Anonim şirket yönetim kurulu
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2013/4486 E. 2013/11127 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Dava şartı
- dava şartı
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
anonim şirket yönetim kurulu↗ istirdat davası↗ şahsi sorumluluk↗ garantörlük↗ tüzel kişilik↗ anonim şirket↗ istirdat↗ ortaklık ilişkisi↗ haksız fiil↗ yönetim kurulu kararı↗ kötüniyet↗ husumet↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve tüm dosya kapsamına göre, davacının davalı şirkete ortak olmadığı, yurt dışında mukim şirkete ortak olunduğu, her şirketin ayrı tüzel kişiliğe sahip bulunduğu, yönetim kurulu üyeleri aynı olsa da somut olayda davalı şirkete husumet yöneltilemeyeceği, ayrıca anonim şirket yönetim kurulu başkanı olan davalı ...'ın şahsi sorumluluğunu gerektirir bir durumun mevcut olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, geçerli şekilde ortaklık ilişkisinin kurulmadığının tespiti ve bu amaçla verilen paranın tahsili istemlerine ilişkin olup mahkemece, davacının davalı şirketlere ortak olmadığı ve bu nedenle de davalılara husumet yöneltilemeyeceği gerekçesi ile reddedilmiştir. Ancak davacı taraf, davalı şirketler ile bu şirketlerin yöneticilerinin, yürürlükteki mevzuat hükümlerine aykırı bir biçimde kötüniyetli vaad ve garantilerle yurtdışında yaşayan pek çok kişinin dini duygularını sömürerek, yine davalı ... bünyesinde bulunan yabancı uyruklu bir şirketi aracı olarak kullanmak suretiyle topladıkları paraları iade etmeyip davalı ... ve bünyesindeki diğer grup şirketlerine aktardıklarını iddia ederek verilen paranın istirdadını istemiştir. Dava, iddianın bu biçimdeki ileri sürülüşü nazara alındığında, davalıların iddia olunan organize ve haksız fiillerinden kaynaklanan bir alacak (istirdat) davası niteliğinde olmakla, mahkemece 1086 sayılı HUMK’nun 74 ve 75. maddelerine aykırı düşecek şekilde, davanın yanlış nitelenmesine dayalı olarak, davacının bildirmiş olduğu delillerin tamamı toplanmaksızın yetersiz araştırma ve soruşturma sonucunda davacının davalı şirketlerin ortağı olmadığı gerekçesiyle, davanın husumet cihetinden reddine karar verilmiş olması doğru olmamıştır.
Şu halde, mahkemece, davanın yukarda belirtilen şekilde nitelendirilerek, tarafların bu yolda gösterdikleri delillerin tümüyle toplanması, bu meyanda davada delil olarak dayanılan tahsil belgesinin aslının veya onaylı örneğinin davacıdan istenmesi, yabancı dilde yazılmış ise tercümesinin yaptırılması, tahsil edilen bu para nedeniyle davacının yabancı uyruklu şirkete ortaklığının gerçekleşip gerçekleşmediğinin, söz konusu ortaklığın gerçek hak sahipliği doğuran niteliğinin bulunup bulunmadığının değerlendirilip öncelikle davacı ile yabancı şirket arasındaki hukuki ilişkinin netlikle belirlenmesi, davacının yabancı şirkete ortak olmadığı gibi bir sonuca ulaşılması halinde, davacının parasının yabancı şirkete verilmesi olgusunda davalı şirket ve yöneticilerinin ne gibi bir rolü bulunduğunun ileri sürülen kanıtlar çerçevesinde ve gerektiği takdirde davalı şirket ve grup şirketlerinin kayıtları üzerinde aralarında şirketler hukuku ve sermaye piyasası konusunda uzmanların bulunduğu bilirkişi heyeti marifetiyle yaptırılacak kapsamlı bir inceleme suretiyle ele alınıp varsa sorumluluklarının saptanması, bu suretle davacının, iradesinin ileri sürüldüğü gibi davalılarca fesada uğratılmak suretiyle haksız bir fiile maruz bırakılarak parasının alındığı ve iade edilmediği yolundaki iddiasının tatminkar bir biçimde araştırılarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Istirdat davası 🔁 aynen tekrar
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/4492 E. 2013/11123 K.
Ortak:istirdat davası · garantörlük · tüzel kişilik · istirdat · ortaklık ilişkisi · yönetim kurulu kararı · kötüniyet · husumet · dava şartı
İncelediğiniz karardaMahkemece, toplanan kanıtlar ve tüm dosya kapsamına göre, davacının davalı şirkete ortak olmadığı, yurt dışında mukim şirkete ortak olunduğu, her şirketin ayrı «tüzel kişiliğe» sahip bulunduğu, «yönetim kurulu» üyeleri aynı olsa da somut olayda davalı şirkete «husumet» yöneltilemeyeceği, ayrıca «anonim şirket yönetim kurulu» başkanı olan davalı ...'ın «şahsi sorumluluğunu» gerektirir bir durumun mevcut olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Ancak davacı taraf, davalı şirketler ile bu şirketlerin yöneticilerinin, yürürlükteki mevzuat hükümlerine aykırı bir biçimde «kötüniyetli» vaad ve «garantilerle» yurtdışında yaşayan pek çok kişinin dini duygularını sömürerek, yine davalı ... bünyesinde bulunan yabancı uyruklu bir şirketi aracı olarak kullanmak suretiyle topladıkları paraları iade etmeyip davalı ... ve bünyesindeki diğer grup şirketlerine aktardıklarını iddia ederek verilen paranın «istirdadını» istemiştir.
Dava, iddianın bu biçimdeki ileri sürülüşü nazara alındığında, davalıların iddia olunan organize ve haksız fiillerinden kaynaklanan bir alacak («istirdat) davası» niteliğinde olmakla, mahkemece 1086 sayılı HUMK’nun 74 ve 75. maddelerine aykırı düşecek şekilde, davanın yanlış nitelenmesine dayalı olarak, davacının bildirmiş olduğu delillerin tamamı toplanmaksızın yetersiz araştırma ve soruşturma sonucunda davacının davalı şirketlerin ortağı olmadığı gerekçesiyle, davanın «husumet» cihetinden reddine karar verilmiş olması doğru olmamıştır.
Benzer bu karardaMahkemece, toplanan kanıtlar ve tüm dosya kapsamına göre, davacının davalı şirkete ortak olmadığı, yurt dışında mukim şirkete ortak olunduğu, her şirketin ayrı «tüzel kişiliğe» sahip bulunduğu, «yönetim kurulu» üyeleri aynı olsa da somut olayda davalı şirkete «husumet» yöneltilemeyeceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Ancak davacı taraf, davalı şirketler ile bu şirketlerin yöneticilerinin, yürürlükteki mevzuat hükümlerine aykırı bir biçimde «kötüniyetli» vaad ve «garantilerle» yurtdışında yaşayan pek çok kişinin dini duygularını sömürerek, yine davalı ... bünyesinde bulunan yabancı uyruklu bir şirketi aracı olarak kullanmak suretiyle topladıkları paraları iade etmeyip davalı ... ve bünyesindeki diğer grup şirketlerine aktardıklarını iddia ederek verilen paranın «istirdadını» istemiştir.
Dava, iddianın bu biçimdeki ileri sürülüşü nazara alındığında, davalıların iddia olunan organize ve haksız fiillerinden kaynaklanan bir alacak («istirdat) davası» niteliğinde olmakla, mahkemece 1086 sayılı HUMK’nun 74 ve 75. maddelerine aykırı düşecek şekilde, davanın yanlış nitelenmesine dayalı olarak, davacının bildirmiş olduğu delillerin tamamı toplanmaksızın yetersiz araştırma ve soruşturma sonucunda davacının davalı şirketlerin ortağı olmadığı gerekçesiyle, davanın «husumet» cihetinden reddine karar verilmiş olması doğru olmamıştır.
Sonuç: 🔶 iki emsal
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/193 E. 2013/6363 K.
Ortak:istirdat davası · garantörlük · tüzel kişilik · istirdat · ortaklık ilişkisi · yönetim kurulu kararı · kötüniyet · husumet · dava şartı
İncelediğiniz karardaMahkemece, toplanan kanıtlar ve tüm dosya kapsamına göre, davacının davalı şirkete ortak olmadığı, yurt dışında mukim şirkete ortak olunduğu, her şirketin ayrı «tüzel kişiliğe» sahip bulunduğu, «yönetim kurulu» üyeleri aynı olsa da somut olayda davalı şirkete «husumet» yöneltilemeyeceği, ayrıca «anonim şirket yönetim kurulu» başkanı olan davalı ...'ın «şahsi sorumluluğunu» gerektirir bir durumun mevcut olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Ancak davacı taraf, davalı şirketler ile bu şirketlerin yöneticilerinin, yürürlükteki mevzuat hükümlerine aykırı bir biçimde «kötüniyetli» vaad ve «garantilerle» yurtdışında yaşayan pek çok kişinin dini duygularını sömürerek, yine davalı ... bünyesinde bulunan yabancı uyruklu bir şirketi aracı olarak kullanmak suretiyle topladıkları paraları iade etmeyip davalı ... ve bünyesindeki diğer grup şirketlerine aktardıklarını iddia ederek verilen paranın «istirdadını» istemiştir.
Dava, iddianın bu biçimdeki ileri sürülüşü nazara alındığında, davalıların iddia olunan organize ve haksız fiillerinden kaynaklanan bir alacak («istirdat) davası» niteliğinde olmakla, mahkemece 1086 sayılı HUMK’nun 74 ve 75. maddelerine aykırı düşecek şekilde, davanın yanlış nitelenmesine dayalı olarak, davacının bildirmiş olduğu delillerin tamamı toplanmaksızın yetersiz araştırma ve soruşturma sonucunda davacının davalı şirketlerin ortağı olmadığı gerekçesiyle, davanın «husumet» cihetinden reddine karar verilmiş olması doğru olmamıştır.
Benzer bu karardaMahkemece, toplanan kanıtlar ve tüm dosya kapsamına göre, davacının davalı şirketlere ortak olmadığı, yurtdışında mukim ve ayrı bir «tüzel kişiliği» olan şirkete ortak olduğu, her şirketin tüzel kişiliğinin ayrı bulunduğu, «yönetim kurulu» üyeleri aynı olsa da tüzel kişiliklerin farklı olması nedeniyle davalı şirketlere «husumet» yöneltilemeyeceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Ancak davacı taraf, davalı şirketler ile bu şirketlerin yöneticilerinin, yürürlükteki mevzuat hükümlerine aykırı bir biçimde «kötüniyetli» vaad ve «garantilerle» yurtdışında yaşayan pek çok kişinin dini duygularını sömürerek, yine davalı ... bünyesinde bulunan yabancı uyruklu bir şirketi aracı olarak kullanmak suretiyle topladıkları paraları iade etmeyip davalı ... ve bünyesindeki diğer grup şirketlerine aktardıklarını iddia ederek verilen paranın «istirdadını» istemiştir.
Dava, iddianın bu biçimdeki ileri sürülüşü nazara alındığında, davalıların iddia olunan organize ve haksız fiillerinden kaynaklanan bir alacak («istirdat) davası» niteliğinde olmakla, mahkemece 1086 sayılı HUMK’nın 74 ve 75. maddelerine aykırı düşecek şekilde, davanın yanlış nitelenmesine dayalı olarak, davacının bildirmiş olduğu delillerin tamamı toplanmaksızın yetersiz araştırma ve soruşturma sonucunda davacının davalı şirketlerin ortağı olmadığı gerekçesiyle, davanın «husumet» cihetinden reddine karar verilmiş olması doğru olmamıştır.
Sonuç: 🔶 iki emsal
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/196 E. 2013/6364 K.
Ortak:istirdat davası · garantörlük · tüzel kişilik · istirdat · ortaklık ilişkisi · yönetim kurulu kararı · kötüniyet · husumet · dava şartı
İncelediğiniz karardaMahkemece, toplanan kanıtlar ve tüm dosya kapsamına göre, davacının davalı şirkete ortak olmadığı, yurt dışında mukim şirkete ortak olunduğu, her şirketin ayrı «tüzel kişiliğe» sahip bulunduğu, «yönetim kurulu» üyeleri aynı olsa da somut olayda davalı şirkete «husumet» yöneltilemeyeceği, ayrıca «anonim şirket yönetim kurulu» başkanı olan davalı ...'ın «şahsi sorumluluğunu» gerektirir bir durumun mevcut olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Ancak davacı taraf, davalı şirketler ile bu şirketlerin yöneticilerinin, yürürlükteki mevzuat hükümlerine aykırı bir biçimde «kötüniyetli» vaad ve «garantilerle» yurtdışında yaşayan pek çok kişinin dini duygularını sömürerek, yine davalı ... bünyesinde bulunan yabancı uyruklu bir şirketi aracı olarak kullanmak suretiyle topladıkları paraları iade etmeyip davalı ... ve bünyesindeki diğer grup şirketlerine aktardıklarını iddia ederek verilen paranın «istirdadını» istemiştir.
Dava, iddianın bu biçimdeki ileri sürülüşü nazara alındığında, davalıların iddia olunan organize ve haksız fiillerinden kaynaklanan bir alacak («istirdat) davası» niteliğinde olmakla, mahkemece 1086 sayılı HUMK’nun 74 ve 75. maddelerine aykırı düşecek şekilde, davanın yanlış nitelenmesine dayalı olarak, davacının bildirmiş olduğu delillerin tamamı toplanmaksızın yetersiz araştırma ve soruşturma sonucunda davacının davalı şirketlerin ortağı olmadığı gerekçesiyle, davanın «husumet» cihetinden reddine karar verilmiş olması doğru olmamıştır.
Benzer bu karardaMahkemece, toplanan kanıtlar ve tüm dosya kapsamına göre, davacının davalı şirketlere ortak olmadığı, yurtdışında mukim ve ayrı bir «tüzel kişiliği» olan şirkete ortak olduğu, her şirketin tüzel kişiliğinin ayrı bulunduğu, «yönetim kurulu» üyeleri aynı olsa da tüzel kişiliklerin farklı olması nedeniyle davalı şirketlere «husumet» yöneltilemeyeceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Ancak davacı taraf, davalı şirketler ile bu şirketlerin yöneticilerinin, yürürlükteki mevzuat hükümlerine aykırı bir biçimde «kötüniyetli» vaad ve «garantilerle» yurtdışında yaşayan pek çok kişinin dini duygularını sömürerek, yine davalı ... bünyesinde bulunan yabancı uyruklu bir şirketi aracı olarak kullanmak suretiyle topladıkları paraları iade etmeyip davalı ... ve bünyesindeki diğer grup şirketlerine aktardıklarını iddia ederek verilen paranın «istirdadını» istemiştir.
Dava, iddianın bu biçimdeki ileri sürülüşü nazara alındığında, davalıların iddia olunan organize ve haksız fiillerinden kaynaklanan bir alacak («istirdat) davası» niteliğinde olmakla, mahkemece 1086 sayılı HUMK’nın 74 ve 75. maddelerine aykırı düşecek şekilde, davanın yanlış nitelenmesine dayalı olarak, davacının bildirmiş olduğu delillerin tamamı toplanmaksızın yetersiz araştırma ve soruşturma sonucunda davacının davalı şirketlerin ortağı olmadığı gerekçesiyle, davanın «husumet» cihetinden reddine karar verilmiş olması doğru olmamıştır.
Sonuç: 🔶 iki emsal
5 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2009/6303 E. 2010/13159 K.
Ortak:istirdat davası · garantörlük · istirdat · ortaklık ilişkisi · kötüniyet · husumet · dava şartı
İncelediğiniz karardaAncak davacı taraf, davalı şirketler ile bu şirketlerin yöneticilerinin, yürürlükteki mevzuat hükümlerine aykırı bir biçimde «kötüniyetli» vaad ve «garantilerle» yurtdışında yaşayan pek çok kişinin dini duygularını sömürerek, yine davalı ... bünyesinde bulunan yabancı uyruklu bir şirketi aracı olarak kullanmak suretiyle topladıkları paraları iade etmeyip davalı ... ve bünyesindeki diğer grup şirketlerine aktardıklarını iddia ederek verilen paranın «istirdadını» istemiştir.
Dava, iddianın bu biçimdeki ileri sürülüşü nazara alındığında, davalıların iddia olunan organize ve haksız fiillerinden kaynaklanan bir alacak («istirdat) davası» niteliğinde olmakla, mahkemece 1086 sayılı HUMK’nun 74 ve 75. maddelerine aykırı düşecek şekilde, davanın yanlış nitelenmesine dayalı olarak, davacının bildirmiş olduğu delillerin tamamı toplanmaksızın yetersiz araştırma ve soruşturma sonucunda davacının davalı şirketlerin ortağı olmadığı gerekçesiyle, davanın «husumet» cihetinden reddine karar verilmiş olması doğru olmamıştır.
Dava, geçerli şekilde «ortaklık ilişkisinin» kurulmadığının tespiti ve bu amaçla verilen paranın tahsili istemlerine ilişkin olup mahkemece, davacının davalı şirketlere ortak olmadığı ve bu nedenle de davalılara «husumet» yöneltilemeyeceği gerekçesi ile reddedilmiştir.
Benzer bu kararda… de ve gerekse de replik beyanında davalı şirkete ortak olduğunu ileri sürmemiş, tersine, davalı şirket ve yöneticilerinin yürürlükteki mevzuat hükümlerine aykırı ve «kötüniyetli» vaad ve «garantilerle» davacı ve davacı gibi yurtdışında yaşayan pek çok kişiyi dini duygularını sömürerek, yine davalı ... bünyesinde bulunan yabancı uyruklu bir şirketi aracı olarak kullanmak suretiyle topladıkları paraları iade etmeyip davalı ... ve bünyesindeki diğer grup şirketlerine aktardıkları iddia olunarak verilen paranın «istirdadını» istemiştir.
Dava, iddianın bu biçimdeki ileri sürülüşü nazara alındığında, davalıların iddia olunan organize ve haksız fiillerinden kaynaklanan bir alacak («istirdat) davası» niteliğinde olmakla, mahkemece HUMK’nun 74 ve 75. maddelerine aykırı düşecek şekilde, davanın yanlış nitelenmesine dayalı olarak, davacının bildirmiş olduğu delillerin hiçbiri toplanmaksızın, paranın alınmasına ilişkin belgenin dahi «ibrazının» sağlanmaksızın, re’sen yapılan yetersiz araştırma ve soruşturma sonucunda davacının davalı şirket ortağı olmadığı, ortak olsa bile TTK’nun 405. maddesi uyarınca sermaye olarak verdiği paranın istirdadını talep edemeyeceği, gerçek kişi davalılar hakkında da şirket yöneticileri olmanın dışında bir sorumluluk nedenine dayanılmadığı gerekçesiyle, davanın «husumet» cihetinden reddine karar verilmiş olması doğru olmamıştır.
AŞ’ne ait şirket hissesinin bulunmadığı gerekçesiyle davalılar hakkında açılan davanın «husumet» yönünden reddine karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:ibraz
Benzer bu karardaDava, iddianın bu biçimdeki ileri sürülüşü nazara alındığında, davalıların iddia olunan organize ve haksız fiillerinden kaynaklanan bir alacak («istirdat) davası» niteliğinde olmakla, mahkemece HUMK’nun 74 ve 75. maddelerine aykırı düşecek şekilde, davanın yanlış nitelenmesine dayalı olarak, davacının bildirmiş olduğu delillerin hiçbiri toplanmaksızın, paranın alınmasına ilişkin belgenin dahi «ibrazının» sağlanmaksızın, re’sen yapılan yetersiz araştırma ve soruşturma sonucunda davacının davalı şirket ortağı olmadığı, ortak olsa bile TTK’nun 405. maddesi uyarınca sermaye olarak verdiği paranın istirdadını talep edemeyeceği, gerçek kişi davalılar hakkında da şirket yöneticileri olmanın dışında bir sorumluluk nedenine dayanılmadığı gerekçesiyle, davanın «husumet» cihetinden reddine karar verilmiş olması doğru olmamıştır.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2009/6362 E. 2010/13172 K.
Ortak:istirdat davası · şahsi sorumluluk · garantörlük · istirdat · ortaklık ilişkisi · yönetim kurulu kararı · kötüniyet · husumet · dava şartı
İncelediğiniz karardaMahkemece, toplanan kanıtlar ve tüm dosya kapsamına göre, davacının davalı şirkete ortak olmadığı, yurt dışında mukim şirkete ortak olunduğu, her şirketin ayrı «tüzel kişiliğe» sahip bulunduğu, «yönetim kurulu» üyeleri aynı olsa da somut olayda davalı şirkete «husumet» yöneltilemeyeceği, ayrıca «anonim şirket yönetim kurulu» başkanı olan davalı ...'ın «şahsi sorumluluğunu» gerektirir bir durumun mevcut olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Ancak davacı taraf, davalı şirketler ile bu şirketlerin yöneticilerinin, yürürlükteki mevzuat hükümlerine aykırı bir biçimde «kötüniyetli» vaad ve «garantilerle» yurtdışında yaşayan pek çok kişinin dini duygularını sömürerek, yine davalı ... bünyesinde bulunan yabancı uyruklu bir şirketi aracı olarak kullanmak suretiyle topladıkları paraları iade etmeyip davalı ... ve bünyesindeki diğer grup şirketlerine aktardıklarını iddia ederek verilen paranın «istirdadını» istemiştir.
Dava, iddianın bu biçimdeki ileri sürülüşü nazara alındığında, davalıların iddia olunan organize ve haksız fiillerinden kaynaklanan bir alacak («istirdat) davası» niteliğinde olmakla, mahkemece 1086 sayılı HUMK’nun 74 ve 75. maddelerine aykırı düşecek şekilde, davanın yanlış nitelenmesine dayalı olarak, davacının bildirmiş olduğu delillerin tamamı toplanmaksızın yetersiz araştırma ve soruşturma sonucunda davacının davalı şirketlerin ortağı olmadığı gerekçesiyle, davanın «husumet» cihetinden reddine karar verilmiş olması doğru olmamıştır.
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacının davalı şirkette hissesinin bulunmadığı, davalı «yönetim kurulu» başkan ve üyelerinin de «şahsi sorumluluklarını» gerektirir bir durumun mevcut olmadığı gerekçesiyle, «husumet yokluğundan» davanın reddine karar verilmiştir.
… de ve gerekse de replik beyanında davalı şirkete ortak olduğunu ileri sürmemiş, tersine, davalı şirket ve yöneticilerinin yürürlükteki mevzuat hükümlerine aykırı ve «kötüniyetli» vaad ve «garantilerle» davacı ve davacı gibi yurtdışında yaşayan pek çok kişiyi dini duygularını sömürerek, yine davalı ... bünyesinde bulunan yabancı uyruklu bir şirketi aracı olarak kullanmak suretiyle topladıkları paraları iade etmeyip davalı ... ve bünyesindeki diğer grup şirketlerine aktardıkları iddia olunarak verilen paranın «istirdadını» istemiştir.
Dava, iddianın bu biçimdeki ileri sürülüşü nazara alındığında, davalıların iddia olunan organize ve haksız fiillerinden kaynaklanan bir alacak («istirdat) davası» niteliğinde olmakla, mahkemece HUMK’nun 74 ve 75. maddelerine aykırı düşecek şekilde, davanın yanlış nitelenmesine dayalı olarak, davacının bildirmiş olduğu delillerin hiçbiri toplanmaksızın, paranın alınmasına ilişkin belgenin dahi «ibrazının» sağlanmaksızın, re’sen yapılan yetersiz araştırma ve soruşturma sonucunda davacının davalı şirket ortağı olmadığı, ortak olsa bile TTK’nun 405. maddesi uyarınca sermaye olarak verdiği paranın istirdadını talep edemeyeceği, gerçek kişi davalılar hakkında da şirket yöneticileri olmanın dışında bir sorumluluk nedenine dayanılmadığı gerekçesiyle, davanın «husumet» cihetinden reddine karar verilmiş olması doğru olmamıştır.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:husumet yokluğu · ibraz
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacının davalı şirkette hissesinin bulunmadığı, davalı «yönetim kurulu» başkan ve üyelerinin de «şahsi sorumluluklarını» gerektirir bir durumun mevcut olmadığı gerekçesiyle, «husumet yokluğundan» davanın reddine karar verilmiştir.
Dava, iddianın bu biçimdeki ileri sürülüşü nazara alındığında, davalıların iddia olunan organize ve haksız fiillerinden kaynaklanan bir alacak («istirdat) davası» niteliğinde olmakla, mahkemece HUMK’nun 74 ve 75. maddelerine aykırı düşecek şekilde, davanın yanlış nitelenmesine dayalı olarak, davacının bildirmiş olduğu delillerin hiçbiri toplanmaksızın, paranın alınmasına ilişkin belgenin dahi «ibrazının» sağlanmaksızın, re’sen yapılan yetersiz araştırma ve soruşturma sonucunda davacının davalı şirket ortağı olmadığı, ortak olsa bile TTK’nun 405. maddesi uyarınca sermaye olarak verdiği paranın istirdadını talep edemeyeceği, gerçek kişi davalılar hakkında da şirket yöneticileri olmanın dışında bir sorumluluk nedenine dayanılmadığı gerekçesiyle, davanın «husumet» cihetinden reddine karar verilmiş olması doğru olmamıştır.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2009/6321 E. 2010/13170 K.
Ortak:istirdat davası · şahsi sorumluluk · garantörlük · istirdat · ortaklık ilişkisi · yönetim kurulu kararı · kötüniyet · husumet · dava şartı
İncelediğiniz karardaMahkemece, toplanan kanıtlar ve tüm dosya kapsamına göre, davacının davalı şirkete ortak olmadığı, yurt dışında mukim şirkete ortak olunduğu, her şirketin ayrı «tüzel kişiliğe» sahip bulunduğu, «yönetim kurulu» üyeleri aynı olsa da somut olayda davalı şirkete «husumet» yöneltilemeyeceği, ayrıca «anonim şirket yönetim kurulu» başkanı olan davalı ...'ın «şahsi sorumluluğunu» gerektirir bir durumun mevcut olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Ancak davacı taraf, davalı şirketler ile bu şirketlerin yöneticilerinin, yürürlükteki mevzuat hükümlerine aykırı bir biçimde «kötüniyetli» vaad ve «garantilerle» yurtdışında yaşayan pek çok kişinin dini duygularını sömürerek, yine davalı ... bünyesinde bulunan yabancı uyruklu bir şirketi aracı olarak kullanmak suretiyle topladıkları paraları iade etmeyip davalı ... ve bünyesindeki diğer grup şirketlerine aktardıklarını iddia ederek verilen paranın «istirdadını» istemiştir.
Dava, iddianın bu biçimdeki ileri sürülüşü nazara alındığında, davalıların iddia olunan organize ve haksız fiillerinden kaynaklanan bir alacak («istirdat) davası» niteliğinde olmakla, mahkemece 1086 sayılı HUMK’nun 74 ve 75. maddelerine aykırı düşecek şekilde, davanın yanlış nitelenmesine dayalı olarak, davacının bildirmiş olduğu delillerin tamamı toplanmaksızın yetersiz araştırma ve soruşturma sonucunda davacının davalı şirketlerin ortağı olmadığı gerekçesiyle, davanın «husumet» cihetinden reddine karar verilmiş olması doğru olmamıştır.
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacının davalı şirkette hissesinin bulunmadığı, davalı «yönetim kurulu» başkan ve üyelerinin de «şahsi sorumluluklarını» gerektirir bir durumun mevcut olmadığı gerekçesiyle, «husumet yokluğundan» davanın reddine karar verilmiştir.
… de ve gerekse de replik beyanında davalı şirkete ortak olduğunu ileri sürmemiş, tersine, davalı şirket ve yöneticilerinin yürürlükteki mevzuat hükümlerine aykırı ve «kötüniyetli» vaad ve «garantilerle» davacı ve davacı gibi yurtdışında yaşayan pek çok kişiyi dini duygularını sömürerek, yine davalı ... bünyesinde bulunan yabancı uyruklu bir şirketi aracı olarak kullanmak suretiyle topladıkları paraları iade etmeyip davalı ... ve bünyesindeki diğer grup şirketlerine aktardıkları iddia olunarak verilen paranın «istirdadını» istemiştir.
Dava, iddianın bu biçimdeki ileri sürülüşü nazara alındığında, davalıların iddia olunan organize ve haksız fiillerinden kaynaklanan bir alacak («istirdat) davası» niteliğinde olmakla, mahkemece HUMK’nun 74 ve 75. maddelerine aykırı düşecek şekilde, davanın yanlış nitelenmesine dayalı olarak, davacının bildirmiş olduğu delillerin hiçbiri toplanmaksızın, paranın alınmasına ilişkin belgenin dahi «ibrazının» sağlanmaksızın, re’sen yapılan yetersiz araştırma ve soruşturma sonucunda davacının davalı şirket ortağı olmadığı, ortak olsa bile TTK’nun 405. maddesi uyarınca sermaye olarak verdiği paranın istirdadını talep edemeyeceği, gerçek kişi davalılar hakkında da şirket yöneticileri olmanın dışında bir sorumluluk nedenine dayanılmadığı gerekçesiyle, davanın «husumet» cihetinden reddine karar verilmiş olması doğru olmamıştır.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:husumet yokluğu · ibraz
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacının davalı şirkette hissesinin bulunmadığı, davalı «yönetim kurulu» başkan ve üyelerinin de «şahsi sorumluluklarını» gerektirir bir durumun mevcut olmadığı gerekçesiyle, «husumet yokluğundan» davanın reddine karar verilmiştir.
Dava, iddianın bu biçimdeki ileri sürülüşü nazara alındığında, davalıların iddia olunan organize ve haksız fiillerinden kaynaklanan bir alacak («istirdat) davası» niteliğinde olmakla, mahkemece HUMK’nun 74 ve 75. maddelerine aykırı düşecek şekilde, davanın yanlış nitelenmesine dayalı olarak, davacının bildirmiş olduğu delillerin hiçbiri toplanmaksızın, paranın alınmasına ilişkin belgenin dahi «ibrazının» sağlanmaksızın, re’sen yapılan yetersiz araştırma ve soruşturma sonucunda davacının davalı şirket ortağı olmadığı, ortak olsa bile TTK’nun 405. maddesi uyarınca sermaye olarak verdiği paranın istirdadını talep edemeyeceği, gerçek kişi davalılar hakkında da şirket yöneticileri olmanın dışında bir sorumluluk nedenine dayanılmadığı gerekçesiyle, davanın «husumet» cihetinden reddine karar verilmiş olması doğru olmamıştır.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/4076 E. 2011/15514 K.
Ortak:istirdat davası · garantörlük · istirdat · ortaklık ilişkisi · kötüniyet · husumet · dava şartı
İncelediğiniz karardaAncak davacı taraf, davalı şirketler ile bu şirketlerin yöneticilerinin, yürürlükteki mevzuat hükümlerine aykırı bir biçimde «kötüniyetli» vaad ve «garantilerle» yurtdışında yaşayan pek çok kişinin dini duygularını sömürerek, yine davalı ... bünyesinde bulunan yabancı uyruklu bir şirketi aracı olarak kullanmak suretiyle topladıkları paraları iade etmeyip davalı ... ve bünyesindeki diğer grup şirketlerine aktardıklarını iddia ederek verilen paranın «istirdadını» istemiştir.
Dava, iddianın bu biçimdeki ileri sürülüşü nazara alındığında, davalıların iddia olunan organize ve haksız fiillerinden kaynaklanan bir alacak («istirdat) davası» niteliğinde olmakla, mahkemece 1086 sayılı HUMK’nun 74 ve 75. maddelerine aykırı düşecek şekilde, davanın yanlış nitelenmesine dayalı olarak, davacının bildirmiş olduğu delillerin tamamı toplanmaksızın yetersiz araştırma ve soruşturma sonucunda davacının davalı şirketlerin ortağı olmadığı gerekçesiyle, davanın «husumet» cihetinden reddine karar verilmiş olması doğru olmamıştır.
Dava, geçerli şekilde «ortaklık ilişkisinin» kurulmadığının tespiti ve bu amaçla verilen paranın tahsili istemlerine ilişkin olup mahkemece, davacının davalı şirketlere ortak olmadığı ve bu nedenle de davalılara «husumet» yöneltilemeyeceği gerekçesi ile reddedilmiştir.
Benzer bu kararda… de ve gerekse de replik beyanında davalı şirkete ortak olduğunu ileri sürmemiş, tersine, davalı şirket ve yöneticilerinin yürürlükteki mevzuat hükümlerine aykırı ve «kötüniyetli» vaad ve «garantilerle» davacı ve davacı gibi yurtdışında yaşayan pek çok kişiyi dini duygularını sömürerek, yine davalı ... bünyesinde bulunan yabancı uyruklu bir şirketi aracı olarak kullanmak suretiyle topladıkları paraları iade etmeyip davalı ... ve bünyesindeki diğer grup şirketlerine aktardıkları iddia olunarak verilen paranın «istirdadını» istemiştir.
Dava, iddianın bu biçimdeki ileri sürülüşü nazara alındığında, davalıların iddia olunan organize ve haksız fiillerinden kaynaklanan bir alacak («istirdat) davası» niteliğinde olmakla, mahkemece HUMK’nun 74 ve 75. maddelerine aykırı düşecek şekilde, davanın yanlış nitelenmesine dayalı olarak, davacının bildirmiş olduğu delillerin hiçbiri toplanmaksızın, paranın alınmasına ilişkin belgenin dahi «ibrazının» sağlanmaksızın, re’sen yapılan yetersiz araştırma ve soruşturma sonucunda davacının davalı şirket ortağı olmadığı, ortak olsa bile TTK’nun 405. maddesi uyarınca sermaye olarak verdiği paranın istirdadını talep edemeyeceği, gerçek kişi davalılar hakkında da şirket yöneticileri olmanın dışında bir sorumluluk nedenine dayanılmadığı gerekçesiyle, davanın «husumet» cihetinden reddine karar verilmiş olması doğru olmamıştır.
AŞ’ne ait şirket hissesinin bulunmadığı gerekçesiyle davalılar hakkında açılan davanın «husumet» yönünden reddine karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:ibraz
Benzer bu karardaDava, iddianın bu biçimdeki ileri sürülüşü nazara alındığında, davalıların iddia olunan organize ve haksız fiillerinden kaynaklanan bir alacak («istirdat) davası» niteliğinde olmakla, mahkemece HUMK’nun 74 ve 75. maddelerine aykırı düşecek şekilde, davanın yanlış nitelenmesine dayalı olarak, davacının bildirmiş olduğu delillerin hiçbiri toplanmaksızın, paranın alınmasına ilişkin belgenin dahi «ibrazının» sağlanmaksızın, re’sen yapılan yetersiz araştırma ve soruşturma sonucunda davacının davalı şirket ortağı olmadığı, ortak olsa bile TTK’nun 405. maddesi uyarınca sermaye olarak verdiği paranın istirdadını talep edemeyeceği, gerçek kişi davalılar hakkında da şirket yöneticileri olmanın dışında bir sorumluluk nedenine dayanılmadığı gerekçesiyle, davanın «husumet» cihetinden reddine karar verilmiş olması doğru olmamıştır.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2009/6283 E. 2010/13167 K.
Ortak:istirdat davası · garantörlük · istirdat · ortaklık ilişkisi · kötüniyet · husumet · dava şartı
İncelediğiniz karardaAncak davacı taraf, davalı şirketler ile bu şirketlerin yöneticilerinin, yürürlükteki mevzuat hükümlerine aykırı bir biçimde «kötüniyetli» vaad ve «garantilerle» yurtdışında yaşayan pek çok kişinin dini duygularını sömürerek, yine davalı ... bünyesinde bulunan yabancı uyruklu bir şirketi aracı olarak kullanmak suretiyle topladıkları paraları iade etmeyip davalı ... ve bünyesindeki diğer grup şirketlerine aktardıklarını iddia ederek verilen paranın «istirdadını» istemiştir.
Dava, iddianın bu biçimdeki ileri sürülüşü nazara alındığında, davalıların iddia olunan organize ve haksız fiillerinden kaynaklanan bir alacak («istirdat) davası» niteliğinde olmakla, mahkemece 1086 sayılı HUMK’nun 74 ve 75. maddelerine aykırı düşecek şekilde, davanın yanlış nitelenmesine dayalı olarak, davacının bildirmiş olduğu delillerin tamamı toplanmaksızın yetersiz araştırma ve soruşturma sonucunda davacının davalı şirketlerin ortağı olmadığı gerekçesiyle, davanın «husumet» cihetinden reddine karar verilmiş olması doğru olmamıştır.
Dava, geçerli şekilde «ortaklık ilişkisinin» kurulmadığının tespiti ve bu amaçla verilen paranın tahsili istemlerine ilişkin olup mahkemece, davacının davalı şirketlere ortak olmadığı ve bu nedenle de davalılara «husumet» yöneltilemeyeceği gerekçesi ile reddedilmiştir.
Benzer bu kararda… de ve gerekse de replik beyanında davalı şirkete ortak olduğunu ileri sürmemiş, tersine, davalı şirket ve yöneticilerinin yürürlükteki mevzuat hükümlerine aykırı ve «kötüniyetli» vaad ve «garantilerle» davacı ve davacı gibi yurtdışında yaşayan pek çok kişiyi dini duygularını sömürerek, yine davalı ... bünyesinde bulunan yabancı uyruklu bir şirketi aracı olarak kullanmak suretiyle topladıkları paraları iade etmeyip davalı ... ve bünyesindeki diğer grup şirketlerine aktardıkları iddia olunarak verilen paranın «istirdadını» istemiştir.
Dava, iddianın bu biçimdeki ileri sürülüşü nazara alındığında, davalıların iddia olunan organize ve haksız fiillerinden kaynaklanan bir alacak («istirdat) davası» niteliğinde olmakla, mahkemece HUMK’nun 74 ve 75. maddelerine aykırı düşecek şekilde, davanın yanlış nitelenmesine dayalı olarak, davacının bildirmiş olduğu delillerin hiçbiri toplanmaksızın, paranın alınmasına ilişkin belgenin dahi «ibrazının» sağlanmaksızın, re’sen yapılan yetersiz araştırma ve soruşturma sonucunda davacının davalı şirketin ortağı olmadığı, ortak olsa bile TTK’nun 405. maddesi uyarınca sermaye olarak verdiği paranın istirdadını talep edemeyeceği, gerçek kişi davalılar hakkında da şirket yöneticileri olmanın dışında bir sorumluluk nedenine dayanılmadığı gerekçesiyle, davanın «husumet» cihetinden reddine karar verilmiş olması doğru olmamıştır.
Mahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlar ve tüm dosya kapsamına göre, davacının davalı şirketin hissedarı olmadığı, taraflar arasında kurulan sözleşme sırasında davalı gerçek kişilerin sözleşmeye etki eden veya taraf iradelerini fesada uğratan eylemlerinden söz edilmediği gerekçesiyle davanın «husumet yokluğundan» reddine karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:husumet yokluğu · ibraz
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlar ve tüm dosya kapsamına göre, davacının davalı şirketin hissedarı olmadığı, taraflar arasında kurulan sözleşme sırasında davalı gerçek kişilerin sözleşmeye etki eden veya taraf iradelerini fesada uğratan eylemlerinden söz edilmediği gerekçesiyle davanın «husumet yokluğundan» reddine karar verilmiştir.
Dava, iddianın bu biçimdeki ileri sürülüşü nazara alındığında, davalıların iddia olunan organize ve haksız fiillerinden kaynaklanan bir alacak («istirdat) davası» niteliğinde olmakla, mahkemece HUMK’nun 74 ve 75. maddelerine aykırı düşecek şekilde, davanın yanlış nitelenmesine dayalı olarak, davacının bildirmiş olduğu delillerin hiçbiri toplanmaksızın, paranın alınmasına ilişkin belgenin dahi «ibrazının» sağlanmaksızın, re’sen yapılan yetersiz araştırma ve soruşturma sonucunda davacının davalı şirketin ortağı olmadığı, ortak olsa bile TTK’nun 405. maddesi uyarınca sermaye olarak verdiği paranın istirdadını talep edemeyeceği, gerçek kişi davalılar hakkında da şirket yöneticileri olmanın dışında bir sorumluluk nedenine dayanılmadığı gerekçesiyle, davanın «husumet» cihetinden reddine karar verilmiş olması doğru olmamıştır.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2013/4486 E. , 2013/11127 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada ...
1. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 29.11.2012 tarih ve 2011/359-2012/549 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, Yimpaş grubu tarafından her istendiği an geri ödeneceği ve yatırılan paralar karşılığı yüksek faiz verileceği garantisiyle binlerce kişiden para toplandığını, bu kapsamda müvekkilinden de “Yimpaş verwaltungs GMBH Komanditer Ortak Anasözleşmesi” başlıklı belge ve tahsilat makbuzu karşılığında para alındığını, ancak müvekkilince istenmesine rağmen alınan paranın geri ödenmediğini, Yimpaş Verwaltungs GMBH'nin Yimpaş grubunun Almanya'da kurduğu şirketlerden olduğunu, bu şirket vasıtasıyla toplanan paraların Türkiye'ye aktarıldığını, anılan şirketin herhangi bir aktifinin bulunmadığını ve iflas ettiğini, davalı ...'ın yurt dışında mukim şirketin yönetim kurulu başkanı olduğunu ve tüzel kişiliğin bir perde olarak kullanıldığını, SPK, Bankalar Kanunu ve TTK'na aykırı olarak müvekkilinden tahsil edilen paranın davalılarca iadesinin gerektiğini ileri sürerek, yatırım ilişkisinin hükümsüzlüğüne, 25.564,59 EURO alacağın faiziyle birlikte tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalılar vekili, davacının müvekkili şirketin ortağı olmadığını, yurt dışında mukim şirkete para yatırıldığını açıkça belirtildiğini, bu durumda müvekkili şirkete husumet yöneltilemeyeceğini, TTK'nun 309. maddesindeki şartlar gerçekleşmediğinden müvekkili ...'ın da herhangi bir sorumluluğunun bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve tüm dosya kapsamına göre, davacının davalı şirkete ortak olmadığı, yurt dışında mukim şirkete ortak olunduğu, her şirketin ayrı tüzel kişiliğe sahip bulunduğu, yönetim kurulu üyeleri aynı olsa da somut olayda davalı şirkete husumet yöneltilemeyeceği, ayrıca anonim şirket yönetim kurulu başkanı olan davalı ...'ın şahsi sorumluluğunu gerektirir bir durumun mevcut olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, geçerli şekilde ortaklık ilişkisinin kurulmadığının tespiti ve bu amaçla verilen paranın tahsili istemlerine ilişkin olup mahkemece, davacının davalı şirketlere ortak olmadığı ve bu nedenle de davalılara husumet yöneltilemeyeceği gerekçesi ile reddedilmiştir. Ancak davacı taraf, davalı şirketler ile bu şirketlerin yöneticilerinin, yürürlükteki mevzuat hükümlerine aykırı bir biçimde kötüniyetli vaad ve garantilerle yurtdışında yaşayan pek çok kişinin dini duygularını sömürerek, yine davalı ... bünyesinde bulunan yabancı uyruklu bir şirketi aracı olarak kullanmak suretiyle topladıkları paraları iade etmeyip davalı ... ve bünyesindeki diğer grup şirketlerine aktardıklarını iddia ederek verilen paranın istirdadını istemiştir.
Dava, iddianın bu biçimdeki ileri sürülüşü nazara alındığında, davalıların iddia olunan organize ve haksız fiillerinden kaynaklanan bir alacak (istirdat) davası niteliğinde olmakla, mahkemece 1086 sayılı HUMK’nun 74 ve 75. maddelerine aykırı düşecek şekilde, davanın yanlış nitelenmesine dayalı olarak, davacının bildirmiş olduğu delillerin tamamı toplanmaksızın yetersiz araştırma ve soruşturma sonucunda davacının davalı şirketlerin ortağı olmadığı gerekçesiyle, davanın husumet cihetinden reddine karar verilmiş olması doğru olmamıştır.
Şu halde, mahkemece, davanın yukarda belirtilen şekilde nitelendirilerek, tarafların bu yolda gösterdikleri delillerin tümüyle toplanması, bu meyanda davada delil olarak dayanılan tahsil belgesinin aslının veya onaylı örneğinin davacıdan istenmesi, yabancı dilde yazılmış ise tercümesinin yaptırılması, tahsil edilen bu para nedeniyle davacının yabancı uyruklu şirkete ortaklığının gerçekleşip gerçekleşmediğinin, söz konusu ortaklığın gerçek hak sahipliği doğuran niteliğinin bulunup bulunmadığının değerlendirilip öncelikle davacı ile yabancı şirket arasındaki hukuki ilişkinin netlikle belirlenmesi, davacının yabancı şirkete ortak olmadığı gibi bir sonuca ulaşılması halinde, davacının parasının yabancı şirkete verilmesi olgusunda davalı şirket ve yöneticilerinin ne gibi bir rolü bulunduğunun ileri sürülen kanıtlar çerçevesinde ve gerektiği takdirde davalı şirket ve grup şirketlerinin kayıtları üzerinde aralarında şirketler hukuku ve sermaye piyasası konusunda uzmanların bulunduğu bilirkişi heyeti marifetiyle yaptırılacak kapsamlı bir inceleme suretiyle ele alınıp varsa sorumluluklarının saptanması, bu suretle davacının, iradesinin ileri sürüldüğü gibi davalılarca fesada uğratılmak suretiyle haksız bir fiile maruz bırakılarak parasının alındığı ve iade edilmediği yolundaki iddiasının tatminkar bir biçimde araştırılarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 29.05.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1008842800 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz