Alacak
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2023/5439 E. 2023/7542 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
değer kaybı↗ munzam zarar↗ itirazın iptali davası↗ 818 sayılı borçlar kanunu↗ icra takibine itiraz↗ iptal davası↗ kâr kaybı↗ ek tasfiye↗ ıslah↗ ihtarname↗ teslim↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile bozma ilamına uyularak davacının şahsen ve somut olarak geç ödemeden dolayı zarar gördüğü iddiasını ispatlayamadığı ve somutlaştıramadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Yargıtay Kararı
Dairenin 20.03.2023 tarihli ve 2021/8759 E. 2023/1673 K. sayılı kararıyla, Mahkeme kararının onanmasına karar verilmiştir.
V. KARAR DÜZELTME
A. Karar Düzeltme Yoluna Başvuran
Dairenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili karar düzeltme isteminde bulunmuştur.
B. Karar Düzeltme Sebepleri
Davacı vekili; Mahkemece bozma ilamının gereğinin yerine getirilmediğini, bilirkişi raporu alınmadığını, Mahkemece dava munzam zarar davası olarak nitelendirilmesine rağmen munzam zarara özgü ispat ve hesap yöntemleri olan fiyat artışı, enflasyon, paranın değer kaybı olan fiili karineleri dikkate almadan davayı reddettiğini, işbu davada davacının uğramış olduğu munzam zararın oluştuğunun ... olduğunu, munzam zararın borç, 2001 yılında ödenseydi alınabilecek akaryakıt miktarı ile borcun fiilen ödendiği 2006 yılında alınabilecek akaryakıt miktarı arasındaki fark olduğunu, oluşan bu farkın başkaca ispat vasıtasına gerek olmaksızın ispatladığını, ayrıca yapılan yasal değişiklikle bozmadan sonra ıslah yapılabileceğini, kararın usul ve kanuna aykırı bulunduğunu ileri sürerek; kararın düzeltilmesini ve Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, taraflar arasında imzalanan kalorifer yakıt temini sözleşmesi gereği davacıya yapılan ödemenin geç yapılması sebebiyle 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun (818 sayılı Kanun) 105 ... maddesine dayalı alacağın tahsili istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
818 sayılı Kanun'un 105 ... maddesi, 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 440 ıncı ve 442 nci maddeleri.
3. Değerlendirme
Yargıtay ilamında benimsenen gerektirici sebeplere göre, davacı vekilinin 1086 sayılı Kanun’un 440 ıncı maddesinde sayılan hallerden hiçbirini ihtiva etmeyen karar düzeltme isteminin reddi gerekir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2021/8759 E. 2023/1673 K.
Ortak:değer kaybı · munzam zarar · kâr kaybı · ıslah · teslim · Alacak
İncelediğiniz karardaKarar Düzeltme Sebepleri Davacı vekili; Mahkemece bozma ilamının gereğinin yerine getirilmediğini, bilirkişi raporu alınmadığını, Mahkemece dava «munzam zarar» davası olarak nitelendirilmesine rağmen munzam zarara özgü ispat ve hesap yöntemleri olan fiyat artışı, enflasyon, paranın «değer kaybı» olan fiili karineleri dikkate almadan davayı reddettiğini, işbu davada davacının uğramış olduğu munzam zararın oluştuğunun ... olduğunu, munzam zararın borç, 2001 yılında ödenseydi alınabilecek akaryakıt miktarı ile borcun fiilen ödendiği 2006 yılında alınabilecek akaryakıt miktarı arasındaki fark olduğunu, oluşan bu farkın başkaca ispat vasıtasına gerek olmaksızın ispatladığını, ayrıca yapılan yasal değişiklikle bozmadan sonra «ıslah» yapılabileceğini, kararın usul ve kanuna aykırı bulunduğunu ileri sürerek; kararın düzeltilmesini ve Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir …
Benzer bu kararda… ıp yapılmadığı yapılmış ise bu alıma ilişkin sözleşmeler, kullanılan krediler olup olmadığı var ise ne için kullanıldığına ilişkin ticari durumun müvekkili şirketin «ticari defter» ve kayıtlarının bilirkişi marifeti ile bu konu özelinde bilirkişi marifeti ile yapılacak inceleme ile ortaya çıkabilecek bir konu olduğunun belirtildiğini ancak buna rağmen «bilirkişi incelemesi» yapılmadığını, mahkemece dava «munzam zarar» davası olarak nitelendirilmesine rağmen munzam zarara özgü ispat ve hesap yöntemleri olan fiyat artışı, enflasyon, paranın «değer kaybı» olan fiili karineleri dikkate almadan davayı reddettiğini, işbu davada davacının uğramış olduğu munzam zararın oluştuğunun sabit olduğunu, munzam zararın borç, 2001 yılında ödenseydi alınabilecek akaryakıt miktarı ile borcun fiilen ödendiği 2006 yılında alınabilecek akaryakıt miktarı arasındaki fark olduğunu, oluşan bu farkın başkaca ispat vasıtasına gerek olmaksızın ispatladığını, 818 sayılı Kanun'un 105 inci maddesinde munzam «zararda ispat yükünün» borçluda olduğunun düzenlendiğini ancak davada ispat yükünün alacaklıya yüklendiğini, davalıların kendilerine «kusur» isnat edilemeyeceğini ispat edemediklerini, Yargıtay kararları ve Anayasa Mahkemesi kararlarının da aynı doğrultuda olduğunu, ayrıca yapılan yasal değişiklikle bozmadan sonra «ıslah» yapılabileceğini ileri sürerek kararın bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir.
… 1.2017 tarih, 2015/136 E. ve 2017/926 K. sayılı kararı ile davacının alacağını zamanında almış olsa idi bu bedel ile tekrar akaryakıt alıp satması mümkün olduğundan «munzam zararının» borç zamanında ödense idi alınabilecek akaryakıt miktarı ile borcun fiilen ödendiği tarihte alınabilecek akaryakıt miktarı arasındaki fark olarak kabul edilmesi gerekmekte olduğu, davacının «teslim» ettiği akaryakıt miktarının 1.170.010 lt yani 1.«167».669,98 kg olduğu ve 02.08.2006 tarihinde 1.844.918,57 TL yaptığı, davacının akaryakıt bedeli ile «vade farkı» olmak üzere tahsil tarihi itibariyle faiziyle birlikte 443.200,00 TL tahsil ettiği, bu durumda davacının munzam zararının 1.844.918,57 TL'den ödenen bedel olan 443.200,00 TL'nin düşüldüğünde kalan 1.401.718,57 TL olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile 1.401.718,57 TL'nin 500.000,00 TL'sine 12.03.2009 bakiye 901.718,57 TL'sine ise 28.07.2016 tarihinden itibaren «avans faizi» uygulanmasına, fazlaya ilişkin isteğin reddine karar verilmiş, hüküm taraf vekilleri tarafından temyiz edilmiştir.
… anun'un 105 inci maddesi (6098 sayılı Kanunun 22 inci maddesi) ''alacaklının düçar olduğu zarar geçmiş günler faizinden fazla olduğu surette borçlu kendisine hiçbir «kusur» isnat edilemeyeceğini ispat etmedikçe bu zararı dahi tazmin ile mükelleftir'' hükmünü içerdiği, alacaklının uğradığı zararın kendisine ödenen «temerrüt» faizinden fazla olduğunu ispat etmek zorunda olduğu, «mücerret» enflasyon, döviz kurlarındaki yükselme veya bankaların uyguladığı faiz oranlarındaki artışların tek başına «munzam zararın» gerçekleştiği veya kanıtlandığı anlamına gelmediği, alacaklının kanıtlaması gereken hususun yukarıda açıklanan genel olgular değil, kendisinin şahsen ve somut olarak geç ödemeden dolayı zarar gördüğü keyfiyeti olduğu, mahkemece, açıklanan hususlar gözetilmeden «eksik inceleme» ile düzenlenen bilirkişi raporuna göre karar verilmesinin doğru olmadığı, bu durumda mahkemece alacaklının munzam zarara uğradığının ispatı yönünde sunduğu delilleri incelenip, konusunda uzman bilirkişi heyetinden ayrıntılı ve Yargıtay «denetimine elverişli rapor» alınıp deliller hep birlikte değerlendirilerek varılacak uygun sonuç dairesinde bir karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesinin isabetsiz olduğu, kabule göre de; mahkemece daha önce verilen kararlar 28.05.2012 tarihinde Dairemizce ve 05.02.2014 tarihinde Hukuk Genel Kurulu tarafından bozulduğu, bozma kararına uyulmasına karar verilerek yapılan yargılama sırasında davacı vekili 27.07.2016 tarihinde «ıslah» talebinde bulunduğu, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 177 nci maddesinin birinci fıkrasının “Islah, «tahkikatın» sona ermesine kadar yapılabilir.” hükmünü içerdiği, diğer yandan 06.05.2016 tarih 2015/1 E.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:vade farkı · zararın ispatı · temel ilişki · denetime elverişli rapor · i̇i̇k 167 · mücerretlik · tahkikat · direnme kararı
Benzer bu kararda… anun'un 105 inci maddesi (6098 sayılı Kanunun 22 inci maddesi) ''alacaklının düçar olduğu zarar geçmiş günler faizinden fazla olduğu surette borçlu kendisine hiçbir «kusur» isnat edilemeyeceğini ispat etmedikçe bu zararı dahi tazmin ile mükelleftir'' hükmünü içerdiği, alacaklının uğradığı zararın kendisine ödenen «temerrüt» faizinden fazla olduğunu ispat etmek zorunda olduğu, «mücerret» enflasyon, döviz kurlarındaki yükselme veya bankaların uyguladığı faiz oranlarındaki artışların tek başına «munzam zararın» gerçekleştiği veya kanıtlandığı anlamına gelmediği, alacaklının kanıtlaması gereken hususun yukarıda açıklanan genel olgular değil, kendisinin şahsen ve somut olarak geç ödemeden dolayı zarar gördüğü keyfiyeti olduğu, mahkemece, açıklanan hususlar gözetilmeden «eksik inceleme» ile düzenlenen bilirkişi raporuna göre karar verilmesinin doğru olmadığı, bu durumda mahkemece alacaklının munzam zarara uğradığının ispatı yönünde sunduğu delilleri incelenip, konusunda uzman bilirkişi heyetinden ayrıntılı ve Yargıtay «denetimine elverişli rapor» alınıp deliller hep birlikte değerlendirilerek varılacak uygun sonuç dairesinde bir karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesinin isabetsiz olduğu, kabule göre de; mahkemece daha önce verilen kararlar 28.05.2012 tarihinde Dairemizce ve 05.02.2014 tarihinde Hukuk Genel Kurulu tarafından bozulduğu, bozma kararına uyulmasına karar verilerek yapılan yargılama sırasında davacı vekili 27.07.2016 tarihinde «ıslah» talebinde bulunduğu, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 177 nci maddesinin birinci fıkrasının “Islah, «tahkikatın» sona ermesine kadar yapılabilir.” hükmünü içerdiği, diğer yandan 06.05.2016 tarih 2015/1 E.
… 1.2017 tarih, 2015/136 E. ve 2017/926 K. sayılı kararı ile davacının alacağını zamanında almış olsa idi bu bedel ile tekrar akaryakıt alıp satması mümkün olduğundan «munzam zararının» borç zamanında ödense idi alınabilecek akaryakıt miktarı ile borcun fiilen ödendiği tarihte alınabilecek akaryakıt miktarı arasındaki fark olarak kabul edilmesi gerekmekte olduğu, davacının «teslim» ettiği akaryakıt miktarının 1.170.010 lt yani 1.«167».669,98 kg olduğu ve 02.08.2006 tarihinde 1.844.918,57 TL yaptığı, davacının akaryakıt bedeli ile «vade farkı» olmak üzere tahsil tarihi itibariyle faiziyle birlikte 443.200,00 TL tahsil ettiği, bu durumda davacının munzam zararının 1.844.918,57 TL'den ödenen bedel olan 443.200,00 TL'nin düşüldüğünde kalan 1.401.718,57 TL olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile 1.401.718,57 TL'nin 500.000,00 TL'sine 12.03.2009 bakiye 901.718,57 TL'sine ise 28.07.2016 tarihinden itibaren «avans faizi» uygulanmasına, fazlaya ilişkin isteğin reddine karar verilmiş, hüküm taraf vekilleri tarafından temyiz edilmiştir.
… ve 2012/8961 K. sayılı kararıyla davanın hukuki yorumu tarafların ileri sürdükleri beyanlar doğrultusunda mahkemeye ait olduğu, davacının dava dilekçesi ve sonradan «ibraz» edilen cevaplar ve diğer dilekçeler dikkate alındığında davanın 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun (818 sayılı Kanun) 105 inci maddesi kapsamında yer alan «munzam zarara» yönelik bulunduğunun anlaşıldığı, munzam zararın asıl temel ilişkiden bağımsız olduğu, bu durumda temel ilişkideki «zamanaşımına» ilişkin tarihlerin dikkate alınamayacağı, mahkemece munzam zarara ilişkin zamanaşımı dikkate alınıp eğer talep zamanaşımına uğramamış ise işin esasının incelenerek bir karar verilmesi gerekirken «temel ilişki» dikkate alınarak davanın zamanaşımı nedeniyle reddinin yerinde görülmediği, yerel mahkeme kararının açıklanan nedenlerle bozulması gerekirken, Dairemizin 12.10.201 …
Mahkemece, davacının talebinin sözleşmenin 5 inci maddesine göre yakıt farkı olduğu gerekçesiyle «direnme» kararı verilmiş, hükmün davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Hukuk Genel Kurulunun 05.02.2014 tarih, 2013/201 E.ve 2014/58 K. sayılı kararıyla Dairenin bozma gerekçesi doğrultusunda yerel mahkemenin direnme kararının bozulmasına karar verilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2021/9183 E. 2023/188 K.
Ortak:munzam zarar
İncelediğiniz karardaKarar Düzeltme Sebepleri Davacı vekili; Mahkemece bozma ilamının gereğinin yerine getirilmediğini, bilirkişi raporu alınmadığını, Mahkemece dava «munzam zarar» davası olarak nitelendirilmesine rağmen munzam zarara özgü ispat ve hesap yöntemleri olan fiyat artışı, enflasyon, paranın «değer kaybı» olan fiili karineleri dikkate almadan davayı reddettiğini, işbu davada davacının uğramış olduğu munzam zararın oluştuğunun ... olduğunu, munzam zararın borç, 2001 yılında ödenseydi alınabilecek akaryakıt miktarı ile borcun fiilen ödendiği 2006 yılında alınabilecek akaryakıt miktarı arasındaki fark olduğunu, oluşan bu farkın başkaca ispat vasıtasına gerek olmaksızın ispatladığını, ayrıca yapılan yasal değişiklikle bozmadan sonra «ıslah» yapılabileceğini, kararın usul ve kanuna aykırı bulunduğunu ileri sürerek; kararın düzeltilmesini ve Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir …
Benzer bu karardaDava, 818 sayılı Kanun'un 105 inci maddesine dayanan «munzam zararın» tazmini istemine ilişkin olup uyuşmazlık, uygulanacak «zamanaşımı» süresinin başlangıcı ve munzam zararın söz konusu olup olmadığı noktalarında toplanmaktadır.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:zamanaşımı
Benzer bu karardaDava, 818 sayılı Kanun'un 105 inci maddesine dayanan «munzam zararın» tazmini istemine ilişkin olup uyuşmazlık, uygulanacak «zamanaşımı» süresinin başlangıcı ve munzam zararın söz konusu olup olmadığı noktalarında toplanmaktadır.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2023/5439 E. , 2023/7542 K.
"İçtihat Metni"
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ Ticaret Mahkemesi
SAYISI 2020/341 Esas, 2021/295 Karar
DAVALILAR 1. Tekfen İnş ve Tesisat A.Ş vekili Avukat ... ...
2.Türkiye ... Katılım Bankası A.Ş. vekili Avukat ... ...
DAVA TARİHİ
HÜKÜM
Davanın reddi
KARAR DÜZELTME
İSTEYEN Davacı vekili
Taraflar arasındaki alacak davasının bozma ilamına uyularak yapılan yargılaması sonucunda Mahkemece davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece Mahkeme kararının onanmasına karar verilmiştir.
Davacı vekili tarafından Dairece verilen kararın düzeltilmesi istenilmiş olmakla; kesinlik, süre ve diğer usul eksiklikler yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, karar düzeltme dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davalıların maliki olduğu Mimar ... Konutlarının yönetim işlerini yapan Mimar ... Hizm. A.Ş. ile davacı arasında 20.05.1997 tarihinde “Kalorifer Yakıtı Temini Sözleşmesi” yapıldığını, sözleşmenin 5. maddesinde yakıtın fiilen teslimi ve faturanın şirkete ulaşmasından sonra ödemenin en geç 20 gün içerisinde gerçekleşmemesi durumunda kalorifer yakıtına gelecek zamların işverene yansıtılacağının belirtildiğini, davalılara gönderilen ihtarnameye rağmen kalorifer yakıtına gelen zamların ödenmediğini, davacının ana parayı icra takibine itiraz üzerine açtığı itirazın iptali davası sonucunda tahsil ettiğini, ancak icra dosyasında ana paranın ödenme tarihi olan 02.08.2006 tarihine kadar kalorifer yakıtına zam geldiğini ileri sürerek şimdilik 500.000,00 TL’nin %70 sözleşme faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiş, 27.07.2016 tarihli ıslah dilekçesi ile talep miktarı 1.600.000,00 TL artırarak 2.100.000,00 TL'ye yükseltilmiştir.
II. CEVAP
1.Davalı ... Tes. A.Ş. vekili cevap dilekçesinde; davacının munzam zararının ne miktarda olduğunu kanıtlamak zorunda olduğunu belirterek davanın reddini istemiştir.
2.Davalı Tasfiye Halinde Emlakbank A.Ş. vekili cevap dilekçesinde, davacının gerçekte mevcut olmayan, ancak varsayıma dayalı munzam zarar iddiasını somut olgulara dayandırmaması nedeniyle davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
III. MAHKEME KARARI
Mahkemece yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile bozma ilamına uyularak davacının şahsen ve somut olarak geç ödemeden dolayı zarar gördüğü iddiasını ispatlayamadığı ve somutlaştıramadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Yargıtay Kararı
Dairenin 20.03.2023 tarihli ve 2021/8759 E. 2023/1673 K. sayılı kararıyla, Mahkeme kararının onanmasına karar verilmiştir.
V. KARAR DÜZELTME
A. Karar Düzeltme Yoluna Başvuran
Dairenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili karar düzeltme isteminde bulunmuştur.
B. Karar Düzeltme Sebepleri
Davacı vekili; Mahkemece bozma ilamının gereğinin yerine getirilmediğini, bilirkişi raporu alınmadığını, Mahkemece dava munzam zarar davası olarak nitelendirilmesine rağmen munzam zarara özgü ispat ve hesap yöntemleri olan fiyat artışı, enflasyon, paranın değer kaybı olan fiili karineleri dikkate almadan davayı reddettiğini, işbu davada davacının uğramış olduğu munzam zararın oluştuğunun ... olduğunu, munzam zararın borç, 2001 yılında ödenseydi alınabilecek akaryakıt miktarı ile borcun fiilen ödendiği 2006 yılında alınabilecek akaryakıt miktarı arasındaki fark olduğunu, oluşan bu farkın başkaca ispat vasıtasına gerek olmaksızın ispatladığını, ayrıca yapılan yasal değişiklikle bozmadan sonra ıslah yapılabileceğini, kararın usul ve kanuna aykırı bulunduğunu ileri sürerek;
kararın düzeltilmesini ve Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, taraflar arasında imzalanan kalorifer yakıt temini sözleşmesi gereği davacıya yapılan ödemenin geç yapılması sebebiyle 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun (818 sayılı Kanun) 105 ... maddesine dayalı alacağın tahsili istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
818 sayılı Kanun'un 105 ... maddesi, 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 440 ıncı ve 442 nci maddeleri.
3. Değerlendirme
Yargıtay ilamında benimsenen gerektirici sebeplere göre, davacı vekilinin 1086 sayılı Kanun’un 440 ıncı maddesinde sayılan hallerden hiçbirini ihtiva etmeyen karar düzeltme isteminin reddi gerekir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davacı vekilinin karar düzeltme isteminin 1086 sayılı Kanun'un 442 nci maddesi gereğince REDDİNE,
Karar düzeltme harcı peşin ödenmiş olduğundan yeniden alınmasına yer olmadığına ve 3506 sayılı Kanun ile değiştirilen 1086 sayılı Kanun’un 442 nci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca takdiren 1.581,00 TL para cezasının karar düzeltme isteyen davacıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydedilmesine,
20.12.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1015639200 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz