Gemi acenteliği
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2009/9538 E. 2011/2397 K. ·
Kısmen onandı, kısmen bozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Hak düşürücü süre
- {'var': True, 'sure': None, 'kanun': None}
- Dava şartı
- dava şartı
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
gemi acenteliği↗ teslim tarihi↗ taşıyanın sorumluluğu↗ konşimento↗ donatan↗ aktif husumet ehliyeti↗ ziya↗ aktif husumet↗ husumet ehliyeti↗ acentelik↗ rücu↗ pasif husumet↗ hak düşürücü süre↗ taraf ehliyeti↗ feragat↗ fatura↗ taşıyan↗ hasar↗ teslim↗ husumet↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, toplanan delillere ve benimsenen bilirkişi raporuna dayanılarak, yükün İzmir’den 06.03.2006 tarihinde yola çıktığı, Mısır’a teslim tarihinin 10-12.03.2006 tarihi olarak belirlendiği, davanın 07.03.2007 tarihinde hak düşürücü süre geçmeden açıldığı, Mısır'daki mal alıcısı adına düzenlenen 20.02.2006 tarihli fatura ile yüke ilişkin kayıtlarda satışın CIF olduğunun belirtildiği, TTK’nun 1143. maddesi gereğince malların gemi küpeştesini aştığı andan itibaren hasarının alıcıya geçtiği, dava dışı alıcı Akmal firmasının davacıya gönderdiği 14.04.2006 tarihli yazı ile zarara ilişkin haklarından feragat ettiği ve bu tutarın sigortalı Dalan Kimya Endüstri AŞ’ ye ödenmesi hususunda davacı ... şirketine talimat verdiği göz önüne alınarak Dalan Kimya Endüstri AŞ.ye ödeme yapan davacının işbu rücu davasında aktif husumet ehliyetinin olduğu, geminin ağır fırtına ve kötü hava şartlarından ötürü battığı, TTK 1061. maddesi uyarınca yükteki hasar ve ziyanın TTK 1063. maddesinde belirtilen sebeplerden kaynaklanması durumunda taşıyanın sorumlu olmadığı 06.03.2006 tarihli konşimentoda veya diğer belgelerde “K” Line Kawashaki Kisen Kaisha Ltd. Şti’nin taşımayı yapan geminin donatanı olmadığının anlaşıldığı, taşımaya başka bir şekilde katılımına dair delil de bulunmadığı gerekçesiyle davalı taşıyan Emes Denizcilik hakkındaki davanın esastan, K Line Gemi Acenteliği A.Ş. aleyhine açılan davanın ise pasif husumetten reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
1) Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin davalılardan K Line Gemi Acenteliği A.Ş. hakkındaki tüm temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2-Davacı vekilinin davalı ... Nak. A.Ş.'ye yönelik temyiz itirazlarına gelince; Kararın dayandırıldığı bilirkişi raporu kapsamı ve bilirkişilerin sefatı-uzmanlığı yönlerinden uyuşmazlığı doğru çözüme kavuşturmaya yeterli değildir.
HUMK'nun 275 vd.maddeleri uyarınca çözümü özel veya teknik bilgiyi gerektiren hallerde mahkeme bilirkişinin oy ve görüşünü almak durumundadır. Görüşüne başvurulan bilirkişinin de kendisine sorulan hususlarda özel ve teknik bilgiye sahip olması gerekir.
Dava konusu olayda uyuşmazlık geminin batmasının elverişsiz hava koşullarından mı yoksa geminin yola ve yüke elverişli olmamasından mı ileri geldiği noktasında toplandığından mahkemece aralarında uzak yol kaptanı bir bilirkişinin yer aldığı bilirkişi kurulundan rapor alınarak oluşacak uygun sonuç çerçevesinde bir karar vermek gerekirken değinilen konuda teknik uzmanlığı bulunmayan hukukçu bilirkişiden alınan rapora göre karar verilmesi doğru olmamış, kararın davacı yararına bozulması gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2011/10052 E. 2013/12932 K.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:ticari itibarın zedelenmesi · sözleşmenin ihlali · ticari itibar · ihtisas mahkemesi · sözleşmeye aykırılık · cezai şart · ticaret unvanı · görevsizlik kararı
Benzer bu karardaMahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre asıl davada, davalının tespit yaptırmasının kanundan doğan meşru bir hak arama yolu olup, «haksız rekabet» teşkil etmediği; birleşen dava yönünden ise davalının kullanmış olduğu “...” ibaresinin şirket «ticaret unvanının» bir parçasının marka olarak kullanılması niteliğiyle değerlendirildiğinde «sözleşmeyi ihlal» eden bir uygulama olmadığı, dava dışı 3. kişilere ait işyerlerinde “...” markalı sabunların 31.08.2008 tarihinden sonra bulunmasının sözleşme hükmüne aykırılık teşkil etmediği, “Ömer Adil” markalı sabunların ambalajlarının yan kısmında davalı şirketin ticaret unvanı ve adresinin de yer aldığı, “Ömer Adil” ibaresinin bu ürünlerin kullanımında/tanıtımında “Dalan” markalı ürünlerden ayırt etme özelliği taşıdığı, bu durumda «cezai şart» koşullarının oluşmadığı gerekçesiyle asıl ve birleşen davaların reddine karar verilmiştir.
… tilen ürün ve ambalajlarda kullanıldığı iddiasıyla davacı şirketten mal satın alan firmaların işyerlerinde davalı şirket tarafından yaptırılan tespitlerin davacının «ticari itibarını zedeleyici» nitelikte olup, «haksız rekabet» teşkil ettiği iddiasıyla davalının haksız rekabetinin tespiti ile maddi zarar istemine; birleşen dava ise davalıların “Hisse Satış ve Sulh Sözleşmesi”nin 3.13. maddesinde kararlaştırılan «taahhütlerine» aykırı davrandıkları iddiasıyla «cezai şart» bedelinin tahsili istemine ilişkindir.
… davadaki uyuşmazlığın temel noktasının “dalan” ibaresinin marka ve tasarım olarak kullanılıp kullanılmadığı ile kullanılmış ise bu kullanım şeklinin anılan madde ve «sözleşmeye aykırılık» oluşturup oluşturmadığının tespitine ilişkin olması nedeniyle asıl ve birleşen davaların bu tür davalara bakmakla «görevli» «ihtisas» mahkemesi olan Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nde görülmesi gerekmektedir.O halde mahkemece, asıl ve birleşen davalara konu uyuşmazlıkların niteliği ve davalar arasındaki bağlantının varlığı nedeniyle hem asıl hem de birleşen davada görevli mahkeme bu tür uyuşmazlıklara bakmakla görevli ihtisas mahkemesi olan Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi olduğundan davaların Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nde görülmesi için «görevsizlik» kararı verilmesi gerekirken, yazılı şekilde uyuşmazlığın esasına girilerek hüküm tesis edilmesi doğru görülmemiş, asıl ve birleşen davalarda verilen kararın bu ned …
A.Ş.’nin ürettikleri veya üretecekleri, sattıkları veya satacakları sabun ve sabun türevi ürünlerde Dalan Kimya A.Ş. adına tescilli marka ve tasarımlar ile “Dalan” ibaresini havi herhangi bir marka ve tasarımı kullanmayacakları, aksi halde 3.000.000 ABD Doları «cezai şartın» ödeneceğinin kabul ve «taahhüt» edildiği,...
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2009/9538 E. , 2011/2397 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ Ticaret Mahkemesi
Taraflar arasında görülen davada İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 23/01/2009 tarih ve 2007/175-2009/21 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili tarafından nakliyat emtia abonman sigorta poliçesi ile sigortalanan Dalan Kimya Endüstri AŞ’ ye ait sabun emtiasının Türkiye’den Mısır’a deniz yoluyla taşınması sırasında, taşımayı yapan davalıların sorumluluğu altındaki Teklivka isimli geminin Mısır’da batması sonucu emtianın zayi olduğunu, riziko değeri 50.422,35 YTL'nin sigorta ettirene ödendiğini ileri sürerek, bu meblağın davalılardan rücuan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı ...Ş. vekili, davanın bir yıllık hak düşürücü sürede açılmadığını, taşımanın CIF taşıma olması nedeniyle hasarın geminin küpeştesini geçtiği andan itibaren alıcıya geçtiğini, davacının alıcı durumundaki sigorta ettirenine ödemiş olduğu hasar bedelini müvekkilinden isteyemeyeceğini ve aktif husumet ehliyetinin bulunmadığını, ayrıca geminin kötü hava şartları ve şiddetli fırtına nedeni ile batmasından dolayı müvekkilinin TTK’nun 1063. maddesi gereğince de sorumluluğunun olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Davalı “K” Line Kawasaki Kisen Kaisha Ltd. Şti’ye izafeten K Line Gemi Acentalığı A.Ş. vekili, müvekkili acentenin taşıma ile ilgisinin bulunmadığını, geminin batmasında donatanın kusurunun olmadığını savunarak, müvekkiline husumet yöneltilemeyeceğini savunmuştur.
Mahkemece, toplanan delillere ve benimsenen bilirkişi raporuna dayanılarak, yükün İzmir’den 06.03.2006 tarihinde yola çıktığı, Mısır’a teslim tarihinin 10-12.03.2006 tarihi olarak belirlendiği, davanın 07.03.2007 tarihinde hak düşürücü süre geçmeden açıldığı, Mısır'daki mal alıcısı adına düzenlenen 20.02.2006 tarihli fatura ile yüke ilişkin kayıtlarda satışın CIF olduğunun belirtildiği, TTK’nun 1143. maddesi gereğince malların gemi küpeştesini aştığı andan itibaren hasarının alıcıya geçtiği, dava dışı alıcı Akmal firmasının davacıya gönderdiği 14.04.2006 tarihli yazı ile zarara ilişkin haklarından feragat ettiği ve bu tutarın sigortalı Dalan Kimya Endüstri AŞ’ ye ödenmesi hususunda davacı ...
şirketine talimat verdiği göz önüne alınarak Dalan Kimya Endüstri AŞ.ye ödeme yapan davacının işbu rücu davasında aktif husumet ehliyetinin olduğu, geminin ağır fırtına ve kötü hava şartlarından ötürü battığı, TTK 1061. maddesi uyarınca yükteki hasar ve ziyanın TTK 1063. maddesinde belirtilen sebeplerden kaynaklanması durumunda taşıyanın sorumlu olmadığı 06.03.2006 tarihli konşimentoda veya diğer belgelerde “K” Line Kawashaki Kisen Kaisha Ltd. Şti’nin taşımayı yapan geminin donatanı olmadığının anlaşıldığı, taşımaya başka bir şekilde katılımına dair delil de bulunmadığı gerekçesiyle davalı taşıyan Emes Denizcilik hakkındaki davanın esastan, K Line Gemi Acenteliği A.Ş. aleyhine açılan davanın ise pasif husumetten reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
1) Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin davalılardan K Line Gemi Acenteliği A.Ş. hakkındaki tüm temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2-Davacı vekilinin davalı ... Nak. A.Ş.'ye yönelik temyiz itirazlarına gelince; Kararın dayandırıldığı bilirkişi raporu kapsamı ve bilirkişilerin sefatı-uzmanlığı yönlerinden uyuşmazlığı doğru çözüme kavuşturmaya yeterli değildir.
HUMK'nun 275 vd.maddeleri uyarınca çözümü özel veya teknik bilgiyi gerektiren hallerde mahkeme bilirkişinin oy ve görüşünü almak durumundadır. Görüşüne başvurulan bilirkişinin de kendisine sorulan hususlarda özel ve teknik bilgiye sahip olması gerekir.
Dava konusu olayda uyuşmazlık geminin batmasının elverişsiz hava koşullarından mı yoksa geminin yola ve yüke elverişli olmamasından mı ileri geldiği noktasında toplandığından mahkemece aralarında uzak yol kaptanı bir bilirkişinin yer aldığı bilirkişi kurulundan rapor alınarak oluşacak uygun sonuç çerçevesinde bir karar vermek gerekirken değinilen konuda teknik uzmanlığı bulunmayan hukukçu bilirkişiden alınan rapora göre karar verilmesi doğru olmamış, kararın davacı yararına bozulması gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin davalı K Line Gemi Acenteliği A.Ş. hakkındaki karara yönelik tüm temyiz itirazlarının reddi ile kararın bu davalı yönünden ONANMASINA, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin diğer davalıya yönelik temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 07.03.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1016505800 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz