Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2008/4078 E. 2010/322 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
poliçe özel şartı↗ poliçe özel şartları↗ özel dava şartı↗ sigorta ettiren↗ kasko sigortası↗ teminat kapsamı↗ sigorta sözleşmesi↗ riziko↗ ispat yükü↗ geçersizlik↗ sigorta poliçesi↗ hasar↗ avans faizi↗ teminat↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna göre, davalı sigorta şirketinin poliçe tanzimi sırasında aracı görerek poliçeyi tanzim etmesi gerektiği, aracın kazaya uğradıktan yaklaşık 50 gün sonra çalındığı ve uçurumdan aşağı uçarak hasarlandığı, poliçenin aracın hasarlı hali ile tanzim edildiği savunmasının davalı yanca kanıtlanamadığı, ilk kazaya ilişkin tutanaklar ve fotograflar birlikte değerlendirildiğinde aracın orta refüje çıkarak ağaca çarpıp durduğu belirlenmesine rağmen bu oluşa uygun yuvarlık eziklik bulunmadığı, bu durumda tamirden sonra aracın sigorta ettirildiğinin kabulü gerektiği gerekçesiyle davanın kabulüne, 14.590 TL'nın 29.05.2004 tarihinden itibaren avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
Dava, kasko sigorta poliçesine dayalı tazminat istemine ilişkindir. TTK'nun 128/4.maddesi gereğince kural olarak rizikonun sigorta poliçesi özel ve genel koşullarında gösterilen teminat kapsamı dışında kaldığının kanıtlanması yükü sigorta şirketine aittir. Ancak bu kural rizikonun gerçekliğinin sigortalı tarafından ispatlanması durumunda geçerli olan bir ispat kuralıdır.
Somut olay bakımından davalı sigorta şirketi, tazminata konu rizikonun aslında poliçe tanziminden önce gerçekleştiğini ve bu nedenle TTK'nun 1279. maddesi gereğince sigorta sözleşmesinin hükümsüz olduğunu savunmuştur.
Dosya içeriğine göre, sigorta poliçesinin tanzimi tarihinden önce davacıya ait aracın kazaya karıştığı ve kaza tutanağına göre de araçta tahmini olarak 5.000 TL'lık hasar oluştuğu anlaşılmaktadır. Bu kazadan kısa bir süre sonra poliçenin tanzim edildiği ve bilahare de aracın tekrar kaza yaptığı, bu ikinci kaza sonucu hasarın oluştuğu iddia olunarak oluşan hasarın poliçe teminatı kapsamında tazmini istenmektedir.
Poliçenin TTK'nun 1279. maddesi gereğince geçerli olabilmesi için, sözleşmenin imzalandığı sırada, sigorta ettiren veya sigortadan yararlanan kimsenin, rizikonun gerçekleşmiş olduğunu, yahut sigortacının rizikonun gerçekleşmesi olanağının kalmadığını bilmemeleri gerekmektedir.
Anılan hüküm eldeki dava açısından değerlendirildiğinde poliçe tanziminden önce sigortalı aracın 5.000 TL civarında bir hasar oluşacak şekilde kaza yaptığı sabit olmakla, sigortalının bu hasarı giderdikten sonra poliçenin tanzim edildiğini kanıtlaması gerekmektedir. Poliçe özel şartlarında açıkça poliçenin sigortalı beyanı esas alınarak düzenlendiği, aracın sigortacı tarafından görülmediği, belirtilmiştir. Aracın trafiğe kayıtlı olduğu yerin de Antalya olmasına rağmen poliçenin araç görülmeden İzmir'de tanzim edildiği gözetildiğinde, sigortalı davacının ikinci kaza ile oluştuğu ileri sürülen hasarı davalıdan talep edebilmesi için, ilk kazada oluşan hasarı giderdiğini somut deliller ile kanıtlaması gerekmektedir.
O halde mahkemece, öncelikle poliçenin geçersizliğine ilişkin savunma gözetilerek ilk hasarın giderildiğini ispat yükü MK'nun 6.maddesi gereğince davacıya yüklenip sonucuna göre hüküm kurulması gerekir iken, salt davacı yanın beyanları ve poliçe özel şartına aykırı gerekçe ile sonuca gidilmiş olması doğru görülmemiş, kararın bu nedenle davalı yararına bozulması gerekmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2008/4078 E. , 2010/322 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ Ticaret Mahkemesi
Taraflar arasında görülen davada Antalya 1.Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 19.10.2007 tarih ve 2004/1414 - 2007/495 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi duruşmalı olarak davalı vekili tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 12.01.2010 gününde davalı avukatı ... gelip, davacı avukatı tebligata rağmen gelmediğinden, temyiz dilekçesinin süresinde verildiği anlaşıldıktan ve duruşmada hazır bulunan taraf avukatı dinlenildikten sonra, duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakılmıştı. Dava dosyası için düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkiline ait aracın çalındığını ve daha sonra da uçurumdan yuvarlanmış şekilde hurda olarak bulunduğunu, davalının kasko sigorta poliçesi kapsamında oluşan zararı tazmin etmediğini ileri sürerek, 14.590 TL'nın 15.05.2004 tarihinden itibaren reeskont oranı üzerinden faizi ile birlikte davalıdan tahsilini istemiştir.
Davalı vekili, aracın sigorta teminatı alınmadan önceki tarihte hasarlandığını ve hasarlı hali ile sigorta ettirildiğini, poliçenin TTK'nun 1279.maddesi gereğince hükümsüz olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna göre, davalı sigorta şirketinin poliçe tanzimi sırasında aracı görerek poliçeyi tanzim etmesi gerektiği, aracın kazaya uğradıktan yaklaşık 50 gün sonra çalındığı ve uçurumdan aşağı uçarak hasarlandığı, poliçenin aracın hasarlı hali ile tanzim edildiği savunmasının davalı yanca kanıtlanamadığı, ilk kazaya ilişkin tutanaklar ve fotograflar birlikte değerlendirildiğinde aracın orta refüje çıkarak ağaca çarpıp durduğu belirlenmesine rağmen bu oluşa uygun yuvarlık eziklik bulunmadığı, bu durumda tamirden sonra aracın sigorta ettirildiğinin kabulü gerektiği gerekçesiyle davanın kabulüne, 14.590 TL'nın 29.05.2004 tarihinden itibaren avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
Dava, kasko sigorta poliçesine dayalı tazminat istemine ilişkindir. TTK'nun 128/4.maddesi gereğince kural olarak rizikonun sigorta poliçesi özel ve genel koşullarında gösterilen teminat kapsamı dışında kaldığının kanıtlanması yükü sigorta şirketine aittir. Ancak bu kural rizikonun gerçekliğinin sigortalı tarafından ispatlanması durumunda geçerli olan bir ispat kuralıdır.
Somut olay bakımından davalı sigorta şirketi, tazminata konu rizikonun aslında poliçe tanziminden önce gerçekleştiğini ve bu nedenle TTK'nun 1279. maddesi gereğince sigorta sözleşmesinin hükümsüz olduğunu savunmuştur.
Dosya içeriğine göre, sigorta poliçesinin tanzimi tarihinden önce davacıya ait aracın kazaya karıştığı ve kaza tutanağına göre de araçta tahmini olarak 5.000 TL'lık hasar oluştuğu anlaşılmaktadır. Bu kazadan kısa bir süre sonra poliçenin tanzim edildiği ve bilahare de aracın tekrar kaza yaptığı, bu ikinci kaza sonucu hasarın oluştuğu iddia olunarak oluşan hasarın poliçe teminatı kapsamında tazmini istenmektedir.
Poliçenin TTK'nun 1279. maddesi gereğince geçerli olabilmesi için, sözleşmenin imzalandığı sırada, sigorta ettiren veya sigortadan yararlanan kimsenin, rizikonun gerçekleşmiş olduğunu, yahut sigortacının rizikonun gerçekleşmesi olanağının kalmadığını bilmemeleri gerekmektedir.
Anılan hüküm eldeki dava açısından değerlendirildiğinde poliçe tanziminden önce sigortalı aracın 5.000 TL civarında bir hasar oluşacak şekilde kaza yaptığı sabit olmakla, sigortalının bu hasarı giderdikten sonra poliçenin tanzim edildiğini kanıtlaması gerekmektedir. Poliçe özel şartlarında açıkça poliçenin sigortalı beyanı esas alınarak düzenlendiği, aracın sigortacı tarafından görülmediği, belirtilmiştir. Aracın trafiğe kayıtlı olduğu yerin de Antalya olmasına rağmen poliçenin araç görülmeden İzmir'de tanzim edildiği gözetildiğinde, sigortalı davacının ikinci kaza ile oluştuğu ileri sürülen hasarı davalıdan talep edebilmesi için, ilk kazada oluşan hasarı giderdiğini somut deliller ile kanıtlaması gerekmektedir.
O halde mahkemece, öncelikle poliçenin geçersizliğine ilişkin savunma gözetilerek ilk hasarın giderildiğini ispat yükü MK'nun 6.maddesi gereğince davacıya yüklenip sonucuna göre hüküm kurulması gerekir iken, salt davacı yanın beyanları ve poliçe özel şartına aykırı gerekçe ile sonuca gidilmiş olması doğru görülmemiş, kararın bu nedenle davalı yararına bozulması gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalı yararına BOZULMASINA, takdir olunan 750,00 TL duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 14.01.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1008231600 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz