kendi markasına dayalı olduğu, bu sebeple davacı yönünden «maddi tazminat» koşullarının oluşmadığı gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile davalı adına tescilli markanın hükümsüzlüğüne, maddi tazminat talebinin yasal şartları oluşmadığınd …
Benzer bu kararda… hariç markasal kullanımının tescilli markasının sağladığı haklar kapsamında kaldığı, ancak internet sitesindeki "Doruk Tıp Merkezi" ibarelerinin davacı markası ile «iltibas» oluşturduğu, davalının bu yolla davacının "Doruk" markasına tecavüz ettiği, davadaki asıl talep «marka hakkına tecavüzün» önlenmesi ile maddi ve manevi tazminat istemine ilişkin olduğu halde davacının marka hükümsüzlüğüne ilişkin «ıslah» talebinin davanın tamamen ıslahı niteliğinde olup yasal 1 haftalık süresi içinde yeni bir dava dilekçesinin sunulmadığı, bu sebeple ıslahın hiç yapılmamış sayıldığ …
3-) Davacı vekili, 26.12.2012 «havale» tarihli «ıslah» dilekçesi ile dava dilekçesindeki tecavüzün önlenmesi ve tazminat taleplerinin yanısıra davalı adına tescilli markanın hükümsüzlüğü ile sicilden terkinini de talep etmiştir.
Mahkemece, yazılı gerekçe ile «ıslah» talebi reddedilmiş ise de ıslah suretiyle talep sonucunun artırılması ve dava dilekçesindeki taleplere başka bir talebin eklenmesi mümkün olup, «ıslah harcı» da alınmak suretiyle ıslah talebinin kabulüyle hükümsüzlük talebi yönünden de davaya devam edilip sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde ıslah …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:ıslah harcı · havale
Benzer bu kararda3-) Davacı vekili, 26.12.2012 «havale» tarihli «ıslah» dilekçesi ile dava dilekçesindeki tecavüzün önlenmesi ve tazminat taleplerinin yanısıra davalı adına tescilli markanın hükümsüzlüğü ile sicilden terkinini de talep etmiştir.
Mahkemece, yazılı gerekçe ile «ıslah» talebi reddedilmiş ise de ıslah suretiyle talep sonucunun artırılması ve dava dilekçesindeki taleplere başka bir talebin eklenmesi mümkün olup, «ıslah harcı» da alınmak suretiyle ıslah talebinin kabulüyle hükümsüzlük talebi yönünden de davaya devam edilip sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde ıslah …
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2014/707 E. , 2014/8210 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ BURSA 3. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ 25/09/2013
NUMARASI 2013/42-2013/510
Taraflar arasında görülen davada Bursa 3. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 25/09/2013 tarih ve 2013/42-2013/510 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin Bursa'da kurulu bir şirket olup özel hastane işletmeciliği yaptığını, bu kapsamda müvekkili adına 1998 yılında tescil edilmiş “DORUK” ibareli markasının bulunduğunu, davalının söz konusu markaya tecavüzde bulunduğunu, bu amaçla Bursa 3. Asliye Hukuk Mahkemesi nezdinde açmış oldukları davanın kabul ile sonuçlandığını, davalının markaya tecavüzünün önlenmesine ve maddi manevi tazminata hükmedildiğini, maddi tazminatın 12.139,68 TL olarak hesaplanmasına karşın 5.000 TL'lik kısmının hüküm altına alındığını, davalının “B.Doruk Tıp Merkezi” ibaresini de kendi adına tescil ettirdiğini ve taraf markaları arasında iltibas tehlikesi bulunduğunu ileri sürerek, davalı adına tescilli markanın hükümsüzlüğüne ve önceki davada talep edilmeyen maddi tazminat alacağı olarak 7.139,68 TL'nin davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, taraf markaları arasında benzerlik ve iltibas ihtimali bulunmadığını, müvekkilinin kendi markasını kullandığını bildirerek, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacının markasının sadece “doruk” kelime unsurunu, davalı markasının ise “B.. Doruk Tıp Merkezi” unsurlarını içerdiği, davalı markasındaki “tıp merkezi” ibarelerinin çekişmeye konu 44üncü sınıf hizmetler arasında yer alan bir hizmet olması sebebiyle markada asli unsur olarak değerlendirilebilecek bir ibare olamayacağından taraf markalarında “doruk” ve “Buca doruk” ibarelerinin dikkate alınmasının gerektiği, davalı tarafından kullanılan Buca ibaresinin de davalı markasına ayırt edicilik katmadığı, bu haliyle taraf markaları arasında 556 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin 8/1-b maddesi anlamında iltibas ihtimalinin bulunduğu, davalının kullanımının kendi markasına dayalı olduğu, bu sebeple davacı yönünden maddi tazminat koşullarının oluşmadığı gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile davalı adına tescilli markanın hükümsüzlüğüne, maddi tazminat talebinin yasal şartları oluşmadığından reddine karar verilmiştir.
Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir.
1 - Dava, taraf markaları arasında iltibas bulunduğu, davalının markasını tescilli şekli ile kullanmayıp davacı markasına tecavüzde bulunduğu iddiası ile açılan marka hükümsüzlüğü ve marka hakkına tecavüz nedeni ile maddi tazminat istemlerine ilişkindir.
Davacı vekili dava dilekçesinde, maddi tazminat istemine dayanak olarak, daha önce açılıp hüküm altına alınan maddi tazminat davasındaki vakıalara dayanmış, bu kapsamda, kısmi davadaki bilirkişi raporunda belirlenen ancak daha önce talep edilmeyen saklı tutulan miktarın davalıdan tahsilini istemiştir. Bu durumda mahkemece, davacı tarafça ileri sürülen maddi tazminat isteminde, Bursa 3. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2011/619 E. sayılı dosyası kapsamındaki maddi vakıalar göz önünde bulundurulmak o davada davalının internet sitesinde markasını tescilli olduğu gibi kullanmayıp davacı markasına tecavüz eder şekilde kullandığından dolayı tazminat talep edildiği ve tazminata hükmedildiği nazara alınmak ve eldeki davanın ek dava şeklinde açıldığı değerlendirilmek suretiyle sonuca gidilmesi gerekirken, davalının tescilli markasını kullandığı ve bu durumun maddi tazminatı gerektirmediği gerekçesine dayalı olarak ret hükmü kurulması doğru görülmemiş, hükmün davacı yararına bozulması gerekmiştir.
2 – Davacı vekili tarafından, davalı tarafça kendi adına tescilli markanın tescilli hali ile kullanılmadığı, davacı markasına tecavüz oluşturacak şekilde kullanıldığı ileri sürülerek, davalının tecavüzünün önlenmesi ve maddi manevi tazminat istemlerini içerir şekilde Bursa 3. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2011/619 E sayılı dosyası nezdinde dava açıldığı, mahkemece yapılan yargılama sonunda, davalının eyleminin davacının marka hakkına tecavüz oluşturduğundan bahisle tecavüzün önlenmesine, maddi ve manevi tazminata hükmedildiği, söz konusu kararın Dairemizce yapılan temyiz incelemesinde aynı davada, davacı tarafça davalıya ait markanın hükümsüzlüğünün de talep edildiği ancak talebin ıslah yolu ile yapılması nedeniyle hükümsüzlük talebinin yerel mahkemece reddi yönündeki kararın Dairemizin 2013/22425 K sayılı ilamı ile bozulduğu anlaşılmaktadır.
Bu durumda mahkemece, değinilen bozma ilamına uyulması halinde numarası belirtilen dava dosyası kapsamında hükümsüzlük talebi yönünden inceleme yapılması söz konusu olacak, bir diğer anlatımla eldeki dava dosyası ile Bursa 3. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin kısmen bozulan 2011/619 E sayılı dava dosyası kapsamında davalıya ait markanın hükümsüzlüğü istemine ilişkin derdest iki ayrı dava mevcut olacak, eldeki davanın açılış tarihi itibari ile HMK’nın 114/1-ı maddesi kapsamında dava şartı olan derdestlik oluşabilecektir. Bu itibarla mahkemece, öncelikle Dairemiz tarafından kısmen bozulan Bursa 3. Asliye Hukuk Mahkemesi dava dosyası incelenmek suretiyle, bozma ilamına uyulup uyulmadığı, bozma ilamına konu davada ıslah ile talep edilen marka hükümsüzlüğü ile eldeki dava dosyasında talep edilen marka hükümsüzlüğünün aynı hukuki nedenlere dayanıp dayanmadığı, HMK’nın 114/1-ı maddesi de dikkate alınmak suretiyle derdestlik olmaması dava şartının gerçekleştirip gerçekleşmediği belirlendikten sonra hükümsüzlük istemi ile ilgili olarak bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.
3 – Bozma sebep ve şekline göre, davalı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davacı yararına, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle hükmün re’sen BOZULMASINA, (3) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, ödedikleri temyiz peşin harcın istekleri halinde temyiz edenlere iadesine, 02/05/2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/101769600 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz