Marka hükümsüzlüğü
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2008/10681 E. 2010/1452 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
bilirkişi incelemesi↗ eksik inceleme↗ e-defter↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davalı tarafından markanın kullanıldığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin aşağıdaki bent kapsamı dışındaki diğer temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2-Dava, kullanılmadığı iddiasına dayalı markanın hükümsüzlüğü istemine ilişkindir.
Somut olayda, davacı tarafça, davalı adına 10.10.1996 tarihinde tescil edilen COSTNER ibareli markanın 5 yıldır kullanılmadığı iddia edilmiş, davalı taraf ise, 2003, 2004 ve 2005 yıllarına ait anılan markalı ürünlerin satıldığına ilişkin faturaları delil olarak dosyaya sunmuş ve mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda bu faturalar esas alınarak davaya konu markanın 2003 yılından beri davalı tarafından kullanıldığı belirtilmiştir. Davacı vekili, faturaların davalı defterlerinde kayıtlı olmadığını ve faturalar üzerindeki seri numaraları ile tarihlerin birbirini teyit etmediğini, ayrıca 31.12.2003 tarihli faturaya COSTNER ibaresinin elektronik daktilo ile sonradan eklendiğini ileri sürerek anılan rapora itiraz etmiş ise de, mahkemece davalı vekilinin bu ciddi ve esaslı itirazları üzerinde durulmadan yazılı şekilde hüküm tesis edilmiştir.
Oysa, mahkemece, davalının dayandığı faturalardaki tarihler ile seri numaraları arasındaki mübayenetin neden meydana geldiğinin, faturaların gerçek bir satışa konu olup olmadığının ve ayrıca 31.12.2003 tarihli faturaya COSTNER ibaresinin elektronik daktilo ile sonradan eklenip eklenmediğinin belirlenmesi için davalı defterleri üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılarak oluşacak sonuca göre bir hüküm verilmesi gerekirken, davacı itirazları giderilmeden eksik incelemeye dayalı yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2024/472 E. 2024/8414 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:kayıtsız şartsız borç ikrarı · senette tahrifat · senede karşı senetle ispat · senetle ispat kuralı · senetle ispat · borç ikrarı · imzaya itiraz · tahrifat
Benzer bu karardaCEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; «ispat yükünün» davacı üzerinde olduğunu, ancak bu deliller de «senede karşı senetle ispat kuralı» gereği yazılı olmak zorunda olduğunu, davacının tanık dinletmesine «muvafakat» etmediklerini, İstanbul Anadolu 16.
İcra Dairesinin 2019/4064 E. sayılı dosyası kapsamındaki takibin tedbiren öncelikle «teminatsız» aksi takdirde uygun bir teminat karşılığında durdurulmasına, «senette tahrifat» yapıldığının tespitine, senette tahrifat yapıldığından «bono» vasfına haiz olmayan senet yönünden takibin iptaline, takip dayanağı senedin «zamanaşımına» uğramış olması ve diğer sebepler nedeniyle müvekkilin borcu bulunmadığının tespitine, davalıya herhangi bir ödeme yaparsa yaptığı ödemenin «istirdatına», tüm «yargılama giderleri» ve vekâlet ücretinin karşı taraf üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI Bölge Adliye Mahkemesince, davacının bonodaki imzanın kendisine ait olmadığı ve «bononun» sahte olarak tanzim edildiğinden bahisle «menfi tespit» isteminde bulunduğu, davacı tarafından dosyaya sunulan 28.06.2021 tarihli uzman görüşünde belirtilen imza dışındaki «sahtecilik» tespitlerinin ciddi görülmesi üzerine dosyanın Adli Tıp Kurumu Fizik İhtisas Dairesi'ne gönderildiği, Kurum tarafından düzenlenen 22.02.2022 tarihli raporda; inceleme konusu belgenin 3. satırında ''ÖDEYECEĞİM'' ve ''ahzolunmuştur'' ibareleri altında sırasıyla ''İLGİLİ şahsa'' ve ''Ödenmiştir'' yazılarının okunduğu, üzeri kapatıcı ile kapatılarak mevcut haline dönüştürülmüş olduğu, daktilo yazıları arasında kendi içinde hatve aralığı, yatay ve dikey diregetleri, harf ve vuruş özellikleri bakımından farklılıklar saptandığından söz konusu yazıların sırası dahilinde yazılmamış, belgenin birden çok kez daktilo ile hazırlanmış olduğunun tespit edildiği, bu durumda daktilo ile düzenlenmiş ve üzerinde birçok kez eklemeler yapıldığı anlaşılan belgede daha önceden var olduğu tespit edilen "Ödenmiştir" ibaresinin üzerinin kapatılarak "Ödeyeceğim" ibaresinin yazıldığının sabit olması karşısında; belgenin "Ödenmiştir" «kaydını» içermesi, «kayıtsız şartsız borç ikrarı» içermemesi nedeniyle belgenin bono olarak değerlendirilmesinin mümkün olmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi k …
… ı ile davalının hiçbir şekilde ticari faaliyetinin olmadığını, davacının davalıya ne alacağı ne de vereceğinin bulunmadığını, keza davalının ismini dahi davacı dava «sebebi» ile öğrenmiş olduğunu, davalı tarafından davacı aleyhinde 200.000,00 USD tutarlı senet üzerinden icra takibi başlatıldığını, davacının süresi içinde senetteki borca ve «imzaya itiraz» ederek İstanbul Anadolu 16.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2008/10681 E. , 2010/1452 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasında görülen davada Denizli 3.Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 15.02.2008 tarih ve 2006/189 - 2008/40 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalı adına tescilli 1996/176811 sayılı COSTNER ibareli markanın 5 yıldır kullanılmadığını ileri sürerek, markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davalı tarafından markanın kullanıldığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin aşağıdaki bent kapsamı dışındaki diğer temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2-Dava, kullanılmadığı iddiasına dayalı markanın hükümsüzlüğü istemine ilişkindir.
Somut olayda, davacı tarafça, davalı adına 10.10.1996 tarihinde tescil edilen COSTNER ibareli markanın 5 yıldır kullanılmadığı iddia edilmiş, davalı taraf ise, 2003, 2004 ve 2005 yıllarına ait anılan markalı ürünlerin satıldığına ilişkin faturaları delil olarak dosyaya sunmuş ve mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda bu faturalar esas alınarak davaya konu markanın 2003 yılından beri davalı tarafından kullanıldığı belirtilmiştir. Davacı vekili, faturaların davalı defterlerinde kayıtlı olmadığını ve faturalar üzerindeki seri numaraları ile tarihlerin birbirini teyit etmediğini, ayrıca 31.12.2003 tarihli faturaya COSTNER ibaresinin elektronik daktilo ile sonradan eklendiğini ileri sürerek anılan rapora itiraz etmiş ise de, mahkemece davalı vekilinin bu ciddi ve esaslı itirazları üzerinde durulmadan yazılı şekilde hüküm tesis edilmiştir.
Oysa, mahkemece, davalının dayandığı faturalardaki tarihler ile seri numaraları arasındaki mübayenetin neden meydana geldiğinin, faturaların gerçek bir satışa konu olup olmadığının ve ayrıca 31.12.2003 tarihli faturaya COSTNER ibaresinin elektronik daktilo ile sonradan eklenip eklenmediğinin belirlenmesi için davalı defterleri üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılarak oluşacak sonuca göre bir hüküm verilmesi gerekirken, davacı itirazları giderilmeden eksik incelemeye dayalı yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda 1 numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, 2 numaralı bentte açıklanan nedenlerle temyiz itirazlarının kabulüyle kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 09.02.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1009381200 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz