TTK 531 fesih davasında yargılama süresince ortak sıfatının korunması zorunluluğu
İstanbul BAM 12. Hukuk Dairesi 2026/395 E. 2026/487 K. · 16.03.2026 · istinaf başvurusunun esastan reddi · temyiz yolu açık
Kural
TTK m. 531 uyarınca haklı sebeple fesih ve tasfiye talep edebilmek için davacının yargılama süresince ortak (pay sahibi) sıfatını taşıması gerekir; davacı yargılama sırasında kesinleşmiş bir kararla ortaklık sıfatını yitirirse dava reddedilir. Ortaklık sıfatını kaldıran kesin hüküm, kesinleşmiş başka bir hükümle iptal edilmedikçe etkilerini sürdürdüğünden, bu hükme karşı açılan yargılamanın iadesi davası -henüz kabul edilip hüküm hükümden düşmedikçe- bekletici mesele yapılmasını gerektirmez; iade kabul edilir ve pay sahipliği yeniden doğarsa aynı dava her zaman yeniden açılabilir. Ortak sıfatı bulunmadığı belirlendiğinde, ortak sıfatı esasına dayanan haklı sebep ve alternatif çözüm (çıkma payı) yönündeki nedenler ayrıca incelenmez.
Ele alınan meseleler
Ortak sıfatının kesin hükümle yitirilmesi ve yargılamanın iadesinin bekletici mesele yapılması talebi
TTK m. 531 gereği fesih talep edebilmek için davacının yargılama süresince ortak sıfatını taşıması gerekir. Davadışı ortakların açtığı dava neticesinde davacının şirketteki paylarının üçüncü şahıslara aidiyeti belirlenip payların iptali ile hak sahipleri adına tesciline karar verilmiş ve bu karar kesinleşmiş olduğundan, davacı yargılama sırasında davalı şirketteki ortaklık sıfatını kaybetmiştir. Kesin hüküm, kesinleşmiş başka bir hükümle iptal edilmedikçe etkilerini meydana getirir; yargılamanın iadesi talebinin kabulü halinde ise ilgili hüküm hükümden düşer. Bu nedenle yargılamanın iadesi davasının neticesinin beklenmesi (bekletici mesele) gerektiğine ilişkin istinaf nedeni yerinde değildir; zira yargılamanın iadesi sonucunda davacının pay sahibi olması durumunda aynı dava her zaman yeniden açılabilir.
Sonuç: ret
Ortak sıfatı esasına dayanan diğer istinaf nedenlerinin (haklı sebep, alternatif çözüm/çıkma payı) incelenmemesi
Davacı vekilinin diğer istinaf nedenleri, davacının şirket ortağı olduğu esasına göre ileri sürülmüş olup; davacının ortaklık sıfatı bulunmadığı belirlendiğinden, kararın içeriğine göre bu nedenlerin ayrıca cevaplanmasına gerek görülmemiştir.
Sonuç: tartışılmadı
Kavramlar: haklı sebeple fesih ve tasfiye, aktif husumet (ortak/pay sahibi sıfatı, kesin hüküm, yargılamanın iadesi, bekletici mesele, çıkma payı (alternatif çözüm
Emsal değeri: TTK 531 fesih davasında ortak sıfatının yargılama boyunca korunması zorunluluğu ile ortaklık sıfatını kaldıran kesin hükme karşı açılan yargılamanın iadesi davasının bekletici mesele oluşturmayacağı yönünden emsal niteliğindedir; BAM kararı olarak bölgesel ve ikna edici değerdedir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 12. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO 2026/395
KARAR NO 2026/487 TÜRK MİLLETİ ADINA — İSTİNAF KARARI
İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ İSTANBUL 18. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ 23/10/2025
NUMARASI 2013/319 Esas - 2025/730 Karar
DAVA
Ticari Şirket (Fesih İstemli)
DAVA TARİHİ 28/11/2013
İSTİNAF KARAR TARİHİ 16/03/2026
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Davacı vekili; müvekkilinin 1992 yılında ... ile evlendiğini, evliliğinin 21 yıl sürdüğünü, davalı şirketin hisselerinin %40'ına sahip olduğunu, müvekkilinin boşanma davası sebebiyle aile ortaklığından dışlanması, ortaklar arasındaki güven ilişkisinin sarsılması nedeniyle mevcut durumun çekilmez hale geldiğini,şirkette sadece 5 paydaş davacı, eşi ve eşinin çocukları bulunmasının, somut olayda kişisel nedenlerin de göz önüne alınması gerektiğini gösterdiğini, ortaklar arasındaki güven ilişkisinin ortadan kalktığını gösterdiğini ve tasfiye için haklı sebep oluştuğunu gösterdiğini, müvekkilinin şirkete giriş kartının iptal edildiğini, şirket merkezine girip çıkamadığını , ortaklıktan kaynaklanan hiçbir hakkını kullanamaz hale getirdiğini belirterek şirketin fesih ve tasfiyesine,aksi halde hisselerin gerçek değerinin ödenerek ortaklıktan çıkartılmasına karar verilmesini talep etmiştir.Davalı vekili;
davacı tarafından ileri sürülen vakıaların bir kısmının 6102 sayılı yeni TTK'nın yürürlük tarihinden önceki döneme ilişkin olduğunu, önceki döneme ilişkin olguların mahkemece değerlendirmeye alınmaması gerektiğini, davacının, aile ortaklığından dışlandığı, ortaklar arasındaki güven ilişkisinin sarsıldığı,güven ilişkisinin bittiği yönündeki iddialarının firma hissedarı ... arasındaki şahsi uyuşmazlık olduğunu,kişisel uyuşmazlıkların sermaye ortaklıklarının devamı bakımından tehlike oluşturmayacağını,10 yıldır hiç kar payı dağıtılmadığı, azınlık haklarının kullanımının ve bilgi edinme haklarının engellendiği, vazgeçilmez müktesep haklarının kullanılmadığı, şirketin kötü yönetildiği, çoğunluk pay sahibinin gücünü kötüye kullanarak şirketi sadece kendi menfaatlerine uygun şekilde yönettiği gibi hususların doğru olmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece; İstanbul 9. ATMnin 2017/176 esas sayılı dosyasında davacı ...'ın davaya konu %40 hissesinin üçüncü şahıslara aidiyetinin tespiti davası açılmakla davacının davalı şirket ortağının huzurdaki davada sıfatı bulunup bulunmadığının belirsiz hale geldiğini, 2017 yılının başından itibaren İstanbul 9 ATM 'ye ait dosyanın sonuçlanması beklenildiği, 2017/176 esas 2021/735 karar sayılı davada verilen kararın istinafı üzerine, İstanbul BAM 14 HD nin2021/2268 esas 2023/1818 karar 09/11/2023 tarihli kararı ile; "Davanın kabulü ile davalı şirketin toplam hisselerinin %40'ına isabet eden ve şirket pay defterinde davalı ... adına kayıtlı olan toplam 255.274 adet hissenin 127.637 adedinin davacı ...'a, geriye kalan 127.637 adedinin davacı ...'ye ait olduğunun tespiti ile şirket pay defterindeki kayıtların bu şekilde düzeltilmesine," şeklinde karar verildiği, karara karşı ...
tarafından temyiz yoluna başvurulduğu, Yargıtay 11 HD'nin 13/02/2025 tarihli 2024/36 esas 2025/882 sayılı kararı ile onanarak kararın 13/02/2025 tarihinde kesinleştiği, şirketin fesih tasfiyesinin talep edilebilmesi için davacının şirkette pay sahibi olması gerektiği,kesinleşen karara göre davacının şirket ortağı olmadığı, davacı sıfatı kalmadığından, davanın husumet yokluğu açısından reddi gerektiği, son duruşmada davacı vekilince, yargılamanın iadesi talepli dava açtıkları belirtilerek bekletici mesele yapılmasını istemiş ise de, davacının söz konusu şirkette paydaş olmadığı kesinleşmiş karar ile sübut bulduğu, yargılamanın iadesi neticesinde de verilerek karara göre davacının pay sahibi olması durumunda her zaman aynı davanın açılabileceği ,bekletici mesele yapılması talebinin reddine karar verilmiştir.Davacı vekili;
mevcut fesih davasında, müvekkilin "pay sahibi" sıfatı davanın temel taşı olduğu,eğer yargılamanın iadesi davası kabul edilirse, müvekkilin pay sahipliği sıfatı davanın açıldığı tarihten itibaren kesintisiz olarak devam etmiş sayılacağını, mahkemenin, müvekkilin aktif husumet ehliyetinin mevcudiyetini belirleyecek olan yargılamanın iadesi davasını HMK 165 uyarınca bekletici mesele yapmayarak, hem usul ekonomisini hem de maddi adaleti zedelediğini müvekkilin paylarının elinden alınmasına gerekçe gösterilen işlemler, müvekkilin ve annesinin imzalarının taklit edilmesi suretiyle gerçekleştirildiğini, mahkemenin kararının kesinleşmesini beklemiş, ancak bu kararın "yargılamanın iadesi" yoluyla yeniden tartışmalı hale getirilmesini bir "belirsizlik" olarak kabul etmediğini,sahtecilik iddialarını araştırmadan, müvekkilin pay sahipliğini sona erdiren kararın "kesinleşmiş" olmasının arkasına sığınmasının adalete erişim hakkının özünü zedelediğini,"etkili başvuru hakkını" ihlal ettiğini, fesih yerine alternatif çözüm olarak çıkma payı talebinin incelenmediğini belirterek, yargılamanın iadesi davasının sonucunun beklenmesi ve ardından TTK 531 çerçevesinde haklı sebeplerin ve alternatif çözümlerin esastan incelenmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davacının TTK'nın 531 maddesi kapsamında açtığı fesih ve tasfiye davasında bekletici mesele yapılan ve kesin hükümle karara bağlanan dava ile davadışı ortakların açtığı dava neticesinde davacının şirketteki paylarının üçüncü şahıslara aidiyeti belirlenmiş ve davacının paylarının iptali ile hak sahipleri adına tesciline dair verilen karar ile davacı davalı şirkette ki ortaklık sıfatını kaybetmiştir.TTK nın 531 maddesi gereği fesih talep edebilmek için yargılama süresince davacının ortak sıfatı bulunması gerekir. Yargılama sırasında ortak sıfatını kesinleşen karar ile kayıp eden davacının davası bu nedenle reddine karar verilmiştir. Kesin hükmün yine kesinleşen bir hükümle iptal edilmediği müddetçe etkilerini meydana getireceği yargılamanın iadesi talebinin kabulü halinde hükümden düşeceği dikkate alındığında davacı vekilinin yargılamanın iadesi davasının neticesinin beklenmesi gerektiğine ilişkin istinaf nedeni yerinde bulunmamıştır.Davacı vekilinin diğer istinaf nedenleri davacının şirket ortağı olduğu esasına göre ileri sürülmüş olup ,kararın içeriğine göre ayrıca cevaplanmasına gerek görülmemiş, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
HÜKÜM
Yukarıda açıklanan nedenlerle: Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nun 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, Peşin harcın karar harcına mahsubuna başkaca harç alınmasına yer olmadığına, Davacı tarafından yapılan giderlerin kendisi üzerinde bırakılmasına, Gerekçeli kararın bir örneğinin taraf vekillerine tebliğine, HMK'nun 361/1. maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde temyiz yoluna başvurulabileceğine, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliğiyle karar verildi. 16/03/2026
İlişkili maddeler
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/istanbul-bam-12-hukuk-dairesi-2026-395-2026-487 — erişim: 20.07.2026