Kefaletin on yılın geçmesiyle kendiliğinden sona ermesi
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2022/3536 E. 2023/7239 K. · · İlk derece: İstanbul 21. Asliye Ticaret Mahkemesi
Düzelterek onandıKesinlik belirsiz
★ Emsal
Gerekçe özeti
Kefalet borcunun sona ermesine 6101 sayılı Kanun'un 1, 5/2 ve 6. maddeleri gereği 6098 sayılı Kanun hükümleri uygulanır. Sözleşmenin kurulmasından itibaren TBK 598/3'te öngörülen on yıllık sürenin dolmasıyla kefalet kendiliğinden ortadan kalkar ve kefilin sorumluluğu sona erer; bu süre zamanaşımı değil hak düşürücü süredir, dolayısıyla davanın zamanaşımı nedeniyle reddi hatalıdır. Asıl borçluya karşı yapılan takipler, kefillere başvurulduğu ileri sürülmedikçe bu sonucu değiştirmez. Varlık yönetim şirketi, 5411 sayılı Kanun'un 143/6 hükmü uyarınca 492 sayılı Kanun'a göre ödenecek harçlardan istisna tutulduğundan aleyhine yargılama harçlarına hükmedilemez; bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılamayı gerektirmediğinden karar düzeltilerek onanır.
Ele alınan sorunlar
Kefalet borcunun on yıllık sürenin dolmasıyla sona erip ermediği ve bu sürenin niteliği → ret
İddia: Davacı, alacaklarının 5411 sayılı Kanun gereği fon alacağına dönüştüğünden yirmi yıllık zamanaşımına tabi olduğunu, davalı vekilinin dava öncesinde gönderdiği e-postayla borcun bir miktarının ödenmesiyle kapatılmasını teklif ettiğini ve bunun zamanaşımını kestiğini, gerekli inceleme ve araştırma yapılmadan karar verildiğini ileri sürmüştür.
Gerekçe: 6101 sayılı Kanun'un 1. maddesinin son cümlesi, aynı Kanun'un 5. maddesinin ikinci fıkrası ile 6. maddesi gereği kefalet borcunun sona ermesiyle ilgili olarak 6098 sayılı Kanun hükümleri uygulanır. Davacı tarafından daha önce kambiyo takipleri yapılmakla zamanaşımının kesildiği ileri sürülmüşse de kefillere başvurulduğu ileri sürülmemiştir. Genel kredi sözleşmesinin akdedildiği tarih ile hesabın kat edilip alacağın muaccel hâle geldiği tarih gözetildiğinde, 6098 sayılı Kanun'un 598. maddesinin üçüncü fıkrasında düzenlenen on yıllık süre icra takip tarihinden çok önce dolmuş ve kefalet kendiliğinden ortadan kalkmış olduğundan kefil olan davalıların sorumlulukları sona ermiştir. Bu süre hak düşürücü süre olup, mahkemece davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiş olması hatalıdır. (Yargıtay'ca onanan Bölge Adliye Mahkemesi gerekçesi)
Varlık yönetim şirketinin yargılama harçlarından istisna tutulup tutulmayacağı → kabul
İddia: Davacı, 5411 sayılı Kanun gereği harçtan istisna tutulduklarını ileri sürmüştür.
Gerekçe: Genel kredi sözleşmesine müşterek borçlu müteselsil kefil olan davalılar aleyhine başlatılan takibe vaki itirazın iptali istemli davada, dava dışı bankanın alacağını davacı şirketle birleşen varlık yönetim şirketine temlik ettiği, davacı ve davacıyla birleşen şirketin 5411 sayılı Kanun ve bu Kanuna dayanılarak çıkarılan Varlık Yönetim Şirketlerinin Kuruluş ve Faaliyet Esasları ile Devralınacak Alacaklara İlişkin İşlemler Hakkında Yönetmelik kapsamında kuruldukları ve daha sonra birleştikleri anlaşılmaktadır. Bölge adliye mahkemesince, davacı şirketin 5411 sayılı Kanun'un 7338 sayılı Kanun'un 58. maddesiyle değişik 143. maddesinin altıncı fıkrası uyarınca 492 sayılı Kanun'a göre ödenecek harçlardan istisna tutulduğu gözetilmeden aleyhine yargılama harçlarına hükmedilmiş olması doğru olmamış ve bozmayı gerektirmiştir. Ne var ki bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, hüküm fıkrasındaki harç ibareleri çıkarılıp davacının harçtan muaf olduğu ve yatırdığı harçların talep hâlinde iadesi yazılmak suretiyle kararın düzeltilerek onanması gerekir.
Gerekçe kaynağı: düzeltme
Emsal değeri
TBK 598/3'teki on yıllık sürenin hak düşürücü nitelikte olması ve dolmasıyla kefaletin kendiliğinden sona ermesi ile varlık yönetim şirketlerinin 5411 sayılı Kanun'un 143/6 hükmü uyarınca yargılama harçlarından istisna tutulması bakımından bağlayıcı içtihat değeri taşır.
Usul tespitleri
- Zamanaşımı
- Kefaletin sona ermesine ilişkin on yıllık süre zamanaşımı değil hak düşürücü süredir; bu nedenle kefile karşı açılan davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmesi hatalıdır. Asıl borçlu hakkında yapılan takipler, kefillere başvurulduğu ileri sürülmedikçe süreyi kesmez.
- Hak düşürücü süre
- Genel kredi sözleşmesine kefalette, kefilin sorumluluğu 6098 sayılı Kanun'un 598. maddesinin üçüncü fıkrasında düzenlenen on yıllık sürenin dolmasıyla kendiliğinden sona erer; bu süre hak düşürücü süredir.
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
müşterek borçlu ve müteselsil kefalet↗ hak düşürücü süre↗ zamanaşımı↗ zamanaşımının kesilmesi↗ alacağın temliki↗ varlık yönetim şirketi↗ harç istisnası↗ itirazın iptali↗ düzelterek onama↗
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2022/3536 E. , 2023/7239 K.
"İçtihat Metni"
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi
SAYISI 2022/666 Esas, 2022/581 Karar
vekili Avukat ...
DAVALILAR 1....
2.... vekilleri Avukat ...
DAVA TARİHİ
HÜKÜM
Davanın reddi
İLK DERECE MAHKEMESİ İstanbul 21. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI 2021/415 E., 2021/886 K.
Taraflar arasındaki kredi sözleşmesine kefaletten kaynaklanan itirazın iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davalıların dava dışı Kafkas Metal ... San. ve Tic. A.Ş.'nin yine dava dışı temlik veren Türkiye Finans Katılım Bankası A.Ş. nezdinde 31.03.2008 tarihinde imzaladığı genel kredi sözleşmesinin müşterek borçlu ve müteselsil kefili olduklarını ve bu sıfatla sözleşmede imzalarının bulunduğunu, anılan sözleşmeden ... alacağın ödenmemesi üzerine dava dışı banka tarafından alacağın müvekkili şirketle birleşen RCT Varlık Yönetim A.Ş.'ye temlik edildiğini ve birleşme sonrasında müvekkilinin alacaklı hale geldiğini, müvekkili tarafından 18.06.2020 tarihli ihtarname ile davalılar ve dava dışı borçlu şirketin temerrüde düşürüldüğünü, akabinde borcun ödenmemesi üzerine borçlular hakkında İstanbul 22.
İcra Müdürlüğünün 2021/4637 E. sayılı dosyasında anılan genel kredi sözleşmesine dayanılarak başlatılan ilamsız icra takibinin davalıların haksız ve hukuka aykırı itirazı üzerine durduğunu, takip durduktan sonra davalı ... vekilinin borcu ikrar eden ve anlaşmak istediğini bildiren bir mail de attığını, 2009 yılında genel kredi sözleşmesine istinaden kambiyo takipleri de yapıldığını ileri sürerek itirazın iptali ile müvekkili lehine icra inkar tazminatına karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalılar vekili cevap dilekçesinde; borcu kabul anlamına gelmemekle birlikte genel kredi sözleşmesinin ve icra takibinin tarihi dikkate alındığında on yıllık zamanaşımı süresinin geçtiğini, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 598 ... maddesinin üçüncü fıkrası gereği kefaletin on yılı geçmiş olması nedeniyle sona erdiğini, tüm bunların yanında kredi sözleşmesindeki imzalarında müvekkillerine ait olmadığını savunarak davanın reddi ile müvekkilleri lehine kötü niyet tazminatına karar verilmesini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile 6101 sayılı Türk Borçlar Kanununun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'un (6101 sayılı Kanun) 5 ... maddesi uyarınca somut olayda 6098 sayılı Kanun'un 598 ... maddesinin üçüncü fıkrasında düzenlenen on yıllık sürenin uygulanacağı, davaya konu takibin yapıldığı tarih olan 18.02.2021 ve sözleşmenin imza tarihi birlikte gözetildiğinde on yıllık sürenin dolduğu, davalıların zamanaşımı def'ileri yerinde görüldüğünden imzaya yönelik savunmaları sonuca etkili olmayacağından bu yönde bir incelemeye gerek bulunmadığı gerekçesiyle davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin 5411 sayılı Bankacılık Kanunu'nun (5411 sayılı Kanun) 143 üncü maddesinin beşinci fıkrası gereği harçtan istisna tutulduklarını ve alacaklarının 5411 sayılı Kanun'un 141 ... maddesi gereği fon alacağına dönüştüğünden yirmi yıllık zamanaşımına tabi olduğunu, davalı ... vekilinin şirketlerine dava öncesinde gönderdiği e-maille borcun bir miktarının ödenmesiyle kapatılmasını teklif ettiğini ve bunun zamanaşımını kestiğini, gerekli inceleme ve araştırma yapılmadan karar verildiğini belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile 6101 sayılı Kanun'un 1 ... maddesinin son cümlesi, aynı Kanun'un 5 ... maddesinin ikinci fıkrası ile 6 ncı maddesi gereği kefalet borcunun sona ermesiyle ilgili olarak 6098 sayılı Kanun hükümlerinin uygulanması gerektiği, davacı vekili tarafından 2009 yılında kambiyo takipleri ile zamanaşımının kesildiği ileri sürülmüşse de kefillere başvurulduğunun ileri sürülmediği, genel kredi sözleşmesinin 31.03.2008 tarihinde akdedildiği, hesabın 19.06.2020 tarihinde kat edildiği ve alacağın muaccel hale geldiği, buna göre 31.03.2018 tarihinde 6098 sayılı Kanun'un 598 ... maddesinin üçüncü fıkrasında düzenlenen on yıllık hak düşürücü sürenin dolmuş olduğu, buna göre icra takip tarihi olan 18.02.2021 tarihinden çok önce kefaletin kendiliğinden ortadan kalktığı, dolayısıyla kefil olan davalıların sorumluluklarının sona erdiği, bu sürenin hak düşürücü süre olup mahkemece davanın zamanaşımı nedeniyle davanın reddine karar verilmiş olmasının hatalı olduğu gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmünün kaldırılmasına, yeniden esas hakkında hüküm kurulmasına, davanın reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde; istinaf dilekçesinde belirttiği hususları tekrar etmiş, buna ek olarak hak düşürücü süre nedeniyle davanın reddinde vekalet ücretinin maktu olması gerekirken Bölge Adliye Mahkemesince nispi vekalet ücretine hükmedilmesinin hatalı olduğunu belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, davalıların müşterek borçlu müteselsil kefili oldukları genel kredi sözleşmesinden ... ve davacı şirketle birleşen varlık yönetim şirketinin temlik alarak borçlular aleyhine başlattığı ilamsız icra takibine vaki itirazın iptalinin gerekip gerekmediği noktasında toplanmaktadır.
2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 188 ... maddesinin üçüncü fıkrası,369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 ... maddeleri.
2. 6098 sayılı Kanun'un 598 ... maddesinin üçüncü fıkrası.
3. 6101 sayılı Kanun'un 1 ..., 5 ... ve 6 ncı maddeleri.
4. 5411 sayılı Kanun'un 143 üncü maddesi.
3. Değerlendirme
1. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gerek hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davacı vekilinin aşağıdaki paragrafın kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2. Genel kredi sözleşmesine müşterek borçlu müteselsil kefil olan davalıların asıl borçlunun borcunu ödememesi üzerine aleyhlerinde başlatılan takibe vaki itirazlarının iptali istemli davada, dava dışı Türkiye Finans Katılım Bankası A.Ş.'nin alacağını davacı şirketle birleşen RCT Varlık Yönetim A.Ş.'ye temlik ettiği, davacı ve davacıyla birleşen şirketin 5411 sayılı Kanun ve bu kanuna dayanılarak çıkartılan Varlık Yönetim Şirketlerinin Kuruluş ve Faaliyet Esasları ile Devralınacak Alacaklara İlişkin İşlemler Hakkında Yönetmelik kapsamında kuruldukları ve daha sonra her iki şirketin birleştikleri, Bölge Adliye Mahkemesince davacı şirketin 5411 sayılı Kanun'un 14.10.2021 tarihli ve 7338 sayılı Kanun'un 58 ...
maddesiyle değişik 143 üncü maddesinin altıncı fıkrası uyarınca 492 sayılı Kanun'a göre ödenecek harçlardan istisna tutulduğu gözetilmeden aleyhine yargılama harçlarına hükmedilmiş olması doğru olmamış ve bozmayı gerektirmiştir.
Ne var ki bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 6100 sayılı Kanun’un 370 ... maddesinin ikinci fıkrası hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesi kararının düzeltilerek onanması gerekir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1. Davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının REDDİNE,
2. Davacı vekilinin Bölge Adliye Mahkemesi kararına yönelik temyiz itirazının kabulü ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının hüküm fıkrasında yer ... “alınması gereken 80,70-TL karar ve ilam harcının davacı tarafından yatırılan 17.553,91 TL peşin harçtan mahsubu ile bakiye 17.473,21-TL fazla harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine,” ibaresinin çıkartılarak yerine “davacı harçtan muaf olduğundan yatırmış olduğu başvuru ve peşin harcın talep halinde iadesine” ibaresinin, yine hüküm fıkrasında yer ... "davacı tarafından yatırılan 80,70 TL peşin istinaf karar harcının istek halinde kendisine iadesine" ibaresinin çıkartılarak yerine "davacı harçtan muaf olduğundan yatırmış olduğu istinaf harçlarının talep halinde iadesine" yazılması suretiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
11.12.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1003355100 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz