5570 sayılı Kanun kapsamı kredide kefalette eş rızası aranmaz
İstanbul BAM 12. Hukuk Dairesi 2026/48 E. 2026/52 K. · 13.01.2026 · istinaf başvurusunun esastan reddi · temyiz yolu açık
Kural
5570 sayılı Kanun kapsamında kullandırılan faiz destekli kredilerde verilen kefalette, TBK 584/3 uyarınca eşin rızası aranmaz; bu tür bir kredide eş rızası bulunmaması kefaleti geçersiz kılmaz. Sözleşmenin genel işlem koşulu içerdiğini ve haksız şart taşıdığını ileri süren taraf, hangi hükümlerin haksız/dürüstlük kuralına aykırı olduğunu somutlaştırmak zorundadır; sözleşmenin tamamını okuyup imzaladığını beyan eden ve haksız şartı somutlaştırmayan tarafın, emredici hükümlere aykırılık da bulunmadığında, kefaletin geçersizliği ve genel işlem koşuluna dayalı menfi tespit talebi reddedilir.
Ele alınan meseleler
Kefalette eş rızasının aranıp aranmayacağı (TBK 584)
Davalı banka tarafından asıl borçluya kullandırılan kredi, yıllık %7,5 faiz oranıyla verilen ve 5570 sayılı Kamu Sermayeli Bankalar Tarafından Yürütülen Faiz Destekli Kredi Kullandırılmasına Dair Kanun kapsamında kullandırılan bir kredidir. TBK 584/3 hükmü, bu Kanun kapsamında kullandırılan kredilerde verilecek kefaletler için eşin rızasının aranmayacağını öngörmektedir. Kredi bu kapsamda olduğundan davacının müteselsil kefaleti bakımından eş rızası gerekmez; kefalet bu yönden geçerlidir.
Sonuç: ret
Genel işlem koşulu / haksız şart iddiası ve denetimi
Genel işlem koşullarının denetimi üç aşamalıdır: yürürlük denetiminde (TBK 21) düzenleyen, karşı tarafa koşulların varlığı hakkında açıkça bilgi verip içeriğini öğrenmesine imkân sağlamalı, aksi hâlde koşullar yazılmamış sayılır; yorum denetiminde (TBK 23) tereddüt hâlinde düzenleyen aleyhine ve karşı taraf lehine yorum benimsenir; içerik denetiminde (TBK 25) koşullar dürüstlük kuralına ve hakkın kötüye kullanılması yasağına aykırı olacak, sözleşme dengesini bozacak ölçüde karşı taraf menfaatine aykırı olamaz. Somut olayda davacı, sözleşme hükümlerinin tamamını okuyup öğrendiğini imzasıyla beyan etmiştir; hangi hükümlerin haksız şart sayılacağını somutlaştırmamıştır. Müteselsil kefalet şartlarında TBK'nın emredici hükümlerine aykırılık, dürüstlük kuralına aykırılık veya hakkın kötüye kullanımı teşkil eden bir hüküm bulunmadığından bu yöndeki iddialar yerinde değildir.
Sonuç: ret
Kavramlar: müteselsil kefalet, kefalette eş rızası, faiz destekli kredi (5570 sayılı Kanun, genel işlem koşulları, haksız şart, yürürlük denetimi, yorum denetimi, içerik denetimi, menfi tespit
Emsal değeri: 5570 sayılı Kanun kapsamındaki faiz destekli (cansuyu) kredilerde verilen kefalette TBK 584/3 istisnası uyarınca eş rızasının aranmayacağı ve genel işlem koşulu/haksız şart iddiasında somutlaştırma yükünün karşı tarafta olduğu yönünden bölgesel-ikna edici emsal değer taşır.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 12. HUKUK DAİRESİ
ESAS NO 2026/48
KARAR NO 2026/52 TÜRKMİLLETİADINAKARAR
İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ İSTANBUL ANADOLU 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ 26/03/2025
NUMARASI 2022/441 Esas - 2025/243 Karar
DAVA
Menfi Tespit
İSTİNAF KARAR TARİHİ 13/01/2026
Davanın reddine ilişkin verilen kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;
DAVA
Davacı vekili; dava dışı ... ile davalı banka arasında 01.06.2020 tarihinde genel kredi sözleşmesi,ek olarak davacı müvekkili ile davalı banka arasında kefalet sözleşmesi imzalandığını; kefilin yalnızca kefalet sözleşmesinde belirtilen kefalet limitinden ve kendi temerrütünün hukuki sonuçlarından sorumlu olacağını; kefilin sadece imzaladığı genel kredi sözleşmesine istinaden geri ödemesi yapılmamış kredilerden sorumlu olduğunu, bundan başkaca bir borçtan sorumlu tutulamayacağını; sözleşme imzalandığı tarihte müvekkilin evli olduğunu, kefalet sözleşmesinin geçerliliği için eş rızası gerektiğini ancak müvekkilin eşinin kanuna uygun bir şekilde ve rızası alınmadan kefalet sözleşmesi düzenlenmesinin sözleşmeyi geçersiz hale getirdiğini;kefalet sözleşmesinin kesin hükümsüz olduğu bildirimi davalı bankaya yapılmış olsa da davalı bankaca dava dışı ...'ın nakit borçlarının ödenmesi ve gayri nakdi kredilere ilişkin belgelerin iadesi talebinde bulunduğunu ileri sürerek kefalet sözleşmesinin kesin hükümsüzlüğünün tespiti ile borçlu olunmadığının tespitine karar verilmesini talep etmiştir.
ISLAH
Davacı vekili;TBKnın 584. maddesinde açık şekilde ifade edildiği üzere “Eşlerden biri mahkemece verilmiş bir ayrılık kararı olmadıkça veya yasal olarak ayrı yaşama hakkı doğmadıkça, ancak diğerinin yazılı rızasıyla kefil olabilir; ” hükmünü haiz olduğunu,sözleşmenin tanzim edildiği tarih itibariyle müvekkilinin evli olduğunu, TBKnın 584 maddesinin emredici hüküm niteliğinde olduğunu, sözleşmenin birçok hükmünde sözleşmenin niteliğine ve işin özelliğine aykırı genel işlem koşulları olduğu, davalı tarafından müvekkile karşı detaylı şekilde bilgilendirme yapılmadığı, davalı tarafından sözleşme içeriğinin doğru ve açık bir şekilde müvekkile aktarılmadığını ileri sürerek davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP
Davalı vekili; öncelikle dava şartı olan ara buluculuk başvurusu yapılmadığından davanın usulden reddini talep etmiş; esasa ilişkin olarak ise davacının, müvekkil davalı bankanın ... ...şubesi müşterisi olan dava dışı asıl borçlu ...'a 01.06.2020 tarihinde kullandırılan ... Kredisine aynı tarihte kefil olduğunu, bu işletme kredisi açısından eş rızası aranmadığını açıklayarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEME KARARI
Mahkemece; benimsenen ve somut olaya uygun görülen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; davalı banka ile dava dışı ... arasında 01.06.2020 tarihinde Genel Kredi Sözleşmesi imzalandığı, davacının ise iş bu sözleşmeyi kefil olarak imzaladığını, ancak kefalet sözleşmesinin geçerli olmadığını bu nedenle kesin hükümsüzlüğünün tespiti ile borçlu olmadığının tespiti için iş bu davanın açıldığı, bilahare davacı vekili ıslah dilekçesi sunarak; taraflar arasında imzalanan sözleşmesin geçerlilik şartlarını taşımadığı bu nedenle sözleşmenin hükümsüzlüğünü, sözleşme şartlarının genel işlem koşulu altında incelenmesini talep ettiği ,somut olayda dava hükümsüzlüğe dayalı menfi tespit davası olup, davacı kefil olarak imzaladığı can suyu kredisinden dolayı kefaletin eş rızası olmadığından dolayı geçersiz olduğundan bahisle hükümsüz olduğu,ıslah dilekçesi altına bu sebebe bir de genel işlem koşulu gerçekleşmediği, sözleşmenin matbu olduğunu ve davacıya gerekli bilgi verilmediğinden dolayı geçersiz olduğu sebebini eklediği , can suyu kredilerinde eş rızası aranmayacağından kefalet geçerli olup ayrıca davacı kefil sözleşmeyi okuyarak imzaladığını beyan etmesi karşısında davanın reddine karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPBLERİ
Davacı vekili; Müvekkil ...'nin kefil olduğu sözleşme faiz destekli kredi sözleşmesi olmadığını, İşbu nedenle eşin rızası arandığını, Müvekkil ile davalı banka arasındaki kefalet sözleşmesi TBK nın 583 maddesi açısından şekle aykırılık teşkil ettiğini, TBKnın . 584. Maddesinde açık şekilde ifade edildiği üzere “Eşlerden biri mahkemece verilmiş bir ayrılık kararı olmadıkça veya yasal olarak ayrı yaşama hakkı doğmadıkça, ancak diğerinin yazılı rızasıyla kefil olabilir" hükmü gereği, kefaletin geçersiz olduğunu, akdedilen sözleşme, TBK 20 vd. maddeleri doğrultusunda genel işlem koşulları taşıdığını, bu şartlar altında akdedilen sözleşme incelendiğinde; birçok hükümde sözleşmenin niteliğine ve işin özelliğine aykırı genel işlem koşulları olduğunu, davalı tarafından müvekkile karşı detaylı şekilde bilgilendirme yapılmadığını, davalı tarafından sözleşme içeriğinin doğru ve açık bir şekilde müvekkile aktarılmadığını, taraflar arasında akdedilen sözleşmenin genel işlem koşulu altında incelenmesini, bazı maddelerin yazılmamış sayılmasını ve bazı maddelerin de müvekkil lehine yorumlanması gerektiğini, müvekkil açısından salt okuyarak imzaladığı hususunda belirleme yapılması yerel mahkeme kararının hukuka aykırı olduğunu gösterdiğini ileri sürerek kararın kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
GEREKÇE
Dava; davacı müteselsil kefil sıfatıyla imzaladığı genel kredi sözleşmesi nedeniyle davalıya borçlu olmadığının tespiti istemine ilişkindir. Davalı banka tarafından hesabın kat edilerek ödeme talep edildiğinde davacı tarafından eş rızası alınmadığından kefalet sözleşmesinin geçersiz olduğu ve genel işlem şartlarına aykırı hükümler içerdiğinden sözleşmenin bazı maddelerinin hükümsüz sayılması gerektiğinden menfi tesbit talebinde bulunulmuştur. Bilirkişi kök raporunda; Davalı banka ile dava dışı ... arasında 01.06.2020 tarihinde imzalanan Kredi Çerçeve Sözleşmesi`ne istinaden davalı banka tarafından dava dışı asıl borçluya, davacının müteselsil kefaleti karşılığında 600.000-TL limit tesis edildiği, asıl borçluya 09.06.2020 tarihinde 400.000- TL tutarında, aylık %0,625-yıllık %7,50 akdi faiz oranıyla, ilk beş ay geri ödemesiz olmak üzere 31 ay vadeli, ...
numaralı taksitli ticari cansuyu kredisi tahsis edildiği; 6098 sayılı TBK nın 584. maddesinde "... 27/12/2006 tarihli ve 5570 sayılı Kamu Sermayeli Bankalar Tarafından Yürütülen Faiz Destekli Kredi Kullandırılmasına Dair Kanun kapsamında kullanılacak kredilerde verilecek kefaletler ile tarım kredi, tarım satış ve esnaf ve sanatkârlar kredi ve kefalet kooperatifleri ile kamu kurum ve kuruluşlarınca kooperatif ortaklarına kullandırılacak kredilerde verilecek kefaletler için eşin rızası aranmaz." hükmünü haiz 3. fıkrası doğrultusunda, eş rızasının aranmayacağı; geri ödemelerin süresinde yapılmaması üzerine borçlulara Ankara 62. Noterliğince ....2020 tarihli ve ... yevmiye numaralı ihtarname keşide edildiği belirtilmiştir.
Banka kayıtları üzerinde yapılan inceleme neticesinde; davalı banka tarafından kullandırılan kredinin yıllık %7,5 oranda faiz ile kullandırılan 5570 sayılı Kamu Sermayeli Bankalar Tarafından Yürütülen Faiz Destekli Kredi Kullandırılmasına Dair Kanun kapsamında kullandırılan bir kredi olduğundan eş rızası gerekmemektedir. Davacı vekili sözleşme hükümlerinin genel işlem koşulu hükümleri taşıdığını ileri sürerek bazı maddelerin haksız şart taşıdığını ileri sürse de hangi hükümlerin haksız şart olduğunu açıkça belirtmemiştir. Genel işlem koşullarının denetlenmesi noktasında yapılan incelemede " Yürürlük denetimi 6098 sayılı Kanun'un 21 inci maddesi gereği genel işlem koşullarını düzenleyen taraf, karşı tarafa söz konusu koşulların varlığı hakkında açıkça bilgi verip içeriğinin öğrenmesine imkân sağlamalıdır.
Aksi hâlde genel işlem koşulları yazılmamış sayılır.... Yorum denetimi ise 6098 sayılı Kanun'un 23 üncü maddesinde öngörülmekle hüküm gereği genel işlem koşullarının yorumlanması ihtiyacı gerektiğinde düzenleyen aleyhine ve karşı taraf lehine olan yorum benimsenir. İçerik yönünden ise 25 inci madde de genel işlem koşullarının dürüstlük kurallarına aykırı olacak ölçüde karşı tarafın menfaatine aykırı olamayacağı belirtilmiştir. Buna göre içerik denetiminden anlaşılması gereken ise söz konusu kuralların dürüstlük kuralı ve hakkın kötüye kullanılması yasağı açısından incelenmesidir. Hukuk sisteminde içerik denetimine ihtiyaç duyulmasının nedeni taraflar arasında olması gereken sözleşme dengesinin bozulmasıdır.
(Yargıtay HGK nın 2022/1267 esas, 2023/427 karar sayılı ilamı.) Somut olayda davacının kredi sözleşmesi hükümlerinin tamamını okuyup öğrendiğini imzası ile beyan ettiği; Sözleşmede hangi hükümlerin genel işlem koşullarını taşıdığı anlaşılan sözleşme hükümlerinde haksız şart sayılacak madde somutlaştırılmadığı gibi; genel kredi sözleşmesine verilen müteselsil kefalet şartlarında TBK nın emredici hükümlerine aykırılık görülmediği ,dürüstlük kuralına aykırı veya hakkın kötüye kullanımı teşkil ettiğinin kabulü gereken bir hüküm bulunmadığından davanın reddine ilişkin kararda hukuka aykırılık bulunmamıştır. Açıklanan nedenlerle; davada dava sebebi sözleşmede verilen kefaletin eş rızası olmadığından geçersizliği ve sözleşmenin genel işlem koşullarında haksız şartlar içerdiğine ilişkin olduğu, bu sınırlar dahilinde yapılan incelemede davanın reddine yönelik karara ilişkin istinaf nedenleri yerinde görülmemiş, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
HÜKÜM
Yukarıda açıklanan nedenlerle: Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nun 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, Alınması gereken 732-TL istinaf karar harcından peşin yatırılan 615,40-TL harcın mahsubu ile kalan 116,6-TL harcın davacıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına, Davacı tarafından yapılan giderlerin üzerinde bırakılmasına, Gerekçeli kararın bir örneğinin taraflara tebliğine, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içinde HMK’nın 361/1. maddesi gereği Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere oybirliği ile karar verildi.13/01/2026
İlişkili maddeler
Doğrulanmış madde ilişkisi yok.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/istanbul-bam-12-hukuk-dairesi-2026-48-2026-52 — erişim: 20.07.2026