Fesihle sona eren sözleşmede edimin ifasının istenememesi
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2022/3139 E. 2023/5432 K. · · İlk derece: İstanbul 16. Asliye Ticaret Mahkemesi
OnandıKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
karşılıklı borç yükleyen sözleşme↗ ödemezlik def'i↗ ifa önerisi↗ sermaye koyma taahhüdü↗ sözleşmenin feshi↗
Gerekçe özeti
Fesih iradesini açıkça ortaya koyan taraf, artık ayakta olmayan sözleşmeden kaynaklanan edimin ifasını talep edemez. Ayrıca karşılıklı borç yükleyen bir sözleşmede, karşı tarafın ediminin ifasını isteyebilmek kendi borcunu ifa etmiş ya da ifasını önermiş olmaya bağlıdır; edimlerini yerine getirdiğini kanıtlayamayan ve ifaya hazır olduğunu bildirmeyen taraf karşı edimin ifasını isteyemez.
Ele alınan sorunlar
Fesih iradesi ortaya konduktan sonra sözleşmeden doğan edimin ifasının talep edilip edilemeyeceği → ret
İddia: Davacılar, sözleşmenin davalı tarafından haksız olarak feshedildiğini, davalının sermaye koyma taahhüdünü yerine getirmemesi nedeniyle uğradıkları zararın müspet zarar kalemi olduğunu ve talep edilebileceğini ileri sürmüştür.
Gerekçe: Dava konusu edilen talep, davalının sözleşme gereği yüklendiği yeni şirkete sermaye koyma borcunun yerine getirilmesine ve artırılan sermayenin paylarının karşılığının tahsiline ilişkin olup, sözleşme gereği davalının yüklendiği bir edimin ifası niteliğindedir. Davacılar açıkça fesih iradelerini ortaya koydukları için artık ayakta olmayan sözleşmeden kaynaklanan edimin ifasını talep etmeleri mümkün değildir. (Yargıtay'ca onanan Bölge Adliye Mahkemesi gerekçesi)
Kendi edimini ifa etmeyen tarafın karşı tarafın ediminin ifasını isteyememesi → ret
İddia: Davacılar, davalının sermaye koyma taahhüdünü yerine getirmemesi nedeniyle müspet zararlarını isteyebileceklerini, dolaylı zararın da müspet zarar kalemi olduğunu ileri sürmüştür.
Gerekçe: Karşılıklı borç yükleyen bir sözleşmede bir tarafın karşı tarafın ediminin ifasını isteyebilmesi için, kendi borcunu ifa etmiş ya da ifasını önermiş olması şarttır. Somut olayda davalının sermaye koyma borcunun karşılığında davacılar da şirketin IT altyapısını, üretim makinelerini, ruhsatlarını, lisanslarını, gerekli izinlerini, müşteri portföyünü ve gerekli personelin yeni şirkete geçişini edim olarak yüklenmişlerdir; bir kısım çalışanın geçişi dışında diğer edimlerin yerine getirildiğine dair delil bulunmadığı gibi ifa önerisi de yoktur. Henüz kendi edimlerini tam olarak yerine getirmeyen ve ifaya hazır olduklarına dair karşı tarafa bildirimde bulunmayan davacıların, davalıdan edimin ifasını isteme hakları yoktur. (Yargıtay'ca onanan Bölge Adliye Mahkemesi gerekçesi)
Emsal değeri
Fesihle sona eren sözleşmede aynen ifa talebinin dinlenemeyeceği ve karşılıklı borç yükleyen sözleşmede kendi edimini ifa etmeyen ya da ifa önerisinde bulunmayan tarafın karşı edimin ifasını isteyemeyeceği yönünden Yargıtay içtihadı niteliğindedir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Haksız Rekabetin Tespiti ve Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/6653 E. 2015/13476 K.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:el koyma
Benzer bu karardaYargıtay ilamında benimsenen gerektirici sebeplere ve davaya konu davalı eyleminin haksız el «koyma» niteliğinde bulunduğunun anlaşılmasına göre, davalı vekilinin HUMK’nın 440. maddesinde sayılan hallerden hiçbirisini ihtiva etmeyen karar düzeltme isteğinin reddi gerekir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/13524 E. 2015/2938 K.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:el koyma · yargılama gideri · haciz
Benzer bu karardaMahkemece davalının şirketin alacağına ilişkin mahkeme ilamını takibe «koyma» yetkisi yok ise de, kendisinin yapmış olduğu «yargılama giderlerini» talep etme hakkının bulunduğu, bu nedenle haczin haksız olmadığı ve davacı ... hakkında doğrudan bir «haciz» uygulaması yapılmadığı gerekçesiyle, davanın reddine dair verilen karar davacılar vekili tarafından temyizi üzerine Dairemizin 13/05/2014 tarihli kararı ile bozulmuştur.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2022/3139 E. , 2023/5432 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi
SAYISI 2019/2056 Esas, 2022/363 Karar
HÜKÜM
Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ İstanbul 16. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI 2014/424 E., 2018/488 K.
Taraflar arasındaki alacak davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Duruşma için belirlenen 26.09.2023 günü hazır bulunan davacılar vekili Avukat ... ile davalı vekili Avukat ..... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü.
I. DAVA
Davacılar vekili dava dilekçesinde; tarafların, ilaç lojistiği alanında faaliyette bulunacak bir bir şirket kurarak güçlerini birleştirmek maksadıyla görüştükleri müvekkili şirketin davalı şirkete tanıtıldığını, müvekkili şirkete ait personel bilgilerinin ve yeni kurulacak şirkete geçecek personele ilişkin bilgilerin de davalıya verildiğini, akabinde tarafların Netlog Farmakim İlaç Loj. A.Ş.'nin kurulması hususunda aralarında anlaşmaya vardıklarını ve 23.08.2012 tarihli ortaklık sözleşmesinin akdedildiğini, sözleşmeye göre kurulacak şirketin %60 hissesinin davalıya, %20'şer hissesinin ise davacılara ait olacağını, sözleşme gereğince müvekkili şirketin tüm IT altyapısını, üretim makinelarını, ruhsatlarını, lisanslarını, gerekli tüm izinlerini, müşteri portföyünü ve tüm gerekli personelin yeni şirkete geçişinin teminini, davalı tarafın ise kuruluştan itibaren bir ay içerisinde yeni şirketin şirketin sermayesini 5.000.000,00 TL'ye çıkarılması için gereken 4.800.000,00 TL ilave sermaye koyma borcunu üstlenerek, şirketten müvekkiline 1.920 adet hisse devretmeyi taahhüt ettiğini, yeni şirketin kurularak sicile tescil edildiğini, taraflar arasında toplantılar düzenlenerek müvekkili şirketin ekonomik ve ticari verilerinin davalı şirket ile paylaşıldığını ve müşteri devirlerine ilişkin bilgilendirmeler yapıldığını, yeni şirketin 14.09.2012 tarihinde tescil edildiğini,vergi levhasının alındığını, ancak davalı şirketin deposunda meydana gelen yangın nedeniyle yapılması gereken toplantıların yapılamadığını, sözleşmenin uygulanması için gerekli tüm şartların oluşmasına rağmen davalı tarafın yangının şirket nezdinde olumsuz etkileri olduğu ve ilaç lojistiği alanına girmelerinin doğru olmayacağı hususunun davalı şirketin yönetim kurulu üyesi Erdal Kesrelioğlu tarafından 29.10.2012 tarihli e posta ile müvekkili şirkete bildirildiğini, müvekkili ...'ın ise davalı şirketin mail yoluyla yaptığı bildirim üzerine davalı şirkete iyi niyetle yaklaşarak müvekkili şirketin ticari sırlarının davalı şirket ile paylaşılmış olmasına istinaden, 23.08.2012 tarihli ortaklık sözleşmesinin 8.3.
maddesine paralel olarak, davalı şirketin 3 yıl süreyle ilaç sektörüne girmemesi dışında herhangi bir bedel talep etmeksizin 23.08.2012 tarihli ortaklık sözleşmesini karşılıklı olarak sona erdirmeyi kabul edeceğini beyanla fesih sözleşmesini karşı tarafa ilettiğini, ancak davalının bu fesih sözleşmesini imzalamadığını, davalı tarafın yeni şirkete sermaye koyma borcunu ve taahhütlerini yerine getirmediğini, ayrıca müvekkilinden aldığı bilgilerle aynı alanda faaliyet göstermek üzere müvekkilinin bir kısım elamanlarını da istihdam ederek NHL Sağlık Lojistiği A.Ş. isimli yeni bir şirket kurduğunu, yine taraflar arasındaki sözleşmeye istinaden kurulan Netlog Farmakim şirketi ile ilgili olarak usulsüz yönetim kurulu kararları alındığını, bu kararların iptali ile ilgili İstanbul Anadolu 6.
Asliye Ticaret Mahkemesinin 2013/673 E. sayılı dosyasında dava açtıklarını, müvekkilleri tarafından keşide edilen 18.04.2013 tarihli ihtarnamede sözleşmenin aynen ifasından vazgeçtikleri bildirilerek müvekkillerine devri gereken 1920 payın karşılığı olan 1.920.000,00 TL'nin ödenmesinin talep edildiğini, ancak ihtara cevap verilmediğini, Netlog Farmakim firmasının 24.09.2013 tarihli genel kurulunda davalı şirket temsilicilerinin oylarıyla şirketin tasfiyesi yönünde karar alındığını belirterek, davalı tarafın sermaye taahhüdünü yerine getirmemiş olması nedeniyle 1.920.000,00 TL alacak ile yeni kurulan Netlog Farmakim şirketinin faaliyete geçirilememiş olması nedeniyle oluşan kâr mahrumiyetinden kaynaklanan 10.000,00 TL'nin davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davalı vekili; davacıların dayandıkları sözleşmenin Netlog Farmakim isimli şirketin kuruluşu ve bu şirket ile ilgili tarafların yükümlülüklerini düzenlediğini, müvekkilinin sözleşme kapsamında davacılara karşı herhangi bir taahhüdü ve sorumluluğunun bulunmadığını, müvekkilinin sermaye taahhüt borcunun yeni kurulan şirkete karşı olup, davacı tarafa karşı böyle bir taahhüdünün bulunmadığını, ayrıca sözleşme gereği davacıların üzerlerine düşen yükümlülükleri yerine getirmediklerini, bu nedenle yeni şirketin faaliyete geçemediğini, kendi edimlerini yerine getirmeyen davacıların müvekkilinden talepte bulunamayacağını, davacıların kâr kaybına uğramasının hukuken mümkün olmadığını, müvekkilinin de bu yönde davacı tarafa herhangi bir taahhüdü olmadığını, ayrıca davacının iddia ettiği gibi müvekkilinin NHL Sağlık Lojistik şirketi ile ilgisinin bulunmadığını, davacının eski çalışanlarının bu şirkette çalışmasının sorumluluğunun da müvekkiline yüklenemeyeceğini belirterek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının fesih iradesini karşı tarafa ulaştırdığı, davalı ...'un fesih sözleşmesini imzalamamasının sonuca etkili olmadığı ve taraflar arasındaki sözleşmenin sona erdiği, esasen davacı tarafın davalı tarafa ulaştırdığı fesih beyanının karşı tarafın sözleşmeye devam etmeme ve sözleşmeyi fiilen uygulamama iradesine karşı bir cevap olduğu, davalı tarafça sözleşmenin uygulanmasına devam etmemesi, ilaç lojistiği alanında yeni bir şirket kurması ve davacı tarafın bir kısım elemanlarını istihdam etmesinin sözleşmeye aykırılık olup davalı tarafça sözleşmenin haksız olarak feshedildiği, sözleşme davalı tarafça haksız olarak feshedildiğinden;
davacı tarafın, menfi ya da müspet zarar veya aynen ifa yönünde tazminat taleplerini ileri sürme seçimlik haklarına sahip olduğu, davacı tarafın, tazminat talebini taraflar arasında yeni kurulan Netlog Farmakim şirketine davalı tarafın koymayı taahhüt ettiği sermaye borcunun ihlali nedeniyle uğradığı bu zarar olarak ifade ettiği, yeni kurulan şirkete sermaye koyma taahhüdünün, taraflar arasındaki sözleşmenin amaçladığı sonuç olmayıp yeni kurulan şirketin ticari faaliyetine başlayabilmesi için bir araç olduğu ve taraflar arasındaki ortaklık sözleşmesinin aynen ifasından beklenen faydanın, şirketin ticari faaliyetinden elde edilmesi gereken kâr olduğu, sermaye koyma borcunun ihlalinden kaynaklı talebin, sözleşmenin ayakta tutulmasına ilişkin nitelikte olup, sözleşme zaten davalı tarafça haksız olarak feshedildiği, davalı tarafça yeni kurulan şirkete sermaye koyma taahhüdünde bulunulduğundan, bu taahhüdün ihlalinin, davacıların yeni kurulan şirketteki paydaşlık haklarının ihlali niteliğinde olup doğrudan zararları niteliğinde olmadığı, ayrıca sözleşmenin aynen ifasının niteliği şirketin ticari faaliyetine başlaması ve devam etmesi halinde elde etmesi muhtemel ticari kâr olup, sermaye koyma borcunun sözleşmenin ifası için bir araç olduğu, aynen ifa mahiyetinde olmadığından davacı tarafın sermaye borcunu ihlalinden kaynaklı doğrudan zarar talebinde bulunamayacağı, ancak sözleşmenin haksız fesih nedeniyle menfi, müspet zararlarıyla sözleşmenin aynen ifasından kaynaklı zararlarını talep edebileceği, davacının sermaye koyma borcunun ihlalinden kaynaklı doğrudan zarar talebi sözleşmenin uygulanmasına ilişkin olup, fesih sonucuna bağlı olmadığından yerinde görülmediği gerekçesiyle sermaye koyma borcuna yönelik talebi açısından ise davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; dava konusu 23.08.2012 tarihli sözleşmenin davalı tarafından haksız olarak feshedildiğini, davanın konusunun, davalı tarafın 23.08.2012 tarihli sözleşmedeki edimini yerine getirmemesi nedeniyle uğranılan zararın tazmini talebi olduğunu, müvekkillerinin haklılığının bilirkişi raporları ile sabit olduğunu, bilirkişi heyet raporlarında da açıkça belirtildiği üzere davalı şirketin yeni şirkete sermaye koyma taahhüdünü yerine getirmemesi nedeniyle müvekkillerinin uğradığı zararlar müspet zarar kalemlerinden olup, davada talep edilmesinde herhangi bir hukuka aykırılık bulunmadığını, 23.08.2012 tarihli ortaklık sözleşmesinin davalı tarafça, davacı müvekkilleri adına yeni kurulan şirkete toplam 1.920.000,00 TL sermaye koyma taahhüdü yerine getirilmeden, haksız olarak feshedildiği mahkemece de kabul görmüş iken müvekkillerinin söz konusu borca aykırılık nedeniyle müspet zararlarını davalıdan isteyebileceği tartışmasız olduğunu, davalı şirket 23.08.2012 tarihli ortaklık sözleşmesindeki söz konusu edimini gereği gibi ve vaktinde yerine getirmiş olsa idi yeni kurulan şirkette müvekkillerinin fazladan 1.920.000,00 TL tutarında sermaye sahibi olacak ve yeni şirket bir şekilde tasfiye edilse dahi malvarlıklarında bu miktarda bir artış olacakken, borca aykırılık nedeniyle bu miktarda zarara uğradıklarını, bir an için sermaye koyma taahhüdünün yerine getirilmemesi sebebiyle uğranılan zararın dolaylı zarar olduğu kabul edilse dahi, dolaylı zarar da bir müspet zarar kalemi olduğundan kararın yine hukuka aykırı olduğunu, yine davalı tarafça yargılamanın hiçbir aşamasında doğrudan-dolaylı zarar ile ilgili savunma yapılmadığından, mahkeme kararının taraflarca getirilme ilkesine de aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılarak davanın sermaye koyma borcuna yönelik zarar tazmini talepleri açısından kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacılar tarafından dava konusu edilen talebin, davalı tarafın sözleşme gereği yüklendiği yeni şirkete sermaye koyma borcunun yerine getirilmesi ve artırılan sermayenin 1.920 payının karşılığı olan 1.920.000,00 TL'nin tahsili istemine ilişkin olduğu ve bu talebin sözleşme gereği davalının yüklendiği bir edim olduğu, davacıların ise açıkça fesih iradesini ortaya koymaları nedeniyle artık ayakta olmayan sözleşmeden kaynaklanan edimin ifasını talep etmelerinin mümkün olmadığı, diğer yandan karşılıklı borç yükleyen bir sözleşmede bir tarafın karşı tarafın ediminin ifasını isteyebilmesi için, kendi borcunu ifa etmiş ya da ifasını önermiş olmasının şart olduğunu, somut olayda davalı tarafın yeni şirkete sermaye koyma borcunun karşılığında davacıların da Farmakim'in tüm IT altyapısını, üretim makinelerini, ruhsatlarını, lisanslarını, gerekli izinleri, müşteri portföyünü, gerekli personelin yeni şirkete geçişini edim olarak yüklendiklerini, bu kapsamda bir kısım davacı çalışanlarının yeni kurulan şirkete geçişi dışında davacıların diğer edimlerini yerine getirdiklerine dair herhangi bir delil bulunmadığı gibi, ifa önerisinin de olmadığı, bu nedenle henüz kendi edimlerini tam olarak yerine getirmeyen, bu konuda ifaya hazır olduklarına dair de karşı tarafa bildirimde bulunmayan davacıların, davalı taraftan kendi edimlerinin ifasını isteme haklarının da olmadığı gerekçesiyle davacılar vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacılar vekili, istinaf dilekeçsindeki sebepleri tekrar ederek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, 23.08.2012 tarihli sözleşmeye aykırılık sebebiyle tazminat istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 97 nci maddesi, 125 nci maddesi.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacılar vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Takdir olunan 17.100,00 TL duruşma vekalet ücretinin davacılardan alınarak davalıya verilmesine,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz eden davacılara yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
28.09.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1003605400 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz