Noterde pay devrinin aksinin yazılı/kesin delille ispatı
İstanbul BAM 12. Hukuk Dairesi 2026/236 E. 2026/303 K. · 18.02.2026 · istinaf başvurusunun esastan reddi · temyiz yolu açık
Kural
Bir limited şirket payının noterde düzenlenen devir sözleşmesiyle, bedeli nakden ve tamamen alınarak devredildiği ikrar edilmişse, devrin gerçekte emaneten/inançlı işlem amacıyla yapıldığı ve payların iade edileceği iddiası ancak yazılı (kesin) delille ispatlanabilir; senede karşı tanık dinlenemez. İnanç sözleşmesi, tarafların imzasını taşıyan yazılı belgeyle veya bulunmadığında karşı tarafın elinden çıkmış yazılı delil başlangıcıyla ispatlanır; böyle bir belge sunulmadıkça tanık dinlenmesi talebi reddedilir. İşlemin tarafı olan kişi, dava dilekçesinde ileri sürmediği muvazaaya —üstelik kendi işlemine karşı— dayanamaz; muvazaa istisnası (HMK 203/1-d) bu durumda tanık dinlenmesini gerektirmez. Olaya TBK 561 anlamında saklama/emanet sözleşmesi hükümleri uygulansa dahi ispat yine yazılı delille mümkün olduğundan sonuç değişmez.
Ele alınan meseleler
İnançlı işlem/emanet iddiasının ispat şekli ve tanık dinlenmesi talebi
İnanç sözleşmesinin varlığı ancak tarafların imzasını taşıyan yazılı bir belgeyle ispatlanabilir; böyle bir yazılı delil yoksa yalnızca uyuşmazlığa delalet eden ve karşı tarafın elinden çıkmış, yazılı delil başlangıcı niteliğinde bir belge nazara alınabilir. Somut olayda davacı, noterde düzenlenen pay devir sözleşmesiyle paylarını devrettiğini ve devir bedelini nakden ve tamamen aldığını ikrar etmiştir; resmi belgede yazılı olanın aksi ancak yazılı ve kesin delille ispatlanabilir. Davacının devirden sonra şirket yönetimini üstlenmiş olması, iddiasını ispata yarar bir karine oluşturmaz. Davacının ileri sürdüğü gibi olaya TBK 561 uyarınca saklama sözleşmesi hükümleri uygulansa dahi, yazılı devir beyanı karşısında hisselerin emaneten verildiği yine ancak yazılı delille ispatlanabilir. Yazılı delil başlangıcı olabilecek bir belge sunulmadığından, tanık dinlenmesi gerektiğine ilişkin istinaf sebebi yerinde değildir.
Sonuç: ret
Muvazaa istisnasına dayanılamaması ve uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi
Maddi vakıaların anlatımı taraflara, hukuki tavsif hâkime aittir. Dava dilekçesinde muvazaa iddiası ileri sürülmemiştir; ayrıca davacı işlemin bizzat tarafı olduğundan muvazaaya dayanma imkânı da bulunmamaktadır. Bu nedenle muvazaalı işlemlerde tanıkla ispata cevaz veren istisna somut olayda uygulanamaz. Davacının ileri sürdüğü maddi vakıalara göre uyuşmazlığın inançlı sözleşme hukuki nedenine dayandığının kabulü gerekir; inançlı işlem veya emanet sözleşmesinin varlığının ileri sürülmesi sonuca etkili olmayıp, devir sözleşmesinin aksinin mutlaka kesin delille ispatı gerekir.
Sonuç: ret
Gereksiz bilirkişi incelemesi / eksik inceleme iddiası
Mahkemece gerekli olmadığı hâlde bilirkişi incelemesi yaptırılması yerinde değilse de, bu husus sonuca etkili bulunmamıştır. Davanın ispatlanamamış olması karşısında, eksik incelemeye dayalı istinaf sebebi yerinde görülmemiştir.
Sonuç: ret
Kavramlar: inançlı işlem, inanç sözleşmesi, muvazaa, yazılı delille ispat, yazılı delil başlangıcı, senede karşı senetle ispat, saklama (emanet) sözleşmesi, hukuki nitelendirmenin hâkime ait olması, HMK 203/1 tanıkla ispat istisnaları
Emsal değeri: Noterde bedeli alınarak yapıldığı ikrar edilen pay devrinin gerçekte emaneten/inançlı olduğu iddiasının ancak yazılı/kesin delille ispatlanabileceği, yazılı delil başlangıcı yoksa tanık dinlenemeyeceği; işlemin tarafı olan ve dava dilekçesinde muvazaa ileri sürmeyen kişinin muvazaa istisnasına dayanamayacağı yönünde bölgesel/ikna edici emsal değeri taşır.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 12. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO 2026/236
KARAR NO 2026/303 TÜRK MİLLETİ ADINA — İSTİNAF KARARI
İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ İSTANBUL ANADOLU 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ 25/09/2025
NUMARASI 2024/22 Esas - 2025/700 Karar
DAVA
Alacak (Ticari Nitelikteki Emanet Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ 09/01/2024
İSTİNAF KARAR TARİHİ 18/02/2026
Davanın reddine ilişkin verilen kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;
DAVA
Davacı vekili; davalı ... ile müvekkilinin davalı şirkette ortak iken, davalıya duyulan güven kapsamında şirkette bulunan %15 hissesi, geri alınmak üzere emaneten ...’a 17/07/2017 tarihinde bedelsiz olarak devrettiğini, emanet olarak verilen hisselerin kendisine iade edilmesini talep ettiğini, bahsi geçen dönemde COVID-19 pandemi süreci başladığını ve bu bahane gösterilerek davalı ... tarafından hisse devrinden kaçınıldığını, müvekkili tarafından bu süreçte davalı ... ile eşit düzeyde şirketten maaş aldığını, ancak bahsi geçen dönemde gerek huzur hakkı, gerek temettü, gerekse kâr payı veya başkaca bir ad altında davacı müvekkiline davalı şirketten maaş dışında herhangi bir kâr payı ödemesi yapılmadığını ileri sürerek davacının davalı ...’a güvenerek emaneten devrettiği hissenin davacı müvekkili adına bedelsiz tesciline;
bu mümkün değilse, işbu belirsiz alacak davasının kabulü ile davacı müvekkiline ait olan ve fakat davalı ... tarafından zorla alıkonulan hisselerin güncel piyasa değerine karşılık şimdilik 5.000-TL'nin,davalı şirketde ortak sıfatıyla yaptığı çalışma karşılığında hak ettiği kâr payı, huzur hakkı ve temettü başta olmak üzere ortaklıktan kaynaklı hak kazanmış olduğu tüm alacaklara karşılık şimdilik 5.000-TL’nin davalılardan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP
Davalılar vekili; hisselerin devir bedelinin tam ve eksiksiz olarak davacıya ödendiğini; hisselerin geri alma vaadi ile satıldığı iddiasının mesnetsiz olduğunu; davacının hisselerini satmak istemesi üzerine davalı ...’ın bedelini ödeyerek bu hisseleri satın aldığını ileri sürerek davanın reddini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEME KARARI
Mahkemece; davacı tarafça iddia edilen devre konu olan payların davalı tarafından davacıya iade edileceği hususunu içeren, inanç sözleşmesi niteliğinde, davacı ile davalı tarafından imzalanmış yazılı bir belge bulunmadığı gibi Kadıköy ... Noterliği'nin 03..07.2017 tarih ve ... yev. No.lu Limited Şirket Pay Devir Sözleşmesinde davacı tarafın 75.000-TL olan devir bedelini “nakden ve tamamen” aldığının belirtildiğini, noter senedinde yazılı olan hususların davacı tarafça ancak benzer mahiyette bir delil ile aksinin ispat edilebileceğini, davacı tarafça bu yönde de sunulmuş bir delil bulunmadığından sübut bulmayan davanın reddine karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ
Davacı vekili; her iki ortağın şirketi birlikte yönetmekte ve idare ederken, davalı şirketin bir kısım mali sorunlar yaşaması üzerine davalı ..., davacı müvekkilinden davalı şirket paylarının kendisine emaneten verilmesini istediğini, neticede ısrarlarına yenik düştüğünü ve emaneten, iade alınmak üzere, bedeli hiçbir şekilde alınmadan davalı şirkette olan payları, davalı ...'e emaneten devredildiğini, mahkeme tarafından ilişki hatalı tespit edilerek tanıkların dinlenilmesi talebinin defaatle reddine karar verildiğini, TBK nın 561 vd. hükümlerinin fiilen uygulanamaz hale geleceğini, bilirkişi tarafından salt hukuki bir müessesenin tespitine ilişkin rapor düzenlenerek dosyaya ibraz edildiğini, taraf delilleri toplanmadan eksik inceleme ile karar verildiğini, ilişkinin emanet ilişkisi olması vesilesi ile yazılı delil ile ispat şartı bulunmuyor ise de, kabul anlamına gelmemek kaydıyla, bir an için bu şekilde bir şartın mevcudiyeti düşünülse dahi HMK m.
203/1(ç) ile HMK m. 203/1(d) düzenlemeleri uyarınca tanıklarının dinlenilmesi yine de zorunlu olduğunu, davalı ... tarafından davacı müvekkiline, ekonomik kaygılar ile şirket paylarının kendisine bila bedel, iade edilmek üzere ve emaneten verilmesi rica edildiğinden bu beyana güvenerek emaneten verildiğini, kararının kaldırılmasına, yeniden yargılama yapılarak neticede davamızın dava dilekçesindeki talepleri doğrultusunda kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
GEREKÇE
Dava; davacıya ait limited şirket paylarının davacı tarafından davalıya emaneten bırakıldığı ileri sürülerek payların iptaliyle adına tesciline veya pay bedelinin davalılardan tahsili istemine ilişkindir.Davacı taraf hisselerin emaneten davalıya verildiği ,iade edileceği hususunda; Davalı tarafından davalı şirket payları emaneten davacı müvekkilinden alınırken bu hususun noterde "devir" olarak nitelendirilmesine karşın, kökteki doğru işlemin emanet ilişkisi olması durumu kendi başına muvazaa niteliğinde olduğunu; HMKnın203/1(d) uyarınca, muvazaalı bir işleme ilişkin tanık deliline başvurulması mümkün iken tanıkları dinlenilmeden davanın reddine karar verilmesinin hukuka aykırı olduğunu, bu durumun davalı yanın muvazaası ile hileli eylemlerinin mağduru olması karşısında, bu hususun tanıklar dışında başkaca herhangi bir delil ile ispat edilmesi neredeyse fiilen imkânsız olmasına karşın,mahkemenin ispatı imkânsız kılan kararın hukuka aykırı olduğu ileri sürülmektedir.
Bu halde; davacının noterde düzenlenen devir sözleşmesi ile satarak devir ettiğini beyan ettiği paylarını davacının tanık beyanı ile emaneten verildiğini kanıtlama olanağı olup olmadığının üzerinde durulmalıdır.İnançlı sözleşme, inanılan tarafın elde ettiği hakkı, taraflarca güdülen amaç sona erdikten veya belirli bir süre geçtikten sonra inanana veya üçüncü kişiye devretme taahhüdünü içeren bir anlaşma olarak tarif edilmiştir. (HGK, 13.5.1992 tarih, 1992/14-249 E, 1992/323 K )İnançlı sözleşme ile inanan bir mülkiyet veya alacak hakkını inanılana devretmekte, borçlandırıcı bir sözleşme ile de inanılan kişinin hak ve yetkilerini sınırlandırmaktır. İnanılan hakkını kullanırken kararlaştırılan koşullara uymayı, amaç gerçekleşince veya süre dolunca tekrar hakkı inanana iade etmeyi yükümlenmektedir.
İnançlı işlemler, inanç sözleşmesi ve tasarruf işlemi olmak üzere iki unsurdan oluşmaktadır. İnanç sözleşmesi, inançlı işlemin hukuki sebebini, inanılanın yetki sınırlarını ve kapsamını, inançlı işlemin sona erme nedenlerini, inançlı işlemin sona ermesinden sonra inanç konusu şeyin inanana devredilme biçimi ve koşullarını belirler. Tasarruf işlemi ile ise inançlı işlem konusu şey doğrudan inanan veya üçüncü bir kişi tarafından inanılana devredilir. İnanç sözleşmesine aykırı davranışlar borca aykırılık teşkil edecektir. İnanç sözleşmesinin varlığı ancak yazılı sözleşme ile ispatlanabilir. Bu yazılı delil, tarafların getirecekleri ve onların imzalarını taşıyan bir belge olmalıdır. Aranılan nitelikte yazılı bir delilin bulunmaması halinde uyuşmazlığın vukuuna delalet edecek karşı tarafın elinden çıkmış yazılı delil başlangıcı niteliğinde bir belgenin varlığı nazara alınabilir.
Muvazaa, tarafların üçüncü kişileri aldatmak amacıyla ve fakat gerçek iradelerine uymayan, aralarında hüküm ve sonuç meydana getirmeyen, bir görünüş yaratmak hususunda anlaşmalarıdır. Muvazaada taraflar bilerek, iradelerine uymayan, sadece görünüşte bir sözleşme yapmakta bu sözleşme ile gerçek irade ve amaçlarını gizlemektedirler. Muvazaa anlaşması ile de görünüşteki bu sözleşmenin hiçbir hüküm ve sonuç doğurmayacağını kararlaştırmakta veya görünüşteki sözleşmenin vasfını, taraflarını veya bir unsurunu değiştirmektedirler. Muvazaalı sözleşmelerde, taraflar muvazaa konusu şeyi devretmeyi hiç arzu etmedikleri halde inançlı sözleşmelerde devir gerçekten taraflarca istenmiştir. İnançlı işlemler alacaklılardan mal kaçırma kastı ile de yapılabilmekte olup bu durumda inançlı işlemin içinde muvazaa oluşmasına neden olunmaktadır.
Muvazaanın varlığının kabulü halinde inançlı temlik işlemi de geçersiz olmaktadır. Taraflar arasında alacak -borç ilişkisi kurulmayıp taraflar menfi veya müspet bir zarara uğrasa dahi bunu birbirlerinden talep edemezler. Tüm bu açıklamalar ışığında somut olaya bakıldığında dava dilekçesinin içeriği itibariyle davacı geri almak amacıyla emaneten hisselerini davalı ortağa devrettiğini ileri sürmesine karşın; payını davalıya devir ederek bedelini aldığını ikrar eden noterde düzenlenen hisse devir sözleşmesi mevcuttur. Bu halde resmi belgenin aksinin yine yazılı ve kesin deliller ile ispatı gerekir. Davacının şirketin yönetimini devirden sonra üstlenmesi de davacının iddialarını ispata yarar bir karine teşkil etmemektedir.
Davada maddi vakıaların anlatımı taraflara, hukuki tavsif hakime aittir. Dava dilekçesinde muvaza iddiası ileri sürülmediği gibi, ayrıca davacı işlemin tarafı olduğundan muvazaya dayanma imkanı da bulunmamaktadır. Davacı tarafın iddia ettiği gibi somut olaya TBK nın 561 maddesi uyarınca saklama sözleşmesi hükümlerinin uygulanması gerektiği kabul edilse dahi yazılı bir devir beyanı karşısında hisselerin emaneten verildiğinin ispatı yine yazılı delil ile mümkün olacaktır. Yazılı delil başlangıcı olabilecek bir belge de davacı tarafça sunulmadığından davacı vekilinin tanık dinlenilmesi gerektiğine ilişkin istinaf nedeni yerinde değildir. Davacı tarafça ileri sürülen maddi vakıaların anlatımına göre uyuşmazlığın inançlı sözleşme hukuki nedenine dayandığının kabulü gerektiğinden davacı vekilinin karara yönelik istinaf nedenleri yerinde görülmemiştir.Açıklanan nedenlerle;
hukuki ilişkinin inançlı işlem iddiasına dayalı olduğu, inançlı işlem veya emanet sözleşmesinin varlığının ileri sürülmesinin sonuca etkili olmadığı; devir sözleşmesinin aksinin mutlaka kesin delil ile ispatlanması gerektiği, her ne kadar mahkemece gerekmediği halde bilirkişi incelemesi yaptırılması yerinde değil ise de sonuca etkili bulunmamış, davacı tarafın davasını ispatlayamaıdğı gözetilerek davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
HÜKÜM
Yukarıda açıklanan nedenlerle:Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nun 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,Alınması gereken 732-TL istinaf karar harcından peşin yatırılan 615,40-TL harcın mahsubu ile kalan 116,6-TL harcın davacıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına,Davacı tarafından yapılan giderlerin üzerinde bırakılmasına, davalı ... Şti tarafından yapılan 320-TL istinaf yargı giderinin davacıdan alınarak adı geçen davalıya verilmesine,Gerekçeli kararın bir örneğinin taraflara tebliğine,Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içinde HMK’nın 361/1. maddesi gereği Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere oybirliği ile karar verildi.
18/02/2026
İlişkili maddeler
Doğrulanmış madde ilişkisi yok.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/istanbul-bam-12-hukuk-dairesi-2026-236-2026-303 — erişim: 20.07.2026