Sigorta tazminatı
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2008/12531 E. 2010/4042 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
sigorta tazminatı↗ hırsızlık↗ muafiyet↗ riziko↗ ek prim↗ denetime elverişlilik↗ yenileme↗ sigorta poliçesi↗ hasar↗ teminat↗ teslim↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve benimsenen bilirkişi raporu doğrultusunda, dava konusu olayda sigorta poliçesinin yenilenmesi, poliçenin davacıya teslim edilmemesi nedeniyle muafiyet oranının önceki poliçeden farklı ve davacının bilgisine ulaştırılmadan yenilenen poliçede % 35 olarak tesbitinin ve uygulanmasının davacı tarafından kabul edilebilir bir şart olmadığı, evvelki poliçede kabul edilen %10 muafiyet oranının poliçedeki muafiyetin minimum 2000 EURO olduğunun kabulü gerektiği, sigorta poliçesinin feshedilmiş olması halinde dahi sigorta priminin sonradan ödenmesine devam edilmiş olması halinde sigortacının sigorta tazminatı ödemekten kaçınamayacağı gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, TTK'nun 1282. maddesinde aksi kararlaştırılmış olmadıkça, sigortacının primin ödendiği tarihten itibaren gerçekleşen rizikolardan sorumlu olacağı ve sigortacının sorumluluğunun primin yada ilk taksidin ödendiği tarihten itibaren başlayacağının hükme bağlanmış bulunmasına ve davacı tarafından rizikodan sonra ödendiği davalı tarafça kabul edilen poliçe ilk taksidine ilişkin ödemenin davalı tarafça benimsenmiş bulunmasına göre, davalı vekilinin aşağıdaki bent kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2-Dava, işyeri poliçesine dayalı tazminatın tahsili istemine ilişkin olup, yukarıda ki özetten de anlaşılacağı üzere taraflar arasındaki 22.03.2006 - 22.03.2007 tarihlerini kapsayan işyeri poliçesinin 22.03.2007 tarihi itibariyle sona erdiği, 22.03.2007/2008 tarihlerini kapsayan yeni bir poliçenin tanzim edildiği, 22.03.2007 gecesini 23.03.2007 tarihine bağlayan gece davacıya ait işyerinde hırsızlık olduğu, sona eren poliçede muafiyetinin %10, davanın dayanağı olan poliçede ise muafiyetin % 35 olarak belirlendiği dosya kapsamı ile sabittir. Esasen taraflar arasındaki uyuşmazlık, muafiyet oranını ne olması gerektiği noktasında toplanmakta olup, mahkemece, yazılı gerekçelerle, davaya dayanak yapılan poliçenin davacıya teslim edilmediği ve bu nedenle muafiyet oranın davacının bilgisi dışında % 35 olarak belirlenmesinin davacı için kabul edilemeyeceği, %10 muafiyet oranının uygulanması gerektiği sonucuna varılarak yazılı şekilde hüküm tesis edilmiştir.
Oysa, mahkemenin kabulünün aksine, davaya konu riziko tarihinde birinci poliçenin teminat süresi sona ermiştir. Davaya dayanak yapılan poliçe birinci poliçenin devamı niteliğinde bir poliçe olmayıp müstakil bir poliçedir. Davacı sigortalının ancak, birinci poliçeden tamamen bağımsız olan ve bu çerçevede düzenlenen 22.03.2007 tarihinde düzenlenen poliçeye bağlı olarak talepte bulunabileceği kuşkusuzdur.
Bu durumda, mahkemece, yukarıda yapılan açıklamalar doğrultusunda, davacının 22.03.2007/2008 tarihlerini kapsayan poliçeye dayalı olarak davalıdan talepte bulunabileceği ve bu poliçede de muafiyet oranın % 35 olduğu nazara alınmadan denetlenebilir yasal dayanakları dahi gösterilmeden teminat süresi biten poliçedeki % 10'luk muafiyet oranının kabul edilmesi doğru bulunmamıştır.
3-Öte yandan, hasar bedelinin tesbitini yapan bilirkişinin serbest mali müşavir olduğu anlaşılmakta olup, ayrıca bilgisayar aksamları vs. konusunda ne şekilde uzman olduğu dosya kapsamından anlaşılamamıştır.
Bu durumda, mahkemece, çalındığı iddia edilen emtialara ilişkin hasar bedelinin tespitine ilişkin olarak uzman başka bir bilirkişi veya kurulundan davalı vekilinin hasar bedeline ilişkin ciddi, sonuca etkili itirazlarını da karşılayan, denetime elverişli yeni bir rapor alınması ve sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, uzman olmayan bilirkişiden alınan raporun hükme esas alınarak yazılı şekilde hüküm kurulması da doğru görülmemiş, kararın bu nedenle de davalı yararına bozulması gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/3236 E. 2017/5270 K.
Ortak:muafiyet · sigorta poliçesi · hasar
İncelediğiniz karardaMahkemece, toplanan kanıtlar ve benimsenen bilirkişi raporu doğrultusunda, dava konusu olayda «sigorta poliçesinin» «yenilenmesi», poliçenin davacıya «teslim» edilmemesi nedeniyle «muafiyet» oranının önceki poliçeden farklı ve davacının bilgisine ulaştırılmadan yenilenen poliçede % 35 olarak tesbitinin ve uygulanmasının davacı tarafından kabul edilebilir bir şart olmadığı, evvelki poliçede kabul edilen %10 muafiyet oranının poliçedeki muafiyetin minimum 2000 EURO olduğunun kabulü gerektiği, sigorta poliçesinin feshedilmiş olması halinde dahi sigorta «priminin» sonradan ödenmesine devam edilmiş olması halinde sigortacının «sigorta tazminatı» ödemekten kaçınamayacağı gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
… e sona erdiği, 22.03.2007/2008 tarihlerini kapsayan yeni bir poliçenin tanzim edildiği, 22.03.2007 gecesini 23.03.2007 tarihine bağlayan gece davacıya ait işyerinde «hırsızlık» olduğu, sona eren poliçede «muafiyetinin» %10, davanın dayanağı olan poliçede ise muafiyetin % 35 olarak belirlendiği dosya kapsamı ile sabittir.
Esasen taraflar arasındaki uyuşmazlık, «muafiyet» oranını ne olması gerektiği noktasında toplanmakta olup, mahkemece, yazılı gerekçelerle, davaya dayanak yapılan poliçenin davacıya «teslim» edilmediği ve bu nedenle muafiyet oranın davacının bilgisi dışında % 35 olarak belirlenmesinin davacı için kabul edilemeyeceği, %10 muafiyet oranının uygulanması gerektiği sonucuna varılarak yazılı şekilde hüküm tesis edilmiştir.
Benzer bu karardaMahkemece «muafiyet» «hasar» bedeli üzerinden hesaplanarak davanın kısmen kabulüne karar verilmişse de muafiyetin, sigorta bedeli olan 19.000 TL’ye %20 olan muafiyet oranı uygulanmak suretiyle …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:yasal faiz
Benzer bu karardaMahkemece, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda alınan bilirkişi raporuna göre davanın kısmen kabulü ile 8.296,16 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek «yasal faizi» ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin taleplerin reddine karar verilmiştir.
-
Sigorta poliçesinden kaynaklanan tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2020/728 E. 2021/3082 K.
Ortak:muafiyet · hasar
İncelediğiniz karardaMahkemece, toplanan kanıtlar ve benimsenen bilirkişi raporu doğrultusunda, dava konusu olayda «sigorta poliçesinin» «yenilenmesi», poliçenin davacıya «teslim» edilmemesi nedeniyle «muafiyet» oranının önceki poliçeden farklı ve davacının bilgisine ulaştırılmadan yenilenen poliçede % 35 olarak tesbitinin ve uygulanmasının davacı tarafından kabul edilebilir bir şart olmadığı, evvelki poliçede kabul edilen %10 muafiyet oranının poliçedeki muafiyetin minimum 2000 EURO olduğunun kabulü gerektiği, sigorta poliçesinin feshedilmiş olması halinde dahi sigorta «priminin» sonradan ödenmesine devam edilmiş olması halinde sigortacının «sigorta tazminatı» ödemekten kaçınamayacağı gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
… e sona erdiği, 22.03.2007/2008 tarihlerini kapsayan yeni bir poliçenin tanzim edildiği, 22.03.2007 gecesini 23.03.2007 tarihine bağlayan gece davacıya ait işyerinde «hırsızlık» olduğu, sona eren poliçede «muafiyetinin» %10, davanın dayanağı olan poliçede ise muafiyetin % 35 olarak belirlendiği dosya kapsamı ile sabittir.
Esasen taraflar arasındaki uyuşmazlık, «muafiyet» oranını ne olması gerektiği noktasında toplanmakta olup, mahkemece, yazılı gerekçelerle, davaya dayanak yapılan poliçenin davacıya «teslim» edilmediği ve bu nedenle muafiyet oranın davacının bilgisi dışında % 35 olarak belirlenmesinin davacı için kabul edilemeyeceği, %10 muafiyet oranının uygulanması gerektiği sonucuna varılarak yazılı şekilde hüküm tesis edilmiştir.
Benzer bu karardaDavalı, davanın başından itibaren poliçede «muafiyet» hükmü bulunduğunu ve ayrıca eksik sigortanın söz konusu olduğunu savunmuş ancak, itiraz «hakem» heyetince «hasar» bedelinin tespiti ile yetinilerek, davalının poliçede yer alan muafiyet hükmü ile eksik sigorta savunmalarına ilişkin herhangi bir değerlendirme yapılmamıştır.
Dava, sigortalı makinede meydana gelen «hasarın» sigorta şirketinden tahsili istemine ilişkindir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:hakem kararı · eksik inceleme
Benzer bu karardaDavalı, davanın başından itibaren poliçede «muafiyet» hükmü bulunduğunu ve ayrıca eksik sigortanın söz konusu olduğunu savunmuş ancak, itiraz «hakem» heyetince «hasar» bedelinin tespiti ile yetinilerek, davalının poliçede yer alan muafiyet hükmü ile eksik sigorta savunmalarına ilişkin herhangi bir değerlendirme yapılmamıştır.
Bu durumda, İtiraz Hakem Heyetince davalının savunmasına yönelik değerlendirme yapılarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken «eksik incelemeye» dayalı olarak yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2008/12531 E. , 2010/4042 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasında görülen davada Edirne 1.Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 15.07.2008 tarih ve 2007/230 - 2008/208 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalı ile müvekkili arasındaki mevcut 22.03.2006 - 22.03.2007 tarihlerini kapsayan işyeri poliçesinin 22.03.2007 saat:
12. 00 itibarı ile sona erdiğini, aynı gün müvekkilinin bilgisi olmadan yenileme poliçesinin hazırlandığını, hatta aynı akşam otorizosyonda kaldığını, ancak 22.03.2007 gecesini 23.03.2007 tarihine bağlayan gece sabaha karşı 02.20 sıralarında müvekkiline ait iş yerinde hırsızlık olduğunu, sona eren poliçede sigortacının muafiyetinin hasar miktarının %10 olarak belirlendiğini, ancak yenilenen poliçede muafiyetin teminat bedelinin de %35’i olarak belirlendiğini, buna göre yeni poliçede sigorta bedelinin 26.650,00 YTL olduğunu ve böylelikle 9.500,00 YTL'na kadar sigortacı lehine muafiyet getirildiğini, dava konusu edilen hasar miktarının muafiyetin altında kaldığından bahisle sigorta bedelinin ödenmediğini, yenilenen poliçede muafiyetin %35 olarak ve sigorta bedeli üzerinden belirlendiği hususunun müvekkili tarafından bilinmediğini, kendisine poliçenin bu şartlarda yenileneceğinin bildirilmediğini, poliçenin müvekkiline teslim edilmediğini ileri sürerek, şimdilik 6.000,00 YTL hasar bedelinin davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacıya ait iş yerinin 22.03.2007 başlangıç tarihli poliçe ile müvekkili şirkette sigortalı olduğunu, sigortalı iş yerinde 22.03.2007 gecesi hırsızlık yapıldığı iddia edildiğinden, ekspertiz incelemesi sonucu iş yerindeki hasarın 7.131,01 YTL olduğunun belirlendiğini, poliçe özel şartlannda belirtilen “her bir hırsızlık olayında sigorta bedelinin %35 oranında tenzili muafiyeti uygulanacaktır” hükmü uyarınca hasar, sigorta bedelinin %35’i olan 8.750,00 YTL'nın altında kaldığından, sigortalıya herhangi bir hasar ödemesi yapılamadığını, öncelikle davacı tarafın sigorta sözleşmesi dolayısıyla kendisine yüklenen yükümlülükleri yerine getirmediğini, sigorta sözleşmesinin hiç kurulmadığını, davacı tarafın yenilenin poliçe priminin peşinatını dava konusu hasar tarihi olan 23.03.2007 tarihinden yaklaşık l hafta sonra ödediğini, kalan taksitleri ise hiç ödemediğini, davacı tarafın poliçesinin bu nedenle 04.07.2007 tarihinde iptal edildiğini, primin hasardan sonra ödenmiş olması nedeniyle hasarın teminat harici ve sözleşmenin hiç kurulmamış olduğunu, sözleşmenin kurulduğu kabul edilse dahi 22.03.2007 başlangıç tarihli iş yeri poliçesinin davacının yenileme talimatı üzerine düzenlendiğini, yenileme sırasında muafiyet ile ilgili bir talep gelmemesi üzerine poliçenin 22.03.2007 tarihinde %35 muafiyet oranına göre düzenlendiğini, talep edilen maddi tazminatın yüksek olduğunu savunarak, davanın usul ve esas yönünden reddini istemiştir.
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve benimsenen bilirkişi raporu doğrultusunda, dava konusu olayda sigorta poliçesinin yenilenmesi, poliçenin davacıya teslim edilmemesi nedeniyle muafiyet oranının önceki poliçeden farklı ve davacının bilgisine ulaştırılmadan yenilenen poliçede % 35 olarak tesbitinin ve uygulanmasının davacı tarafından kabul edilebilir bir şart olmadığı, evvelki poliçede kabul edilen %10 muafiyet oranının poliçedeki muafiyetin minimum 2000 EURO olduğunun kabulü gerektiği, sigorta poliçesinin feshedilmiş olması halinde dahi sigorta priminin sonradan ödenmesine devam edilmiş olması halinde sigortacının sigorta tazminatı ödemekten kaçınamayacağı gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, TTK'nun 1282. maddesinde aksi kararlaştırılmış olmadıkça, sigortacının primin ödendiği tarihten itibaren gerçekleşen rizikolardan sorumlu olacağı ve sigortacının sorumluluğunun primin yada ilk taksidin ödendiği tarihten itibaren başlayacağının hükme bağlanmış bulunmasına ve davacı tarafından rizikodan sonra ödendiği davalı tarafça kabul edilen poliçe ilk taksidine ilişkin ödemenin davalı tarafça benimsenmiş bulunmasına göre, davalı vekilinin aşağıdaki bent kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2-Dava, işyeri poliçesine dayalı tazminatın tahsili istemine ilişkin olup, yukarıda ki özetten de anlaşılacağı üzere taraflar arasındaki 22.03.2006 - 22.03.2007 tarihlerini kapsayan işyeri poliçesinin 22.03.2007 tarihi itibariyle sona erdiği, 22.03.2007/2008 tarihlerini kapsayan yeni bir poliçenin tanzim edildiği, 22.03.2007 gecesini 23.03.2007 tarihine bağlayan gece davacıya ait işyerinde hırsızlık olduğu, sona eren poliçede muafiyetinin %10, davanın dayanağı olan poliçede ise muafiyetin % 35 olarak belirlendiği dosya kapsamı ile sabittir. Esasen taraflar arasındaki uyuşmazlık, muafiyet oranını ne olması gerektiği noktasında toplanmakta olup, mahkemece, yazılı gerekçelerle, davaya dayanak yapılan poliçenin davacıya teslim edilmediği ve bu nedenle muafiyet oranın davacının bilgisi dışında % 35 olarak belirlenmesinin davacı için kabul edilemeyeceği, %10 muafiyet oranının uygulanması gerektiği sonucuna varılarak yazılı şekilde hüküm tesis edilmiştir.
Oysa, mahkemenin kabulünün aksine, davaya konu riziko tarihinde birinci poliçenin teminat süresi sona ermiştir. Davaya dayanak yapılan poliçe birinci poliçenin devamı niteliğinde bir poliçe olmayıp müstakil bir poliçedir. Davacı sigortalının ancak, birinci poliçeden tamamen bağımsız olan ve bu çerçevede düzenlenen 22.03.2007 tarihinde düzenlenen poliçeye bağlı olarak talepte bulunabileceği kuşkusuzdur.
Bu durumda, mahkemece, yukarıda yapılan açıklamalar doğrultusunda, davacının 22.03.2007/2008 tarihlerini kapsayan poliçeye dayalı olarak davalıdan talepte bulunabileceği ve bu poliçede de muafiyet oranın % 35 olduğu nazara alınmadan denetlenebilir yasal dayanakları dahi gösterilmeden teminat süresi biten poliçedeki % 10'luk muafiyet oranının kabul edilmesi doğru bulunmamıştır.
3-Öte yandan, hasar bedelinin tesbitini yapan bilirkişinin serbest mali müşavir olduğu anlaşılmakta olup, ayrıca bilgisayar aksamları vs. konusunda ne şekilde uzman olduğu dosya kapsamından anlaşılamamıştır.
Bu durumda, mahkemece, çalındığı iddia edilen emtialara ilişkin hasar bedelinin tespitine ilişkin olarak uzman başka bir bilirkişi veya kurulundan davalı vekilinin hasar bedeline ilişkin ciddi, sonuca etkili itirazlarını da karşılayan, denetime elverişli yeni bir rapor alınması ve sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, uzman olmayan bilirkişiden alınan raporun hükme esas alınarak yazılı şekilde hüküm kurulması da doğru görülmemiş, kararın bu nedenle de davalı yararına bozulması gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine, (2) ve (3)numaralı bentte açıklanan nedenlerle temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 12.04.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1015415700 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz