Genel kredi sözleşmesi kefilinin sorumluluğu ve konkordato mühletinin kefile etkisi
İstanbul BAM 12. Hukuk Dairesi 2023/1004 E. 2026/1034 K. · 03.06.2026 · istinaf başvurusunun esastan reddi · kesin
Kural
Genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan uyuşmazlık ticari dava olup asliye ticaret mahkemesi görevlidir ve ticari işlere kefalet TTK 7 gereği müteselsil sayılır. Şirket ortak ve yöneticilerinin şirket lehine verdikleri kefaletlerde TBK 584/3 uyarınca eş rızası aranmaz. İİK 303/1 gereği konkordatoya muvafakat etmeyen alacaklı birlikte sorumlu kefillere karşı haklarını korur; konkordato mühletinin (faiz işletilmeme dahil) sonuçları yalnız alacaklı-borçlu arasında hüküm doğurur, kefilleri bağlamaz. Kefil, ancak sözleşmede açık hüküm bulunması halinde çek sorumluluk bedelinden (gayri nakdi alacaktan) sorumlu tutulabilir; açık hüküm yoksa sorumlu tutulamaz.
Ele alınan meseleler
Genel kredi sözleşmesinden doğan uyuşmazlıkta görevli mahkeme
Genel kredi sözleşmeleri 6102 sayılı TTK'nın 4. maddesi kapsamında olup bu sözleşmelerden doğan uyuşmazlıklar ticari dava niteliğindedir. Aynı Kanun'un 7. maddesindeki Ticari Teselsül Karinesi uyarınca ticari işlere kefalet müteselsil kefalet sayıldığından uyuşmazlık ticari dava olma niteliğini kaybetmez; bu nedenle asliye ticaret mahkemesi görevlidir.
Sonuç: ret
Şirket ortak/yöneticisinin şirket lehine kefaletinde eş rızası ve kefaletin geçerliliği
TBK 583/1 uyarınca kefalet sözleşmesi yazılı şekilde, azami miktar ve kefalet tarihi ile müteselsil kefil sıfatının kefilin el yazısıyla belirtilmesi koşuluyla geçerlidir. TBK 584/1'e göre evli kefil kural olarak diğer eşin yazılı rızasıyla kefil olabilirse de, aynı maddeye 28.03.2013 değişikliğiyle eklenen 3. fıkra gereği şirket ortak ve yöneticilerinin şirket lehine verdikleri kefaletlerde eş rızası aranmaz. Davalılar sözleşme tarihinde asıl borçlu şirketin ortak ve yöneticisi olduklarından kefaletleri eş rızasına tabi değildir. Ayrıca sözleşme öncesi düzenlenen bilgi formu ile davalılar genel işlem koşulu niteliğindeki hükümler bakımından yeterince bilgilendirildiğinden kefalet geçerlidir.
Sonuç: ret
Konkordato mühletinin müteselsil kefillere etkisi
İİK 303/1 uyarınca konkordatoya muvafakat etmeyen alacaklı, borçtan birlikte sorumlu olanlara karşı bütün haklarını muhafaza eder. Temlik eden banka alacaklılar toplantısında konkordato projesine muvafakat etmediğinden davacının kefillere başvurmasında engel yoktur. Konkordato (geçici veya kesin) mühletinin sonuçları yalnızca alacaklı ve borçlu bakımından geçerli olup borçtan birlikte sorumlu kefiller bakımından etkisi olmadığından, faiz işletilmeme kuralı da kefiller yönünden bağlayıcı değildir. Tasdik edilen projeye göre asıl borçlu şirketçe dava tarihinden sonra yapılan ödemelerin icra dairesince infaz aşamasında dikkate alınmasına karar verilmesi yerindedir.
Sonuç: ret
Uygulanacak temerrüt faizi oranı
Genel kredi sözleşmesinin 33.2 maddesinde temerrüt halinde bankanın ilgili ticari kredilerdeki en yüksek faiz oranının %100 fazlası oranında temerrüt faizi uygulayabileceği kabul edilmiştir. İskonto kredisinde akdi faiz %25 olduğundan sözleşme gereği %100 fazlası olan %50 temerrüt faizi; KMH alacağına uygulanan temerrüt faizi ise ilgili TCMB tebliğlerine uygun olduğundan, talep edilen faiz oranları yerindedir.
Sonuç: ret
Alacağın likit olması ve icra inkar tazminatı
Davalı kefillerin temerrüdünün sonuçları kapsamında işlemiş faize hükmedilmesi ve alacak likit olduğundan davalılar aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesi yerindedir.
Sonuç: ret
Kefilin çek sorumluluk bedelinden (gayri nakdi alacak) sorumluluğu
5941 sayılı Çek Kanunu'nun 3. maddesi uyarınca muhatap banka süresinde ibraz edilen çekin karşılığının bulunmaması halinde yasal sorumluluk miktarına kadar ödemekle yükümlü olup, bu husus hesap sahibi ile banka arasında dönülemeyecek bir gayri nakdi kredi sözleşmesi hükmündedir. Bu ödeme külfeti bankaya yükletildiğinden, yükümlülüğün borçlulardan istenebilmesi için bankanın yükümlülüğünün sözleşmede karşı taraf borçlularca üstlenildiğine ilişkin açık hüküm bulunması gerekir. İncelenen genel kredi sözleşmesinde kefillerin çek sorumluluk bedeline dayalı gayri nakdi alacaktan sorumlu olduklarına dair hüküm bulunmadığından davacının istinaf nedeni yerinde değildir.
Sonuç: ret
Kavramlar: müteselsil kefalet, ticari teselsül karinesi, eş rızası, genel işlem koşulu, konkordato mühleti, gayri nakdi kredi / çek sorumluluk bedeli, temerrüt faizi, icra inkar tazminatı, itirazın iptali
Emsal değeri: Konkordato mühletinin sonuçlarının (faiz işletilmeme dahil) yalnız alacaklı-borçlu arasında geçerli olup müteselsil kefilleri bağlamadığı; şirket ortak/yöneticisinin şirket lehine kefaletinde eş rızası aranmadığı; kefilin çek sorumluluk bedelinden ancak sözleşmede açık hüküm varsa sorumlu tutulabileceği yönünden bölgesel ve ikna edici emsal değeri taşır.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 12. HUKUK DAİRESİ
ESAS NO 2023/1004
KARAR NO 2026/1034 TÜRKMİLLETİADINAKARAR
İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ BAKIRKÖY 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ 21/02/2023
NUMARASI 2020/906 Esas - 2023/185 Karar
DAVA
İtirazın İptali (Genel Kredi Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ 18/12/2020
İSTİNAF KARAR TARİHİ 03/06/2026
Davanın kısmen kabulüne ilişkin kararın davacı ve davalılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;
DAVA
Davacı vekili; Büyükçekmece 1. İcra Dairesinin ... esas sayılı dosyasına konu hak ve alacakların, alacaklı ... tarafından Beykoz 48. Noterliği'nin 25.03.2020 tarihli temliknamesi ile müvekkili şirkete temlik edildiğini, temlik eden banka ile borçlu ... ... .. Ltd. Şti. arasında genel kredi sözleşmesi akdedildiğini, davalıların sözleşmeleri müteselsil kefil sıfatıyla imzaladıklarını, temlik eden bankanın genel kredi sözleşmesinden doğan nakdi ve çek sorumluluk bedellerinden kaynaklanan gayri nakdi alacağının mevcut olduğunu, borcun ödenmemesi üzerine borçlulara 25.10.2019 tarihli hesap kat ihtarının keşide edildiğini, işbu hesap kat ihtarına rağmen verilen süre içinde borcun ödenmediğini, temlik eden banka tarafından borçlular aleyhine takip başlatıldığını, ancak davalıların itirazı nedeniyle takibin durdurulmasına karar verildiğini, asıl borçlu şirketin konkordato istemine ilişkin Bakırköy 2.
ATM'nin 2019/246 esas sayılı dosyasında komiser heyeti raporunda müvekkilinin 39.400,47-TL alacaklı olduğunun kabul edildiğini belirterek, davalıların itirazının iptali ile davalılar aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.
CEVAP
Davalılar vekili; müvekkillerinin yetkilisi veya ortağı olduğu ... ... ... Ltd. Şti. hakkında Bakırköy 2. ATM’nin 2019/246 E. sayılı dosyası ile 10/04/2019 tarihinde geçici mühlet kararı verildiğini, işbu mühletin 03/07/2019 tarihinde 2 ay uzatıldığını ve 03/09/2019 tarihinde kesin mühlet verildiğinden, takip yapılmasının önlenmesi kararı verildiğini, bu nedenle şirket hakkında icra takibi yapılmasının mümkün olmadığını, müvekkilleri ile şirket arasında zorunlu hukuki arkadaşlık bulunduğundan, müvekkilleri hakkında takip yapılmasının hukuka aykırı olduğunu, müvekkillerinin davacıya borcu bulunmadığını, hesap kat ihtarının itiraza uğraması nedeniyle davacının alacağı ispatlaması gerektiğini, sözleşmede yer alan müvekkilleri aleyhine olan hükümlerin genel işlem koşulu niteliğinde olduğunu, tek taraflı ve müzakere edilmeden konulan sözleşme hükümlerinin geçersiz olduğunu, davacının kendisine verilmiş olan teminat çeklerini tahsil ettiğini, alacak likit olmadığından icra inkar tazminatı talep edilemeyeceğini, evli olan müvekkilleri için eş rızası alınmadığından kefaletin geçersiz olduğunu, kefaletlerin kanuni şartları haiz olmadığını belirterek, davanın reddini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEME KARARI
Mahkemece; temlik eden banka ile asıl borçlu ... ... arasında 14.05.2018 tarihinde 1.250.000-TL limitli genel kredi sözleşmesi imzalandığı, davalıların sözleşmeyi müteselsil kefil sıfatıyla imzaladığı, davalıların takip tarihi itibariyle 19.144,97-TL asıl alacak, 5.919,56-TL asıl alacak ve 3.029,38-TL işlemiş akdi faizi olmak üzere toplam 28.093,91-TL borcu olduğu, takip tarihinden itibaren asıl alacak tutarı olan 19.144,97-TL ticari nitelikli kredi yönünden % 50 oranında, 5.919,56-TL kredili mevduat hesabı yönünden tamamen tahsil edilinceye kadar % 24 oranında temerrüt faizi ve bu faiz üzerinden %5 gider vergisi (BSMV) uygulanması gerektiği, ... ve ... no'lu çeklerin iade edilmemesi sebebiyle yasal yükümlüleri tutarı olan 4.060,00-TL ve karşılığı bulunmayan ...
no'lu çekin yasal yükümlülük tutarı olan 2.030-TL olmak üzere toplam 6.090-TL'nin depo edilmesi talebi yönünden; davalıların dava dışı şirkete verilen çek karnesi ve bu çek karnesinin verilmesine esas sözleşme kapsamında davalıların sorumluluklarını gösterir açık hüküm bulunmadığı gerekçesiyle, davalıların takibe itirazının kısmen iptaline, alacağın %20'si olan 5.618,78-TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, takip tarihinden itibaren asıl alacak tutarı olan 19.144,97-TL ticari nitelikli kredi yönünden yıllık %50 oranında, diğer asıl alacak tutarı 5.919,56-TL kredili mevduat hesabı yönünden %24 oranında temerrüt faizi ve bu faiz üzerinden %5 (BSMV) uygulanmasına, fazlaya ilişkin 3 çek yönünden depo ve tazminat taleplerinin sübut bulmadığından reddine, aynı alacak yönünden dava dışı ...
... ... Ltd. Şti'nin Bakırköy 2. ATM'nin 2019/246 Esas, 2020/675 Karar sayılı konkordato dosyasındaki ödeme planı kapsamında yaptığı ve yapacağı ödemelerin infaz aşamasında mahsubunun yapılmasına karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ
1-Davacı vekili; mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporlarının eksik ve hatalı olduğunu, bilirkişi raporlarında gayrinakdi çek bedeli kredisi yönünden hatalı değerlendirme yapıldığını, müvekkili şirketin 3 adet çek yaprağından dolayı alacaklı olduğunu, raporda her ne kadar kefillerin gayrinakdi kredilerin deposundan sorumlu olacağına ilişkin sözleşmede bir düzenleme yer almadığı tespitinde bulunulmuşsa da, bu hususun gerçeği yansıtmadığını, zira dava dışı şirket ile imzalanan kredi sözleşmelerinin tamamında davalıların müteselsil kefil sıfatıyla yer aldıklarını, kefilin gayrı nakdi alacaklardan da sorumlu olması için sözleşmede özel hüküm bulunması gerektiğini düzenleyen hiç bir yasa hükmü bulunmadığını, genel kredi sözleşmesinin 14.2 maddesi gereğince davalıların sorumlu bulunduğunu belirterek, kararın kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
2- Davalılar vekili; müvekkillerinin borcu kefalet sözleşmesinden kaynaklandığından, mahkemenin görevsiz olup görevli mahkemenin asliye hukuk mahkemesi olduğunu, davacı tarafça gönderilen hesap kat ihtarı itiraza uğradığından, alacağı davacının ispat etmesi gerektiğini, müvekkillerinin yetkilisi veya ortağı olduğu ... ... hakkında konkordato dosyası ile 10/04/2019 tarihinde geçici mühlet kararı verildiğini, işbu mühletin 03/07/2019 tarihinde 2 ay uzatıldığını, 03/09/2019 tarihinde kesin mühlet verildiğini ve akabinde işbu kesin mühlet süresi içerisinde konkordatonun tasdiki kararı verildiğini, dolayısıyla davacı taraf konkordato projesi ile bağlı olup, davacının müvekkillerine başvurmasının hukuka aykırı olduğunu, yine tasdik edilen konkordato projesine göre davacı tarafa dava dışı şirket tarafından ödeme yapıldığı tespit edilmiş olup, işbu davaya konu icra takibinin mükerrer olduğunu, genel işlem koşulu niteliğindeki sözleşme hükümlerinin geçersiz olduğunu, bu nedenle özellikle faize dair hükümlere dayalı olarak talep edilen temerrüt faiz oranının hukuka aykırı olduğunu, müvekkilleri evli olup eş rızası alınmaksızın yapılan kefalet sözleşmesinin geçersiz olduğunu, hükme esas alınan bilirkişi raporunda tespit edilen temerrüt faizi oranının fahiş ve hukuka aykırı olduğunu, bilirkişi ek raporunda davacı tarafça tahsil edilen çeklerin eksik olarak belirtildiğini, zira konkordato dosyasında alınan bilirkişi raporu ve komiser raporunda çeklerin tahsil edildiğinin tespit edildiğini, asıl borçlu şirketin ticari defterleri incelenmeden karar verilmesinin hatalı olduğunu, yine alacak rehinle teminat altına alınmadığından geçici mühlet tarihinden sonra faiz işletilmesinin mümkün olmadığını, ayrıca alacak likit olmadığından icra inkar tazminatı talebinin reddinin gerektiğini belirterek, kararın kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
GEREKÇE
Dava, genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili istemiyle başlatılan takibe yönelik itirazın iptali istemine ilişkindir. Somut olayda; davacı banka ile dava dışı asıl borçlu ... ... arasında 14.05.2018 tarihli 1.250.000-TL limitli genel kredi sözleşmesi akdedildiği, davalıların sözleşmeyi aynı limitle müteselsil kefil sıfatıyla imzaladıkları, kredi borçlarının ödenmemesi üzerine hesabın kat edilerek 25.10.2019 tarihinde borçlu ve kefillere kat ihtarnamesi keşide edildiği anlaşılmaktadır. Mahkemece alınan kök ve ek bilirkişi raporlarında; asıl borçlu şirketin ticari defterlerinde 32.253,12-TL borçlu olduğu, dava dışı banka tarafından dava dışı asıl borçlu şirkete iskonto kredisi, kredili mevduat hesabı ve çek kredisi kullandırıldığı, iskonto kredisinde akdi faiz oranının %25 olduğu, genel kredi sözleşmesinin 33/2 maddesi hükmü gereğince akdi faizin %100 fazlası olan %50 oranında temerrüt faizi istenebileceği, KMH alacağı yönünden ilgili TCMB tebliğleri gereğince %19,20 oranında akdi ve %24 oranında temerrüt faizi talep edilebileceği, alacaklı tarafından da aynı oranlarda faiz talep edildiği, takip tarihi itibariyle davacının 19.144,97-TL ticari kredi alacağı ve 3.933,89-TL işlemiş faiz, 5.919,56-TL KMH alacağı ve 934,15-TL işlemiş faiz, olmak üzere toplam 29.932,57-TL nakit alacağı bulunduğu, ancak davacı tarafça 28.093,91-TL alacak talep edilmiş olmakla taleple bağlı kalınması gerektiği, asıl borçlu şirkete çek karnesi verildiği, 3 adet çek yaprağının ibraz ya da iade edilmediği, ancak sözleşmede kefillerin sorumluluğunu düzenleyen bir hüküm bulunmadığı, dvacının çek sorumluluk bedeli depo talebinin yerinde olmadığı, temlik eden bankaya verilen teminat çekleri 2019 keşide tarihli olup, borcun ise çeklerin ibraz tarihlerinden sonra teşekkül eden borç olduğu, bu bakımdan eski keşide tarihli çeklerin davaya konu borcu etkilemediği, konkordato başvurusu nedeniyle faiz işletilmeme kuralının davalı kefiller bakımından bağlayıcı olmadığı görüşü bildirilmiştir.
Genel kredi sözleşmeleri 6102 sayılı TTK'nın 4. maddesi kapsamında olup, ticari nitelikteki bu sözleşmelerden kaynaklanan uyuşmazlıklar ticari dava niteliğindedir.Aynı kanunun 7. maddesinde “Ticari Teselsül Karinesi” uyarınca ticari işlere kefalet, müteselsil kefalet olarak kabul edilmiştir. Somut uyuşmazlık bakımından asliye ticaret mahkemesi görevli olup, davalılar vekilinin mahkemenin görevine ilişkin istinaf nedeni yerinde görülmemiştir. TBK'nın 583/1 maddesi, "Kefalet sözleşmesi, yazılı şekilde yapılmadıkça ve kefilin sorumlu olacağı azamî miktar ile kefalet tarihi belirtilmedikçe geçerli olmaz. Kefilin, sorumlu olduğu azamî miktarı, kefalet tarihini ve müteselsil kefil olması durumunda, bu sıfatla veya bu anlama gelen bir ifadeyle yükümlülük altına girdiğini kefalet sözleşmesinde kendi el yazısıyla belirtmesi şarttır." hükmünü haizdir.Sözleşme tarihi olan 14.05.2018 tarihi itibariyle asıl borçlu şirketin ortak ve yöneticisi oldukları, ticaret sicil kayıtlarından anlaşılmaktadır.
6098 sayılı TBK’nın 584/1. maddesinde, eşlerden birinin, mahkemece verilmiş bir ayrılık kararı olmadıkça veya yasal olarak ayrı yaşama hakkı doğmadıkça, ancak diğerinin yazılı rızasıyla kefil olabileceği, bu rızanın sözleşmenin kurulmasından önce ya da en geç kurulması anında verilmesinin şart olduğu hüküm altına alınmıştır. Maddeye 28.03.2013 tarihinde yapılan değişiklik ile eklenen 3. fıkrada, şirket ortak ve yöneticilerinin şirket lehine verdikleri kefaletlerde eş rızasının aranmayacağı belirtilmiştir. Dolayısıyla davalıların kefaleti eş rızasına tabi değildir. Yine genel kredi sözleşmesinin imzası öncesinde düzenlenmiş olan sözleşme öncesi bilgi formu ile davalıların sözleşme ve içeriğindeki genel işlem koşulu niteliğinde bulunan hükümler bakımından yeterince bilgilendirildikleri anlaşılmaktadır.
Bu nedenle davalılar vekilinin kefaletin geçersizliğine ilişkin ileri sürdüğü istinaf nedeni yerinde değildir. İİK'nın 303/1. maddesi “Konkordatoya muvafakat etmeyen alacaklı borçtan birlikte sorumlu olanlara karşı bütün haklarını muhafaza eder" hükmünü içermektedir. Somut olayda asıl borçlu şirket tarafından konkordato talep edildiği, davanın kabulüne karar verildiği, kararın istinaf ve temyiz aşamalarından geçerek kesinleştiği, davaya müdahil olarak katılan temlik eden banka tarafından, alacaklılar toplantısında konkordato talep eden asıl borçlu şirketin konkordato projesine muvafakat edilmemiştir.Davacının davalı kefillere başvurmasında engel bulunmamaktadır. Konkordato (geçici veya kesin) mühletinin sonuçları, yalnızca alacaklı ve borçlu bakımından geçerli olduğundan, borçtan birlikte sorumlu olan kefiller bakımından etkisi olmadığından davalılar vekilinin bu yöndeki istinaf nedeni yerinde değildir.
Genel kredi sözleşmesinin 33.2 maddesinde, temerrüt halinde bankanın temerrüt tarihindeki kısa, orta ve uzun vadeli ticari kredilerden faiz oranı en yüksek olanın %100 fazlası oranında temerrüt faizi uygulanacağı kabul edilmiştir. İskonto kredisinde akdi faiz oranı %25 olup, sözleşme gereğince %100 fazlası olan %50 oranında temerrüt faizi talep edilebilecektir. KMH alacağına uygulanan temerrüt faizi de ilgili TCMB tebliğlerine uygun olup, davalılar vekilinin temerrüt faizi oranına ilişkin istinaf nedeni yerinde değildir. Yine temlik eden bankaya verilen teminat çekleri 2019 keşide tarihli olup, borcun ise çeklerin ibraz tarihlerinden sonra kalan borç olduğu tespit edilmiştir. Tasdik edilen konkordato projesine göre asıl borçlu şirket tarafından taksitler halinde davacıya işbu dava tarihinden sonra ödemeler yapıldığı tespit edilmiş olmakla,ödemelerin icra dairesince infaz aşamasında dikkate alınmasına karar verilmesi yerindedir.
Davalı kefillerin temerrütünün sonuçları kapsamında işlemiş faize hükmedilmesi, alacak likit olduğundan, davalılar aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesi yerindedir. Bu nedenle davalılar vekilinin bu hususlarda ileri sürdüğü istinaf nedenleri yerinde görülmemiştir. 5941 sayılı Çek Kanunu'nun 3. maddesi uyarınca; muhatap banka, süresinde ibraz edilen çekin karşılığının bulunmaması hâlinde yasal sorumluluk miktarına kadar ödeme yapmak, çekin karşılığının kısmen bulunması durumunda ise, kalan meblağı tamamlamakla yükümlüdür. Aynı maddede ödeme yükümlülüğü ile ilgili bu hususun, hesap sahibi ile muhatap banka arasında çek defterinin teslimi sırasında yapılmış olan dönülemeyecek bir gayri nakdi kredi sözleşmesi hükmünde olduğu açıklanmıştır.
Bu ödeme külfeti bankalara yükletilmiş olduğundan, bu yükümlülüğün borçlulardan talep edilebilmesi için bankanın yükümlülüğünün sözleşmede karşı taraf borçlular tarafından üstlenildiğine ilişkin açık hüküm bulunması gereklidir. Bu nedenle somut olay bakımından davalı kefillerin çek sorumluluk bedelinden kaynaklanan gayrı nakit alacaktan sorumlu tutulup tutulamayacağının tespiti için, taraflarca akdedilmiş olan sözleşmede bu yönde açık bir hüküm bulunup bulunmadığının tespiti gerekmektedir. İncelenen genel kredi sözleşmesinde ise kefillerin çek sorumluluk bedeline dayalı gayrı nakit alacaktan sorumlu olduklarına dair bir hüküm bulunmamaktadır. Bu nedenle davacı vekilinin ileri sürdüğü istinaf nedeni de yerinde değildir.
Açıklanan nedenlerle,karara ilişkin ileri sürdükleri istinaf nedenleri yerinde olmayan davacı vekili ile davalılar vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
HÜKÜM
Yukarıda açıklanan nedenlerle: Davacı ve davalılar vekillerinin istinaf başvurularının HMK'nun 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, Alınması gereken 732-TL istinaf karar harcından peşin yatırılan 179,90-TL harcın mahsubu ile kalan 552,10-TL harcın davacıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına, Alınması gereken 1.919,10-TL istinaf karar harcından peşin yatırılan 1.439,40-TL harcın mahsubu ile kalan 479,70-TL harcın davalılardan müteselsilen alınarak Hazine'ye gelir kaydına, Açıklanan nedenlerle,taraflarca yapılan istinaf yargı giderlerinin üzerlerinde bırakılmasına, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda HMK 362(1)-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi.03/06/2026
İlişkili maddeler
- TTK m.4 — IV – Ticari davalar, çekişmesiz yargı işleri ve delilleri / 1. Genel olarak
- TTK m.7 — II - Teselsül karinesi
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/istanbul-bam-12-hukuk-dairesi-2023-1004-2026-1034 — erişim: 20.07.2026