6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Genel kurul kararının yokluğu davasında ihtiyati tedbir ve yaklaşık ispat

İstanbul BAM 12. Hukuk Dairesi 2026/825 E. 2026/1195 K. · 24.06.2026 · istinaf başvurusunun esastan reddi · kesin

Kural

Genel kurul kararlarının yokluğu/iptali istemli davada, toplantının çağrısız yapıldığı ve hazirun cetvelinin davacı ortak tarafından imzalandığı, davacı dışındaki ortakların (çoğunluğun) toplantının icra edildiğini beyan ettiği ve aynı konuda ceza soruşturması yürütüldüğü hallerde; tutanağın davacının iradesi dışında değiştirildiği ve görünürdeki işlemlerin geçersiz olduğu hususunda yaklaşık ispat sağlanmış sayılmaz. Bu durumda, uyuşmazlığın çözümü ileri sürülen maddi vakıaların tespitine bağlı olduğundan ve gelişen delil durumuna göre yeniden tedbir talep edilebileceğinden, kararların icrasının ve tescillerin durdurulması, malvarlığına tedbir ve kayyım atanması yönündeki ihtiyati tedbir talepleri reddedilir.

Ele alınan meseleler

Genel kurul kararlarının yokluğu/iptali davasında ihtiyati tedbir taleplerinde yaklaşık ispat

İhtiyati tedbir, talep edenin haklılığının yaklaşık olarak ispatlanmasına bağlıdır; bu ölçüde ispat sağlanmadıkça tedbir verilemez. Uyuşmazlık, çağrısız usulde toplanan genel kurulda alınan kararların yokluğu/iptali istemine ilişkindir; davacı toplantı tutanağının iradesi dışında değiştirildiğini ve kendisinin görmediği içerikte bir kararın tescil edildiğini ileri sürmekte ise de, hazirun cetvelinin bizzat kendisi tarafından imzalandığı kabul edilmekte, davacı dışındaki ortaklar (kalan %66) genel kurulun icra edildiğini beyan etmekte ve aynı konuda bir ceza soruşturması da yürütülmektedir. Toplantının çağrısız gerçekleştirilmesi ve hazirun cetvelinin davacıca imzalanmış olması karşısında, davanın açıldığı aşamada tutanağın değiştirildiği ve görünürdeki işlemlerin geçersiz olduğu yönünde yaklaşık ispatı sağlayacak delil bulunduğu kabul edilemez. Uyuşmazlığın çözümü davacının ileri sürdüğü maddi vakıaların tespitine bağlı olduğundan ve gelişen delil durumuna göre yeniden ihtiyati tedbir talep edilebileceğinden, genel kurul kararlarının icrasının ve tescil işlemlerinin durdurulması, şirket malvarlığına tedbir konulması ve şirkete kayyım atanması taleplerinin reddinde isabetsizlik bulunmamaktadır.

Sonuç: ret

Kavramlar: ihtiyati tedbir, yaklaşık ispat, genel kurul kararının yokluğu, genel kurul kararının iptali, çağrısız genel kurul, hazirun cetveli, denetim ve onay kayyımı, yönetim kayyımı

Emsal değeri: Genel kurul kararlarının yokluğu/iptali davasında ihtiyati tedbir için yaklaşık ispat ölçütünün nasıl uygulanacağı; hazirun cetvelini imzalamış ortağın tutanağın sonradan değiştirildiği iddiasının, çağrısız toplantı ve çoğunluk ortakların toplantının yapıldığı yönündeki beyanı karşısında yaklaşık ispat için yeterli görülmemesi açısından bölgesel-ikna edici emsal değeri taşır.

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 12. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO 2026/825

KARAR NO 2026/1195 TÜRK MİLLETİ ADINA — İSTİNAF KARARI

İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ BAKIRKÖY 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ 04/03/2026 (Ara Karar)

NUMARASI 2026/64 Esas İHTİYATİ TEDBİR TALEP EDEN

TALEP İhtiyati Tedbir

İSTİNAF KARAR TARİHİ 24/06/2026

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ

Davacı vekili; davaya konu 10.09.2025 tarihli sözde genel kurul toplantısının gerçekte hiç yapılmadığını, yapılacak olan toplantı taslağına ilişkin maili sunduklarını Ankara merkez adresli şirketlerinde çalışan muhasebeci ... tarafından, İstanbul'da çalışan mali müşavir ...'a e-posta ile gönderildiğini, toplantının çevrim içi yapılmasının mümkün olmadığını, şirket ortaklarının toplantı günü bir araya gelmediklerini, hazırlanan olağan genel kurul toplantı taslağının içeriğinin değiştirilerek ticaret sicilinde tescil edildiğini, toplantıda kendisine yöneltilen suçlamalara cevap vermemesinin hayatın olağan akışında mümkün olmadığı gibi denetçi raporu okunmuş ise de zorunluluk olduğu halde toplantıda denetçinin hazır bulunmadığını, olağan toplantı taslağı ile birlikte hazirun cetvelini imzaladığını, savcılık soruşturmasının halen devam ettiğini hiç yapılmayan toplantıda sözde seçilen yönetim kurulunun 12.12.2025 tarihli olağanüstü genel kurulu toplantısında tekrarlanarak meşru hale getirilmeye çalışıldığını, meşruiyet kazandırma çabası olarak da 10.09.2025 tarihinde sözde genel kurul kararı ile seçilmiş yönetim kurulunun tamamen aynısının 28 Ocak 2026 tarihli ve ...

sayılı ticaret sicil gazetesinde aynen ve tekraren tescil ve ilan edildiğini, bu durumun açıkça 10.09.2025 tarihli toplantının geçersiz olduğunun ve yapılmış gibi gösterildiğinin itirafı olduğunu, yetkisiz sözde yönetim kurulunun çağrısı ile toplanan 12.12.2025 tarihli olağanüstü genel kurulda alınan kararların yok hükmünde olduğunu ileri sürerek her iki genel kurulda alınan kararların icrasının durdurulmasına,şirkete yönetim kayyımı atanmasına karar verilmesini talep etmiştir.

09. 03.2026 tarihli dilekçe ile davacı vekili ;dava dilekçesindeki vakıaları tekrar ederek 10.09.2025 tarihli Olağan ,12.12.2025 tarihli Olağanüstü Toplantı'da alınan tüm kararların yürütülmesinin durdurulmasına, Türkiye Ticaret Sicili Gazetesinde 10.09.2025 tarihinden sonra yapılmış tüm tescillerin tedbiren durdurulmasına ve yapılacak yeni tescillerin tedbiren önlenmesine/durdurulmasına, Şirket'e tedbiren kayyım atanmasına,Davalı şirket'in taşınır ve taşınmaz malvarlığı üzerine ihtiyati tedbir mahiyetinde satış yasağı konulmasına aksi kanaat halinde ise "davalıdır" şerhi konulmasına karar verilmesini talep etmiştir. Mahkemece; 19/02/2026 tarihli ara karar ile yönetim kurulunun görüşü alınarak davacının haklarının korunması amacıyla davacının resmi olarak ortağı olduğu davalı ...

AŞ'ne denetim kayyımı atanması yönünden geçici hukuki korunma sağlanması için şartların bulunduğu, şirkete denetim kayyımı atanmasının yerinde olacağı gerekçesiyle şirkete denetim kayyımı atanmasına, dosyadaki delil durumu uyarınca bu konuda yaklaşık ispat şartının gerçekleşmediği de dikkate alındığında davacı vekilinin genel kurullarda alınan kararların yürütmesinin durdurulması yönündeki ihtiyati tedbir istemi ve 10/09/2025 tarihinden itibaren yapılmış ve yapılacak tüm tescil işlemlerinin durdurulması isteminin reddine karar verilmiştir. Kayyım atanmasına ilişkin ara karara davalı tarafın itirazı üzerine 05.03.2026 tarihli ara karar ile itirazı kabul ederek dosya üzerinde denetim ve onay kayyımı kararı ataması kaldırılmıştır.

İhtiyati tedbir talebinin yinelenmesi üzerine mahkemece; 04/03/2026 ara karar tarihi, 24.03.2026 yazım tarihli, ancak mahkemenin 11/03/2026 tarihli duruşmasında verilen 1 numaralı ara karar uyarınca yazıldığı belirtilen, 11.03.2026 tarihli duruşmanın 1 nolu ara kararının gerekçeli kararı olduğu düşünülen ara kararı ile davanın genel kurul kararlarının yokluğu ve iptaline ilişkin bir dava olduğu, davanın mahiyeti dikkate alındığında davalı şirkete denetim ve onay kayyımı atanmasının yerinde olmayacağı, HMK'nin 389.maddesi gereğince ihtiyati tedbirin sadece "uyuşmazlık konusu şey hakkında" verilebileceğinden doğrudan davanın esasına çözecek mahiyette ve nitelikte bir tedbir kararı verilemeyeceğinden ve HMK 389/1.

Maddede aranan şartların sağlandığının yaklaşık ölçüde ispatının gerçekleşmediği, değerlendirildiğinden davacı vekillerinin ihtiyati tedbir isteminin reddine karar verilmiştir. Davacı vekili; her bir tedbir talebinin somut verilerle desteklendiği bir dosyada, mahkemenin yaklaşık ispat koşullarının oluşmadığından bahisle kararların yürütülmesinin durdurulması tedbir talebini ve tescillerin durdurulması tedbir talebini reddetmesinin; davanın genel kurul kararlarının hükümsüzlüğü olması nedeniyle davalı şirkete denetim ve onay kayyımı atanması ara kararından rücu etmesi TTK madde 449 ile HMK madde 389 ruhuna ve amacına aykırı olduğunu, davalı şirkete denetim ve onay kayyımı atanması gibi bu denli önemli bir tedbir kararının verildiği tarihten yaklaşık 2 (İKİ) hafta sonraki gerekçesiz bir şekilde rücu edilmesi kendi içerisinde dahi çelişkili olduğunu,huzurdaki davaya konu 10.09.2025 tarihli Sözde Olağan Toplantı fiziki ve/veya elektronik ortamda hiç gerçekleşmediği, toplantı hiç yapılmadığını, bu nedenle, 10.09.2025 tarihli Sözde Olağan Toplantıda alınan kararlar ve 12.12.2025 tarihli Sözde Olağanüstü Toplantıda alınan kararların yok hükmünde olduğunu, davacı müvekkile olağan bir gündemle hazırlanan 2023-2024 mali yılları taslak toplantı tutanağı imzalatıldığı;

ancak ticaret siciline tescil edilen tutanağın içeriğinin tamamen farklı ve davacının bilgisi ile rızası dışında değiştirildiğinin sonradan anlaşıldığını, tescil edilen tutanakta davacının yönetimden çıkarıldığı, hakkında gerçeğe aykırı ve ağır ithamlar yapıldığı ve 2023-2024 dönemi için ibra edilmediğine dair sözde karar alındığı ancak buna karşı müvekkilin tek bir beyanda bile bulunmadığı alınan karar muhalefet şerhi düşmediği görüldüğü, yok hükmündeki bir sözde genel kurul kararıyla teşekkül ettirilen gayrimeşru yönetim kurulunun varlığı nedeniyle,sözde yönetim döneminde ise şirketin taşınır ve taşınmaz mal varlığı sistematik olarak nakde çevrilmekte, ana iştigal alanına ilişkin faaliyetler —araç kiralama ve akaryakıt ihaleleri başta olmak üzere— neredeyse tamamen durdurulduğu, kamu borçları kasıtlı olarak ödenmemekte, stratejik şube kapatılarak şirketin gelir üretim kapasitesi bilinçli biçimde eritilmekte ve banka kredileri yönetim kurulu üyelerinin şahsi hesaplarına aktarılmak suretiyle şirket varlıklarının tüketildiğini, Bakırköy 4.

ATM'nin 2026/64 E. sayılı dosyasında ihtiyati tedbir taleplerinin reddine dair verilen 04.03.2026 tarihli ara karar; usul ve yasaya aykırı olduğundan istinaf başvurusunun kabulüne, davalı Şirket'e tedbiren kayyım atanmasına, davalı şirketin taşınır ve taşınmaz malvarlığı üzerine ihtiyati tedbir mahiyetinde satış yasağı konulmasına aksi kanaat halinde ise "davalıdır" şerhi konulmasına, şirketin faaliyetlerinin sağlıklı devamı, malvarlığının korunması ve daha fazla tahribatın önlenmesi için, yönetim kurulu mevkii hukuka aykırı şekilde gasp edilmiş bulunan şirkete ivedilikle tedbiren kayyım atanmasının zorunlu olduğunu, şirketin her geçen gün daha fazla zarara uğratılması ve varlığının eritilmesi karşısında, gecikme ve aksaklıkların önlenmesi amacıyla acilen kayyım atanmasının elzem olduğunu, talep edilen kayyım, şirket iş ve işlemlerini aksatmak bir yana şirket ve pay sahiplerinin menfaatinin gereği olduğunu, davalı Şirket yönetim kurulu kayyım atanması kararından haberdar olmasına rağmen apar topar taşınmaz satışları gerçekleştirdiğini ileri sürerek her iki toplantıda alınan kararların icrasının ,yapılan tescillerin durdurulmasını , şirket malvarlığının devrinin engellenmesine ,şirkete tedbiren kayyım atanmasına karar verilmesini talep etmiştir.

Davacının talebini 09.10.2025 tarihinde yapılan çağrısız usulde toplanıp davacının yönetim kurulu üyeliğinden çıkartılarak diğer ortakların yönetim kurulu üyesi olarak seçilmesine karar verildiği ve ikinci olarak 09.10.2025 tarihli genel kurulda seçilen yönetim kurulunun çağrısıyla yapılan 12.12.2025 tarihli olağanüstü genel kurulda alınan kararlara yönelik açılan davada ihtiyati tedbir istemlerine yöneliktir.Davacı tarafça 09.10.2025 tarihinde yapılan çağrısız usulde yapılan toplantı tutanağının iradesi dışında değiştirildiği ve kendisinin görmediği içerikte bir genel kurul kararının tescil edildiği ileri sürülmekte ise de, hazirun cetvelinin davacı tarafından imzalandığı da kabul edilmektedir.

Davacı dışındaki bütün ortaklarda (kalan %66) genel kurulun icra edildiğini beyan etmektedirler. Aynı konuda yürütülen bir ceza soruşturma dosyası da bulunduğu anlaşılmaktadır. Davanın açıldığı aşamada hazirun cetvelinin davacı tarafından imzalandığının kabulü ile toplantının çağrısız gerçekleştirilmesi karşısında tutanağın değiştirildiğinin kabulü için yaklaşık ispatın sağlandığı kabul edilemeyecektir. Davanın bulunduğu aşamada görünürdeki işlemlerin geçersizliği sonucuna varılacak yaklaşık ispatı sağlayacak delil bulunduğunun kabulü mümkün değildir.Uyuşmazlığın çözümü;davacı tarafça ileri sürülen maddi vakıaların tesbitine bağlı olup bu yolda gelişen delil durumuna göre yeniden ihtiyati tedbir talep edilebileceğinden genel kurul kararlarının icrasının ,tescil işlemlerinin durdurulmasına, şirket malvarlığına tedbir konulmasına ,şirkete kayyım atanması taleplerinin reddine karar verilmesinde isabetsizlik görülmemiştir.

HÜKÜM

Yukarıda açıklanan nedenlerle: İhtiyati tedbir talep eden davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nun 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, Peşin harcın karar harcına mahsubuna başkaca harç alınmasına yer olmadığına, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda HMK 362(1)-f maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 24/06/2026

İlişkili maddeler

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/istanbul-bam-12-hukuk-dairesi-2026-825-2026-1195 — erişim: 20.07.2026

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.