Haklı nedenle fesih yerine ortağın çıkarılması ve ayrılma akçesi
İstanbul BAM 12. Hukuk Dairesi 2026/513 E. 2026/620 K. · 06.04.2026 · istinaf başvurusunun esastan reddi · temyiz yolu açık
Kural
Kişisel niteliği ağır basan limited şirkette ortaklar arasındaki güven ilişkisinin ve geçimsizliğin şirketin sağlıklı biçimde devamını engelleyecek ölçüde bozulması TTK 636/3 anlamında haklı sebep oluşturur; feshin son çare olması ilkesi gereği şirketin devamında ekonomik fayda bulunduğunda mahkeme fesih yerine davacı ortağın payının gerçek değerini ödeyerek şirketten çıkarılmasına karar verir. Bu çıkarma kararı inşai niteliktedir ve kesinleşmesiyle ortağın ortaklık sıfatı sona erer; ayrılan ortağın payları üzerindeki tasarruf yetkisi şirkette bulunduğundan karar infaz kabiliyetini haizdir. Ayrılma akçesi karar tarihine en yakın tarihteki rayiç değer üzerinden hesaplanır (karar tarihinden sonraki değer esas alınamaz) ve çıkma kararı ile muaccel olacağından faiz muacceliyet tarihinden işler. Ortaklar arasında eşitlik ilkesi gereği pay oranına/azınlık-çoğunluk durumuna göre farazi değer artışı yapılamaz.
Ele alınan meseleler
Haklı sebebin varlığı ve fesih yerine ortağın çıkarılması
TTK 636/3 uyarınca haklı sebeplerin varlığında her ortak mahkemeden şirketin feshini isteyebilir; şirketin devamında diğer ortaklar açısından ekonomik fayda bulunduğunda mahkeme fesih istemi yerine davacı ortağın payının gerçek değerinin ödenmesine ve ortağın şirketten çıkarılmasına karar verebilir. Kişisel niteliği ağır basan limited şirkette ortaklar arasındaki (baba-kız) geçimsizliğin, taraflarla akraba olan tanığın beyanından da anlaşıldığı üzere şirketin sağlıklı bir biçimde devamını engelleyecek önemli ölçüde bulunması haklı sebep oluşturur. Feshin son çare olması ilkesi gereği ve şirketin devamında ekonomik fayda bulunduğundan, fesih yerine davacı ortağın payının gerçek değeri ödenerek şirketten çıkarılmasına hükmedilmesi yerindedir.
Sonuç: ret
Ayrılma akçesinin rayiç değeri, değerleme tarihi ve aktif kalemler
Ayrılma akçesi karar tarihine en yakın tarihteki rayiç değer üzerinden hesaplanır; karar tarihinden sonraki değere hükmedilemeyeceğinden, karara en yakın tarihteki değerin hesaplamaya esas alınmasında usule aykırılık bulunmamaktadır. Kök ve ek raporda duran varlık araçların rayiçlerine itibar edilip emsal rayiçlere de yer verildiği, bir kısım rayiçlerin temin koşullarına göre ayrılan ortak yararına olduğu görülmektedir. D2 belgesinin alınması için bedel ödenip şirket aktifine girdiğinden ekonomik değer taşır; koltuk sayısının düşmesi halinde belgenin iptal edileceği iddiası ise varsayıma dayalıdır.
Sonuç: ret
Çıkarma kararının infazının kabil olması
Haklı sebebe dayanan mahkeme aracılığıyla çıkmada mahkeme kararı inşai niteliktedir; hukuki durumda değişiklik yaratarak ortağın ortaklıktan ayrılması sonucunu doğurur ve etkisini kararın kesinleşmesiyle gösterir. Çıkmaya izin kararının kesinleşmesiyle davacı kendiliğinden ortak sıfatını kaybeder, durum pay defterine kaydedilip ticaret sicilinde tescil edilir. Ayrılan ortağın payları üzerindeki tasarruf yetkisi (şirketin yasal sınırlar içinde iktisabı veya ortaklardan birine ya da üçüncü kişiye satışı) şirkette bulunduğundan, kararın infazı kabildir.
Sonuç: ret
Ayrılma akçesinde pay oranına göre değer artışı yapılıp yapılamayacağı
Ortaklar arasında eşitlik ilkesi gereği, pay miktarlarına göre paydaşlar arasında rayiç değerde farklı miktarlara ulaşılması doğru değildir. Davacının pay oranı çoğunluk teşkil etmediği gibi, yönetimde etkili olacağından bahisle farazi bir değer artışına gidilmesi uygun bir yöntem değildir; bu nedenle mahkemece bilirkişinin pay durumuna göre yaptığı değer artışlı görüşün benimsenmeyerek payın rayiç değerinin değer artışı yapılmaksızın kabul edilmesi yerindedir.
Sonuç: ret
Ayrılma akçesinde faizin başlangıç tarihi
Ayrılma akçesi karar tarihine en yakın tarihe göre hesaplanır ve çıkma kararı ile birlikte muaccel olur. Alacak muaccel (istenebilir) olmadan faiz işlemeyeceğinden, faizin karar tarihinden başlatılmasında isabetsizlik yoktur.
Sonuç: ret
Kavramlar: haklı nedenle fesih, feshin son çare olması ilkesi, ortağın şirketten çıkarılması, ayrılma akçesi (çıkma payı, rayiç değer / değerleme tarihi, muacceliyet, inşai karar, ortaklar arasında eşitlik ilkesi, bilirkişi raporundan ayrılma
Emsal değeri: Limited şirkette haklı sebeple çıkarmada ayrılma akçesinin karar tarihine en yakın tarihteki rayiç değerle hesaplanması, çıkma kararı ile muaccel olup faizin bu tarihten işlemesi ve eşitlik ilkesi gereği pay oranına göre farazi değer artışı yapılamaması yönünden bölgesel ve ikna edici emsal değeri taşır.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 12. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO 2026/513
KARAR NO 2026/620 TÜRK MİLLETİ ADINA — İSTİNAF KARARI
İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ İSTANBUL 18. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ 05/02/2026
NUMARASI 2023/458 Esas 2026/76 Karar
DAVA
Ticari Şirket (Fesih İstemli)
DAVA TARİHİ 11/07/2023
İSTİNAF KARAR TARİHİ 06/04/2026
Davanın kısmen kabulüne ilişkin kararın davalılar vekili ve katılma yoluyla davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;
DAVA
Davacı vekili, müvekkilinin 14.09.2014 tarihinden bu yana .... Ltd.Şti.’nin %50 ortağı olduğunu ancak 04.08.2022 tarihinde müvekkilinin babası olan ...'ın (şirketin %30 ortağı) müvekkili ile görüşüp, müvekkilinden %15 pay istediğini, müvekkilinin de babasına güvenerek kendi payından %15'ini 04.08.2022 tarihinde babasına verdiğini, ilgili kararın 02.09.2022 tarihinde tescil edildiğinin ilan olunduğunu, şirketin iş ve işleyişiyle ilgili diğer ortaklardan bilgi alamadığını ayrıca kar dağıtımı yapılmadığını, şirket bilançolarının gösterilmediğini ve şirket araçlarının şirket işleri dışında kullanıldığını, bu nedenle müvekkilinin haklı olarak şirketin fesih ve tasfiyesini talep etmek zorunda bırakıldığını, şirket müdürü olarak yetkilendirilen ...'ın şirket adına olan araçların satışında elde ettiği ödemelerle ilgili bilgi vermediğini, ortaklar arasındaki güven ilişkisinin sona erdiğini ve sürekli güvensizlik ortamı oluştuğunu, mahkemenin istem yerine, davacı ortağın payının gerçek değerinin ödenmesine ve davacı ortağın şirketten çıkarılmasına veya duruma uygun düşen ve kabul edilebilir diğer bir çözüme hükmedilebileceğinin düzenlendiğini belirterek davalı şirketin fesih ve tasfiyesine karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP
Davalılar vekili, davada husumetin, feshi talep edilen şirkete yöneltilmesi gerektiğini bu sebeple husumete yönelik itirazlarının bulunduğunu, davacının dava dilekçesinde iddia ettiği usulsüzlüklerin gerçeği yansıtmadığını, bu iddialarını destekler somut bir delil sunamadığını, bilgi alma ve inceleme hakkına haiz kişilerin söz konusu haklarının ihlali halinde meri mevzuat uyarınca yargı mercilerine başvuru hakkına sahip olduklarını, bu hakkın TTKnın 614.maddesinde düzenlendiğini ancak davacı tarafça bu hakkın kullanılması ile ilgili herhangi bir başvuru yapmadığını, bu sebeple hukuki çareler tüketilmeden doğrudan şirketin feshi talebiyle dava açılmasının usul ve yasaya aykırı olduğunu, şirketin haklı nedenle feshinin TTK'nun 636/3.maddesi ile düzenlendiğini, davacının taleplerinin usul ve yasaya aykırı olmasının yanında alenen dürüstlük kuralına da aykırı olduğunu, davacı tarafın babası ...
ile işbu dava evvelinde yaşanılan başkaca uyuşmazlıklar sebebiyle, müvekkili şirketi üzerinden zora düşürme gayesi ile işbu davayı açtığını, hiçbir surette davacının iddia ve taleplerinin kabulü anlamına gelmemek kaydıyla bir an için mahkemece aksi kanaatte olması halinde TTK 636/3 hükmü uyarınca davacı ortağın payının değerinin ödenerek şirketten çıkarılmasına karar verilmesini talep ettiklerini,"feshin son çare olması" ilkesinin göz önüne alınması gerektiğini, hukuka aykırı davanın reddine, mahkeme aksi kanaatte olması halinde ise TTKnın 636/3 hükmü kapsamında davacı ortağın payının ödenmesi ile ortaklıktan çıkarılması yönünde karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEME KARARI
Mahkemece; davalı şirket limited şirket olup, kök raporda belirtildiği üzere, şirketin kişisel niteliğinin daha ağır bastığı, davacının davalı ...'ın kızı olması da dikkate alınarak taraflar arasındaki güven ilişkisinin zedelendiği, tarafların bir araya gelerek şirketi devam ettirmelerinin kendilerinden beklenemeyeceği bu nedenle şirketin fesih ve tasfiyesi için haklı nedenin oluştuğu ancak, TTKnın 636/3.fıkrasında da belirtildiği üzere şirketin devamında diğer ortaklar ve ekonomi açısından fayda bulunduğu, şirketin fesih ve tasfiyesinin en son çare olduğu dikkate alındığında, fesih ve tasfiye yerine, davacının payının rayiç değerinin ödenerek şirketten çıkartılmasının dosya kapsamına daha uygun bir sonuç olduğu anlaşılmakla, davacının şirket ortaklığından çıkartılmasına ve davalı ...
ve ... hakkında davanın pasif husumet yokluğundan reddine,şirketin fesih ve tasfiye talebinin reddine, haklı sebepler bulunduğundan TTK 636/3. Maddesi gereğince davacının davalı şirket ortaklığından çıkartılmasına, davacıya 2.693.144,01- TL çıkma payının, karar tarihi olan 05/02/2026 tarihinden başlayarak yasal faiziyle birlikte davalı şirketten tahsili ile davacıya ödenmesine, davacıya ait payların davalı şirket adına kayıt ve tesciline, kararın ticaret sicilinde ilanına karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ
1-Davalı vekili; haklı sebep değerlendirmesinde öncelikle şirketin fiilen işlemez hale gelip gelmediğinin incelenmesi gerektiğini, şirket faaliyetini sürdürdüğü yalnızca ortaklar arasındaki görüş ayrılıklarına dayanılarak haklı sebep kabul edilmesinin TTK sistematiğiyle bağdaşmadığını, davacı taraf; dava kapsamında kendine şirket işlemlerine ilişkin bilgi verilmediğini, kar dağıtımı yapılmadığını, araçların şirket dışı kullanıldığını, güven ilişkisinin zedelendiğini iddia ettiğini, şirket kaynaklarının kişisel amaçlarla kullanıldığına dair muhasebe veya banka kayıtlarına dayalı somut tespit bulunmadığını, kar dağıtılmamasının tek başına haklı sebep teşkil etmediğini; kar dağıtımının şirketin mali durumuna bağlı olduğunu, davacı;
bilgi isteme hakkını kullanmadığı bilgi alma hakkı yolları tüketilmeden doğrudan fesih talebinin haklı sebep oluşturmadığını, uyuşmazlığın önemli ölçüde aile içi kişisel ihtilaftan kaynaklandığının anlaşıldığını, Şirketler hukuku, kişisel kırgınlıkları değil, objektif ticari düzeni esas alacağı, eğer her aile içi uyuşmazlık haklı sebep sayılacak olursa, limited şirket yapısının istikrarının ortadan kalkacağı ve şirketlerin yargı eliyle kolaylıkla tasfiye edilebilir hale gelir ki bu sonuç kanunun amacına aykırı olduğunu, değerleme tarihi olarak 30/06/2025 esas alındığını; karar tarihine en yakın güncel ekonomik veriler dikkate alınmadığını, şirket paylarının akıbetinin belli olmadığını kararın infazının kabul olmadığını ileri sürerek kararın kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
2- Davacı vekili katılma yoluyla istinaf dilekçesinde ;bilirkişi raporunda şirket aktifleri, taşıt rayiçleri ve özkaynak yöntemi dikkate alınarak ayrılma akçesi hesaplandığı,mahkemece; bilirkişi raporunu hükme esas aldığını belirtmesine rağmen, rapordaki teknik hesaplamadan ayrılarak, gerekçesini denetime elverişli şekilde ortaya koymadan, taktiri kanaat kullanarak daha düşük bir tutarla hüküm verildiğini ,HMK nın282 maddesi gereği bilirkişi raporundan ayrılma gerekçeli olması gerektiği ,davacının şirkette ki oy oranı nedeniyle bilirkişi kurulunun takdirine göre belirlenen ayrılma akçesi üzerinden karar verilmesi gerektiğini ,%15 ile %35 pay değerinin aynı olamayacağını ,
GEREKÇE
Dava, haklı nedenle limited şirketin fesih ve tasfiyesine karar verilmesi talebine ilişkindir. TTK'nun sona erme sebepleri ve sona ermenin sonuçları başlıklı 636. (3) maddesinde; Haklı sebeplerin varlığında, her ortak mahkemeden şirketin feshini isteyebilir. Mahkeme, istem yerine, davacı ortağa payının gerçek değerinin ödenmesine ve davacı ortağın şirketten çıkarılmasına veya duruma uygun düşen ve kabul edilebilir diğer bir çözüme hükmedebilir. (4) Fesih davası açıldığında mahkeme taraflardan birinin istemi üzerine gerekli önlemleri alabilir. (5) Sona ermenin sonuçlarına anonim şirketlere ilişkin hükümler uygulanır. " denilmiştir. TTK'nun 636.maddesinin 3 nolu bendi gereğince, haklı sebeplerin varlığında her ortağın mahkemeden şirketin feshini isteyebileceği, haklı neden oluştuğunda, şirketin devamında ortaklar açısından ekonomik fayda bulunması halinde ise mahkemenin fesih istemi yerine davacı ortağın payının gerçek değerinin ödenmesine karar vererek ortağın şirketten çıkartılmasına karar verilebileceği düzenlenmiştir.
Mahkemece; haklı sebebin gerçekleştiği kanaatına vararak karar tarihine en yakın 30/06/2025 tarihi itibariyle rayiç değer hesaplaması yapan bilirkişi ek raporu benimsenerek davacı lehine ayrılma akçesine hükmedilmiştir. Davalı vekili; araçların ise bu tarihin dışına taşan tarihlerdeki rayiç değerlerden yararlanıldığı,rayiç araştırmasının nasıl yapıldığının açıklanmadığını istinaf nedeni olarak ileri sürülmüş ise de şirketin duran varlıkları araçların ... rayiçlerine itibar edildiği kök ve ek raporda emsal rayiçlere de yer verildiği görülmektedir. Bir kısım rayiçlerin temin edilebilme koşullarına göre ayrılan ortağın yararına bir işlem olup, karar tarihinden sonraki değere karar verilemeyeceği gözetildiğinde karara en yakın tarihdeki değerin hesaplamaya esas alınmasında usule aykırılık bulunmamaktadır.Davalı vekilinin araçların ve Türsab Belgesinin rayici yansıtmadığına ilişkin istinaf nedeni yerinde görülmemiştir.
D2 belgesinin ekonomik bir değer etmediği ileri sürülmüş ise bu belgenin alınması için bir bedel ödendiği ve şirket aktifine girdiği anlaşılmakla aksi yöndeki istinaf nedeni yerinde değildir. Şirketin araç koltuk sayısının düşmesi halinde iptal edileceği gerekçesi de varsayıma dayalıdır. Davalı vekili istinaf sebebi olarak verilen kararın infazı kabil olmadığını, ileri sürmektedir. Haklı sebeplere dayanarak mahkeme aracılığıyla çıkmada, mahkemenin kararı inşai bir karardır. Çünkü karar hukuki durumda değişikliğe neden olmakta, yani ortağın ortaklıktan ayrılması sonucunu doğurmaktadır. Bu karar iç ilişkide etkisini kararın kesinleşmesiyle birlikte ortaya çıkarır. (Prof Oruç Hami Şener -Limited Ortaklıklar Hukuku) Davacı;
mahkemenin verdiği çıkmaya izin kararının kesinleşmesi üzerine şirket ortaklığından kendiliğinden ayrılacaktır. Şirketten çıktığı pay defteri kayıtlarında tescil edilerek davacı ortak sıfatını kaybedecektir. Şirket yöneticileri kesinleşen karar gereği pay defterine kayıt yaparak durumun tescilini ticaret sicilinden isteyecektir. Ayrılan ortağın payları hakkında tasarruf yetkisi de şirkette bulunduğu, yasal sınırlar içinde kalmak kaydıyla iktisap edebileceği gibi ortaklardan birine veya şirket dışından birine satma yetkisi şirkette olduğundan kararın infazının kabil olmadığına ilişkin istinaf nedeni yerinde değildir. Davalı şirketin, ortaklarının ..., ... ve ... olduğu, yetkililerinin ise münferiden yetkili olmak üzere ...
ve ... olduğu, davacının şirkette %35 payı bulunduğu davacı ile davalı şirketin %30 oranda payı olan ...'ın baba-kız oldukları ailevi anlaşmazlık yaşandığı,özellikle tarafların kızı-kardeşi tanığın beyanından taraflar arasında ki geçimsizliğin şirketin sağlıklı bir şekilde devamını engelleyecek önemli ölçüde olduğu anlaşılmakla ilk derece mahkemesinin haklı sebebin gerçekleştiğine ilişkin takdir kanaati yerinde bulunmuştur. Davacının babası şirket ortağının şirket çalışanı ile bir ilişki yaşadığı bilgisi verilmekle ilişkilerin şirketin devamına olumsuz etkileyeceği açıktır. Bilirkişi kurulu Davacının ayrılma payı en son güncel bilanço olan 2025/6.dönemine ait bilanço esas alınarak yapılan hesaplamada davacının pay durumu gözetilerek rayiçlerden hesaplana miktara ilaveten %25 değer artışı yaparak hesaplama yapmış iselerde, mahkemece bilirkişilerin bu görüşü haklı bulunmamış, pay miktarına göre bir miktar ı değer artışı yapılmasının usul ve yasaya uygun olmadığı, bu konuda pay miktarlarına göre paydaşlar arasında rayiç değerde farklı miktarlara ulaşılmasının, ortaklar arasındaki eşitlik ilkesine aykırı olacağı gerekçesiyle payının rayiç değerinin 2.693.144,01-TL olarak kabul edilerek karar tarihinden itibaren yasal faiz işletilerek davalı şirketten tahsiline karar verilmesi yerinde bulunmuştur.
Davacının pay oranı çoğunluk teşkil etmediği gibi yönetimde etkili olacağından bahisle farazi bir değer artışı gidilmesi uygun bir yöntem değildir. Davacı vekili faiz başlangıç tarihinin hatalı olduğunu ileri sürmekte ise de ;ayrılma akçesi karar tarihine en yakın tarihe göre hesaplanır ve ayrılma akçesi çıkma kararı ile birlikte muaccel olur.Alacak muaccel(istenebilir) olmadan faiz işlemeyeceğinden Davacı vekilinin faiz başlangıç tarihi ve türüne ilişkin istinaf nedeni yerinde bulunmamıştır. Açıklanan nedenlerle, ilk derece mahkemesi kararında bir isabetsizlik görülmediğinden davalılar vekilinin ve katılma yoluyla davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
HÜKÜM
Yukarıda açıklanan nedenlerle: Davalılar vekilinin ve katılma yoluyla davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nun 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, Davacı ve davalılar tarafından yatırılan peşin harcın karar harcına mahsubuna, başkaca harç alınmasına yer olmadığına, Davacı ve davalılar tarafından yapılan giderlerin kendileri üzerinde bırakılmasına, Gerekçeli kararın bir örneğinin taraf vekillerine tebliğine, HMK 'nun 361/1. maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde temyiz yoluna başvurulabileceğine, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliğiyle karar verildi. 06/04/2026
İlişkili maddeler
- TTK m.614 — H) Bilgi alma ve inceleme hakkı
- TTK m.636 — A) Sona erme sebepleri ve sona ermenin sonuçları
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/istanbul-bam-12-hukuk-dairesi-2026-513-2026-620 — erişim: 20.07.2026