6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Kapalı fatura, bedelin ödendiğine karine teşkil eder

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2022/4075 E. 2024/416 K. · · İlk derece: İstanbul 13. Asliye Ticaret Mahkemesi

OnandıKesinlik belirsiz

★ Emsal

Gerekçe özeti

Kapalı fatura üzerindeki alacaklıya ait imza, fatura bedelinin borçlu tarafından ödendiğine karine teşkil eder; alacaklının elinde bulunan ikinci suretlerde de kendi imzası varsa imza inkârına dayalı inceleme talebi reddedilebilir ve karinenin aksini ispat yükü alacaklıya düşer. Alacaklının ödeme karinesinin aksini ispat edememiş olması, tek başına kötü niyetli dava açıldığının delili sayılmaz ve kötü niyet tazminatını gerektirmez.

Ele alınan sorunlar

Kapalı faturanın ödeme karinesi oluşturup oluşturmadığı ve ispat yükünün kimde olduğu → ret

İddia: Davacı vekili, davalının faturaların ödendiğine dair açık bir savunması bulunmadığından karineye dayanılamayacağını, davalı defterlerindeki nakit ödeme ibarelerine dair makbuz bulunmadığını, kendi yevmiye defterindeki tasdik eksikliğinin diğer defterlerinin incelenmesine engel olmadığını ileri sürmüştür.

Gerekçe: Davaya konu faturalar kapalı faturadır; kapalı faturalar üzerinde yer alan davacı-alacaklının imzası, bedelin borçlu tarafından ödendiğine karine teşkil eder. Davacının kendisinin sunduğu fatura ikinci suretlerinde de davacının imzası bulunmaktadır. Davalının usule uygun tutulan ticari defter ve kayıtları gereğince de davacıya borçlu olmadığı belirlenmiştir. (Yargıtay'ca onanan Bölge Adliye Mahkemesi gerekçesi)

Faturalardaki imzanın kendisine ait olmadığı iddiasıyla imza incelemesi yapılması talebinin reddi → ret

İddia: Davacı vekili, faturalardaki imzaların müvekkiline ait olmadığını, bu nedenle faturaların kapalı fatura niteliği taşımadığını, ikinci nüshadaki imzanın da birinci nüshanın karbon kopyası olmasından kaynaklandığını, imza incelemesi yapılması gerektiğini, ıslah dilekçesinin kabul edilmemesinin usule aykırı olduğunu ileri sürmüştür.

Gerekçe: Davacı tarafından sunulan fatura ikinci suretlerinde de davacının imzası bulunduğundan, imza incelemesi talebinin reddine karar verilmesinde isabetsizlik yoktur. (Yargıtay'ca onanan Bölge Adliye Mahkemesi gerekçesi)

Davanın reddi hâlinde davacı aleyhine kötü niyet tazminatına hükmedilip hükmedilemeyeceği → ret

İddia: Davalı vekili, davacının kapalı fatura niteliğindeki faturaları kötü niyetle davaya konu ettiğini, defterlerinin usulüne uygun tutulmadığının tespiti üzerine kötü niyetle imza inkârına yönelik ıslah talebinde bulunduğunu ileri sürerek davacı aleyhine kötü niyet tazminatına hükmedilmesini istemiştir.

Gerekçe: Davacının ödemeye ilişkin karinenin aksini ispatlayamamış olması, tek başına kötü niyet delili sayılamaz. (Yargıtay'ca onanan Bölge Adliye Mahkemesi gerekçesi)

Emsal değeri

Kapalı faturanın ödeme karinesi doğurduğu, alacaklının kendi imzasını taşıyan ikinci suret karşısında imza incelemesi talebinin reddedilebileceği ve karinenin aksini ispat edememenin kötü niyet delili olmadığı yönünde emsal değeri taşır.

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
kapalı fatura ödeme karinesi ispat yükü ticari defterlerin delil niteliği imza inkârı ıslah kötü niyet tazminatı itirazın iptali

Atıf yapılan mevzuat: 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu — 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu 67

Benzer Kararlar

Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.

  • Alacak

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2021/2623 E. 2022/7943 K.

    Ortak:

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

11. Hukuk Dairesi         2022/4075 E.  ,  2024/416 K.

"İçtihat Metni"

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi

SAYISI 2019/2202 Esas, 2022/526 Karar

DAVA TARİHİ

HÜKÜM/KARAR Ret

İLK DERECE MAHKEMESİ İstanbul 13. Asliye Ticaret Mahkemesi

SAYISI 2017/862 E., 2019/479 K.

Taraflar arasındaki itirazın iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.

Kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA

Davacı vekili dava dilekçesinde; taraflar arasında ticari satım ilişkisi bulunduğu, müvekkili tarafından 2016-2017 dönemine ait birikmiş alacağın davalıdan tahsili amacıyla İstanbul 25. İcra Dairesi'nin 2017/27116 E. sayılı dosyası ile icra takibine başladığını, davalının bu takibe haksız olarak itiraz ettiğini, itiraz üzerine bu davayı açma aşamasında müvekkilinin muhasebe defterlerinde bir hata yapıldığının fark edildiğini, 2016 yılına dair alacağın tahsil edildiğine dair kayıt düşüldüğünün görüldüğünü, esasen bu alacağın tahsil edilmediği için ticari defterlerde yapılan hata giderilene kadar 2016 yılı için talep ettikleri alacak miktarının ayrı tutulduğunu, sadece 2017 yılına ait alacağın dava ve talep konusu yapıldığını, 2017 yılına ait alacağın 340.240,00 TL olduğunu, ticari defterlerdeki 2016 yılına dair hata düzeltildikten sonra, bakiye alacak için ayrı bir dava açılacağını ileri sürerek şu an için her türlü haklarını saklı tutarak davalının takipte yaptığı itirazın kısmen iptaline, alacağın %20'sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatına karar verilmesini, 16.04.2019 tarihli dilekçesi ile alacak konusu faturalardaki imzanın müvekkiline ait olmadığı vakıası eklenerek imza incelemesi yapılmasını talep etmiştir.

II. CEVAP

Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacı tarafından icra takibine konu edilmeyen ve dayanak gösterilmeyen bir takım faturaların davada delil olarak gösterildiğini, faturaların kapalı fatura niteliğini haiz olduğunu, faturanın alt kısmında davacının işletme bilgilerini ihtiva eden ve malın cinsi, miktarı, fiyatını kapsar şekilde basılmış kaşe ve fatura tanzim edenden sadır imza yer aldığını, dolayısıyla ticari teamül gereği faturanın alt kısmının tanzim eden kişi tarafından kaşelenmek suretiyle imzalanmasının bir faturayı kapalı faturaya dönüştürdüğünü, bu hususun faturanın bedeli ödenmiş fatura olduğuna karine teşkil ettiğini, icra takibine konu edilmeyen faturaların huzurdaki itirazın kısmen iptali davasına dayanak olarak esas alınamayacağını, bedelin ödenmediğine ilişkin hususun ispat kuvvetinden yoksun olduğunu savunarak davanın reddine, kötü niyet tazminatına karar verilmesini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile takibe konu faturaların kapalı fatura olmasından dolayı borçlu tarafından ödendiğine karine teşkil ettiği, ödeme belgesi bulunmasa dahi yasal karinenin bertaraf edilemeyeceği, davacı ticari defter ve kayıtlarının usule uygun tutulmaması nedeniyle lehine delil olamayacağı, davalı kayıtlarının lehe delil olma vasfına sahip olduğu, davalı defter kayıtlarına göre davalının davacıya borçlu olmadığı, davacının bizzat ibraz ettiği fatura 2. suretleri üzerinde dahi kendi kaşe ve imzasının mevut olduğu ve davalının fatura bedelini ödediğini ayrıca ispatla yükümlü olmadığı, ıslah ile başlangıçta talep edilmeyen hususların istenemeyeceği, davacı tarafından ödeme karinesinin aksi ispatlanamadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF

A. İstinaf Yoluna Başvuranlar

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri

1. Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davalı tarafın faturaların ödendiğine dair açık bir savunması bulunmadığını, bu nedenle karineye dayanılamayacağını, davalının ticari defterlerindeki nakit ödeme ibaresinin ödeme beyanı olarak kabul edildiğinde bağlantılı bileşik ikrar kuralı gereği davalının fatura borcunu ödediğini iddia ederek ispat yükünü üzerine aldığını, davalının icra takibine itiraz dilekçesi ile bu davaya verdiği savunma dilekçelerinin çelişkili olduğunu, davalının icra takibine itirazda taraflar arası ticari ilişki olmadığını iddia ettiğini ancak faturalardan taraflar arasında ... zamandır süregelen bir ticari ilişki olduğunun ortaya çıkabileceğini, davalının ticari defterlerinde faturaların nakit ödeme ibareleriyle kapatıldığını ancak buna dair bir makbuz olmadığını, müvekkilinin sadece yevmiye defterindeki tasdik eksiğinin diğer defterlerin incelenmesine engel olmayacağını, faturalardaki imzaların müvekkiline ait olmadığını bu sebeple dava konusu faturaların kapalı fatura niteliğini taşımadığını, araştırma yapılırsa imzanın müvekkiline ait olmadığının tespit edileceğini, sunulan ikinci nüshanın da birinci nüshanın karbon kopyası olması nedeniyle üstteki imzanın alta geçeceğini, ıslah dilekçesinin kabul edilmemesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, eksik bırakılan hususların ıslah ile tamamlanmasının bir hak olduğunu belirterek kararın kaldırılmasını istemiştir.

2. Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacı tarafın kapalı fatura niteliğinde olan faturaları kötü niyetli olarak davaya konu ettiğini, davacı tarafın ticari defterlerinin usulüne uygun tutulmadığının bilirkişi raporuyla tespit edildiğini, bilirkişinin bu tespiti üzerine davacının kötü niyetli olarak faturalardaki imzaların kendilerine ait olmadığı iddiasıyla imza inkarı şeklinde ıslah talebinde bulunduğunu, mahkemece dava dilekçesi, icra takibi, ıslah talebinin haksızlığının açıkça tespit edildiğini, ancak davacının kötü niyetli hareket ettiğini değerlendirmediğini, kararın kötü niyet tazminatı bakımından kaldırılarak davacı aleyhine kötü niyet tazminatına hükmedilmesini istemiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davaya konu faturaların kapalı fatura olduğu, kapalı faturalar üzerinde yer ... davacı-alacaklının imzası borçlu tarafından ödendiğine karine olduğu, davacı tarafından sunulan fatura ikinci suretlerinde de davacının imzası bulunduğu, imza incelemesi talebinin reddine karar verilmesinde isabetsizlik görülmediği, davalının usule uygun tutulan ticari defter ve kayıtları gereğince de davacıya borçlu olmadığının belirlendiği, davacının ödemeye ilişkin karinenin aksini ispatlayamamasının kötü niyet delili olamayacağı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf isteminin reddine, davalı vekilinin istinaf isteminin kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmünün kaldırılmasına, yeniden esas hakkında hüküm kurulmasına, davanın reddine ve kötü niyet tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ

A. Temyiz Yoluna Başvuranlar

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri

Taraf vekilleri temyiz dilekçelerinde, istinaf dilekçelerindeki beyanlarını tekrar ederek kararın bozulmasını istemişlerdir.

C. Gerekçe

1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme

Dava, davacı alacaklının davalı borçludan faturalı mal satımına dayalı 2016-2017 yıllarına ait cari hesap alacağı isteminden kaynaklanan alacağının tahsili amacıyla başlatıtığı takiben ödeme emrine vaki itirazının 2017 yılına ait olduğu iddia olunan 340.240,00 TL alacak yönünden kısmen iptali istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk

1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 ... maddeleri.

2. 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 67 nci maddesi.

3. Değerlendirme

1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 ... maddesinde yer ... sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun oluptaraf vekillerince temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR

Açıklanan sebeple;

Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 ... maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz eden taraflara ayrı ayrı yükletilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

18.01.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1016926600 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz

İncelenen istinaf kararı — İst. BAM 12. HD

Bu Yargıtay 11. HD kararı, aşağıdaki İstinaf Dairesi kararının temyiz incelemesidir. Temyiz sonucu: Onandı

İstanbul BAM 12. Hukuk Dairesi · 2019/2202 E. 2022/526 K. · Diğer usuli işlem

Kapalı faturanın ödeme karinesi ve ıslah ile imza inkarı talebinin reddi

Gerekçe özeti

İtirazın iptali davasında, takip ve dava konusu edilen faturanın kapalı fatura niteliğinde olması, alacaklının kendi imzasının fatura üzerinde bulunması nedeniyle borcun ödendiğine karine oluşturur; bu karinenin aksi ispatlanamadığı takdirde davacı alacağını ispat edememiş sayılır ve dava reddedilir. Ayrıca, davanın haksız bulunması tek başına alacaklının kötüniyetli olduğunu göstermez; kötüniyet tazminatına hükmedilebilmesi için davalının, alacaklının kötüniyetli olduğunu (örneğin tahsil edilmiş bir alacağı ikinci kez tahsile çalıştığını) ayrıca ispatlaması gerekir; bu ispatlanmazsa kötüniyet tazminatı talebi reddedilir.

Emsal değeri

Kapalı faturanın alacaklının imzasını taşıması halinde ödendiğine karine oluşturduğu ve bu karinenin aksinin ispatı gerektiği; ayrıca davanın haksız bulunmasının tek başına kötüniyet tazminatına dayanak olamayacağı, kötüniyetin davalı tarafından ayrıca ispatlanması gerektiği yönündeki tespitler açısından bölgesel ikna edici emsal değeri taşımaktadır.

Kavramlar: itirazın iptali kapalı fatura ödeme karinesi ispat yükü ıslah imza inkarı kötüniyet tazminatı ticari defter kayıtları

İstinaf (12. HD) kararının tam metni

T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO 2019/2202

KARAR NO 2022/526

TÜRK MİLLETİ ADINA

İSTİNAF KARARI

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ İSTANBUL 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ 23/05/2019

NUMARASI 2017/862 Esas 2019/479 Karar

DAVA

İtirazın Kısmen İptali

İSTİNAF KARAR TARİHİ 07/04/2022

Davanın reddine ilişkin kararın davacı ve davalı vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;

DAVA

Davacı vekili; davalının Beyoğlu'nda ... isimli gece kulübünün sahibi olduğunu,müvekkili tarafından 2016- 2017 dönemine ait birikmiş alacağın davalıdan tahsili amacıyla İstanbul ... İcra Dairesi'nin ... esas sayılı dosyası ile icra takibine başladığını, davalının bu takibe haksız olarak itiraz ettiğini, itiraz üzerine bu davayı açma aşamasında müvekkilinin muhasebe defterlerinde bir hata yapıldığının fark edildiğini, 2016 yılına dair alacağın tahsil edildiğine dair kayıt düşüldüğünün görüldüğünü, esasen bu alacağın tahsil edilmediği için ticari defterlerde yapılan hata giderilene kadar 2016 yılı için talep ettikleri alacak miktarının ayrı tutulduğunu, sadece 2017 yılına ait alacağın dava ve talep konusu yapıldığını, 2017 yılına ait alacağın 340.240-TL olduğunu, ticari defterlerdeki 2016 yılına dair hata düzeltildikten sonra, bakiye alacak için ayrı bir dava açılacağını, şu an için her türlü haklarının saklı olduğunu beyanla davalı borçlunun takipte yaptığı itirazın kısmen iptaline, alacağın %20'sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

CEVAP

Davalı vekili; davacı tarafından icra takibine konu edilmeyen ve dayanak gösterilmeyen bir takım faturaların huzurdaki davada delil olarak gösterildiğini, faturalar incelendiğinde tüm itirazları baki kalmak kaydıyla faturaların kapalı fatura niteliğini haiz olduğunu, faturanın alt kısmında "... Market- ... Caddesi No:.. Beşiktaş-Ticaret Sicil No:... Beşiktaş V.D.: ..." ibaresini ihtiva eden ve malın cinsi, miktarı, fiyatını kapsar şekilde basılmış kaşe ve fatura tanzim edenden sadır imza yer aldığını, dolayısıyla ticari teamül gereği faturanın alt kısmının tanzim eden kişi tarafından kaşelenmek suretiyle imzalanmasının bir faturayı kapalı faturaya dönüştürdüğünü, bu hususun faturanın bedeli ödenmiş fatura olduğuna karine teşkil ettiğini, icra takibine konu edilmeyen faturaların huzurdaki itirazın kısmen iptali davasına dayanak olarak esas alınamayacağını, bedelin ödenmediğine ilişkin hususun ispat kuvvetinden yoksun olduğunu beyanla, davanın reddine,kötüniyet tazminatının davacıya yükletilmesine karar verilmesini savunmuştur.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

Mahkemece, takibe konu faturaların kapalı fatura olmasından dolayı borçlu tarafından ödendiğine karine teşkil ettiği, ödeme belgesi bulunmasa dahi yasal karinenin bertaraf edilemeyeceği, davacı ticari defter ve kayıtlarının usule uygun tutulmaması nedeniyle lehine delil olamayacağı, davalı kayıtlarının lehine delil sayılacağı, davalı defter kayıtlarına göre davalının davacıya borçlu olmadığı, davacının bizzat ibraz ettiği fatura 2. suretleri üzerinde dahi kendi kaşe ve imzasının mevut olduğu ve davalının fatura bedelini ödediğini ayrıca ispatla yükümlü olmadığı, davacı tarafından ödeme karinesinin aksi ispatlanamadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.

İSTİNAF SEBEPLERİ

1-Davacı vekili; davalı tarafın faturaların ödendiğine dair açık bir savunması bulunmadığını, davalının ticari defterlerindeki nakit ödeme ibaresinin ödeme beyanı olarak kabul edildiğinde bağlantılı bileşik ikrar kuralı gereği davalının fatura borcunu ödediğini iddia ederek ispat yükünü üzerine aldığını, davalının icra takibine itiraz dilekçesi ile bu davaya verdiği savunma dilekçelerinin çelişkili olduğunu, davalının icra takibine itirazda taraflar arası ticari ilişki olmadığını iddia ettiğini ancak faturalardan taraflar arasında uzun zamandır süregelen bir ticari ilişki olduğunun ortaya çıkabileceğini, davalının ticari defterlerinde faturaların nakit ödeme ibareleriyle kapatıldığını ancak buna dair bir makbuz olmadığını, faturalardaki imzaların müvekkiline ait olmadığını bu sebeple dava konusu faturaların kapalı fatura niteliğini taşımadığını, araştırma yapılırsa imzanın müvekkiline ait olmadığını tespit edileceğini, ıslah dilekçesinin kabul edilmemesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, eksik bırakılan hususların ıslah ile tamamlanmasının bir hak olduğunu, bu nedenle istinaf taleplerinin kabul edilerek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.2-Davalı vekili;

davacı tarafın kapalı fatura niteliğinde olan faturaları kötüniyetli olarak davaya konu ettiğini, davacı tarafın ticari defterlerinin usulüne uygun tutulmadığının bilirkişi raporuyla tespit edildiğini, bilirkişinin bu tespiti üzerine davacının kötüniyetli olarak faturalardaki imzaların kendilerine ait olmadığı iddiasıyla imza inkarı şeklinde ıslah talebinde bulunduğunu, mahkemenin dava dilekçesi, icra takibi, ıslah talebinin haksızlığı açıkça tespit edildiğini, ancak davacının kötüniyetli hareket ettiğini değerlendirmediğini, kararın kötüniyet tazminatı bakımından kaldırılarak davacı aleyhine kötüniyet tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.

GEREKÇE

Dava; İİK m. 67 hükmüne dayalı olarak açılmış olup; davacı- alacaklının, davalı- borçludan faturalı mal satımına dayalı 2016- 2017 yıllarına ait cari (açık) hesap alacağı isteminden kaynaklanan ''807.851,00-TL asıl alacak ve takip tarihinden borç tamamen ödeninceye kadar asıl alacağa işleyecek avans faizi ve takip fer' ilerinin '' tahsili için davacının 17.08.2017 tarihinde başlattığı İstanbul ... İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı ilamsız takibe karşı davalı- borçlunun ödeme emrine vaki itirazının 2017 yılına ait olduğu iddia olunan 340.240-TL alacak yönünden kısmen iptali istemine ilişkindir. İtirazın iptali davası, icra takibine sıkı sıkıya bağlı ancak maddi hukuk ilişkisinin incelenerek uyuşmazlığın sonuçlandırıldığı bir davadır.

Davanın takibe bağlılığı alacağın miktarı ve kaynağı bakımından da geçerlidir. İtirazın iptali davalarında takipde dayanılmayan bir belgeye dayanılması mümkün değildir. Eldeki davada, davacı takip ve itirazın iptali davası konusu yaptığı alacağını dayandırdığı faturaların geçerliliğine ilişkin davayı ıslah etmiş, imza inkarında bulunmuş, faturaların kapalı kabul edilemeyeceğini, faturaların davalı defterlerinde kayıtlı bulunmasından dolayı ispat yükünün yer değiştirdiğini, itirazda ve cevapta belirtilmeyen davalı ödeme savunmasına itibar edilemeyeceğini ve , varsa ödeme makbuzunun ayrıca davalı tarafından sunulması gerektiğini ileri sürmüştür. İcra takibine,davaya konu faturaların kapalı fatura olduğu sabit olmakla, kapalı faturalar üzerinde yer alan davacı- alacaklının imzası borçlu tarafından ödendiğine karinedir.

Davacı tarafından sunulan fatura ikinci suretlerinde de davacının imzası bulunduğu mahkemece belirlenmiştir. Davacının sunduğu nüshalarda da imzası bulunduğu anlaşılmakla imza incelemesi talebinin reddine karar verilmesinde isabetsizlik görülmemiştir. Davalının usule uygun tutulan ticari defter ve kayıtları gereğince de, davacıya borçlu olmadığı belirlenmekle neticeten davacı alacağının varlığını ispatlayamamış, davalının davacıya borçlu olmadığı tespit edilmiştir. Davacı vekili tarafından hükme yönelik ileri sürülen istinaf nedenleri yerinde görülmemiş, istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. İİK m. 67/2 gereği, takibinde haksız ve kötü niyetli görülürse alacaklı; diğer tarafın talebi üzerine iki tarafın durumuna, davanın ve hükmolunan şeyin tahammülüne göre, red olunan meblağın yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere, uygun bir tazminatla mahkum edilir.

Davalı vekili kötüniyet tazminatı taleplerinin karara bağlanmadığını ileri sürmekte olup, davacının davasının reddine karar verilmekle birlikte davalı vekilinin kötüniyet tazminatı talebi hakkında olumlu olumsuz bir karar verilmemiştir.Somut olayda davacı, davalıya satılan ürünler dolayısıyla fatura düzenleyip gönderdiğini, davalının bedelini ödemediğini iddia etmiş; mahkemece, faturanın kapalı olması nedeniyle ödendiği yolunda karine oluştuğunu, davacının aksini ispatlayamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Faturanın kapalı olarak düzenlenmesi mahkemenin de belirttiği gibi sadece ödendiği yolunda karine oluşturur. Aksinin ispatı mümkündür. Davacının, bu hususun aksini ispatlayamaması, kötüniyetli olduğunun delili olamaz.

Davacı haksız çıkmıştır, fakat ayrıca kötüniyetli olduğu, tahsil ettiği parayı bir kez daha tahsil etmeye çalıştığının davalı tarafından ispatlanması gerekir. Davalı, buna dair hiçbir delil ibraz etmemiş olup dosya kapsamından da bu durum anlaşılamamaktadır. Davalı vekilinin kötüniyet tazminatı bakımından olumlu olumsuz bir karar verilmediği anlaşılmakla davalı vekilinin istinaf nedeni yerinde olduğundan hükmün kaldırılmasına yeniden hüküm verilmesine ,davanın reddine ,davalının kötü niyet tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir.

HÜKÜM

Yukarıda açıklanan nedenlerle:1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK.'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne;İstanbul 13. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 23/05/2019 Tarih 2017/862 esas 2019/479 karar sayılı kararın HMK.'nın 353(1)b-2 gereği KALDIRILMASINA; "-Davanın reddine, Davalı vekilinin kötüniyet tazminat isteminin reddine " İlk Derece yargılamasına ilişkin olarak; "Alınması gereken 80,70-TL harcın, mahkeme veznesine yatırılan 1.771,19-TL peşin harçtan mahsubu ile bakiye 1.690,49‬-TL'nin karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine, Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, Davalı lehine takdir edilen 26.364,40-TL nispi vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, Karar kesinleştiğinde talep halinde kullanılmayan gider avansının yatırana iadesine" Alınması gereken 80,70-TL istinaf karar harcından peşin yatırılan 44,40-TL harcın mahsubu ile bakiye 36,30-TL harcın davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına,Davalı tarafından yatırılan 44,40-TL peşin istinaf karar harcının istek halinde iadesine, Davalı tarafından yapılan 31,50-TL istinaf yargı giderinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, Gerekçeli kararın bir örneğinin taraf vekillerine tebliğine, HMK 'nun 361/1.

maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde Yargıtay nezdinde temyiz yasa yoluna başvurulabileceğine, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliğiyle karar verildi.07/04/2022

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.