Yönetim kurulu kararının iptali
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2010/5371 E. 2010/4703 K. ·
Kısmen onandı, kısmen bozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
yönetim kurulu kararı↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece davanın reddine dair verilen karar davacı vekilinin temyiz istemi üzerine Dairemizce, “Kooperatif anasözleşmesinin 110. maddesine göre, üyeler tarafından kullanılan suyun bedelini belirleme yetkisi kooperatif yönetim kuruluna aittir. Aynı sözleşmenin 111/3. maddesinde ise, sulama ücretini vadesinde ödemeyenler hakkında kooperatif tarafından alacağın tahsili için kanuni yollara müracaat edileceği ve bu takdirde üyenin kendisine su verilmesini isteme hakkının olmadığı düzenlenmiştir. Bu madde hükmüne göre, su verilmemesinin ön şartı, kooperatifin üye hakkında borcundan dolayı kanuni yollara müracaat etmiş olmasıdır. Bu ön şart gerçekleşmediği takdirde, kooperatifin üyeye su vermemesi hukuka uygun olmayacaktır. Bu itibarla mahkemece, yukarıda açıklanan ilke ve anasözleşmenin 110. ve 111/3. maddesi gereğince, davacının sulama borcunun olup olmadığı ve varsa davalı kooperatif tarafından kanuni yollara başvurulup vurulmadığı araştırılarak oluşacak sonuca göre bir karar vermek” gerekçesiyle bozulmuş, mahalli mahkemece bozma kararına uyularak yapılan yargılama sonucunda, iptali istenen yönetim kurulu kararının alındığı tarihte davacı hakkında herhangi bir icra takibi başlatılmadığı gibi dava da açılmadığı, yönetim kurulu kararının alındığı tarih itibariyle ön koşulun gerçekleşmediği gerekçesiyle davanın kabulü ile davalı yönetim kurulunun 05.08.2004 tarihli “borçlarını ödemeyen üyelere 13.08.2004 tarihinden itibaren sulama suyu kullanım hakkı tanınmayacağına" dair kararın davacı yönünden iptaline karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davalı vekilinin bütün temyiz itirazları yerinde değildir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
İcra itirazının iptali | İtirazın iptali | İnkar tazminatı
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/3607 E. 2010/3716 K.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:gecikme cezası · tebliğ tarihi · temerrüt tarihi · vade · temerrüt faizi · ortaklık ilişkisi · ihtarname · icra inkar tazminatı
Benzer bu karardaMahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporu doğrultusunda, davacının, davalıdan «gecikme cezası» veya faiz talep edebilmesi için borçlunun usulüne uygun bir şekilde çekilen «ihtarname» ile «temerrüde» düşürülmesi gerektiği, davacı kooperatif tarafından düzenlendiği anlaşılan ve davalının borcunu gösteren 03.11.2003 tarihli ihtarname davalının temerrüde düşürüldüğü,anılan bu tarih itibariyle dava konusu borca faiz işletildiği, davacı kooperatif anasözleşmesinin 111/2 maddesi hükmününün nazara alındığı gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne ve alacak likit olmadığından «icra inkar tazminatı» isteminin ise reddine karar verilmiştir.
Ancak yine mahkemece «temerrüt tarihinin» belirlenmesi açısından davacı kooperatifin davalı ortağına, geçmiş yıllar sulama borçlarını bildirdiği bir yazının «tebliğ tarihi» olan 03.11.2003 tarihi esas alınmış ve bu tarihten önce davalının temerrüde düşürüldüğünün kanıtlanamadığı gerekçesiyle geçmiş yıllara ilişkin sulama borçlarına da 03.11.2003 tarihinden itibaren «temerrüt faizi» yürütülmüştür.
2-Öte yandan, icra takibine konu borç kooperatif «ortaklık ilişkisinden» kaynaklanması nedeniyle taraflarca bilinebilir ve likit bir borç niteliğinde olup, varlığının belirlenmesi yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, davacı yararına «icra inkar tazminatına» da hükmedilmesi gerekirken bu yöndeki istemin reddine karar verilmesi de doğru görülmemiş, kararın bu nedenlerle davacı yararına bozulması gerekmiştir.
… yla girişilen icra takibine vaki itirazının iptali istemine ilişkin olup, davacı kooperatif ana sözleşmesinin 110. maddesinde sulama fiyatlarının tesislerin işletme «masraflarını» karşılayacak ve Köy Hizmetleri’nce hazırlanacak esaslar dahilinde yönetim kurulunca ayarlanacağı, 111. maddesinde de sulama ücretlerinin prensip itibarı ile peşin ödeneceği, ortağın müracaatı ile kendisine «vade» verilmesi halinde ise borcun tahsiline kadar ortaktan kooperatifin borçlandığı kredi müessesine ödediği nispette uygun faiz ve masrafın alınacağı düzenlenmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2010/5371 E. , 2010/4703 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasında görülen davada Baskil Asliye Hukuk Mahkemesi’nce bozmaya uyularak verilen 02.07.2008 tarih ve 2007/96-2008/40 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin davalı kooperatifin üyesi olduğunu, 05.08.2004 tarihli yönetim kurulu kararı ile TEDAŞ’a olan elektrik borcu nedeniyle su kullanım bedelinin saatinin 9.000.000 TL olarak belirlendiğini ve bu bedeli vadesinde ödemeyenlere su verilmeyeceğinin kararlaştırıldığını, bu kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu ileri sürerek, anılan yönetim kurulu kararının iptalini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece davanın reddine dair verilen karar davacı vekilinin temyiz istemi üzerine Dairemizce, “Kooperatif anasözleşmesinin 110. maddesine göre, üyeler tarafından kullanılan suyun bedelini belirleme yetkisi kooperatif yönetim kuruluna aittir. Aynı sözleşmenin 111/3. maddesinde ise, sulama ücretini vadesinde ödemeyenler hakkında kooperatif tarafından alacağın tahsili için kanuni yollara müracaat edileceği ve bu takdirde üyenin kendisine su verilmesini isteme hakkının olmadığı düzenlenmiştir. Bu madde hükmüne göre, su verilmemesinin ön şartı, kooperatifin üye hakkında borcundan dolayı kanuni yollara müracaat etmiş olmasıdır. Bu ön şart gerçekleşmediği takdirde, kooperatifin üyeye su vermemesi hukuka uygun olmayacaktır.
Bu itibarla mahkemece, yukarıda açıklanan ilke ve anasözleşmenin 110. ve 111/3. maddesi gereğince, davacının sulama borcunun olup olmadığı ve varsa davalı kooperatif tarafından kanuni yollara başvurulup vurulmadığı araştırılarak oluşacak sonuca göre bir karar vermek” gerekçesiyle bozulmuş, mahalli mahkemece bozma kararına uyularak yapılan yargılama sonucunda, iptali istenen yönetim kurulu kararının alındığı tarihte davacı hakkında herhangi bir icra takibi başlatılmadığı gibi dava da açılmadığı, yönetim kurulu kararının alındığı tarih itibariyle ön koşulun gerçekleşmediği gerekçesiyle davanın kabulü ile davalı yönetim kurulunun 05.08.2004 tarihli “borçlarını ödemeyen üyelere 13.08.2004 tarihinden itibaren sulama suyu kullanım hakkı tanınmayacağına" dair kararın davacı yönünden iptaline karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davalı vekilinin bütün temyiz itirazları yerinde değildir.
SONUÇ
Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davalı vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı bakiye 03,15 TL temyiz ilam harcının temyiz edenden alınmasına, 29.04.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1017350600 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz