Nakden kaydı
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2010/2057 E. 2010/4393 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
nakden kaydı↗ malen kaydı↗ yazılı delil başlangıcı↗ geçersiz sözleşme↗ delil başlangıcı↗ yazılı delil↗ satım sözleşmesi↗ ispat yükü↗ bono↗ geçersizlik↗ çek↗ taşıyan↗ cy/cy kaydı↗ eksik inceleme↗ vekalet ücreti↗ karar verilmesine yer olmadığına↗ zamanaşımı↗ teminat↗ i̇i̇k 72/son↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece dava konusu senetlerin geçersiz tümünün geçersiz sözleşmeye dayalı olarak ve teminat amaçlı düzenlendiği kabul edilerek davanın reddine dair verilen 11.11.2003 tarihli karar Dairemizin 21.12.2004 tarihli kararıyla eksik inceleme nedeniyle davacı yararına bozulmuş, mahkemece bozmaya uyularak yapılan yargılama sonucunda verilen 28.7.2005 tarihli karar ile aynı gerekçeyle davanın reddine karar verilmiş, bu kararın da davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairemizin 04.05.2006 tarihli kararı ile, özetle, “nakden” kaydını taşıyan 7 adet bono bakımından ispat yükünün davalıya düştüğü gerekçesiyle, bu bonolara ilişkin yerel mahkeme hükmü davacı yararına bozulmuş, davalı vekilinin karar düzeltme istemi de reddedilmiştir.
Mahkemece bu bozma kararına da uyulmasına karar verilmiş ise de, bozma kararında sözü edilen yedi adet bonodan altısının zamanaşımına uğramış olması nedeniyle, yazılı delil başlangıcı teşkil eden bu bonolar bakımından ispat yükünün davacı tarafa düştüğü, dinlenen davacı tanıklarının beyanlarıyla da anlaşıldığı üzere söz konusu bonoların davalıya verilen borç karşılığı düzenlendiği, bu durumda bozmaya konu yedi adet bononun davalıya verilen borç nedeniyle düzenlendikleri ve ödendiğinin davalı yanca kanıtlanamadığı kabul edilerek geçersiz araç satım sözleşmesine istinaden düzenlenen ve malen kaydını içeren 13 adet bono ile nakden veya malen kaydı içirmeyen 2 adet bono ve 4 adet çeke ilişkin olarak verilen kararların kesinleştiğinden bahisle bu senetler bakımından yeniden karar verilmesine yer olmadığına, bozma kapsamındaki nakden kaydı taşıyan 7 adet bono bedeli 31.050 YTL’nın dava tarihinden itibaren işletilecek yasal ticari faiziyle davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Bu kararın da taraf vekilerince temyiz edilmesi üzerine Dairemizin 3.12.2009 tarihli kararıyla davalı vekilinin tüm, davacı vekilinin ise sair temyiz itirazlarının reddine, faiz oranı ve başlangıç tarihine, ayrıca yeniden karar verilmesine gerek görülmeyen çek ve bonolarla ilgili olarak davalı lehine hükmedilen vekalet ücretinin, anılan çek ve bonolarla ilgili hükümlerin kesinleşme tarihinde cari tarifeye göre belirlenmesi gerekirken son karar tarihindeki tarife esas alınarak belirlenmesinin hatalı olduğuna işaretle yerel mahkeme hükmünün davacı lehine bozulmasına karar verilmiştir.
Bu kez, davalı vekili karar düzeltme isteminde bulunmuştur.
Yargıtay ilamında benimsenen gerektirici sebeplere göre, davalı vekilinin HUMK’nun 440. maddesinde sayılan hallerden hiçbirini ihtiva etmeyen karar düzeltme isteğinin reddi gerekir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2020/3037 E. 2021/3450 K.
Ortak:ispat yükü · teminat
İncelediğiniz karardaMahkemece dava konusu senetlerin «geçersiz» tümünün «geçersiz sözleşmeye» dayalı olarak ve «teminat» amaçlı düzenlendiği kabul edilerek davanın reddine dair verilen 11.11.2003 tarihli karar Dairemizin 21.12.2004 tarihli kararıyla «eksik inceleme» nedeniyle davacı yararına bozulmuş, mahkemece bozmaya uyularak yapılan yargılama sonucunda verilen 28.7.2005 tarihli karar ile aynı gerekçeyle davanın reddine karar verilmiş, bu kararın da davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairemizin 04.05.2006 tarihli kararı ile, özetle, “«nakden” kaydını» «taşıyan» 7 adet «bono» bakımından «ispat yükünün» davalıya düştüğü gerekçesiyle, bu bonolara ilişkin yerel mahkeme hükmü davacı yararına bozulmuş, davalı vekilinin karar düzeltme istemi de reddedilmiştir.
Mahkemece bu bozma kararına da uyulmasına karar verilmiş ise de, bozma kararında sözü edilen yedi adet bonodan altısının «zamanaşımına» uğramış olması nedeniyle, «yazılı delil başlangıcı» teşkil eden bu «bonolar» bakımından «ispat yükünün» davacı tarafa düştüğü, dinlenen davacı tanıklarının beyanlarıyla da anlaşıldığı üzere söz konusu bonoların davalıya verilen borç karşılığı düzenlendiği, bu durumda bozmaya konu yedi adet bononun davalıya verilen borç nedeniyle düzenlendikleri ve ödendiğinin davalı yanca kanıtlanamadığı kabul edilerek «geçersiz» araç «satım sözleşmesine» istinaden düzenlenen ve «malen kaydını» içeren 13 adet bono ile nakden veya malen kaydı içirmeyen 2 adet bono ve 4 adet çeke ilişkin olarak verilen kararların kesinleştiğinden bahisle bu senetler bakımından yeniden karar «verilmesine yer olmadığına», bozma kapsamındaki «nakden kaydı» «taşıyan» 7 adet bono bedeli 31.050 YTL’nın dava tarihinden itibaren işletilecek yasal ticari faiziyle davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Benzer bu karardaİlk derece mahkemesince yapılan yargılamada, «menfi tespit» davalarında «ispat yükünün» davacıda olduğu, davacının «teminat senedi» ve «bedelsizliğe» ilişkin iddiasını yazılı ve «kesin» delillerle kanıtlayamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir.
İş bu karara karşı davacı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulması nedeniyle incelemeyi yapan Bölge Adliye Mahkemesi gerekçesinde, «ispat yükü» üzerine düşen davalının iddiasını ispatladığı gerekçesiyle HMK 353/1-b maddesi gereğince davacı vekilinin «istinaf kanun yolu» başvurusunun esastan reddine karar vermiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:istinaf kanun yolu · gerekçenin düzeltilmesi · teminat senedi · kanun yolu · bedelsizlik · istinaf incelemesi · menfi tespit · kesin hüküm
Benzer bu karardaİlk derece mahkemesince yapılan yargılamada, «menfi tespit» davalarında «ispat yükünün» davacıda olduğu, davacının «teminat senedi» ve «bedelsizliğe» ilişkin iddiasını yazılı ve «kesin» delillerle kanıtlayamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir.
Dava, bonoların «bedelsiz» olması nedeniyle «menfi tespit» istemine ilişkin olup İlk Derece Mahkemesince davacının iddiasını ispatlayamadığı gerekçesiyle reddedilmiştir.
İş bu karara karşı davacı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulması nedeniyle incelemeyi yapan Bölge Adliye Mahkemesi gerekçesinde, «ispat yükü» üzerine düşen davalının iddiasını ispatladığı gerekçesiyle HMK 353/1-b maddesi gereğince davacı vekilinin «istinaf kanun yolu» başvurusunun esastan reddine karar vermiştir.
Başka bir anlatımla «istinaf incelemesini» yapan Bölge Adliye Mahkemesi, kararın gerekçesinde hata edildiğine karar vermiş ve bu sebeple ilk derece mahkemesi kararının «gerekçesini düzeltmiştir».
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2010/2057 E. , 2010/4393 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ Hatay Asliye 3.Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasında görülen davada Hatay Asliye 3.Hukuk Mahkemesi’nce verilen 28.12.2007 gün ve 2007/10-2007/345 sayılı kararı bozan Daire’nin 03.12.2009 gün ve 2008/2967-2009/12405 sayılı kararı aleyhinde davalı vekili tarafından karar düzeltilmesi isteğinde bulunulmuş ve karar düzeltme dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya için düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
Davacı vekili, taraflar arasındaki ticari ilişkiye dayalı olarak davalının keşide ettiği bono ve çeklerin itimada binaen süresinde tahsile konulmadığını, davalının bu durumu suistimal ederek çek ve bono bedellerini ödemediğini ileri sürerek, TTK'nun 644. maddesi gereğince 211.600 DM, 13.500 USD ve 60.050.000.000 TL'nın faiziyle birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, taraflar arasındaki otobüs satımına ilişkin adi sözleşme gereğince davacıya ait otobüsün müvekkiline satıldığını, satış bedelinin kısmen ödenmesine rağmen satışın gerçekleşmediğini, ödenen kısım ile ilgili senetlerin geri alındığını, davacı uhdesinde kalan teminat senetlerinin zamanaşımına uğradığını, bazı bonolarda tahrifat yapıldığını, bir kısmının ise üzerine "ertelendi" ibaresi yazılarak çizildiğini, davacı yetkilisinin tahrifatlı ve bedelsiz bonoları tahsile kalkışması nedeniyle hakkında açılan ceza davasının derdest olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece dava konusu senetlerin geçersiz tümünün geçersiz sözleşmeye dayalı olarak ve teminat amaçlı düzenlendiği kabul edilerek davanın reddine dair verilen 11.11.2003 tarihli karar Dairemizin 21.12.2004 tarihli kararıyla eksik inceleme nedeniyle davacı yararına bozulmuş, mahkemece bozmaya uyularak yapılan yargılama sonucunda verilen 28.7.2005 tarihli karar ile aynı gerekçeyle davanın reddine karar verilmiş, bu kararın da davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairemizin 04.05.2006 tarihli kararı ile, özetle, “nakden” kaydını taşıyan 7 adet bono bakımından ispat yükünün davalıya düştüğü gerekçesiyle, bu bonolara ilişkin yerel mahkeme hükmü davacı yararına bozulmuş, davalı vekilinin karar düzeltme istemi de reddedilmiştir.
Mahkemece bu bozma kararına da uyulmasına karar verilmiş ise de, bozma kararında sözü edilen yedi adet bonodan altısının zamanaşımına uğramış olması nedeniyle, yazılı delil başlangıcı teşkil eden bu bonolar bakımından ispat yükünün davacı tarafa düştüğü, dinlenen davacı tanıklarının beyanlarıyla da anlaşıldığı üzere söz konusu bonoların davalıya verilen borç karşılığı düzenlendiği, bu durumda bozmaya konu yedi adet bononun davalıya verilen borç nedeniyle düzenlendikleri ve ödendiğinin davalı yanca kanıtlanamadığı kabul edilerek geçersiz araç satım sözleşmesine istinaden düzenlenen ve malen kaydını içeren 13 adet bono ile nakden veya malen kaydı içirmeyen 2 adet bono ve 4 adet çeke ilişkin olarak verilen kararların kesinleştiğinden bahisle bu senetler bakımından yeniden karar verilmesine yer olmadığına, bozma kapsamındaki nakden kaydı taşıyan 7 adet bono bedeli 31.050 YTL’nın dava tarihinden itibaren işletilecek yasal ticari faiziyle davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Bu kararın da taraf vekilerince temyiz edilmesi üzerine Dairemizin 3.12.2009 tarihli kararıyla davalı vekilinin tüm, davacı vekilinin ise sair temyiz itirazlarının reddine, faiz oranı ve başlangıç tarihine, ayrıca yeniden karar verilmesine gerek görülmeyen çek ve bonolarla ilgili olarak davalı lehine hükmedilen vekalet ücretinin, anılan çek ve bonolarla ilgili hükümlerin kesinleşme tarihinde cari tarifeye göre belirlenmesi gerekirken son karar tarihindeki tarife esas alınarak belirlenmesinin hatalı olduğuna işaretle yerel mahkeme hükmünün davacı lehine bozulmasına karar verilmiştir.
Bu kez, davalı vekili karar düzeltme isteminde bulunmuştur.
Yargıtay ilamında benimsenen gerektirici sebeplere göre, davalı vekilinin HUMK’nun 440. maddesinde sayılan hallerden hiçbirini ihtiva etmeyen karar düzeltme isteğinin reddi gerekir.
SONUÇ
Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davalı vekilinin karar düzeltme isteğinin HUMK’nun 442. maddesi gereğince REDDİNE, alınması gereken 35,50 TL karar düzeltme harcı peşin ödenmiş olduğundan yeniden alınmasına yer olmadığına, 3506 sayılı Yasa ile değiştirilen HUMK'nun 442/3. maddesi hükmü uyarınca, takdiren 172,00 TL para cezasının karar düzeltilmesini isteyenden alınarak Hazine’ye gelir kaydedilmesine, 22.04.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1016260900 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz