6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Menfi tespit

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2023/1640 E. 2024/194 K. ·

Kısmen onandı, kısmen bozulduKesinlik belirsiz

★ Emsal

Mahkemenin nitelemesi:

Usul tespitleri

Dava şartı
dava şartı

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
sahte imza aciz vesikası imzaya itiraz adli yardım talebi i̇i̇k 194 ba beyannamesi imza incelemesi başvurma harcı icra hukuk mahkemesi borçlu olunmadığının tespiti müşterek borçlu müteselsil kefil adli yardım davadan feragat davanın açılmamış sayılması vekâlet ücreti şikayet müteselsil kefil 818 sayılı borçlar kanunu ikrar istinaf incelemesi açılmamış sayılma kefalet kazanılmış hak kötü niyet tazminatı genel kredi sözleşmesi kefil kötü niyet temerrüt faizi feragat hukuki yarar yargılama gideri tebligat geçersizlik kredi sözleşmesi asıl alacak harç ilk derece kararının kaldırılması menfi tespit yükleten (shipper) temerrüt istinaf yoluna başvurulabilirlik

Atıf yapılan mevzuat: HMK · BK

Gerekçe

Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).

İLK DERECE MAHKEMESİ : İzmir 5. Asliye Ticaret Mahkemesi

SAYISI : 2015/1299 E., 2018/161 K.

Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen ve istinaf incelemesinden geçen menfi tespit davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir

Bölge Adliye Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA

Davacı asıl dava dilekçesinde; İzmir 18. İcra Müdürlüğünün 2008/10573 E. sayılı dosyasından aleyhine icra takibi yapıldığını, 01.01.2007 tarihli, 1.000.000,00 TL değerindeki genel kredi sözleşmesindeki imzalardan Örs Madencilik ve Ege Gıda Ofis kaşeleri üzerindeki ... adına atılan imzalar ile genel kredi sözleşmesinin 29 uncu sayfasındaki ... adına atılan imzanın kendisine ait olmadığını, sahte imzalar ile ilgili şikayette bulunması üzerine İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı’nın 2014/71069 numaralı dosyasında soruşturma yürütüldüğünü, davalının genel kredi sözleşmesindeki imzayı huzurda attırması ve basiretli davranması gerekirken bu duruma göz yumarak yükümlülüklerine uymadığı için kötü niyetli olduğunu ileri sürerek adli yardım talebinin kabulüne, genel kredi sözleşmesinde ... adı altındaki imzaların kendisine ait olmadığının ve borçlu olmadığının tespitine, davalı aleyhine kötü niyetli takip tazminatına karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP

Davalı vekili cevap dilekçesinde; İzmir 3. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2013/154 E. sayılı dosyasında davanın açılmamış sayılmasına karar verildiğini, İzmir 1. İcra Hukuk Mahkemesinin 2012/624 E. sayılı dosyasında imzaya itiraz için dava açan davacının 13.11.2012 tarihli dilekçesi ile davadan feragat ettiğini, davanın reddine karar verildiğini, imzaya itiraz davasından feragat eden davacının aynı talepler ile huzura gelmesinin kabul edilemeyeceğini, takibe esas tutarın 151.570,97 TL olduğunu, aciz vesikasına bağlanan tutarın ise 264.858,64 TL olduğunu, 1.000.000,00 TL değerindeki harca esas tutarın hatalı olduğunu, davaya konu genel kredi sözleşmesinde imzası olan B. Ö. adına Soma Noterliği’nde sahte imza beyannamesi düzenlenmesinden dolayı Soma Asliye Ceza Mahkemesinin 2012/328 E. sayılı dosyasında yargılama yapıldığını, müvekkili banka ile dava dışı şirket arasında akdedilen 12.10.2005 tarihli 1.000.000,00 TL bedelli, 01.01.2007 tarihli 1.000.000,00 TL'lik kredi sözleşmelerine davalının müşterek borçlu müteselsil kefil olduğunu, borcun ödenmemesi üzerine hesabın kat edilerek İzmir 18. İcra Müdürlüğünün 2008/10537 E. sayılı dosyasında takip başlatıldığını, 2 adet kredi sözleşmesindeki imza ile müvekkili bankaya verilen senetlerdeki imzaların aynı olduğunu, onlarca tebligata rağmen davacının 2012 yılına kadar şikayet veya davası bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin 14.02.2018 tarih, 2015/1299 E. ve 2018/161 K. sayılı kararıyla; davaya konu 01.01.2007 tarihli genel kredi sözleşmesinde davacıya atfen atılan imzanın davacıya ait olmadığının alınan raporlar ile anlaşıldığı, davalı bankanın takipte kötü niyetli olmadığı gerekçesiyle davacının dava konusu 01.01.2007 tarihli genel kredi sözleşmesinden dolayı borçlu olmadığının tespitine, kötü niyetli takip tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF

A. İstinaf Yoluna Başvuranlar

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekillerince istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. Gerekçe ve Sonuç

Bölge Adliye Mahkemesinin 12.03.2020 tarih, 2018/1240 E. ve 2020/301 K. sayılı kararıyla; davacının talebinin 01.01.2007 tarihli genel kredi sözleşmesi altındaki imzanın kendisine ait olmadığı ve bu sözleşme nedeni ile borçlu olmadığının tespiti istemine ilişkin olduğu, İlk Derece Mahkemesince bu sözleşme üzerinde adli tıp incelemesi yaptırılmasında bir usulsüzlük bulunmadığı, verilen hükmün de bu sözleşmeye yönelik olmasının doğru olduğu, davalının kefaletteki imzanın vekâleten atılıp atılmadığının denetlenmesini istediği, imzanın vekâleten atıldığını vekâletnameyi de eklemek suretiyle davalının ispat etmesi gerektiği, adli tıp incelemesinin 01.01.2007 tarihli sözleşmeden önceki belgeler de esasa alınmak suretiyle yapıldığı, bu sebeple davalının istinaf sebeplerinin yerinde görülmediği, davacı tarafın istinaf istemleri bakımından ise davalının kötü niyetli olduğu ispatlanamadığından kötü niyet tazminatına hükmedilmemesinin yerinde olduğu, bununla birlikte davacının 1.000.000,00 TL bedelli genel kredi sözleşmesi nedeni ile borçlu olmadığının tespitini talep ettiği, dava değerinin 1.000.000,00 TL olarak kabulü ile harç ve vekâlet ücretinin bu miktar üzerinden hesaplanması gerektiği gerekçesiyle davalının istinaf başvurusunun esastan reddine, davacının istinaf başvurusunun kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, davacının davasının kısmen kabulüne, davacının İzmir 18.İcra Müdürlüğü’nün 2008/10573 E. sayılı dosyasında ilamsız takibe konu 01.01.2007 tarihli, 1.000.000,00 TL bedelli kredi sözleşmesinden dolayı borçlu olmadığının tespitine, davacının şartları oluşmayan kötü niyet tazminat talebinin reddine karar verilmiştir.

V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ

A. Bozma Kararı

1. Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.

2. Dairemizin 07.06.2022 tarih, 2020/7716 E. ve 2022/4592 K. sayılı kararıyla davacının tüm davalının sair temyiz itirazları reddedilmiş, takip tarihi itibariyle davalı bankanın alacağının 2005 ve 2007 tarihli kredi sözleşmelerinden hangisinden kaynaklandığı belirlenip 2005 tarihli sözleşmeden kaynaklanması halinde davacının dava açmakta hukuki yararının bulunmadığı kabul edilerek bir karar verilmesi, 2007 tarihli sözleşmeden kaynaklanması halinde ise talep miktarına göre dava değeri belirlenip bu miktara göre yargılama harç ve vekâlet ücreti takdir edilmesi gereğine işaret edilerek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.

B. Bölge Adliye Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile 01.01.2007 tarihli genel kredi sözleşmesindeki imzaların davacının ... ürünü olmadığı, takip konusu kredilerin kullandırım tarihlerine göre takip tarihi itibariyle davalı bankanın kredili mevduat hesabından kaynaklanan 27.154,29 TL asıl alacak 1.326,03 TL işlemiş akdi/temerrüt faizi 66,30 TL faizin %5 gider vergisi olmak üzere toplam 28.546,62 TL alacağı bulunduğu,

davalının rotatif krediden kaynaklanan

105.081,89 TL asıl alacak 2.370,18 TL işlemiş akdi/temerrüt faizi 154,41 TL faizin %5 gider vergisi olmak üzere toplam 108.324,54 TL alacağının dayanağının 01.01.2007 düzenleme tarihli 1.000.000,00 TL limitli genel kredi sözleşmesi olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne,

01.01.2007 tarihli ve 1.000.000,00 TL bedelli Genel Kredi Sözleşmesindeki imzanın davacıya ait olmadığının tespitine ve takip konusu yapılan 151.570,97 TL'den 108.324,54 TL miktar yönünden borçlu olmadığının tespitine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir.

VI. TEMYİZ

A. Temyiz Yoluna Başvuranlar

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri

1. Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; dava konusunun takip değil takibe dayanak genel kredi sözleşmesi olduğunu, bu nedenle dava konusunun sözleşme bedelini aşar şekilde belirlenmesinin hatalı olduğunu, davalı bankanın gerekli dikkat ve özeni göstermemesi nedeniyle kötü niyet tazminatına mahkûm edilmesi gerektiğini belirterek kararın bozulmasını istemiştir.

2. Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; davacının bankaya olan borcunun 2005 tarihli sözleşme ile başladığını, her iki sözleşmeden kaynaklanan ödenmeyen borç nedeniyle takip yapıldığından imza incelemesinde iki sözleşmenin de göz önünde bulundurulması gerektiğini, 2005 tarihli sözleşmeye ilişkin davacının imzasını ikrarı bulunduğunu, kredi sözleşmelerinin birbirinin devamı mahiyetinde olduğunu, takip ve ihtardaki değerin kredi limitinin çok altında olduğunu, davacının kötü niyetle dava açtığı ve müvekkilinin yargılamaya sebebiyet vermediği kabulü ile aleyhe vekâlet ücreti ve yargılama gideri takdirinin hatalı olduğunu belirterek kararın bozulmasını istemiştir.

C. Gerekçe

1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme

Dava, genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan kefalet ilişkisinin geçersiz olması nedeniyle borçlu olunmadığının tespiti istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk

1.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 ... maddeleri.

2. 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 483 üncü madde ve devamı hükümleri.

3. Değerlendirme

1. Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 ... maddesinde yer ... sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2. Temyizen incelenen Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

Benzer Kararlar

Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.

  • Alacak

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2020/7716 E. 2022/4592 K.

    Ortak: · dava şartı

    Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal

    Farklı:

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

11. Hukuk Dairesi         2023/1640 E.  ,  2024/194 K.

"İçtihat Metni"

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi

SAYISI 2022/1522 Esas, 2022/2063 Karar

DAVA TARİHİ

HÜKÜM

Kısmen kabul

İLK DERECE MAHKEMESİ İzmir 5. Asliye Ticaret Mahkemesi

SAYISI 2015/1299 E., 2018/161 K.

Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen ve istinaf incelemesinden geçen menfi tespit davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir

Bölge Adliye Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA

Davacı asıl dava dilekçesinde; İzmir 18. İcra Müdürlüğünün 2008/10573 E. sayılı dosyasından aleyhine icra takibi yapıldığını, 01.01.2007 tarihli, 1.000.000,00 TL değerindeki genel kredi sözleşmesindeki imzalardan Örs Madencilik ve Ege Gıda Ofis kaşeleri üzerindeki ... adına atılan imzalar ile genel kredi sözleşmesinin 29 uncu sayfasındaki ... adına atılan imzanın kendisine ait olmadığını, sahte imzalar ile ilgili şikayette bulunması üzerine İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı’nın 2014/71069 numaralı dosyasında soruşturma yürütüldüğünü, davalının genel kredi sözleşmesindeki imzayı huzurda attırması ve basiretli davranması gerekirken bu duruma göz yumarak yükümlülüklerine uymadığı için kötü niyetli olduğunu ileri sürerek adli yardım talebinin kabulüne, genel kredi sözleşmesinde ...

adı altındaki imzaların kendisine ait olmadığının ve borçlu olmadığının tespitine, davalı aleyhine kötü niyetli takip tazminatına karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP

Davalı vekili cevap dilekçesinde; İzmir 3. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2013/154 E. sayılı dosyasında davanın açılmamış sayılmasına karar verildiğini, İzmir 1. İcra Hukuk Mahkemesinin 2012/624 E. sayılı dosyasında imzaya itiraz için dava açan davacının 13.11.2012 tarihli dilekçesi ile davadan feragat ettiğini, davanın reddine karar verildiğini, imzaya itiraz davasından feragat eden davacının aynı talepler ile huzura gelmesinin kabul edilemeyeceğini, takibe esas tutarın 151.570,97 TL olduğunu, aciz vesikasına bağlanan tutarın ise 264.858,64 TL olduğunu, 1.000.000,00 TL değerindeki harca esas tutarın hatalı olduğunu, davaya konu genel kredi sözleşmesinde imzası olan B. Ö. adına Soma Noterliği’nde sahte imza beyannamesi düzenlenmesinden dolayı Soma Asliye Ceza Mahkemesinin 2012/328 E.

sayılı dosyasında yargılama yapıldığını, müvekkili banka ile dava dışı şirket arasında akdedilen 12.10.2005 tarihli 1.000.000,00 TL bedelli, 01.01.2007 tarihli 1.000.000,00 TL'lik kredi sözleşmelerine davalının müşterek borçlu müteselsil kefil olduğunu, borcun ödenmemesi üzerine hesabın kat edilerek İzmir 18. İcra Müdürlüğünün 2008/10537 E. sayılı dosyasında takip başlatıldığını, 2 adet kredi sözleşmesindeki imza ile müvekkili bankaya verilen senetlerdeki imzaların aynı olduğunu, onlarca tebligata rağmen davacının 2012 yılına kadar şikayet veya davası bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin 14.02.2018 tarih, 2015/1299 E. ve 2018/161 K. sayılı kararıyla; davaya konu 01.01.2007 tarihli genel kredi sözleşmesinde davacıya atfen atılan imzanın davacıya ait olmadığının alınan raporlar ile anlaşıldığı, davalı bankanın takipte kötü niyetli olmadığı gerekçesiyle davacının dava konusu 01.01.2007 tarihli genel kredi sözleşmesinden dolayı borçlu olmadığının tespitine, kötü niyetli takip tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF

A. İstinaf Yoluna Başvuranlar

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekillerince istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. Gerekçe ve Sonuç

Bölge Adliye Mahkemesinin 12.03.2020 tarih, 2018/1240 E. ve 2020/301 K. sayılı kararıyla; davacının talebinin 01.01.2007 tarihli genel kredi sözleşmesi altındaki imzanın kendisine ait olmadığı ve bu sözleşme nedeni ile borçlu olmadığının tespiti istemine ilişkin olduğu, İlk Derece Mahkemesince bu sözleşme üzerinde adli tıp incelemesi yaptırılmasında bir usulsüzlük bulunmadığı, verilen hükmün de bu sözleşmeye yönelik olmasının doğru olduğu, davalının kefaletteki imzanın vekâleten atılıp atılmadığının denetlenmesini istediği, imzanın vekâleten atıldığını vekâletnameyi de eklemek suretiyle davalının ispat etmesi gerektiği, adli tıp incelemesinin 01.01.2007 tarihli sözleşmeden önceki belgeler de esasa alınmak suretiyle yapıldığı, bu sebeple davalının istinaf sebeplerinin yerinde görülmediği, davacı tarafın istinaf istemleri bakımından ise davalının kötü niyetli olduğu ispatlanamadığından kötü niyet tazminatına hükmedilmemesinin yerinde olduğu, bununla birlikte davacının 1.000.000,00 TL bedelli genel kredi sözleşmesi nedeni ile borçlu olmadığının tespitini talep ettiği, dava değerinin 1.000.000,00 TL olarak kabulü ile harç ve vekâlet ücretinin bu miktar üzerinden hesaplanması gerektiği gerekçesiyle davalının istinaf başvurusunun esastan reddine, davacının istinaf başvurusunun kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, davacının davasının kısmen kabulüne, davacının İzmir 18.İcra Müdürlüğü’nün 2008/10573 E.

sayılı dosyasında ilamsız takibe konu 01.01.2007 tarihli, 1.000.000,00 TL bedelli kredi sözleşmesinden dolayı borçlu olmadığının tespitine, davacının şartları oluşmayan kötü niyet tazminat talebinin reddine karar verilmiştir.

V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ

A. Bozma Kararı

1. Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.

2. Dairemizin 07.06.2022 tarih, 2020/7716 E. ve 2022/4592 K. sayılı kararıyla davacının tüm davalının sair temyiz itirazları reddedilmiş, takip tarihi itibariyle davalı bankanın alacağının 2005 ve 2007 tarihli kredi sözleşmelerinden hangisinden kaynaklandığı belirlenip 2005 tarihli sözleşmeden kaynaklanması halinde davacının dava açmakta hukuki yararının bulunmadığı kabul edilerek bir karar verilmesi, 2007 tarihli sözleşmeden kaynaklanması halinde ise talep miktarına göre dava değeri belirlenip bu miktara göre yargılama harç ve vekâlet ücreti takdir edilmesi gereğine işaret edilerek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.

B. Bölge Adliye Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile 01.01.2007 tarihli genel kredi sözleşmesindeki imzaların davacının ... ürünü olmadığı, takip konusu kredilerin kullandırım tarihlerine göre takip tarihi itibariyle davalı bankanın kredili mevduat hesabından kaynaklanan 27.154,29 TL asıl alacak 1.326,03 TL işlemiş akdi/temerrüt faizi 66,30 TL faizin %5 gider vergisi olmak üzere toplam 28.546,62 TL alacağı bulunduğu,

davalının rotatif krediden kaynaklanan

105.081,89 TL asıl alacak 2.370,18 TL işlemiş akdi/temerrüt faizi 154,41 TL faizin %5 gider vergisi olmak üzere toplam 108.324,54 TL alacağının dayanağının 01.01.2007 düzenleme tarihli 1.000.000,00 TL limitli genel kredi sözleşmesi olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne,

01.01.2007 tarihli ve 1.000.000,00 TL bedelli Genel Kredi Sözleşmesindeki imzanın davacıya ait olmadığının tespitine ve takip konusu yapılan 151.570,97 TL'den 108.324,54 TL miktar yönünden borçlu olmadığının tespitine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir.

VI. TEMYİZ

A. Temyiz Yoluna Başvuranlar

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri

1. Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; dava konusunun takip değil takibe dayanak genel kredi sözleşmesi olduğunu, bu nedenle dava konusunun sözleşme bedelini aşar şekilde belirlenmesinin hatalı olduğunu, davalı bankanın gerekli dikkat ve özeni göstermemesi nedeniyle kötü niyet tazminatına mahkûm edilmesi gerektiğini belirterek kararın bozulmasını istemiştir.

2. Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; davacının bankaya olan borcunun 2005 tarihli sözleşme ile başladığını, her iki sözleşmeden kaynaklanan ödenmeyen borç nedeniyle takip yapıldığından imza incelemesinde iki sözleşmenin de göz önünde bulundurulması gerektiğini, 2005 tarihli sözleşmeye ilişkin davacının imzasını ikrarı bulunduğunu, kredi sözleşmelerinin birbirinin devamı mahiyetinde olduğunu, takip ve ihtardaki değerin kredi limitinin çok altında olduğunu, davacının kötü niyetle dava açtığı ve müvekkilinin yargılamaya sebebiyet vermediği kabulü ile aleyhe vekâlet ücreti ve yargılama gideri takdirinin hatalı olduğunu belirterek kararın bozulmasını istemiştir.

C. Gerekçe

1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme

Dava, genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan kefalet ilişkisinin geçersiz olması nedeniyle borçlu olunmadığının tespiti istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk

1.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 ... maddeleri.

2. 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 483 üncü madde ve devamı hükümleri.

3. Değerlendirme

1. Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 ... maddesinde yer ... sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2. Temyizen incelenen Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VII. KARAR

Açıklanan sebeple

Taraf vekillerinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,

Alınmadığı anlaşılan 427,60 TL temyiz ilam harcı ile 2.107,80 TL temyiz başvuru harcının HMK 339 uncu maddesi gereğince karar kesinleştiğinde adli yardımdan yararlanan temyiz eden davacıdan alınmasına,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

11.01.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1016793900 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.