6102TTK Türk Ticaret Kanunu

E-posta yazışmalarıyla kurulan satımda alıcının bedel sorumluluğu

İstanbul BAM 12. Hukuk Dairesi 2023/959 E. 2026/1025 K. · 03.06.2026 · istinaf başvurusunun esastan reddi · temyiz yolu açık

Kural

Satım sözleşmesi yazılı şekil şartına tabi olmadığından, imzalı sözleşme bulunmasa dahi karşılıklı e-posta yazışmalarındaki ürün seçimi, fiyat, onay ve sevkiyat iradesiyle sözleşme ilişkisi kurulabilir; sözleşme uyarınca üretilip hazır hale getirilen ürünleri teslim almayarak temerrüde düşen alıcı, teslim alınmama nedeniyle ürünlerin son kullanma tarihi geçmiş ve bunda satıcının kusuru yoksa, ürün bedelinden sorumludur. Satım ilişkisinin tarafı olmayan kişi de, ürünlerin üretilip hazırlanması sürecinde diğer tarafla birlikte hareket ederek zarara sebebiyet vermişse doğan bedelden müteselsilen sorumlu tutulabilir.

Ele alınan meseleler

Yazılı sözleşme olmaksızın satım ilişkisinin kurulması ve alıcı davalının bedel sorumluluğu

Satım sözleşmesi yazılı şekil şartına tabi olmayıp sözlü olarak da kurulabileceğinden, taslak sözleşme imzalanmamış olsa dahi sözleşme ilişkisi tarafların karşılıklı e-posta yazışmaları doğrultusunda kurulmuştur. Bu yazışmalarda ürün seçimi, fiyat ve son kullanım bilgisi paylaşılmış, aktivasyon kodları üretilip davacıya bildirilmiş, sözleşmenin sistemsel/dijital onayının alındığı ve imzalı-kaşeli örneğinin gönderilmesi bildirilmiştir. Sözleşme kapsamında davacı tarafından üretilip satışa hazır hale getirilen ürünler davalı tarafından teslim alınmamış, davacının süreç boyunca defalarca sipariş ve sevkiyat talebine olumlu dönüş verilmemiş ve bu nedenle ürünlerin son kullanım tarihi dolmuştur; teslim almadaki gecikme davalıdan kaynaklandığından ürünlerin son kullanım tarihinin dolmasında davacının kusuru bulunmamaktadır. Dolayısıyla ürünleri teslim almayarak temerrüde düşen alıcının sözleşme konusu ürünlerin bedelinden sorumlu tutulması yerindedir.

Sonuç: ret

Satım sözleşmesinin tarafı olmayan davalının zararda birlikte hareket nedeniyle müteselsil sorumluluğu

Bu davalı satım ilişkisinin tarafı olmayıp davacı ile yalnızca, satılan ürünleri alan müşteriye ferdi kaza sigortası teminatı sağlamaya ilişkin sözleşme imzalamış ve ürünler teslim alınmadığından bu sözleşme fiilen uygulanamamıştır. Bununla birlikte e-posta yazışmalarından, bu davalının başından beri diğer davalı ile birlikte hareket ederek dava konusu ürünlerin davacı tarafından üretilmesine yönelik toplantılar yaptığı; ürün seçimi, satışı ve poliçelerin ne şekilde/ne zaman üretileceği ile aktivasyon konularında birlikte hareket ederek ürünlerin üretilmesini sağladığı, proje teklifinin ilk olarak bu davalıdan geldiği ve başka bir satıcı ile proje yürütülebilecekken bu yolda çaba göstermediği anlaşılmaktadır. Bu davalı, malların teslim alınmaması suretiyle davacının zarara uğramasına diğer davalı ile birlikte sebebiyet verdiğinden, ürün bedelinden her iki davalının birlikte (müteselsilen) sorumlu tutulması yerindedir.

Sonuç: ret

Kavramlar: satım sözleşmesinin şekli, sözleşmenin e-posta yazışmalarıyla kurulması, sözlü sözleşme, temerrüt, müteselsil sorumluluk, birlikte hareketle zarara sebebiyet, ispat

Emsal değeri: Yazılı şekle tabi olmayan satım sözleşmesinin karşılıklı e-posta yazışmalarıyla kurulabileceği ve ürünleri teslim almayarak temerrüde düşen alıcının bedelden sorumlu olduğu; ayrıca satım ilişkisinin tarafı olmasa da üretim/hazırlık sürecinde birlikte hareket ederek zarara sebebiyet veren kişinin müteselsilen sorumlu tutulabileceği yönündeki muhakeme, benzer uyuşmazlıklar için bölgesel ve ikna edici emsal değeri taşır.

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 12. HUKUK DAİRESİ

ESAS NO 2023/959

KARAR NO 2026/1025 TÜRKMİLLETİADINAKARAR

İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ İSTANBUL 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ 18/01/2023

NUMARASI 2019/530 Esas - 2023/23 Karar

DAVA

Alacak (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)

DAVA TARİHİ 05/08/2019

İSTİNAF KARAR TARİHİ 03/06/2026

Davanın kısmen kabulü- reddine ilişkin kararın davalılar vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;

DAVA

Davacı vekili; müvekkilinin ... markası adı altında mini ilkyardım paketleri üretmekte olduğunu, davalı ...'nın kendi logosu basılarak özel ambalaj içine mini kitlerin ilave edilerek içinde ferdi kaza sigortası yer alacak şekilde hazırlanması için müvekkili ile görüştüğünü ve anlaşma sağladıklarını, aynı şirketler grubu üyesi olan ... AŞ'nin de malın tedarikçisi olması taahhüdünde bulunulduğunu ve proje ile sözleşmeye bu davalının da dahil olduğunu, projenin ayrıntılarının her iki davalı ile görüşüldüğünü ve toplantılar yapıldığını, bu görüşmeler sonucunda müvekkili ile davalı ... arasında 27/10/2016 tarihli ilkyardım paketine eklenecek sigorta teminatına ilişkin sözleşme, müvekkili ile davalı ...

arasında satım sözleşmesi ve davalılar arasında ek protokol imzalandığını, sundukları yazışmalardan anlaşılacağı üzere proje ayrıntılarının üç şirket arasında konuşulduğunu, müvekkilinin ürettiği kitlerin üzerine monte edilecek ve ... kasalarında işlem görecek şifre ve barkod sisteminin oluşturulduğunu, müvekkiline tüm şifrelerin gönderildiğini, ilk olarak 5 çeşitten oluşan 6.480 adet ilkyardım paketinin üretilmesi talimatı verildiğini, müvekkilinin de 30/08/2016 tarihi itibariyle tüm siparişi üreterek hazır hale getirdiğini, ancak ürünlerin davalı ... tarafından teslim alınmadığını, müvekkilince davalı ...'ya keşide edilen 05.12.2018 tarihli ve davalı ...'ya keşide edilen 11.12.2019 tarihli ihtarname ile ürünlerin teslim alınmasını ve 6.480 adet ürün bedeli olan 70.397-TL'nin işlemiş faizi ile birlikte ödenmesini ihtar ettiğini, projenin davalı ...'nın kendi ürün satışı için geliştirdiği bir proje olduğunu, müvekkili ile davalı ...'yı bir araya getirenin de ...

olduğunu, üretimin ...'nın yazılı ve sözlü beyanlarına göre yapıldığını, projenin ... tarafından da onaylandığını, sözleşmenin müvekkilince imzalanıp gönderilmesinin istenildiğini, müvekkilinin sözleşmeyi imzalayarak göndermesine rağmen ...'nın bir örneğini müvekkiline vermediğini, her iki davalının ürünü ürettirdikten sonra müvekkilinden teslim almadıklarını ve bedelini ödemediklerini belirterek, 70.397-TL ürün bedelinin 28/11/2016 tarihinden itibaren işleyecek ticari temerrüt faizi ile birlikte davalılardan müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

CEVAP

Davalı ... AŞ vekili; müvekkili ile davacı arasında 27.10.2016 tarihli 1 yıl süreli sözleşmenin imzalandığını, ancak müvekkiline davacı ya da anlaşmalı mağaza sahibi tarafından sigortalı listesi iletilmediğini, satış sözleşmesine taraf olmayan müvekkilinin dava konusu taleplerden sorumlu tutulmasının mümkün olmadığını, müvekkilinin davacı ile diğer davalı arasındaki ilişkide yalnızca tarafları bir araya getiren aracı konumunda olduğunu, ancak satım sözleşmesinde yer almadığını, bu nedenle satım sözleşmesine dayalı sorumluluğu bulunmadığını, müvekkilince diğer davalının yükümlülükleri bakımından bir taahhütte bulunulmadığını,davanın pasif husumet yokluğundan reddi gerektiğini, müvekkilinin faaliyet alanı itibariyle ilk yardım paketi satışı yapmasının mümkün olmadığını, müvekkilinin üstlendiği tek yükümlülüğün, diğer davalı ile akdedilecek satış sözleşmesine konu ürünlerin satışı halinde satın alana ferdi kaza sigortası teminatı sağlanması olduğunu, bunun dışında bir sorumluluğu bulunmadığını, sözleşmenin müvekkilinden kaynaklanmayan nedenlerle ürünlerin satışa sunulmaması nedeniyle yürürlüğe girmediğini, müvekkilinin ürünlerle ilgili bir sipariş talimatı veya onayı vermediğini, müvekkilinin davacı ile sadece ürünün ambalaj tasarımı konusunda yazışma yaptığını, üretim ile ilgili sipariş ya da talimat verme yetkisinin diğer davalıda olduğunu, davacının sunduğu e-posta yazışmalarının müvekkilinin sorumluluğunu ispata elverişli olmadığını belirterek, davanın reddinin talep etmiştir.

Davalı ... AŞ vekili: taraflar arasında satım sözleşmesi imzalanmadığını ve satım ilişkisi kurulmadığını, sözleşme kurulmasına ilişkin yazışma yapılmasının, sözleşme ilişkisinin kurulduğu anlamına gelmediğini, satım ilişkisi kabul edilse dahi, ürünlerin üzerinde ... ibaresine yer verilmesinin kararlaştırılmasının, bu ürünlerin diğer davalı için üretildiğini gösterdiğini, projenin ... tarafından talep edildiğini, müvekkilinin projenin müzakeresine dahil olduğunu, ancak anlaşma sağlanmayarak projenin sona erdirildiğini, müvekkilinin bir alım taahhüdü bulunmadığını, davacının satış bedelini talep etmesi mümkün olmadığını, ancak bir zarar doğmuşsa zararın miktarının tespiti gerektiğini,davacının zararı artıran kusurlu davranışlarının dikkate alınması gerektiğini, davacı tarafından yaptırılan delil tespitinde düzenlenen bilirkişi raporunun hükme esas alınamayacağını belirterek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEME KARARI

Mahkemece; davacı şirket ile davalı ... arasında 27/10/2016 tarihinde davacı şirket tarafından hazırlanacak ilk yardım ve bakım paketi içerisine primleri davacı şirket tarafından ödenecek ferdi kaza sigortası teminatlarının eklenmesine ve nihai kullanıcıların sigortalanmasına ilişkin usul ve esasların belirlenmesi amacıyla sözleşme imzalandığı, ayrıca davacı şirket ile davalı ... arasında taslak satım sözleşmesi oluşturulduğu, ancak bu sözleşmede imza bulunmadığı, her iki davalı tarafından da sözleşme ilişkisi kurulmadığından bahisle husumet itirazında bulunulmuşsa da, taraf şirketlerin unvanlarını taşıyan hesaplar üzerinden gerçekleştirilen e-postalarından; davalı ... tarafından gönderilen maillerde, davalı ...

ile aralarında uyuşmazlığa konu ürünlere yönelik toplantılar gerçekleştirildiği, "Piknik, Yolculuk, İlk Yardım, Okul, Ev" şeklinde ürün seçimi yapılıp test dönemi için 30 adet ... mağazası bakımından her bir ürün için 1.300 adet ürün alımı belirlemesi yapıldığının, test dönemi sonrasında tüm mağazalara genişletilebileceğinin ve alarm etiketlerinin ... tarafından davacı şirkete iletileceğinin, ürünlerin ne şekilde satın alınacağının, poliçelerin ne şekilde ve ne zaman üretileceğinin, nasıl aktivasyon sağlanacağının bildirildiği, davalı ... tarafından gönderilen maillerde aktivasyon kodlarının oluşturulduğu, onay sonrası ıslak imzalı sözleşmelerin oluşturulacağının, stok planlaması yapılacağının ve tamamlanan ürünlerden ikişer tanesinin fotoğraf çekimi için gönderilmesinin istenildiğinin bildirildiği, en nihayetinde davalı ...

tarafından davalı ...'ya gönderilen 28/11/2016 tarihli mailde sevkiyatın başlaması için yönlendirme talep edildiği anlaşılmakla, davacı şirket ile her iki davalı şirket arasında akdi ilişkinin kurulduğu, davalıların husumete yönelik itirazlarının bu nedenle yerinde olmadığı, davacı tarafından akdi ilişkiye konu 6.480 adet ürün üretilip sevkiyata hazır hale getirildiği delil tespiti raporu ile yaptırılan keşfen bilirkişi incelemesiyle sabit olup, davacı tarafından sevkiyatın başlatılması noktasında davalılara bilgilendirme yapıldığı, ihtarname keşide edildiği, davalılarca sevkiyat bilgisi paylaşılmadığı için ürünlerin bekletildiği, davalıların akdi ilişkiye aykırı davranışları nedeniyle ürünlerin son kullanma tarihlerinin geçirildiği ve ikinci el yahut hurda değerlerinin de kalmadığı, taraflar arasındaki e-postalar itibariyle ürün birim fiyatlarının 9,20TL+KDV olmak üzere 10,85 TL olarak belirlendiği, davacı tarafından üretilip satışa hazır hale getirilen ancak davalılarca teslim alınmayıp imhası gereken 6.480 adet ürün yönünden davacının 70.346,88-TL zararı oluştuğu, TTK'nın 7.

maddesi uyarınca davalıların davacı zararından müteselsilen sorumlu olduğu, davalıların temerrüdünün de ürünlerin teslime hazır hale getirldiğinin bildirildiği tarih olan 28/11/2016 tarihi itibariyle gerçekleştiği sonuç ve kanaatine varıldığı gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne, 70.346,88-TL'nın 28/11/2016 tarihinden itibaren işleyecek değişen oranlarda avans faizi işletilerek müteselsilen davalılardan alınarak davacıya verilmesine, fazla istemin reddine karar verilmiştir.

İSTİNAF SEBEPLERİ

Davalı ... AŞ vekili; e-posta yazışmalarının kesin delil niteliğinde olmadığını, yazışmaların davacı tarafından ön inceleme duruşmasında yapılan ihtara rağmen süresi içinde sunulmadığından hükme esas alınamayacağını, yalnızca yazışmalar dayanak gösterilerek hüküm kurulmasının hatalı olduğunu, imzalı bir satış sözleşmesi de bulunmadığını, bu bağlamda davacının iddialarını hukuka uygun deliller ile ispatlayamadığını, müvekkili şirketin satış sözleşmesine taraf olmadığını, nitekim somut olayda imzalı bir satış sözleşmesi bulunmadığını, yazışmalara göre satış tutarları konusunda ... yönlendirmelerinin beklendiği de görüldüğünden, satış sözleşmesinin asli unsurlarından ürün fiyatına dahi ...'nın karar verdiği bir noktada, müvekkili şirketin akdi ilişkiye taraf olduğunun kabul edilemeyeceğini, somut olayda üçüncü kişinin fiilini garanti etme veya üçüncü kişinin edimini yüklenme gibi bir durumun da söz konusu olmadığını, mevzuat gereği faaliyet alanı yalnızca sigortacılıkla sınırlandırılan müvekkili şirketin, davacı da dahil olmak üzere herhangi bir kişi/şirketten ilk yardım ürünü satın almak ve sonrasında böyle bir ürünü satmak gibi bir faaliyeti olamayacağını, müvekkili ile davacı arasındaki sözleşmenin konusunu, esasen davacı ile diğer davalı arasında satışı gerçekleştirilecek ilk yardım ve bakım paketi içerisine, primleri davacı tarafından ödenmek üzere müvekkili şirket tarafından ferdi kaza sigortası teminatlarının eklenmesi ve nihai kullanıcıların sigortalanmasının oluşturduğunu, dolayısıyla müvekkili şirket ile davacı arasında kurulan hukuki ilişkinin, teminat sağlanmasına ilişkin sözleşme olduğunu ve bu sözleşmenin uygulanabilirliğinin, davacı ile diğer davalı arasındaki satın alma sözleşmesine bağlı olduğunu, ancak bu sözleşmenin, müvekkili şirketten kaynaklanmayan sebeplerle, davacı ile diğer davalı arasındaki ticari ilişkiler neticesinde davacı tarafından üretilen ürünlerin satışa sunulmaması nedeniyle yürürlüğe giremediğini, ürünlerin temin ve teslim edilmemiş olmasından kaynaklanan taleplerin müvekkili şirkete yönetilmesinin mümkün olmadığını, müvekkili şirket tarafından davaya konu ürünlerin üretimiyle ilgili herhangi bir sipariş talimatı ya da onayı verilmediğini, müvekkili şirket ile davacı arasında yalnızca ürünün ambalaj tasarımı konusunda yazışma yapıldığını, akabinde müvekkilinin teminatları yerine getirmek üzere kendisine iletilecek sigortalı listesini beklediğini, ancak müvekkili şirkete uzun bir süre bu yönde bir talimat gelmediğini ve diğer davalı ile davacı arasındaki sürecin bu süre zarfında nihayete erdirilmediğinin fark edildiğini, bunun üzerine müvekkili şirketin iyi niyetli ve basiretli bir tacir olarak diğer davalıya konu hakkında hatırlatmada bulunduğunu, müvekkilinin bu davranışının, akdi ilişkinin tarafı olduğu veya teslim alma yükümlülüklerinin müvekkili şirkette olduğu anlamına gelmediğini belirterek, kararın kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

Davalı ... AŞ vekili; sözleşme kurulmasına ilişkin yazışmalar yapılmış olmasının, icap ve kabulünün gerçekleşerek sözleşmesel ilişkisi kurulduğu anlamına gelmediğini, müvekkilinin yazılı olmayan ve yetkililerince imzalanmayan sözleşmeler ile ürün tedariki yapmayacağını, yalnızca kurulması ihtimali olan sözleşmesel ilişkiye dair görüşmeler yapılmasının, sözleşmenin kurulduğu şeklinde yorumlanamayacağını, projenin gerçekleştirilmesinin bizzat diğer davalı ... tarafından talep edildiğini ve müvekkili şirketin yalnızca projenin müzakeresi aşamasında pazar yerinin sağlanması noktasında dahil olduğunu, ancak sonrasında anlaşma sağlanamayarak projenin başlamadan sona erdiğini, sözleşmenin ücreti gibi esaslı bir noktada tarafların uzlaşmaya varamadığı, ilgili yetkilinin fiyata dair onay alması gerektiğini belirtmesi akabinde herhangi bir uzlaşmaya varılmadığı mahkemece de tespit edilmesine rağmen, herhangi bir alım taahhüdü olmayan müvekkili şirketin borçtan sorumlu tutulmasının hiçbir dayanağı olmadığını, davaya konu proje, davacının ürünü ile diğer davalının ürünün bir araya gelmesiyle oluşan bir ürünün satışına ilişkin olup, müvekkili şirketin ürünlerin satılması için pazar yeri sağlamak üzere görüşmelere dahil olduğunu, davanın diğer tarafların projeyi neticelendirmemiş olmasından müvekkili şirketin sorumlu tutulmasının mümkün olmadığını, ayrıca davacının ürünlerin teslim alınmasına ilişkin olarak davalılara ürünlerin son kullanım tarihlerine kısa bir zaman kala ihtar göndermekle zararın artmasına neden olduğu hususunun dikkate alınmamış olmasının hatalı olduğunu, müvekkili şirketin dava konusu ürünleri satın almakla yükümlü olduğu varsayılsa dahi, davacının söz konusu siparişlerden doğacak satış bedelinin tamamını talep etmesinin mümkün olmadığını, zira davacının 01.10.2016 tarihi itibarıyla müvekkili şirket mağazalarında satılmak üzere hazır ettiğini iddia ettiği ürünlerin teslim alınmasını 2 yıl sonra 05.12.2018 tarihinde gönderdiği ihtarname ile ihtar ettiğini, ürünlerin son kullanım tarihlerine 8 ay kala yapılan bu ihtarın iyi niyetli olmadığını, davacının özellikle ürünlerin son kullanım tarihlerinin geçmesini beklediğini, bilirkişi raporuna yönelik itirazların mahkemece dikkate alınmadığını belirterek, kararın kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

GEREKÇE

Dava, davacı tarafça, taraflar arasındaki sözleşmeye dayalı olarak üretilen ve davalı tarafça teslim alınmayan ürünlerin bedelinin tahsili istemine ilişkindir. Somut olayda; davacı şirket ile davalı ... arasında, davacı şirket tarafından hazırlanacak ilk yardım ve bakım paketi içerisine primleri davacı şirket tarafından ödenecek ferdi kaza sigortası teminatlarının eklenmesine ve nihai kullanıcıların sigortalanmasına ilişkin usul ve esasların belirlenmesi konusunda 27.10.2016 tarihli 1 yıl süreli sözleşmenin imzalandığı, buna göre paket ile birlikte müşteriye ferdi kaza sigortası hediye edileceği, müşterinin anlaşmalı mağazadan aldığı ürünle sigortasını aktive etmek için anlaşmalı mağazaya başvuracağı, sigortalı listesinin mağaza tarafından ...'ya iletileceği ve poliçe üretileceği, prim bedellerinin ise her ayın ikinci haftasında davacı tarafından ...'ya ödeneceği hususlarının düzenlendiği, ayrıca davacı şirket ile davalı ...

arasında söz konusu ilk yardım paketinin satışına ilişkin taslak satım sözleşmesi düzenlendiği, ancak bu sözleşmenin imzalanmadığı ve yürürlüğe girmediği, bu süreçte davacı ile her iki davalı arasında yazışmalar yapıldığı, davacı tarafça yazışmalara konu ürünlerin üretiminin yapıldığı ve ve satışa hazır hale getirildiği, ancak davalılarca ürünlerin teslim alınmaması nedeniyle davacı tarafından davalı ...'ya keşide edilen 05.12.2018 tarihli ve ...'ya keşide edilen 11.12.2018 ihtarname ile, üretilmiş olan 6.480 adet ürünün 7 iş günü içerisinde teslim alınmasının ve 70.397-TL ürün bedelinin ödenmesinin ihtar edildiği, ihtarlardan sonuç alınamaması üzerine işbu davanın açıldığı anlaşılmaktadır. Davacı tarafından üretilecek ürünlerin dizaynı, satışı ve sigorta sürecinin işleyişine ilişkin davacı ile davalılar arasında uzun süreli yazışmalar yapıldığı, dosyaya sunulan yazışma içeriklerine göre;

... tarafından ürün seçimleri yapılarak ilk yardım kitlerinin sayısının, davacı ile yapılan yazışmalarda davacı tarafından bildirilen fiyatın ve ürünlerin son kullanım bilgisinin diğer davalı ... ile paylaşıldığı, davacının ürünlerin hazır olduğu bildirilerek aktivasyon kodlarının talep edilmesi üzerine, davalı ... tarafından ürünler için gerekli olan aktivasyon kodlarının üretilerek davacıya bildirildiği, davalı ... tarafından davacıya sözleşmenin sistemsel onay aşamasında olduğunun ve onay tamamlandıktan sonra paylaşılacağının, sonrasında tedarik zinciri stok planlama ekibinin oluşturulacağının bildirildiği ve tamamlanan ürünlerden ikişer tanesinin fotoğraf çekimi için gönderilmesinin istenildiği, yine ...

tarafından davacıya sözleşmenin dijital onayını aldığı bildirilerek ekte paylaşılan sözleşmenin tüm sayfalarının imzalı ve kaşeli olarak gönderilmesinin talep edildiği, davacının 28.11.2016 tarihinde davalılardan sevkiyat yeri ve zamanı bilgisini istediği, davalı ... tarafından da davalı ...'ya aynı tarihte gönderilen e-posta ile sevkiyatın başlaması için yönlendirme talep edildiği, ancak sonrasında davalı taraflarca sipariş ve sevkiyat bilgisi verilmediği anlaşılmaktadır. Somut olayda ilk yardım paketlerinin satışına ilişkin sözleşme tarafları davacı ile davalı ... olup, yazılı sözleşmenin taslak halinde kaldığı ve davalı tarafından imzalanmadığı sabittir. Ancak satım sözleşmesi yazılı şekil şartına tabi olmayıp, sözlü olarak da kurulması mümkündür.

Bu kapsamda somut olayda her ne kadar yazılı sözleşme imzalanmamış olsa da sözleşme ilişkisinin karşılıklı e-posta yazışmaları doğrultusunda kurulduğu, sözleşme kapsamında davacı tarafından üretilen ve davalıya bildirilen ürünlerin davalı ... tarafından teslim alınmadığı, bu süreçte davacı tarafça sürekli olarak sipariş ve teslimat sürecin hızlandırılmasının davalılardan talep edildiği, ancak davalılardan olumlu bir dönüş alınmaması sonucunda ürünlerin son kullanım tarihinin dolduğu anlaşılmaktadır. Davacı tarafça bu süreçte bir çok kez davalılardan ürünlerin sipariş ve sevkiyatına ilişkin talepte bulunulduğu sabittir. Bu nedenle ürünlerin son kullanım tarihinin dolmasında davacının bir kusuru bulunmamaktadır.

Dolayısıyla satış sözleşmesine ürünleri teslim almayarak temerrüde düşen davalı ...'nın sözleşme konusu ürünlerin bedelinden sorumlu tutulmasında bir isabetsizlik yoktur. Davalı ... ise satım ilişkisinin tarafı olmayıp, davacı tarafından üretilip diğer davalı ...'ya satışı yapılacak ürünlerin satışı halinde, satın alan müşteriye ferdi kaza sigortası teminatı sağlamayı taahhüt etmiş ve buna ilişkin olarak davacı ile sözleşme imzalamıştır. Ancak davacı tarafından üretilen ürünler diğer davalı ... tarafından teslim alınmaması sonucunda, davalı ... bakımından davacı ile olan sözleşme fiilen uygulanamamıştır. Buna karşılık dosyaya delil olarak sunulan e-posta yazışmalarından; davalı ...'nın başından beri diğer davalı ...

ile birlikte hareket ederek dava konusu ürünlerin davacı tarafından üretilmesine yönelik toplantılar gerçekleştirildiği, ürün seçimi, satışı, poliçelerin ne şekilde ve ne zaman üretileceği, nasıl aktivasyon sağlanacağı konularında diğer davalı ile birlikte hareket ederek davacı tarafça dava konusu ürünlerin üretilmesini sağladığı ve nihayetinde malların teslim alınmaması sonucunda, proje teklifinin ilk olarak davalı ... geldiği, başka bir satıcı ile proje yürütülebileceği halde bu yolda bir çaba göstermediği ,davacının zarara uğramasına diğer davalı ile birlikte sebebiyet verdiği sonucuna varılmakla, mahkemece ürün bedelinden her iki davalının birlikte sorumlu tutulmasında bir isabetsizlik görülmemiştir.

Açıklanan nedenlerle, davalılar vekillerinin davacı zararından sorumlu olmadıklarına yönelik ileri sürdükleri istinaf nedenleri yerinde görülmediğinden istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.

HÜKÜM

Yukarıda açıklanan nedenlerle: Davalılar vekillerinin istinaf başvurularının ayrı ayrı HMK'nun 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, Alınması gereken 4.805,39-TL istinaf karar harcından peşin yatırılan 2.402,70-TL harcın mahsubu ile kalan 2.402,69-TL harcın davalılardan müteselsilen alınarak Hazine'ye gelir kaydına, Davalılar tarafından yapılan giderlerin kendileri üzerinde bırakılmasına, davacı tarafından yapılan 118-TL istinaf yargı giderinin davalılardan müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, Gerekçeli kararın bir örneğinin taraflara tebliğine, HMK'nın 361/1. maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde temyiz yoluna başvurulabileceğine, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliğiyle karar verildi.03/06/2026

İlişkili maddeler

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/istanbul-bam-12-hukuk-dairesi-2023-959-2026-1025 — erişim: 20.07.2026

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.