6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Bankacılık işleminden kaynaklanan zararın tazmini | Tazminat

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2013/13871 E. 2014/4055 K. ·

BozulduKesinlik belirsiz

★ Emsal

Mahkemenin nitelemesi:

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
belirsiz alacak davası alacak davası hukuki yarar çek kusur kesin hüküm

Usul tespitleri

Dava şartı
dava şartı
Atıf yapılan mevzuat: HMK

Gerekçe

Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).

Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre; davacı vekilinin dava dilekçesinde takibe konu çek sebebiyle 15.179,48 TL zarara uğradığını iddia ettiği, 6100 sayılı HMK'nın kısmi davayı düzenleyen 109. maddesinin ikinci paragrafında "Talep konusunun miktarı, taraflar arasında tartışmasız veya açıkça belirli ise kısmi dava açılamaz" hükmünü içerdiği, kısmi dava açılmasında hukuki yarar bulunmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.

Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.

Dava, bankacılık işleminden kaynaklanan zararın tazmini istemine ilişkin olup, dava dilekçesinde davalı bankadan kusuru oranında tazminatın tahsili talep edilmiştir. Yani, her ne kadar davacı vekilince niteleme yapılmamış ise de dava, Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 107. maddesinde düzenlenen belirsiz alacak davası şeklinde açılmıştır. Mahkemece, Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 109/2. maddesine göre talep konusunun miktarı taraflar arasında tartışmasız ve açıkça belli ise kısmi dava açılamayacağı, dava dilekçesinde takibe konu çek

sebebiyle 15.179,48 TL zarara uğradığının açıkça iddia edildiği ve böylelikle alacak miktarının belirli olduğu gerekçesiyle, hukuki yarar yokluğundan dava reddedilmiş ise de yukarıda açıklandığı gibi, uğranıldığı iddia edilen zararın tamamı değil, mahkemece tespit edilecek kusur oranında davalıdan tahsil talep edilmiştir. Bu durumda mahkemece, davacının davanın açıldığı tarihte alacağın miktarını yahut değerini tam ve kesin olarak bilmediği, bilmesinin kendisinden beklenemeyeceğinin kabulü gerekip, davanın esasına girilip oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, yazılı olduğu şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın bu sebeple bozulması gerekmiştir.

Benzer Kararlar

Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.

  • Alacak | Tazminat

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2017/473 E. 2018/7681 K.

    Sonuç: 🔶 iki emsal

  • Alacak

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/10393 E. 2012/15551 K.

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

11. Hukuk Dairesi         2013/13871 E.  ,  2014/4055 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ İSTANBUL 37. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ 16/04/2013

NUMARASI 2013/37-2013/63

Taraflar arasında görülen davada İstanbul 37. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 16.04.2013 tarih ve 2013/37-2013/63 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:

Davacı vekili, dava dışı şirket ile müvekkili şirket arasında gerçekleşen ticari ilişki neticesinde 12.650 TL bedelli 30.12.2010 tarihli Y.. A..'den verilme çek karnesinden bir adet çekin müvekkili şirkete keşide edilerek verildiğini, çekin karşılıksız çıktığını, yapılan icra takibinin aciz vesikasına bağlandığını, takibe konu çek sebebiyle müvekkili şirketin 15.179,48 TL zarara uğradığını, davalı bankanın özen borcuna aykırı davranarak dava dışı şirket lehine güven yaratarak müvekkili şirketin dava dışı şirketle ticari münasebet kurmasına neden olduğunu, davalının kusuru oranında sorumluluğu bulunduğunu ileri sürerek, davalıdan kusuru oranında tazminatın faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalı vekili, davanın HMK'nın 109/II. madde düzenlemesine istinaden kısmi dava şeklinde açılmış olduğundan hukuki yararın bulunmadığını, dava şartı eksikliğinden dolayı HMK'nın 115. maddesi düzenlemesi gereği davanın usulden reddine karar verilmesi gerektiğini savunarak davanın reddini istemiştir.

Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre; davacı vekilinin dava dilekçesinde takibe konu çek sebebiyle 15.179,48 TL zarara uğradığını iddia ettiği, 6100 sayılı HMK'nın kısmi davayı düzenleyen 109. maddesinin ikinci paragrafında "Talep konusunun miktarı, taraflar arasında tartışmasız veya açıkça belirli ise kısmi dava açılamaz" hükmünü içerdiği, kısmi dava açılmasında hukuki yarar bulunmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.

Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.

Dava, bankacılık işleminden kaynaklanan zararın tazmini istemine ilişkin olup, dava dilekçesinde davalı bankadan kusuru oranında tazminatın tahsili talep edilmiştir. Yani, her ne kadar davacı vekilince niteleme yapılmamış ise de dava, Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 107. maddesinde düzenlenen belirsiz alacak davası şeklinde açılmıştır. Mahkemece, Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 109/2. maddesine göre talep konusunun miktarı taraflar arasında tartışmasız ve açıkça belli ise kısmi dava açılamayacağı, dava dilekçesinde takibe konu çek

sebebiyle 15.179,48 TL zarara uğradığının açıkça iddia edildiği ve böylelikle alacak miktarının belirli olduğu gerekçesiyle, hukuki yarar yokluğundan dava reddedilmiş ise de yukarıda açıklandığı gibi, uğranıldığı iddia edilen zararın tamamı değil, mahkemece tespit edilecek kusur oranında davalıdan tahsil talep edilmiştir. Bu durumda mahkemece, davacının davanın açıldığı tarihte alacağın miktarını yahut değerini tam ve kesin olarak bilmediği, bilmesinin kendisinden beklenemeyeceğinin kabulü gerekip, davanın esasına girilip oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, yazılı olduğu şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın bu sebeple bozulması gerekmiştir.

SONUÇ

Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 04.03.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/101568800 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.