Delillerin toplanmaması
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2009/15022 E. 2010/3513 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Zamanaşımı
- ['6102/767']
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
delillerin toplanmaması↗ taşıma sözleşmesi↗ fesih↗ ihbar↗ fatura↗ kötüniyet↗ temerrüt↗ zamanaşımı↗ i̇i̇k 72/son↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, TTK’nun 767. maddesi uyarınca taşıma sözleşmesinden kaynaklanan alacakların bir yılda zamanaşımına uğrayacağı, dava konusu olayda davacı tarafından keşide edilen son fatura tarihinin 01.06.2004, fesih ihbarı ve davalının temerrüde düşme tarihinin 25.07.2004 olduğu, 07.04.2006 takip tarihine kadar bir yıllık zamanaşımı süresinin geçirildiği, davacı tarafından zamanaşımı süresinin davalının kötü niyetli davranışlarıyla görüşmeleri uzatmasından dolayı kaçırıldığı savunulmuşsa da sadece davalı şirket yönetici veya çalışanlarıyla yapılan görüşmelerin davacının alacağını dava veya takip yoluyla istenmesini engeller nitelikte bulunmadığı ve salt görüşmelerin devam etmesinin kötüniyetli davranış olarak kabul edilemeyeceği gerekçesiyle davanın zamanaşımına uğraması nedeniyle reddine dair verilen karar, davacı vekilinin temyizi üzerine Dairemiz'ce davalı yetkilileri ile yapılan sonu gelmez görüşmeler ile zamanaşımı süresinin geçirilmesinin sağlandığına yönelik davacı iddiası üzerinde durularak ve bu iddianın tanıkla ispat edilebileceği ve ispat edildiği takdirde davalının bu kötü niyetli davranışından yararlanamayacağı gözetilerek, davacı vekilinin sunduğu delillerin toplanması suretiyle anılan savunmasının değerlendirilmesi ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçeyle davacının bu savunmasının incelenmemesinin doğru görülmediği gerekçesiyle davacı yararına bozulmuştur.
Bu kez, davalı vekili karar düzeltme isteminde bulunmuştur.
Yargıtay ilamında benimsenen gerektirici sebeplere göre, davalı vekilinin HUMK’nun 440. maddesinde sayılan hallerden hiçbirini ihtiva etmeyen karar düzeltme isteğinin reddi gerekir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/1842 E. 2016/3218 K.
Ortak:i̇i̇k 72/son
İncelediğiniz karardaMahkemece, TTK’nun 767. maddesi uyarınca «taşıma sözleşmesinden» kaynaklanan alacakların bir yılda «zamanaşımına» uğrayacağı, dava konusu olayda davacı tarafından keşide edilen «son» «fatura» tarihinin 01.06.2004, «fesih» «ihbarı» ve davalının «temerrüde» düşme tarihinin 25.07.2004 olduğu, 07.04.2006 takip tarihine kadar bir yıllık zamanaşımı süresinin geçirildiği, davacı tarafından zamanaşımı süresinin davalının kötü niyetli davranışlarıyla görüşmeleri uzatmasından dolayı kaçırıldığı savunulmuşsa da sadece davalı şirket yönetici veya çalışanlarıyla yapılan görüşmelerin davacının alacağını dava veya takip yoluyla istenmesini engeller nitelikte bulunmadığı ve salt görüşmelerin devam etmesinin «kötüniyetli» davranış olarak kabul edilemeyeceği gerekçesiyle davanın zamanaşımına uğraması nedeniyle reddine dair verilen karar, davacı vekilinin temyizi üzerine Dairemiz'ce davalı yetkilileri ile yapılan sonu gelmez görüşmeler ile zamanaşımı süresinin geçirilmesinin sağlandığına yönelik davacı iddiası üzerinde durularak ve bu iddianın tanıkla ispat edilebileceği ve ispat edildiği takdirde davalının bu kötü niyetli davranışından yararlanamayacağı gözetilerek, davacı vekilinin sunduğu «delillerin toplanması» suretiyle anılan savunmasının değerlendirilmesi ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçeyle davacının bu savunmasının incelenmemesinin doğru …
Benzer bu kararda2-Mahkemece uyulan «son» bozma ilamında davacı vekilinin temyiz talebindeki talebiyle bağlı kalınarak «vade» sonu tarihi itibariyle faize hükmedilmesi gerektiği belirtilmiş olmasına rağmen, paranın hesaba yatırıldığı tarihten itibaren faize hükmedilmesi davalı lehine oluşan usuli kazanılmış hakka aykırı olup bozmayı gerektirmekteyse de söz konusu yanlışlık yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden alacağın davalı... adına «borcu üstlenen»...'den tahsiline dair mahkeme kararının düzeltilerek onanmasına karar verilmesi gerekmiştir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:borcun üstlenilmesi · davanın açılmamış sayılması · açılmamış sayılma · vade
Benzer bu karardaMahkemece, uyulan bozma ilamı ve tüm dosya kapsamına göre, davalılar....,.... hakkındaki «davanın açılmamış sayılmasına», 9.000 TL'nin davalı.... adına «borcu üstlenen»...'den 22.11.1999 tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle tahsiline karar verilmiştir.
2-Mahkemece uyulan «son» bozma ilamında davacı vekilinin temyiz talebindeki talebiyle bağlı kalınarak «vade» sonu tarihi itibariyle faize hükmedilmesi gerektiği belirtilmiş olmasına rağmen, paranın hesaba yatırıldığı tarihten itibaren faize hükmedilmesi davalı lehine oluşan usuli kazanılmış hakka aykırı olup bozmayı gerektirmekteyse de söz konusu yanlışlık yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden alacağın davalı... adına «borcu üstlenen»...'den tahsiline dair mahkeme kararının düzeltilerek onanmasına karar verilmesi gerekmiştir.
3-Dava dilekçesinde davalı olarak gösterilmeyen ve dolayısıyla taraf sıfatı bulunmayan... ve....'ün karar başlığında davalı olarak gösterilip haklarında «davanın açılmamış sayılmasına» dair hüküm kurulması doğru görülmemiş, bu kişiler hakkında kurulan hükmün resen bozulması gerekmiştir.
Kararı, davalı... vekili ve «borcu üstlenen» ...vekili temyiz etmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2009/15022 E. , 2010/3513 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ Ticaret Mahkemesi
Taraflar arasında görülen davada Beyoğlu Asliye 1.Ticaret Mahkemesi’nce verilen 04.12.2007 gün ve 2007/147-2007/346 sayılı kararı bozan Daire’nin 26.10.2009 gün ve 2008/6381-2009/10929 sayılı kararı aleyhinde davalı vekili tarafından karar düzeltilmesi isteğinde bulunulmuş ve karar düzeltme dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya için düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
Davacı vekili, taraflar arasında 01.03.2004-31.05.2005 tarihleri arasını kapsayan bir taşıma sözleşmesinin imzalandığını, davalının taşıma ücreti borcunu ödememesi üzerine 28.06.2004 tarihli ihtarname ile müvekkili tarafından sözleşmenin feshedilip (97.225.018.453)TL’nın 7 gün içinde ödenmesinin istendiğini, davalının borcunu ödememesi üzerine girişilen icra takibinin haksız itirazı sonucu durduğunu ileri sürerek, itirazın iptalini ve % 40 icra inkar tazminatının davalıdan tahsilini istemiştir.
Davalı vekili, zamanaşımı ve esas yönünden davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, TTK’nun 767. maddesi uyarınca taşıma sözleşmesinden kaynaklanan alacakların bir yılda zamanaşımına uğrayacağı, dava konusu olayda davacı tarafından keşide edilen son fatura tarihinin 01.06.2004, fesih ihbarı ve davalının temerrüde düşme tarihinin 25.07.2004 olduğu, 07.04.2006 takip tarihine kadar bir yıllık zamanaşımı süresinin geçirildiği, davacı tarafından zamanaşımı süresinin davalının kötü niyetli davranışlarıyla görüşmeleri uzatmasından dolayı kaçırıldığı savunulmuşsa da sadece davalı şirket yönetici veya çalışanlarıyla yapılan görüşmelerin davacının alacağını dava veya takip yoluyla istenmesini engeller nitelikte bulunmadığı ve salt görüşmelerin devam etmesinin kötüniyetli davranış olarak kabul edilemeyeceği gerekçesiyle davanın zamanaşımına uğraması nedeniyle reddine dair verilen karar, davacı vekilinin temyizi üzerine Dairemiz'ce davalı yetkilileri ile yapılan sonu gelmez görüşmeler ile zamanaşımı süresinin geçirilmesinin sağlandığına yönelik davacı iddiası üzerinde durularak ve bu iddianın tanıkla ispat edilebileceği ve ispat edildiği takdirde davalının bu kötü niyetli davranışından yararlanamayacağı gözetilerek, davacı vekilinin sunduğu delillerin toplanması suretiyle anılan savunmasının değerlendirilmesi ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçeyle davacının bu savunmasının incelenmemesinin doğru görülmediği gerekçesiyle davacı yararına bozulmuştur.
Bu kez, davalı vekili karar düzeltme isteminde bulunmuştur.
Yargıtay ilamında benimsenen gerektirici sebeplere göre, davalı vekilinin HUMK’nun 440. maddesinde sayılan hallerden hiçbirini ihtiva etmeyen karar düzeltme isteğinin reddi gerekir.
SONUÇ
Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davalı vekilinin karar düzeltme isteğinin HUMK’nun 442. maddesi gereğince REDDİNE, aşağıda yazılı bakiye 03,20 TL karar düzeltme harcının ve 3506 sayılı Yasa ile değiştirilen HUMK'nun 442/3. maddesi hükmü uyarınca takdiren 172.00 TL para cezasının karar düzeltilmesini isteyenden alınarak hazineye gelir kaydedilmesine, 30.03.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1015197700 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz