6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Acente portföy tazminatı ve itirazın iptalinde alacağın belirlenmesi

İstanbul BAM 12. Hukuk Dairesi 2023/761 E. 2026/418 K. · 06.03.2026 · kaldırma ve esas hakkında yeniden hüküm · temyiz yolu açık

Kural

Sigorta acentesi, acentelik sözleşmesinin kendi kusuruyla (tahsil ettiği primleri zamanında aktarmama gibi) haklı nedenle feshedilmesi halinde 5684 sayılı Kanun'un 23/16. maddesi uyarınca portföy tazminatına hak kazanamaz ve bu tazminatı prim borcundan mahsup edemez. Taraflar arasındaki sözleşmede alacak-borç tutarının belirlenmesinde sigorta şirketi kayıtlarının esas alınacağı kararlaştırılmışsa, acente bu kayıtların aksini ispatlayan delil sunmadıkça ve bilirkişi raporuna somut itirazda bulunmadıkça şirket kayıtlarına itibar edilir. İtirazın iptali davasında alacak kural olarak takip tarihi itibariyle belirlenir; ancak ilişkinin niteliği gereği, takipten sonra düzenlenen ve takipten önce doğan alacaklara ilişkin iptal kayıtları takip alacağından mahsup edilir. Temerrüt ve işlemiş faiz, dosyaya sunulan ihtarname tebliğ mazbatasındaki tebliğ tarihi esas alınarak belirlenir; ihtarname mazbatasının getirtilmesi için taraflara süre verilmemesi eksikliktir.

Ele alınan meseleler

İstinaf başvurusunun yapılmamış sayılmasına ilişkin ek kararın tebligatının usulsüzlüğü

Harç ikmaline ilişkin muhtıra ve istinaf başvurusunun yapılmamış sayılmasına ilişkin ek karar, hükümlü olan davalının vasisine ceza infaz kurumu adresine tebliğ edilmişse de, infaz kurumundan gelen müzekkere cevabına göre davalı, tebliğ tarihlerinde Covid salgını tedbirleri kapsamında izinli olduğundan kurumda bulunmamaktadır. Tebligat Kanunu'nun 10. maddesine uygun biçimde harç ikmali muhtırasının ve ek kararın davalıya usulüne uygun tebliğ edilmemiş olması nedeniyle, hak kaybına yol açılmaması adına davalının süresinde sunduğu istinaf dilekçesinde gösterilen nedenlerin de esasa girilerek incelenmesi gerekir.

Sonuç: kabul

Portföy tazminatının prim borcundan mahsubu talebi

5684 sayılı Sigortacılık Kanunu'nun 23/16. maddesi uyarınca, sözleşme ilişkisinin sona ermesinden sonra sigorta şirketi acentenin portföyü sayesinde önemli menfaat elde ediyor ve hakkaniyet gerektiriyorsa acente portföy tazminatı talep edebilirse de, acentenin haklı bir nedene dayanmaksızın sözleşmeyi feshetmesi ya da kendi kusuruyla feshe neden olması halinde tazminat hakkı düşer. Somut olayda acentelik sözleşmesi, davalının tahsil ettiği primleri davacıya zamanında aktarma edimine aykırı davranması nedeniyle davacı sigorta şirketi tarafından haklı nedenle sona erdirildiğinden, davalı portföy tazminatına hak kazanamaz; bu nedenle mahsup yönündeki itirazı yerinde değildir.

Sonuç: ret

Alacak-borç tutarının belirlenmesinde sigorta şirketi kayıtlarının esas alınması

Taraflar arasındaki sözleşmenin 10.5 maddesinde, alacak-borç tutarının belirlenmesinde davacı sigorta şirketinin kayıtlarının esas alınacağı düzenlenmiştir. Davalı, davacının kayıtlarının aksini gösterir bir delil sunmadığı gibi bilirkişi raporuna karşı somut bir itiraz da ileri sürmediğinden, davacının kayıtlarına itibarla karar verilmesinde isabetsizlik bulunmamaktadır.

Sonuç: ret

Takipten sonra düzenlenen iptal kayıtlarının takip alacağından mahsubu ve alacağın kapsamı

İtirazın iptali davasında alacak kural olarak takip tarihi itibariyle belirlenmelidir; ancak taraflar arasındaki hukuki ilişkinin niteliği gereği, takipten sonra davacı defterlerine kaydedilen iptal fişleri, takipten önce doğan ve takipte talep edilen alacaklarla ilgili olduğundan bu tutarların takipte talep edilen alacaktan mahsubu gerekir. Bu nedenle itirazın bakiye 339.046,63-TL üzerinden iptalinde isabetsizlik bulunmamaktadır.

Sonuç: ret

Temerrüt tarihi ve işlemiş faiz alacağı

Davacının dava dilekçesi ve bilirkişi raporuna itiraz dilekçesi ekinde 01/09/2020 tarihli ihtarname suretine yer verilmiş olmasına rağmen, ilk derece mahkemesi ihtarnamenin tebliğine ilişkin mazbatanın sunulması için davacıya süre vermemiş ve ilgili noterlikten tebliğ mazbatasını getirtmemiştir. İstinaf dilekçesi ekinde sunulan tebliğ mazbatasına göre davalı 22/09/2022 tarihinde temerrüde düşmüş olup, bilirkişi raporunda hesaplanan işlemiş faize hükmedilmesi gerekirken işlemiş faiz talebinin reddi doğru değildir.

Sonuç: kabul

Kavramlar: itirazın iptali davası, acentelik sözleşmesi, portföy tazminatı, haklı nedenle fesih, temerrüt, işlemiş faiz, ticari defterlerin delil değeri, sözleşmeyle kayıtların esas alınması, icra inkar tazminatı, usulsüz tebligat

Emsal değeri: Acentelik sözleşmesinin acentenin kusuruyla haklı nedenle feshi halinde 5684 sayılı Kanun 23/16 uyarınca portföy tazminatı hakkının düşmesi ve mahsup edilememesi; sözleşmede sigorta şirketi kayıtlarının esas alınmasının kararlaştırıldığı hallerde ispat yükünün acentede olması; itirazın iptalinde takipten sonra düzenlenen iptal kayıtlarının takip alacağından mahsubu yönünden bölgesel/ikna edici emsal değeri taşır.

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 12. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO 2023/761

KARAR NO 2026/418 TÜRK MİLLETİ ADINA — İSTİNAF KARARI

İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ İSTANBUL ANADOLU 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ 19/04/2022

NUMARASI 2021/121 Esas 2022/292 Karar

DAVA

İtirazın İptali

DAVA TARİHİ 24/02/2021

İSTİNAF KARAR TARİHİ 06/03/2026

Davanın kısmen kabul, kısmen reddine ilişkin kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;

DAVA

Davacı vekili; davalının müvekkilinin acentesi olduğunu, bu kapsamda 22.02.2016 tarihli sözleşmenin akdedildiğini, davalının prim tahsil etme yetkisinin de bulunduğunu, sözleşmenin 5.maddesi uyarınca davalının sigorta ettirenlerden tahsil ettiği primleri müvekkili şirkete aktarmayı kabul ve taahhüt ettiğini, anılan hususlara aykırı bir eyleminin olması halinde müvekkili şirket tarafından sözleşmenin feshedilebileceğinin sözleşmenin 3.11 maddesinde düzenlendiğini, davalının sigorta sözleşmelerini müvekkilinin sistemine girmesine karşın primleri tahsil etmediğini ve müvekkiline aktarmadığını, davalının muaccel olan alacaklarının olduğunun tespit edilmesi üzerine davalıya 12.05.2020 tarihli yazı gönderilerek vadesi gelen borçların ödenmesinin istendiğini, davalının yükümlülüklerini yerine getirmemesi nedeniyle 09.06.2020 tarihli ihtarname ile sözleşmenin feshedildiğini, 01.09.2020 tarihli ihtarname gönderilerek ilgili tarih itibari ile müvekkili şirkete olan borcun ödenmesinin talep edildiğini, borcun ödenmemesi üzerine başlatılan İstanbul ....

İcra Dairesi'nin ... sayılı takibe davalının haksız olarak itiraz ettiğini belirterek davalının itirazının iptaline, alacağın % 20'sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

CEVAP

Davalıya dava dilekçesi tebliğine rağmen davaya cevap verilmemiştir.

İLK DERECE MAHKEME KARARI

Mahkemece; taraflar arasındaki acentelik sözleşmesi uyarınca davalı tarafından davacı adına akdedilen sigorta sözleşmeleri kapsamında davalının davacı adına tahsil ettiği veya etmediği prim miktarının ve davalı tarafından davacıya ödenmeyen prim bedellerinin belirlenmesi amacıyla mahkememizce tarafların ticari defterleri üzerinde inceleme yapılmasına karar verildiği, usulüne uygun tebligata rağmen davalının ticari defterlerini incelenmek üzere sunmadığı, davacı tarafın ticari defterlerini incelenmek üzere sunduğu ve davacı tarafın defterlerine göre davalıdan 339.046,63-TL alacaklı olduğunun tespit edildiği, HMK'nın 222/3 maddesi uyarınca davacı yanın ticari defterlerinin kendi lehine delil olacağı, bilirkişi raporuna göre davalının tahsil edilen primleri davacı şirkete aktarmadığı, davalının primlerin davacıya aktarıldığına ilişkin her hangi bir delil sunmadığı, prim bedelleri kapsamında davalı tarafından davacıya verilen teminat mektubunun mahsubu neticesinde davacının 339.046,63-TL alacaklı olduğu, dosya kapsamında yer alan ihtarnamenin davalıya tebliğine ilişkin bir mazbata bulunmadığından davalının temerrüde düşürülmediği gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile davalının İstanbul ....

İcra Dairesi'nin ... E. Sayılı takip dosyasına yapmış olduğu itirazının kısmen iptaline, takibin 339.046,63-TL asıl alacak üzerinden devamına, asıl alacağa takip tarihinden itibaren yıllık %20 oranında faiz işletilmesine, fazlaya ilişkin talebin ve işlemiş faiz talebinin reddine, asıl alacağın %20'si oranında icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmiştir.

İSTİNAF SEBEPLERİ

1-Davacı vekili; davalının 01/09/2020 tarihli ihtarname ile temerrüte düşürüldüğünü, ihtarnamenin davalıya 15/09/2020 tarihinde tebliğ edildiğini, ihtarname tebliğinin mahkemece resen araştırılması gerektiğini belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.

2- Davalı; borcun kaynağını gösteren ekstrelerin gönderilmediğini, şeffaf bir şekilde hangi poliçeden ne kadar alacak bulunduğunun belirtilmesi gerektiğini, 200.000-TL tutarında poliçenin sisteme kart olarak girildiğini ve poliçelerin iptal edildiğini, ayrıca sağlık poliçeleri de hesaba katılmış ise de bu poliçelerin kartla ödendiğinin hesaba alınmaması gerektiğini, ödemeyen müşterilerin poliçelerin kendiliğinden iptal edilmesi gerektiğinden prim tutarlarının müvekkiline yansıtılamayacağını, sağlık branşında acentelerin değil doğrudan sigorta şirketinin tahsilat yaptığını, cevap dilekçesinde portföy tazminatının alacaktan düşülmesi gerektiğini belirtmesine rağmen bu hususun dikkate alınmadığını belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.

GEREKÇE

Dava, acentelik sözleşmesinden kaynaklanan bakiye cari hesap alacağının tahsili için başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. Davacı sigorta şirketi ile davalı acente arasında 22/02/2016 tarihli acentelik sözleşmesi ile davalıya davacı adına sözleşme yapma ve prim tahsil etme yetkisinin tanındığı, acentelik sözleşmesinin davacı sigorta şirketi tarafından 09/06/2020 tarihinde sonlandırıldığı, davalının komisyon ve sair alacaklarının düşülmesi ile davacıya aktarılmayan primlerden kaynaklanan bakiye 345.274,15-TL asıl alacak ve 23/09/2020-28/10/2020 tarihleri arasında işleyen 6.621,69-TL faiz olmak üzere 351.895,84-TL alacağın tahsili için davalı hakkında icra takibi başlatıldığı, takibe davalı tarafından süresinde itiraz edildiği, bilirkişi incelemesi ile takip tarihi itibariyle 345.017,71-TL asıl alacak tespit edildiği, devam eden süreçte davacı tarafından yapılan mahsuplarla davacının bakiye 339.046,63-TL alacağı kaldığı, mahkemece bu tutar üzerinden davalının itirazının iptaline karar verildiği anlaşılmaktadır.Davalı karara karşı süresinde istinaf dilekçesi sunmuş olup nisbi harcın ikmali için verilen kesin süreye riayet edilmediği gerekçesiyle davalının istinaf başvurusunun yapılmamış sayılmasına karar verilmiş ise de muhtıranın ve istinaf başvurusunun yapılmamış sayılmasına ilişkin kararın davalının hükümlü olması nedeniyle kendisine atanan vasisine yapıldığı, ancak .......

Açık Ceza İnfaz Kurumu'ndan gönderilen müzekkere cevabına göre tebligatların yapıldığı 21/02/2023 ile 27/03/2023 tarihlerinde Covid salgını tedbirleri kapsamında 18/08/2023 tarihine kadar izinli olması nedeniyle davalının ceza infaz kurumunda bulunmadığı anlaşılmakla, davalıya Tebligat Kanunu'nun 10. maddesine uygun bir şekilde harç ikmali ve tebliğ edilen ek karar bulunmadığından hak kaybı olmaması adına davalının süresinde sunduğu istinaf dilekçesinde gösterilen nedenler de incelenmiştir. Davalı, davacıya kazandırdığı portföy nedeniyle oluşan tazminat alacağının prim alacaklarından mahsup edilmesi gerektiğini ileri sürmektedir. 5684 sayılı Sigortacılık Kanununu 23/16. maddesi "Sözleşme ilişkisinin sona ermesinden sonra sigorta şirketi sigorta acentesinin portföyü sayesinde önemli menfaatler elde ediyor ve hakkaniyet gerektiriyorsa, sigorta acentesi, sigorta şirketinden tazminat talep edebilir.

Ancak, sigorta acentesinin haklı bir nedene dayanmaksızın sözleşmeyi feshetmesi ya da kendi kusuruyla sözleşmenin feshine neden olması halinde tazminat hakkı düşer.” şeklinde düzenlenmiştir. Somut olayda acentelik sözleşmesinin, davalının tahsil ettiği primleri davacıya zamanında nakletme edimine aykırı davrandığı için davacı sigorta şirketi tarafından haklı nedenle sona erdirildiği anlaşılmakla, bahsi geçen düzenleme uyarınca davalı portföy tazminatına hak kazanamayacağından davalının aksi yöndeki itirazları yerinde değildir.Bunun dışında davalı, sağlık poliçelerinin primlerinin kredi kartı ile ödenmesi nedeniyle davacı sigorta şirketine doğrudan aktarıldığından buna yönelik borçlarının bulunmadığını, poliçelerin bir kısmının sonradan iptal edilmesi nedeniyle prim alacaklarının sona erdiğini ileri sürmüştür.

Taraflar arasındaki sözleşmenin 10.5 maddesinde, alacak - borç tutarının belirlenmesinde davacı sigorta şirketinin kayıtlarının esas alınacağı düzenlenmiştir. Davalının, davacının kayıtlarının aksini gösterir bir delil sunmadığı, bilirkişi raporuna karşı somut olarak itirazını ileri sürmediği nazara alındığında davacının kayıtlarına itibarla karar verilmesinde isabetsizlik bulunmamaktadır. Davacı vekili, alacağın eksik hesaplandığını ileri sürmekte ise de takip tarihinden sonra davacının defterlerine kaydedilen iptal fişleri ile davacının alacağında azalma meydana gelmiştir. İtirazın iptali davasında alacağın kural olarak takip tarihi itibariyle belirlenmesi gerekir ise de taraflar arasındaki hukuki ilişkinin niteliği gereği takipten sonra yapılan iptal kayıtları, takipten önce doğan ve takipte talep edilen alacaklarla ilgili olduğundan, bu tutarların takipte talep edilen alacaktan mahsubu ile itirazın 339.046,63-TL üzerinden iptalinde isabetsizlik bulunmamaktadır.Davacının dava dilekçesi ve bilirkişi raporuna itiraz dilekçesi ekinde 01/09/2020 tarihli ihtarname suretine yer verilmiş ise de mahkemece bahsi geçen ihtarnamenin tebliğine ilişkin mazbatanın sunulması için davacıya süre verilmediği gibi ilgili noterlikten tebliğ mazbatasının getirtilmesi için herhangi bir işlem yapılmamıştır.

İstinaf dilekçesi ekinde sunulan tebliğ mazbatası uyarınca davalının 22/09/2022 tarihinde temerrüte düştüğü anlaşılmaktadır. Bu durumda bilirkişi raporunda hesaplandığı üzere 6.621,19-TL işlemiş faize hükmedilmesi gerekirken işlemiş faiz alacağı bakımından davanın reddi yerinde değildir. Açıklanan nedenlerle; işlemiş faiz talebi yönünden davanın reddi doğru olmadığından, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, kararın kaldırılmasına, bahsi geçen hata nedeniyle yeniden yargılama yapılmasına gerek bulunmadığından davalının itirazının 339.046,63-TL asıl alacak ve 6.621,69-TL işlemiş faiz üzerinden iptaline, fazlaya ilişkin talebin reddine, likit ve belirlenebilir nitelikteki alacağın % 20 'si oranında icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline, davalının istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

HÜKÜM

Yukarıda açıklanan nedenlerle: Davalının istinaf başvurusunun HMK'nun 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, Davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne; İstanbul Anadolu ...... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ../04/2022 Tarih 2021/... Esas 2022/... Karar sayılı kararın HMK 353(1)b-2 gereği KALDIRILMASINA; "Davanın kabulüne, davalının İstanbul ....... İcra Dairesi'nin ... E. Sayılı takip dosyasına yapmış olduğu itirazının 339.046,63-TL asıl alacak ve 6.621,69-TL işlemiş faiz yönünden iptali ile takibin 339.046,63-TL asıl alacağa takip tarihinden itibaren yıllık %20 oranında faiz işletilerek devamına, fazlaya ilişkin talebin ve işlemiş faiz talebinin reddine, Hükmedilen alacağın %20'si tutarında hesaplanan 69.133,66-TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine" İlk Derece yargılamasına ilişkin olarak;

"Alınması gereken 23.612,60-TL karar harcından davacı tarafça yatırılan mahkeme veznesine yatırılan 4.250,03-TL ve icra veznesine yatırılan 1.759,48-TL olmak üzere toplam 6.009,51-TL peşin harcın mahsubu ile kalan 17.603,09-TL harcın davalıdan tahsili ile Hazine'ye gelir kaydına, Davacı tarafından yatırılan toplam 6.068,81-TL peşin harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine, Davacı tarafından yapılan 3.000-TL bilirkişi ücreti ve 177-TL posta masrafı olmak üzere toplam 3.177-TL yargı giderinin davanın kabulü oranında hesaplanan 3.120-TL'sinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, kalanın davacı üzerinde bırakılmasına, Davacı lehine takdir olunan 55.306,93-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 1.320-TL arabuluculuk ücretinin davanın kabul ve ret oranı göz önünde bulundurularak 1.296,63-TL'sinin davalıdan, 23,37-TL'sinin davacıdan alınarak Hazineye ödenmesine" Alınması gereken 23.160,27-TL istinaf karar harcından peşin yatırılan 80,70-TL harcın mahsubu ile kalan 23.079,57-TL harcın davalıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına, Davacı tarafından yatırılan 80,70-TL peşin istinaf karar harcının karar kesinleştiğinde ve istek halinde kendisine iadesine, Davacı tarafça yapılan 121-TL istinaf yargı giderinin davanın kabulü oranında hesaplanan 118-TL'sinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, kalanın davacı üzerinde bırakılmasına, Gerekçeli kararın bir örneğinin taraf vekillerine tebliğine, HMK 'nun 361/1.

maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde temyiz yoluna başvurulabileceğine, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliğiyle karar verildi.06/03/2026

İlişkili maddeler

Doğrulanmış madde ilişkisi yok.

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/istanbul-bam-12-hukuk-dairesi-2023-761-2026-418 — erişim: 20.07.2026

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.