Genel Kurul Kararının İptali
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2011/8156 E. 2013/11260 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Dava şartı
- dava şartı
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
toplantı tutanağı↗ muhalefet şerhi↗ iyiniyet kuralı↗ genel kurul kararının iptali↗ iyiniyet↗ cy/cy şerhi↗ anonim şirket↗ kâr payı↗ yönetim kurulu kararı↗ taşıyan↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna dayanılarak, dava konusu genel kurul kararlarının iptalini gerektirecek bir hususun bulunmadığı, davacının davasını ispat edemediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan ve yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2- Ancak dava, davalı anonim şirketin 15.04.2009 tarihli genel kurulunda alınan kararların kanuna ve iyiniyet kurallarına aykırı olduğu gerekçesiyle iptali istemine ilişkindir.
Davacı tarafça diğer iddialarının yanında, anılan genel kurulda yönetim kurulu başkanına verilmesi kararlaştırılan aylık net ücretin, diğer yönetim kurulu üyelerine verilen ücrete göre fahiş olduğu ve iyiniyet kurallarına aykırı bulunduğu da ileri sürülmüştür.
Dava konusu genel kurul toplantısının 10 numaralı gündem maddesinde, davalı şirket yönetim kurulu başkanına aylık net (25.000) TL, yardımcısına (5.000) TL, diğer yönetim kurulu üyelerine ise üç aylık değerlendirme toplantıları başına (500) TL ücret verilmesi kararlaştırılmış, davacı tarafından alınan bu karara karşı usulüne uygun şekilde tutanağa muhalefet şerhi yazdırılmış, mahkemece bu konuda görüşüne başvurulan bilirkişi raporunda da davalı şirketin 2009 yılı net kârının (1.099.936,11) TL, yönetim kurulu başkanına ödenecek yıllık ücret toplamının ise (300.000) TL olduğu, bu miktarın yıllık net kârın %27’sine karşılık geldiği, dava dışı yönetim kurulu üyesi ortağın payının ise %18 olduğu bildirilmiştir.
Her ne kadar davalı şirket vekili tarafından benzer özellikleri taşıyan üç adet başka şirketin yönetim kurulu üyelerinin aldığı ücretleri gösteren genel kurul toplantı tutanakları dosyaya sunulmuş ve mahkemece davalı şirket büyüklüğünde bir şirketin yönetim kurulu başkanı için anılan ücretin makul bulunduğu belirtilmiş ise de bu tespitler anılan kararın iyiniyet kurallarına uygun olup olmadığının belirlenmesi için yeterli değildir.
Bu durum karşısında mahkemece, davalı şirketin daha önceki genel kurul toplantılarında yönetim kurulu başkanlarına verilen yıllık ücretlerin ne kadar olduğu ve bu miktarın yıllık net kârın ne kadarına karşılık geldiği, dolayısıyla ortada bir örtülü kâr aktarımının bulunup bulunmadığı araştırılıp sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçeyle hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bu nedenle davacı yararına bozulması gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2011/10293 E. 2012/17020 K.
Ortak:kâr payı
İncelediğiniz karardaDava konusu genel kurul toplantısının 10 numaralı gündem maddesinde, davalı şirket «yönetim kurulu» başkanına aylık net (25.000) TL, yardımcısına (5.000) TL, diğer yönetim kurulu üyelerine ise üç aylık değerlendirme toplantıları başına (500) TL ücret verilmesi kararlaştırılmış, davacı tarafından alınan bu karara karşı usulüne uygun şekilde tutanağa «muhalefet şerhi» yazdırılmış, mahkemece bu konuda görüşüne başvurulan bilirkişi raporunda da davalı şirketin 2009 yılı net kârının (1.099.936,11) TL, yönetim kurulu başkanına ödenecek yıllık ücret toplamının ise (300.000) TL olduğu, bu miktarın yıllık net kârın %27’sine karşılık geldiği, dava dışı yönetim kurulu üyesi ortağın «payının» ise %18 olduğu bildirilmiştir.
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre davacının ödenmemiş sermaye borcunun bulunup bulunmadığının ve bu oran nazara alınarak kâr «payı alacağının» ne kadar olduğunun hesaplanması için şirket «defterlerinin» incelenmesi gerektiği ve delil olarak bu defterlere dayanıldığı, davalı şirketin ve şirket ortaklarının defterleri incelemesini teminen mahkemeye «ibraz» etmediklerini, bu hususta davalı şirket ve şirket ortağı vekiline «ihtaratlı» bildirim yapıldığı, buna rağmen defterlerin temin edilemediği, şirket defterlerini «teslim» etmemekle kusurlu tarafın davalı taraf olduğu, bu hali ile davacının alacağının varlığının kabulü gerektiği gerekçesiyle davanın kabulü ile 10.000,00 TL'nin davalı …
Ortaklar kurulunca kârın «dağıtımı» konusunda karar verilmedikçe kâr «payının» bir «alacak davası» açılmak suretiyle talep edilmesi mümkün değildir. (11.HD'nin 26.03.1998 tarihli ve 9240/2241) Bu itibarla mahkemece dava konusu edilen dönem bakımından davalı şirketin kârının bulunup bulunmadığı ve kârın dağıtımı hususunda bir «ortaklar kurulu» kararının bulunup bulunmadığı araştırılarak sonucuna göre bir karar vermek gerekirken, yazılı gerekçe ile davanın kabulüne karar verilmesi doğru olmamış, kararın b …
3- Öte yandan, bir sermaye şirketi olan davalı şirket ortaklarının, «dağıtılmayan» kâr «payı» ile ilgili olarak herhangi bir «şahsi sorumluluğu» söz konusu olmadığı halde, mahkemece ödenmemiş sermaye payları ile sınırlı olmak üzere ve üstelikde «infazda tereddüt» yaratacak şekilde miktar belirtmeksizin davalı şirket ortakları yönünden davanın kabulüne karar verilmesi doğru olmamış, kararın bu nedenlerle de gerçek kişi daval …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:ihtarat · kâr payı alacağı · infazda tereddüt · şahsi sorumluluk · ortaklar kurulu kararı · infaz · alacak davası · kâr dağıtımı
Benzer bu kararda3- Öte yandan, bir sermaye şirketi olan davalı şirket ortaklarının, «dağıtılmayan» kâr «payı» ile ilgili olarak herhangi bir «şahsi sorumluluğu» söz konusu olmadığı halde, mahkemece ödenmemiş sermaye payları ile sınırlı olmak üzere ve üstelikde «infazda tereddüt» yaratacak şekilde miktar belirtmeksizin davalı şirket ortakları yönünden davanın kabulüne karar verilmesi doğru olmamış, kararın bu nedenlerle de gerçek kişi daval …
Ortaklar kurulunca kârın «dağıtımı» konusunda karar verilmedikçe kâr «payının» bir «alacak davası» açılmak suretiyle talep edilmesi mümkün değildir. (11.HD'nin 26.03.1998 tarihli ve 9240/2241) Bu itibarla mahkemece dava konusu edilen dönem bakımından davalı şirketin kârının bulunup bulunmadığı ve kârın dağıtımı hususunda bir «ortaklar kurulu» kararının bulunup bulunmadığı araştırılarak sonucuna göre bir karar vermek gerekirken, yazılı gerekçe ile davanın kabulüne karar verilmesi doğru olmamış, kararın b …
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre davacının ödenmemiş sermaye borcunun bulunup bulunmadığının ve bu oran nazara alınarak kâr «payı alacağının» ne kadar olduğunun hesaplanması için şirket «defterlerinin» incelenmesi gerektiği ve delil olarak bu defterlere dayanıldığı, davalı şirketin ve şirket ortaklarının defterleri incelemesini teminen mahkemeye «ibraz» etmediklerini, bu hususta davalı şirket ve şirket ortağı vekiline «ihtaratlı» bildirim yapıldığı, buna rağmen defterlerin temin edilemediği, şirket defterlerini «teslim» etmemekle kusurlu tarafın davalı taraf olduğu, bu hali ile davacının alacağının varlığının kabulü gerektiği gerekçesiyle davanın kabulü ile 10.000,00 TL'nin davalı …
2- Kâr payına hükmedilebilmesi için ortaklar kurulunun kârın «dağıtılması» konusunda karar alınmış olması gerekir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2011/8156 E. , 2013/11260 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada ...
1. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 02.03.2011 tarih ve 2009/374-2011/113 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 28.05.2013 günü hazır bulunan davacı vekili Av. ... ile davalı vekili Av.... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin davalı şirkette 2.408.250 adet pay sahibi olduğunu, bunun esas sermayenin %40'ına isabet ettiğini, davalı şirketin 2008 yılı olağan genel kurulu yapılmadan önce, yönetim kurulu üyesi olan müvekkili tarafından şirkete gönderilen 19.02.2009 tarihli noter ihtarnamesinde, bir takım bilgilerin verilmesinin istendiğini, bu yapılmadan şirket genel kurulunda alınan kararların iptal edilmesi gerektiğini, yönetim kurulu üyelerinin ibra edilmesinin yerinde olmadığını, bu kişilerin yönetimde özensiz davrandıklarını, huzur hakkı verilmesi hususunda alınan kararın, objektif iyi niyet kurallarına aykırı olduğunu, yönetim kurulu üyeleri ile başkan yardımcısına verilen ücretin yönetim kurulu başkanına verilen ücrete göre büyük farklılık taşıdığını, özel denetçi tayini istemine ilişkin müvekkilinin talebinin de reddedildiğini ileri sürerek, davalı şirketin 15.04.2009 tarihli olağan genel kurulunda alınan kararların iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna dayanılarak, dava konusu genel kurul kararlarının iptalini gerektirecek bir hususun bulunmadığı, davacının davasını ispat edemediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan ve yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2- Ancak dava, davalı anonim şirketin 15.04.2009 tarihli genel kurulunda alınan kararların kanuna ve iyiniyet kurallarına aykırı olduğu gerekçesiyle iptali istemine ilişkindir.
Davacı tarafça diğer iddialarının yanında, anılan genel kurulda yönetim kurulu başkanına verilmesi kararlaştırılan aylık net ücretin, diğer yönetim kurulu üyelerine verilen ücrete göre fahiş olduğu ve iyiniyet kurallarına aykırı bulunduğu da ileri sürülmüştür.
Dava konusu genel kurul toplantısının 10 numaralı gündem maddesinde, davalı şirket yönetim kurulu başkanına aylık net (25.000) TL, yardımcısına (5.000) TL, diğer yönetim kurulu üyelerine ise üç aylık değerlendirme toplantıları başına (500) TL ücret verilmesi kararlaştırılmış, davacı tarafından alınan bu karara karşı usulüne uygun şekilde tutanağa muhalefet şerhi yazdırılmış, mahkemece bu konuda görüşüne başvurulan bilirkişi raporunda da davalı şirketin 2009 yılı net kârının (1.099.936,11) TL, yönetim kurulu başkanına ödenecek yıllık ücret toplamının ise (300.000) TL olduğu, bu miktarın yıllık net kârın %27’sine karşılık geldiği, dava dışı yönetim kurulu üyesi ortağın payının ise %18 olduğu bildirilmiştir.
Her ne kadar davalı şirket vekili tarafından benzer özellikleri taşıyan üç adet başka şirketin yönetim kurulu üyelerinin aldığı ücretleri gösteren genel kurul toplantı tutanakları dosyaya sunulmuş ve mahkemece davalı şirket büyüklüğünde bir şirketin yönetim kurulu başkanı için anılan ücretin makul bulunduğu belirtilmiş ise de bu tespitler anılan kararın iyiniyet kurallarına uygun olup olmadığının belirlenmesi için yeterli değildir.
Bu durum karşısında mahkemece, davalı şirketin daha önceki genel kurul toplantılarında yönetim kurulu başkanlarına verilen yıllık ücretlerin ne kadar olduğu ve bu miktarın yıllık net kârın ne kadarına karşılık geldiği, dolayısıyla ortada bir örtülü kâr aktarımının bulunup bulunmadığı araştırılıp sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçeyle hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bu nedenle davacı yararına bozulması gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, takdir olunan 990,00 TL duruşma vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 30.05.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1009305200 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz