6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Şirket ortağına yapılan ödemelerin şirket alacağı olarak ispatı

İstanbul BAM 12. Hukuk Dairesi 2023/961 E. 2026/1029 K. · 03.06.2026 · istinaf başvurusunun esastan reddi · temyiz yolu açık

Kural

Şirket hesabından ortağa/üçüncü kişiye yapılan ödemelere dayalı şirket alacağının tahsili istemli itirazın iptali davasında ispat yükü davacı şirkettedir. Ödeme belgesinde borçlunun imzası bulunmuyor ve karşılığında şirket kasa veya banka hesabından çıkış işlemi tespit edilemiyorsa, harcamanın şirketçe borçlu lehine yapıldığı ispatlanmış sayılmaz. Dayanağı bulunmayan cari hesap virman kaydı ve dayanaksız faiz tahakkukları şirket lehine alacak doğurmaz ve hesaptan çıkarılır; cari hesapta maaş açıklamasıyla kayıtlı ödemeler ortak aleyhine borç olarak kaydedilemez. Dayanaksız kayıtlar çıkarılıp yalnızca imza/dekontla ispatlanan tutarlar eklendiğinde bakiye alacak kalmıyorsa dava reddedilir.

Ele alınan meseleler

İmzasız ve kasa/banka çıkışı bulunmayan ödemelerin şirketçe yapıldığının ispatı

Alacağın varlığını ispat yükü davacı şirkettedir. Davalıya yapıldığı ya da davalı lehine harcama yapıldığı ileri sürülen belgelerde davalının imzası bulunmayan ve karşılığında davacı şirket kasasından veya banka hesabından çıkış işlemi tespit edilemeyen ödemeler bakımından, bu harcamaların davacı şirket tarafından davalı lehine yapıldığı kanıtlanamamıştır; giderin sahibinin genelde ödemeyi yapan olarak göründüğü, aynı gün aynı tutarda kasa çıkışının bulunmadığı, ödeme ile kasa hareketinin örtüşmediği belirlenmiştir. Buna karşılık davalının imzasını taşıyan ya da dekont/makbuzla ispatlanan banka havalesi, nakit, avans ve kasadan yapılan kira ödemeleri davacının ispatlanmış alacağı olarak kabul edilmiştir.

Sonuç: ret

Dayanağı bulunmayan cari hesap virman kaydının davacı lehine alacak sayılamayacağı

01.10.2016 tarihli 146.609,71-TL tutarlı virman kaydının dayanağı bulunmadığından, bu kaydın davacı şirket lehine alacak olarak kabulü mümkün değildir ve cari hesaptan çıkarılması gerekir; bu borçlandırıcı işlem öncesinde davalı davacı şirketten alacaklı durumdadır. Aynı şekilde dayanağı bulunmayan faiz tahakkukları da davacı alacağının hesabından düşülür.

Sonuç: ret

Ortağa maaş açıklamasıyla ödenen tutarların cari hesaba borç kaydedilerek alacağa dönüştürülemeyeceği

Davacı şirketin cari hesabında maaş ödemesi olarak kayıtlı bulunan tutarlar, niteliği gereği cari hesaba davalı aleyhine borç olarak kaydedilemez; bu tutarlar davacının alacağının hesabından çıkarılır. Cari hesaptan dayanağı bulunmayan kayıtların çıkarılması ve ispatlanan alacakların eklenmesi sonucunda davacının davalıdan bakiye alacağının bulunmadığı sonucuna varıldığından, davanın reddine karar verilmesinde isabetsizlik görülmemiştir.

Sonuç: ret

Kavramlar: itirazın iptali, ispat yükü, cari hesap, virman kaydı, takas ve mahsup, ticari defter, bilirkişi raporu, icra inkâr tazminatı

Emsal değeri: Şirket hesabından ortağa yapılan ödemelere dayalı alacak davasında, imza taşımayan ve kasa/banka çıkışıyla örtüşmeyen ödemelerin şirketçe yapıldığının ispatlanamayacağı, dayanaksız cari hesap virman kaydı ile faiz tahakkuklarının alacak doğurmayacağı ve maaş açıklamalı ödemelerin cari hesaba borç kaydedilemeyeceği yönünden bölgesel/ikna edici emsal değer taşır.

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 12. HUKUK DAİRESİ

ESAS NO 2023/961

KARAR NO 2026/1029 TÜRKMİLLETİADINAKARAR

İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ İSTANBUL ANADOLU 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ 30/11/2022

NUMARASI 2018/395 Esas - 2022/788 Karar

DAVA

İtirazın İptali (Ödünç Verme Sözleşmesinden Kaynaklanan)

DAVA TARİHİ 04/08/2018

İSTİNAF KARAR TARİHİ 03/06/2026

Davanın reddine ilişkin verilen kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;

DAVA

Davacı vekili; müvekkili şirketin ortağı olan davalının, şirket hesabından avans harcaması olarak aldığı ve imzalı olarak hesabına borç yazılması talimatını içeren evraklar ile şirket hesabından defaatle kendisine ödeme yapıldığını, bu ödemelerin tutarı 211.973-TL olup, davalıya nakit olarak verildiği gibi davalının ve ailesinin kredi kartları, faturaları ve kira borçlarının ödenmesi şeklinde yapıldığını, müvekkilinin ödeme taleplerinin davalı tarafından bahanelerle geçiştirildiğini, söz konusu alacakların tahsili için davalı aleyhine İstanbul Anadolu 24. İcra Dairesinin ... Esas sayılı dosyası ile takip başlatıldığını, başlatılan icra takibine karşı davalının itirazI ile takibin durdurulduğunu belirterek, davalının itirazının iptali ile davalı aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.

CEVAP

Davalı vekili; müvekkilinin 2002 yılından ... ... şirketlerinde hac ve umre turları organizatörü olarak çalıştığını, sonrasında bu şirketlerin ... olarak birleştirildiğini, müvekkilinin müşteri portföyünü ve özellikle de Suudi Arabistan ülkesinde elde ettiği çevre ve organizasyon yeteneğini değerlendirmek isteyen davacı şirketin hakim hissedarları olan ... ve ...'nin talepleri üzerine müvekkilinin davacı şirkete 10.07.2007 tarihinde ortak olduğunu ve 2015 yılına kadar yaklaşık 13 yıl büyük bir özveri ve başarı ile çalıştığını, hiç bir alacak olmadığı halde davacı şirketi kağıt üzerinde kendilerine ve hissedarı oldukları başka şirketlere borçlandırdıklarını, şirket ortaklarının şirketten olan alacakları ile karşılanmasına dair genel kurul kararı aldıklarını ve gerçeğe aykırı alacaklar ile müvekkilinin şirketteki payını düşürdüklerini, müvekkilinin şirkette bulunan %20 orandaki hissesine karşılık kendisine yıllık 355.000-USD kar payı ödenmesi gerektiğini davacı şirketin hakim hissedarlarına bildirdiğini, müvekkilinin bu talebi üzerine davacı şirketin hakim hissedarlarının müvekkilini hakaret ve tehdit ederek şirketten çıkardıklarını, bir daha sokmadıklarını, davacı şirketin gerçeğe aykırı iddialar ve haksız olarak alıkoydukları müvekkiline ait belgeleri kullanarak bu davayı açtıklarını, müvekkilinin davacı şirkete hiç bir borcu olmadığını, aksine alacaklı olduğunu, müvekkilinin kar payı dışında maaş alacağı da bulunduğunu, şirket kasasından kasa tediye fişi ile elden ödenen bedellerin müvekkilinin maaşına karşılık (maaşına mahsuben) ödenen bedeller olduğunu, müvekkilinin pay sahipliğinden kaynaklanan hakları dışında davacı şirketten 2014 yılı itibarıyla 3.500-TL 2015 yılı itibarıyla ile 3.750-TL net maaş aldığının bizzat davacı tarafından sunulan kasa tediye fişleri ile sabit olduğunu, tediye fişi sunulan döneme (14.01.2014 - 20.04.2016) ilişkin olarak tüm bu fişler doğru kabul edilse bile, bu tediye fişlerine konu avans ödemeleri mahsup edildikten sonra dahi müvekkilinin davacıdan 49.089-TL maaş alacağı bulunduğunu, müvekkilinin maaşının elden parça parça avans olarak ödendiğini, müvekkilinin imzası bulunmayan tediye fişlerinde yer alan bedellerin müvekkili tarafından tahsil edildiğinin iddia edilemeyeceğini, müvekkili tarafından kendi cebinden yapılan ödemelerin dahi davacı şirket tarafından yapılmış gibi gösterilmeye çalışıldığını, davacı şirkete ait hesaplardan yapılan tek bir ödeme dekontu bulunmadığını, müvekkilinin kredi kartları, kira gibi şahsi ödemelerini sakladığı şahsi dosyası ve içerisindeki evrakların davacı şirket merkezinde kaldığını, davacının bu ödeme belgelerini sanki ödemeleri kendisi yapmış gibi kullanmaya çalıştığını, bu ödemelerin davacı şirket tarafından yapıldığını ispatlayacak delil gösterilemediğini, ayrıca Kağıthane Belediyesi'ne yapılan toplam 5.261,82-TL ödemenin bizzat müvekkili tarafından yapıldığının makbuzlar üzerinde yazılı olduğunu,şirket çalışanları tarafından müvekkili veya yakınlarına ait hesaplara yatırılan paraların müvekkilince verilen nakit paralar olduğunu,bu alacakların takas ve mahsubu gerektiğini, davanın zamanaşımına uğradığını belirterek, davanın reddini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEME KARARI

Mahkemece; davalı tarafın davacı şirketin ortağı olduğu ve şirket namına bazı işler yaptığı ihtilafsız olup, bizzat davacı defterinden davalıya maaş adı altında ödemeler yapıldığının anlaşıldığı, nitelik olarak maaşın hak edilen çalışma karşılığı verileceği, şirkete bu şekilde maaş olarak kaydedilen para davalının hak ettiği para olup geri alınamayacağı, davacının defterinde alacaklı gözüktüğü, ancak 146.609,71-TL'lik kısım ise dayanak belgesiz olup, bu miktar paranın gönderildiğine dair bir makbuz, havale bulunmadığı, bu nedenle bu tutarın da kabulünün mümkün olmadığı, davacı şirketin bizzat kendi defterine göre alacak 133.359,14-TL olup, maaşlardan kaynaklanan alacak ve 146.609,71-TL düşülünce davalının alacaklı duruma geldiği gerekçesiyle, davanın reddine, şartları oluşmadığından davalının kötü niyet tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir.

İSTİNAF SEBEPLERİ

Davacı vekili; müvekkili şirket tarafından davalıya yapılan ödemelerin maaş ödemesi olarak kabulünün mümkün olmadığını, davalının müvekkili şirketin işçisi değil, ortağı olduğunu, şirket ortağına yapılan ödemelerin iş mevzuatında yer alan ücret/maaş ödemesi olarak değerlendirilemeyeceğini, şirket esas sözleşmesinde veya şirket genel kurul kararlarında davalıya ücret, ikramiye, kar payı vs. adı altında ödeme yapılacağına ilişkin karar bulunmadığını,davalıya yapılan ödemelere ilişkin yüzü aşkın dekont içerisinde yalnızca dört tanesinin açıklamasında şirketin muhasebe elemanları tarafından sehven maaş ifadesinin yazıldığını,müvekkili tarafından davalıya yapılan ödemelerin tamamının maaş ödemesi olarak kabul edilmesinin mümkün olmadığını, 13.03.2020 ve 29.12.2020 tarihli bilirkişi raporlarının da bu iddialarını doğruladığını,kararın gerekçesi ile hüküm arasında çelişki bulunduğunu, bu kapsamda davalının mahsup iddiasına konu olan ve davalı tarafından müvekkili şirkete ödendiği iddia edilen 146.609,71-TL'nin dayanak belgeden yoksun olduğu ve söz konusu tutarın ödendiğinin kabulünün mümkün olmadığı belirtildikten sonra, aynı tutar için mahkemece davalı lehine mahsup işlemi yapıldığını, davalı tarafından şirkete ödendiği ileri sürülen 146.609,71-TL'nin dava konusu harcamaların ve müvekkilince talep edilen alacağın karşılığı olduğuna ilişkin dosyada hiç bir belge bulunmadığını, müvekkili şirket ve çalışanları tarafından davalının şahsi harcamaları nedeniyle yapılan ödemelerin tamamından davalının sorumlu olduğunu, davalının isteği üzerine şirket tarafından davalıya veya üçüncü kişilere yapılan ödemelere ilişkin tüm belgelerin dosyaya sunulduğunu, ödeme makbuzlarının bir kısmında davalının imzası bulunmadığı, davalının sonra imzalayacağını söyleyerek ve sözlü talimatıyla şirket çalışanlarından şahsi harcamaları için para talep ettiğini ve ortak olması sebebiyle davalının talimatlarının şirket çalışanları tarafından yerine getirildiğini belirterek, kararın kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.

GEREKÇE

Dava, davacı şirket hesabından ortağı olan davalıya yapılan ödemelere dayalı alacağın tahsili için başlatılan takibe yönelik itirazın iptali istemine ilişkindir. Davacı vekilince; davalı şirket ortağına müvekkili şirket hesabından ödemeler yapıldığı, ayrıca davalının ve ailesinin kredi kartları, faturaları ve kira borçları gibi şahsi ödemelerinin de şirketin parasıyla yapıldığı ileri sürülmüş olup, davalı vekilince ise; kasa tediye fişi ile elden ödenen bedellerin müvekkilinin maaş ödemesi olduğu, şahsi ödemelerinin müvekkilinin kendi cebinden karşılandığı, bu ödemelerin dahi davacı şirket tarafından yapılmış gibi gösterilmeye çalışıldığı, şirket çalışanları tarafından müvekkili veya yakınlarına ait hesaplara yatırılan paraların müvekkilince verilen nakit paralar olduğu savunulmuş, ayrıca şirketten olan bakiye maaş alacaklarının iddia edilen alacaktan takas ve mahsubu talep edilmiştir.

Mahkemece alınan 12.06.2019 tarihli bilirkişi raporunda; davalı şirketin ticari defterlerinde ... numaralı hesapta davalıdan 134.099,91-TL alacaklı ve ... numaralı hesapta davalıya 146.609,71-TL borçlu gözüktüğü, dolayısıyla davalının 12.509,80-TL alacaklı olduğu, sunulan dekontlara göre toplam 6.400-TL kira ödemesi yapıldığı, 14.01.2014-28.12.2015 tarihleri arasına ilişkin toplam 42 adet dekontlara göre toplam 25.910-TL avans ödemesi yapıldığı, maaş ödemelerine ilişkin sunulan 4 dekont karşılığı toplam 12.930-TL maaş ödemesi yapıldığı, değişik açıklamalar içeren toplam 16 dekont ile ödenen tutarın 19.035-TL olduğu, davalının imzasının bulunmadığı 11 adet kasa fişi toplamının 11.364,20-TL olduğu, 3 adet dekont toplamı 5.261,82-TL belediye ödemesinin davalı tarafından yapıldığı, davalının kira ödemelerine ilişkin 5 dekont toplamının 9.200-TL olduğu, eğitim ödemelerine ilişkin 5 dekont toplamının 2.352-TL olduğu, cep telefonu için yapılan 11 adet ödeme toplamının 9.798,20-TL olduğu, kredi kart ödemelerine ilişkin 53 adet dekont toplamının 98.036,20-TL olduğu, davalıya yapılan 19 adet havale toplamının 10.410-TL ve 3 adet havale toplamının 1.614-USD olduğu, davacı tarafından dava dosyasına sunulan toplam 176 adet belge ile 210.697,42-TL ve 1.614-USD'yi davalı şirket ortağına ya da onun adına hareket edenlere ödediğini iddia ettiği, sunulan belgelerden avans ödemesi açıklamalı belgeler ile yapılan 25.910-TL ödeme ile 10.410-TL havale bakımından bu ödemelerin davalıya yapıldığının ispatlandığı, diğer ödemeleri yapanın davacı şirket olmadığı, bu ödemelerde genelde giderin sahibinin ödemeyi yapan olarak gözüktüğü, davacı şirket kasa defteri kayıtlarında aynı gün içinde aynı tutarda bir ödeme çıkışı gözükmediği, dolayısıyla ödeme ve kasa çıkışının örtüşmediği, bu ödemelerin şirket tarafından yapıldığının ispata muhtaç olduğu belirtilmiştir.

Aynı bilirkişiden alınan 13.03.2020 tarihli ek bilirkişi raporunda; davalı tarafından davacı şirkete yapılan 03.03.2014 tarihli 150.000-TL, 30.12.2014 tarihli 15.000-TL ödemenin dava konusu şahsi harcamalarını karşılama avansı olduğuna dair somut bilgi olmadığı, tek parça halinde yüklü olarak yapılan ödemenin farklı sebeplerle yapılmış olabileceği, bu davada talep edilmeyecek tutar için takas mahsup talep edilemeyeceği, belediye ödemelerinin davalı tarafından yapıldığı, bu nedenle davacı lehine değerlendirilemeyeceği, 2.352-TL eğitim ödemesi şirket çalışanları tarafından yapıldığından davalıdan talep edilebileceği, toplam 98.036,20-TL kredi kartı ödemesinden 72.986,14-TL'sinin davalı ya da ailesi adına davacı şirket tarafından yatırıldığı ve bu tutarın davalıdan talep edilebileceği, kalan 25.050,06-TL'lik kısmın ispata muhtaç olduğu, 25.910-TL avans ödemesinden davacının imzası bulunmayan ve mükerrer olan iki dekont toplamı 900-TL'nin düşülmesi sonucu davacının 25.010-TL talep edebileceği, davacı şirket çalışanlarınca yapılan davalıya ait ev kirası ödemeleri toplamı 9.200-TL'nin davalıdan talep edilebileceği, yine sunulan muhasebe fişleri toplamı 6.400-TL kira ödemesinin davalıdan talep edilebileceği, davalıya yapılan toplam 12.903-TL maaş ödemesinin talep edilemeyeceği, 1.614-USD ödemeden çalışanlarınca yapılan 1.499-USD'nin davalıdan talep edilebileceği, kalan 115-USD'yi yatıran kişinin şirket adına hareket ettiği anlaşılamadığı, 19.035-TL diğer ödemenin davalının imzasını içeren 7.001-TL'sinin talep edilebileceği, 12.034-TL'nin mükerrer ve ispata muhtaç olduğu, 10.410-TL toplam havalenin de şirket çalışanlarınca davalıya yapıldığı ve şirket tarafından talep edilebileceği, sonuç olarak davacının talep edebileceği alacağın toplam 133.359,14-TL ve 1.499-USD olduğu belirtilmiştir.

Farklı bilirkişi kurulundan alınan 30.06.2022 tarihli bilirkişi raporunda ise; davacı tarafından davalının banka hesabına yapılan toplam 10.855-TL havale, makbuz karşılığı yapılan toplam 4.800-TL nakit ödeme, makbuz karşılığı yapılan toplam 17.601-TL avans ödemesi, 15.678,75-TL kira ödemesi, toplam 62.566,23-TL kredi kartı ödemesi, toplam 2.328,95-TL telefon fatura ödemesi, 2.132-TL eğitim ödemesi ve toplam 2.050-TL tutarlı diğer ödemelerin davacının yasal defterlerinde kayıtlı olmadığı, buna karşılık 11.958-TL nakit ödeme, 5.151,55-TL eğitim ödemesi, toplam 31.862,31-TL kredi kartı ödemesi ve 5.283-TL emlak vergisi ödemesinin davacının defterlerinde kayıtlı olduğu, USD ödemelerinden 115-USD'nin davalının kendi hesabından çekildiği, 852-USD para transferinde davalının imzasını taşıyan bir belge olmadığı gibi davacının kasa-banka hesabından çıkış görülmediği, 647-USD transferin ise kasa çıkışı bulunduğu ve davacının cari hesabında davalı aleyhine borç kaydı olarak gözüktüğü, davacı şirketin cari hesabında maaş ödemesi olarak kayıtlı bulunan toplam 10.030-TL'nin cari hesaba borç olarak kaydedilemeyeceği, 01.10.2016 tarihli ...

hesabına virman açıklamalı 146.609,71-TL tutarlı kaydın dayanağının bulunmadığı, bu nedenle davalı hesabına borç kaydedilmesinin mümkün olmadığı, virman hareketinin dikkate alınmaması sonucunda davalının cari hesapta 44.392,65-TL alacaklı göründüğü, dönem sonlarında yapılan toplam 23.821,12-TL ve 3.903,44-TL faiz tahakkukunun dayanağı olmadığı ve cari hesaptan çıkarılması gerektiği,davalı şirketin cari hesabında davalının davacıdan 19.022,26-TL alacaklı olduğu, sonuç olarak davacı şirketin alacağının sübuta ermediği görüşü bildirilmiştir. Hükme esas alınan bilirkişi kurulu raporunda; davalı şirketin cari hesabında 150.000-TL ve 15.000-TL tutarlı iki adet gelen havale kaydı ile davalı lehine alacak kaydedildiği, 01.10.2016 tarihli 146.609,71-TL virman kaydı ile davalının borçlandırıldığı, ancak dayanağı bulunmayan bu kaydın davacı şirket lehine alacak olarak kabulünün mümkün olmadığı, bu borçlandırıcı işlem öncesinde davalının davacı şirketten 44.392,65-TL alacaklı durumda olduğu, 31.12.2016 tarihinden itibaren davalı aleyhine borç kaydedilen faiz tahakkuklarının dayanağının bulunmadığı tespit edilmiştir.

Davacı şirket cari hesabında davalıdan 126.858,83-TL bakiye alacaklı olarak gözükmekte olup, bu tutardan yukarıda dayanağının bulunmadığı belirtilen 146.609,71-TL virman kaydı, 10.030-TL maaş açıklamalı ödemeler ve toplam 27.724,56-TL faiz tahakkuklarının çıkarılması gerekmektedir. Davacının ticari defterlerinde yer almayan ancak sunulan dekont ve makbuzlarla davalıya ödendiği ispatlanan alacaklar ise 10.855-TL banka havalesi, 4.800-TL nakit ödeme 17.601-TL avans ödemesi 15.678,75-TL kasadan davalı lehine yapılan kira ödemeleridir. Bunlar dışında davalıya yapıldığı ya da davalı lehine harcama yapıldığı iddia edilen belgelerde davalının imzası bulunmamakta olup, bu harcamalara ilişkin davacı şirket kasasından veya banka hesabından çıkış işleminin de bulunmadığı tespit edilmiş olmakla, bu harcamaların davacı şirket tarafından davalı lehine yapıldığı kanıtlanamamıştır.

Davacının cari hesabında yukarıda dayanağının bulunmadığı kayıtların çıkarılması ve davacı alacağı olarak ispatlanan tutarların eklenmesi sonucunda, davacının davalıdan bakiye alacağının bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Bu nedenle mahkemece davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir. Açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.

HÜKÜM

Yukarıda açıklanan nedenlerle: Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nun 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, Alınması gereken 732-TL istinaf karar harcından peşin yatırılan 179,90-TL harcın mahsubu ile kalan 552,10-TL harcın davacıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına, Davacı tarafından yapılan giderlerin kendisi üzerinde bırakılmasına, Gerekçeli kararın bir örneğinin taraflara tebliğine, HMK'nın 361/1. maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde temyiz yoluna başvurulabileceğine, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliğiyle karar verildi.03/06/2026

İlişkili maddeler

Doğrulanmış madde ilişkisi yok.

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/istanbul-bam-12-hukuk-dairesi-2023-961-2026-1029 — erişim: 20.07.2026

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.