Alacak
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2013/12981 E. 2014/3119 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
faks talimatı↗ ticari avans faizi↗ imza incelemesi↗ takipsizlik kararı↗ derdestlik↗ tbk 99↗ uyuşmazlık konusu↗ havale↗ ıslah↗ avans faizi↗ ibraz↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; davalı bankanın müşterisi olan davacının döviz hesabından, davalı banka ile davacı arasında her hangi bir faks sözleşmesi olmamasına rağmen 2 adet faks talimatı ile 150.000 ve 200.000 USD'nin G. P. adına havale edildiği, faks talimatlarındaki imzaların davacının imzası ile hiç bir benzerliğinin bulunmadığı ve basit bir inceleme ile bunun anlaşılması mümkün olduğu halde, imza incelemesi yapılmadığı, faks talimatının teyidinin gelmesi de beklenilmeden, fakstaki talimatların yerine getirildiği, davalı bankaca teyit alındığı beyan edilmiş ise de; bunu kanıtlayan belge ibraz edilmediği, yine davacı hakkında açılmış her hangi bir dava olmadığı, Bursa 1.Ağır Ceza Mahkemesi'nde açılan davanın şüphelilerinin yargılama sonucunda sorumlu çıkmaları halinde davalı bankanın şüphelilerine ruc'u edebileceği, bu hususun davacıyı ilgilendirmeyeceği, Bursa 1.Ağır Ceza Mahkemesi kararının mahkeme kararını etkilemeyeceği ve dosyayı sürüncemede bırakacağı, davacının daha fazla mağdur olmaması ve dosyada toplanan kanıtların karar vermeye yeterli olduğu gerekçesiyle, davanın kısmen kabülüne, 10.200,00 TL nin dava tarihi olan 19.08.2011 tarihinden itibaren 610.565.60 TL'nin ise ıslah tarihi olan 14.09.2011 tarihinden itibaren ticari avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
Somut uyuşmazlık ile ilgili olarak Bursa 1. Ağır Ceza Mahkemesi’nin 2012/279 Esas sayılı dosyasında davacının kardeşi A.V. K. ve arkadaşı G.P. hakkında yapılan yargılama sırasında sanıklardan A. V. K. bu eylemin davacının da el ve işbirliği ile gerçekleştirildiğini beyan etmiştir. Yine aynı dosyada davacının babası da uyuşmazlık konusu eylemin davacının bilgisi ve iştiraki ile gerçekleştirildiği hususunda beyanda bulunmuştur. Her ne kadar ceza soruşturması sırasında davacı hakkında takipsizlik kararı verilmişse de ceza yargılaması sonunda tesis olunacak hüküm ile davacının diğer sanıkların eylemleri ile ilgili olarak bağlantısı bulunduğuna dair bir gerekçe yer aldığı takdirde, bu maddi olay belirlemesi 818 sayılı BK'nın 53 ve 6098 sayılı TBK'nın 74. maddeleri kapsamında hukuk hakimini de bağlar. Bu bakımdan halen derdest olan ceza davasının neticesi beklenerek hasıl olacak sonuca göre bir karar vermek gerekirken yazılı gerekçeyle davanın reddine karar verilmesi doğru olmamış, davalı vekilinin temyiz itirazının kabulü ile hükmün mümeyyiz davalı yararına bozulması gerektirmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2022/1829 E. 2023/2032 K.
Ortak:faks talimatı · takipsizlik kararı · imza incelemesi · derdestlik · uyuşmazlık konusu · havale · ıslah · ibraz · Alacak
İncelediğiniz karardaP. adına «havale» edildiği, «faks talimatlarındaki» imzaların davacının imzası ile hiç bir benzerliğinin bulunmadığı ve basit bir inceleme ile bunun anlaşılması mümkün olduğu halde, «imza incelemesi» yapılmadığı, faks talimatının teyidinin gelmesi de beklenilmeden, fakstaki talimatların yerine getirildiği, davalı bankaca teyit alındığı beyan edilmiş ise de; bunu kanıtlayan belge «ibraz» edilmediği, yine davacı hakkında açılmış her hangi bir dava olmadığı, Bursa 1.Ağır Ceza Mahkemesi'nde açılan davanın şüphelilerinin yargılama sonucunda sorumlu çıkmaları halinde davalı bankanın şüphelilerine ruc'u edebileceği, bu hususun davacıyı ilgilendirmeyeceği, Bursa 1.Ağır Ceza Mahkemesi kararının mahkeme kararını etkilemeyeceği ve dosyayı sürüncemede bırakacağı, davacının daha fazla mağdur olmaması ve dosyada toplanan kanıtların karar vermeye yeterli olduğu gerekçesiyle, davanın kısmen kabülüne, 10.200,00 TL nin dava tarihi olan 19.08.2011 tarihinden itibaren 610.565.60 TL'nin ise «ıslah» tarihi olan 14.09.2011 tarihinden itibaren «ticari avans faizi» ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, karar verilmiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; davalı bankanın müşterisi olan davacının döviz hesabından, davalı banka ile davacı arasında her hangi bir faks sözleşmesi olmamasına rağmen 2 adet «faks talimatı» ile 150.000 ve 200.000 USD'nin G.
Yine aynı dosyada davacının babası da «uyuşmazlık konusu» eylemin davacının bilgisi ve iştiraki ile gerçekleştirildiği hususunda beyanda bulunmuştur.
Benzer bu kararda… ayılı kararıyla; davalı bankanın müşterisi olan davacının döviz hesabından davalı banka ile davacı arasında her hangi bir faks sözleşmesi olmamasına rağmen iki adet «faks talimatı» ile 150.000,00 ve 200.000,00 USD'nin... adına «havale» edildiği, faks talimatlarındaki imzaların davacının imzası ile benzerliğinin bulunmadığı ve basit bir inceleme ile bunun anlaşılması mümkün olduğu halde «imza incelemesi» yapılmadığı, faks talimatının teyidinin gelmesi de beklenilmeden fakstaki talimatların yerine getirildiği, davalı bankaca teyit alındığı beyan edilmiş ise de bunu kanıtlayan belge «ibraz» edilmediği, davacı hakkında açılmış her hangi bir dava olmadığı, Bursa 1.
… nda yapılan yargılama sırasında sanıklardan ...'ın bu eylemi davacının da el ve işbirliği ile gerçekleştirildiğini beyan ettiği, aynı dosyada davacının babasının da «uyuşmazlık konusu» eylemin davacının bilgisi ve iştiraki ile gerçekleştirildiği beyanında bulunduğu, her ne kadar ceza soruşturması sırasında davacı hakkında «takipsizlik» kararı verilmişse de ceza yargılaması sonunda tesis olunacak hüküm ile davacının diğer sanıkların eylemleri ile ilgili olarak bağlantısı bulunduğuna dair bir gerekçe yer aldığı takdirde bu maddi olay belirlemesinin 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 74 üncü maddesi kapsamında hukuk hakimini de bağladığı, bu bakımdan «derdest» ceza davasının neticesinin beklenmesi gereğine işaret edilerek bozulmuştur.
… pılan yargılama sırasında sanıklardan ...'ın bu eylemin davacının da el ve işbirliği ile gerçekleştirildiğini beyan ettiği, yine aynı dosyada davacının babasının da «uyuşmazlık konusu» eylemin davacının bilgisi ve iştiraki ile gerçekleştirildiği hususunda beyanda bulunduğu, her ne kadar ceza soruşturması sırasında davacı hakkında «takipsizlik» kararı verilmişse de ceza yargılaması sonunda tesis olunacak hüküm ile davacının diğer sanıkların eylemleri ile ilgili olarak bağlantısı bulunduğuna dair bir gerekçe yer aldığı takdirde, bu maddi olay belirlemesinin mülga 818 sayılı Kanun'un 53 üncü ve ve 6098 sayılı Kanun'un 74 üncü maddeleri kapsamında hukuk hakimini de bağladığı, bu bakımdan halen «derdest» olan ceza davasının neticesi beklenerek hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçeyle davanın reddine karar verilmesi doğru olmadığı, h …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:kovuşturmaya yer olmadığına dair karar · adil yargılanma hakkı · kusursuz sorumluluk · makul süre · delillerin toplanmaması · bekletici mesele · savunma hakkı · hakkın kötüye kullanılması
Benzer bu kararda… eşmesinin beklenilmesine karar verilmişse de, yargılama devam ederken davacı tarafın Anayasa mahkemesine bireysel başvuruda bulunarak uzun süren yargılama nedeniyle «adil yargılanma hakkının» ihlal edildiğini ileri sürdüğü, Anayasa Mahkemesinin 16.12.2020 tarihli ve 2019/3072 sayılı kararı ile başvuranın «makul sürede» yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilir olduğuna karar verdiği, ceza mahkemesi kararının «bekletici mesele» yapılması ve ceza davasının henüz kesinleşmemesi ve Yargıtay'ın bozma kararı birlikte değerlendirildiğinde eldeki davanın sonuçlanmamasına neden olduğu, Anayasa Mahkemesi kararında belirtilen hak ihlalinin temel gerekçesi olan makul sürede yargılanma ihlalinin sonlandırılması gerektiği, bir delilin toplanabilmesi ve bir kısım zorunlu nedenler dolayısıyla yargılama aşama kaydetmişse adil yargılanma hakkının bir parçası olan ispat hakkının da yargılama dosyasında sağlanması gerektiği, henüz ispatlanmayan davanın dosyanın diğer tarafı bakımından da ispat hakkının ihlali niteliğinde olacağından diğer taraf bakımından da adil yargılanma hakkının ihlal edilmiş olması gibi bir durum ortaya çıkacağı ancak eldeki dava dosyasını kendi içerisinde ele alınması gerektiği, ceza dosyasının sanıklarının dava dışı ... ile... olduğu, davacı hakkında dosya sanıkları ile aralarında eylem ve işbirliği içerisinde hareket edip etmediklerinin incelendiği soruşturma dosyasında Bursa Cumhuriyet Başsavcılığının 04.06.2012 tarihli kararı ile işbu dosya davacısı hakkında «kovuşturmaya yer olmadığına» karar verildiği, ş ayet davacı hakkında anılan ceza dosyasında diğer sanıklarla birlikte hareket ettiği gerekçesi ile bir kamu davası açılmış olsa idi muhakkak ki sonucunun beklenmesi gerektiği, ancak ceza dosyasının seyrine göre de sanık savunmalarını alınmasına dair talimatların sonuçsuz kaldığı, caza dosyasının zaman aşımına uğramasının muhtemel olduğu, davacının isnad edilen eylemde sanıklarla iş birliği içerisinde hareket ettiğinin tartışılacağı bir soruşturma dosyası yahut iddianame düzenlenerek açılmış bir ceza davasının bulunmadığı, davacının sanığı olmadığı bir ceza dosyası bulunmadığına göre sanığı olmadığı bir dosyada verilecek kararda davacı sanki sanıkmışçasına gerekçeli kararda nitelendirme yapılmasının beklenemeyeceği, davacı hakkında verilen «takipsizlik» kararının kesinleştiğinden yeni soruşturma başlatılabilmesinin yolunun bu karardan sonra yeni delillerin ortaya çıkması hali olduğu, ne Bursa 1.Ağır Ceza Mahkemesinin bu şekilde bir belirlemesi ve suç duyurusu ne de böyle bir gerekçeyle savcılıkça başlatılmış bir soruşturma bulunmadığı, davacının suçtan zarar gören olarak yer aldığı bir ceza dosyasının sonucunun beklenmesine gerek olmadığı, davalı bankaya atfedilen sorumluluğun hizmet kusurundan kaynaklandığı, Anayasa Mahkemesinin hak ihlaline ilişkin kararı da dikkate alındığından bekletici mesele yapılmaya devam edilerek hak ihlalinin devam ettirilmesinin hukuka aykırı olduğu ve adil yargılanma hakkının ihlalinin haksız bir biçimde sürdürülmesine neden olacağı, davalı bankanın davacıya ödemek zorunda kaldığı bedeli dosya sanıklarına «rücu» imkanına sahip olduğu, her ne kadar özel Daire ve Hukuk Genel Kurul kararları bekletici mesele yapılmasına yönelik olsa ve Hukuk Genel Kurulu kararlarına karşı bir «direnme» kararı verilmesi söz konusu olmasa da mahkemece ceza dosyasının bekletici mesele yapılmasından vazgeçilmesinin bozma kararları sonrası ortaya çıkan yeni bir durum olan Anayasa Mahkemesi kararına dayandığı, bekletici mesele yapılmasından dönülmesinin fiili direnmeden «ziyade» bozmadan sonra ortaya çıkan bir duruma dayandığı ve Anayasa Mahkemesi kararı içeriğinin Yargıtay nezdinde de tartışılması ve bir sonuca bağlanmasının adil yargılan …
… ardeşinin suçu davacı ile birlikte işledikleri yönünde beyanının olduğu, dolaysıyla davacı üzerinde hala suç şüphesi olduğu ve Yargıtay tarafından da ceza dosyasını «bekletici mesele» yapılması yönünde karar verilmiş olmasına rağmen davanın karara bağlanmasının «adil yargılanma hakkının» ihlali olduğunu, yargılama sürecinin uzamasının, değil davacı bilakis davalı aleyhine olduğunu, süreç uzasa dahi lehine karar verilmesi halinde davacının herhangi bir zararının söz konusu olmadığını, adil yargılanma hakkı adı altında mahkemeler üzerine zaman baskısı yaratarak hukuka aykırı kararlar alınmasına neden olacak taleplerde bulunulmasının «hakkın kötüye kullanımı» olduğunu, davacı hakkında verilen «takipsizlk» kararının bir beraat kararı olmadığını, ceza dosyasındaki sanık ve tanık ifadelerinin davacının da suça katıldığını gösteren yeni deliller olduğunu, dava konusu tutarın bir suç geliri olma ihtimalinin olduğunu, temyize konu kararla davacının dava dışı kişilerle bankayı «dolandırmasının» üzerine bir de hükmedilen haksız kazancı elde etmiş olacağını, ceza davası sonuçlanıp davacının suça iştirakinin ortaya çıması halinde, yurt dışına kaçırılmış olac …
… amı gereği deliller toplanmaksızın, davacı tarafça yapılan başvuru üzerine Anayasa Mahkemesi tarafından verilen hak ihlali kararı dikkate alındığında ceza davasının «bekletici mesele» yapılmaya devamı ile hak ihlalinin devam ettirilmesinin hukuka aykırı olacağı, «adil yargılanma hakkının» ihlalinin haksız sürdürülmesine neden olacağı yönündeki yanılgılı gerekçe ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamıştır.
Bilakis, «adil yargılanma hakkı» davanın tüm tarafları için geçerli olup, ilgisine göre lehe veya aleyhe olabilecek «delillerin toplanması», davacının davasını ispatlamasının engellenmesi, açılan davada tarafların haklılık durumunun belirlenmemesinin de bu kapsamda olduğu açıktır.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2013/12981 E. , 2014/3119 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ BURSA 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ 02/05/2013
NUMARASI 2012/138-2013/155
Taraflar arasında görülen davada Bursa 5. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 02/05/2013 tarih ve 2012/138-2013/155 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili; Türkiye İş Bankası Buttim şubesinde davacı müvekkiline ait vadeli mevduat hesabındaki 350.000 $'ın muhtelif tarihlerde aslı olmayan fakslar ile yapılan talimatlara istinaden hiç bir araştırma ve inceleme yapılmadan, teyit alma ve imza karşılaştırılması yapılmadan 200.000 $ ve 150.000 $'lık havaleler yapılmak suretiyle başka hesaplara davalı bankanın kusuru, dikkatsizliği ve ihmali nedeniyle aktarıldığını ileri sürerek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile 6.000 $ (10.200,00 TL) alacaklarının en yüksek banka faizi ile tahsilini talep dava etmiş, 14/09/2011 tarihli dilekçesi ile davasını ıslah ederek talebini 344.000 $=(17.858 TL kurdan) 614.315,20 TL artırılarak 624.515,20 TL'nin 02/08/2011 tarihinden itibaren işleyecek en yüksek banka faizi ile birlikte tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili; olayda asıl zarar görenin davalı banka olduğunu, dava konusu olayın münferit bir olay olmadığını, büyük bir dolandırıcılık operasyonunun bir parçası olma ihtimalinin bulunduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; davalı bankanın müşterisi olan davacının döviz hesabından, davalı banka ile davacı arasında her hangi bir faks sözleşmesi olmamasına rağmen 2 adet faks talimatı ile 150.000 ve 200.000 USD'nin G. P. adına havale edildiği, faks talimatlarındaki imzaların davacının imzası ile hiç bir benzerliğinin bulunmadığı ve basit bir inceleme ile bunun anlaşılması mümkün olduğu halde, imza incelemesi yapılmadığı, faks talimatının teyidinin gelmesi de beklenilmeden, fakstaki talimatların yerine getirildiği, davalı bankaca teyit alındığı beyan edilmiş ise de; bunu kanıtlayan belge ibraz edilmediği, yine davacı hakkında açılmış her hangi bir dava olmadığı, Bursa 1.Ağır Ceza Mahkemesi'nde açılan davanın şüphelilerinin yargılama sonucunda sorumlu çıkmaları halinde davalı bankanın şüphelilerine ruc'u edebileceği, bu hususun davacıyı ilgilendirmeyeceği, Bursa 1.Ağır Ceza Mahkemesi kararının mahkeme kararını etkilemeyeceği ve dosyayı sürüncemede bırakacağı, davacının daha fazla mağdur olmaması ve dosyada toplanan kanıtların karar vermeye yeterli olduğu gerekçesiyle, davanın kısmen kabülüne, 10.200,00 TL nin dava tarihi olan 19.08.2011 tarihinden itibaren 610.565.60 TL'nin ise ıslah tarihi olan 14.09.2011 tarihinden itibaren ticari avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
Somut uyuşmazlık ile ilgili olarak Bursa 1. Ağır Ceza Mahkemesi’nin 2012/279 Esas sayılı dosyasında davacının kardeşi A.V. K. ve arkadaşı G.P. hakkında yapılan yargılama sırasında sanıklardan A. V. K. bu eylemin davacının da el ve işbirliği ile gerçekleştirildiğini beyan etmiştir. Yine aynı dosyada davacının babası da uyuşmazlık konusu eylemin davacının bilgisi ve iştiraki ile gerçekleştirildiği hususunda beyanda bulunmuştur. Her ne kadar ceza soruşturması sırasında davacı hakkında takipsizlik kararı verilmişse de ceza yargılaması sonunda tesis olunacak hüküm ile davacının diğer sanıkların eylemleri ile ilgili olarak bağlantısı bulunduğuna dair bir gerekçe yer aldığı takdirde, bu maddi olay belirlemesi 818 sayılı BK'nın 53 ve 6098 sayılı TBK'nın 74.
maddeleri kapsamında hukuk hakimini de bağlar. Bu bakımdan halen derdest olan ceza davasının neticesi beklenerek hasıl olacak sonuca göre bir karar vermek gerekirken yazılı gerekçeyle davanın reddine karar verilmesi doğru olmamış, davalı vekilinin temyiz itirazının kabulü ile hükmün mümeyyiz davalı yararına bozulması gerektirmiştir.
SONUÇ
Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazının kabulüyle kararın davalı banka yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 20/02/2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/101768600 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz