Hisse devri ön sözleşmesinde cayma ve avans iadesinin şarta bağlılığı
İstanbul BAM 12. Hukuk Dairesi 2023/622 E. 2026/668 K. · 09.04.2026 · istinaf başvurusunun esastan reddi · temyiz yolu açık
Kural
Tacirler, aralarındaki uyuşmazlık için sözleşmeyle bir mahkemeyi münhasıran yetkili kılmışlarsa (HMK 17) dava yalnızca o mahkemede açılabilir; ayrıca para borçları TBK 89/1 gereği alacaklının yerleşim yerinde ifa edilir. Hisse devri ön sözleşmesinde alıcının cayması hâlinde ödediği avansın tamamının iadesi, satıcının vermesi gereken bir bilgi/belgeyi vermemesi ve bunun şirket değerini önemli oranda düşürdüğünün taraflarca kabulü şartına bağlanmışsa; alıcı sözleşmede due diligence'i tamamladığını ve tüm bilgi/belgelerin teslim edildiğini kabul etmiş ve kendisinden bilgi saklandığını ispatlayamamışsa, satıcının kusuru bulunmadığından avansın tamamı değil yalnızca sözleşmede öngörülen kısmı (iskontolu mal) talep edilebilir. İstinaf dilekçesinde HMK 342 uyarınca somut sebep gösterilmezse inceleme HMK 355 gereği yalnızca kamu düzenine aykırılıkla sınırlı yürütülür.
Ele alınan meseleler
Davacının istinaf başvurusunda somut sebep gösterilmemesi
HMK 342 uyarınca istinaf yoluna başvuran taraf, dilekçesinde başvuru sebeplerini ve gerekçesini göstermek zorundadır; genel olarak kanuna ve hukuka aykırılıktan söz edilmesi yeterli olmayıp maddi hukuk kurallarına aykırılık hâllerinin ve ilk derece kararındaki somut hataların açıkça belirtilmesi gerekir. HMK 355 uyarınca istinaf incelemesi dilekçede belirtilen sebeplerle sınırlı yapılır; ancak bölge adliye mahkemesi kamu düzenine aykırılığı re'sen gözetir. Davacı tarafça herhangi bir istinaf nedeni gösterilmediğinden inceleme kamu düzenine aykırılık hâlleriyle sınırlı tutulmuş, dosya kapsamında kamu düzenine aykırılık teşkil eden bir husus bulunmadığından davacının istinaf başvurusu esastan reddedilmiştir.
Sonuç: ret
Yetki itirazı ve sözleşmeyle belirlenen münhasır yetki
HMK 17 uyarınca tacirler, aralarında doğmuş veya doğabilecek bir uyuşmazlık hakkında bir veya birden fazla mahkemeyi sözleşmeyle yetkili kılabilirler ve aksi kararlaştırılmadıkça dava yalnızca sözleşmeyle belirlenen mahkemelerde açılır. Somut olayda taraflar tacir olup, akdedilen sözleşmenin 5. maddesinde bu sözleşmeden doğacak ihtilaflarda münhasıran İstanbul Anadolu mahkemelerinin yetkili olacağı kararlaştırılmıştır. Ayrıca TBK 89/1 uyarınca aksine anlaşma yoksa para borçları alacaklının ödeme zamanındaki yerleşim yerinde ifa edilir. Bu kapsamda mahkeme yetkili olup, davalılar vekilinin yetki itirazı yerinde değildir.
Sonuç: ret
Cayma hâlinde avansın tam iadesinin şarta bağlılığı ve hükmedilen bedel
Sözleşme uyarınca hisse devrinden davacı tarafça vazgeçilmesi hâlinde ödenen avansın 100.000-TL'lik kısmı talep edilemez, kalan 200.000-TL'lik kısım ise davalı şirket tarafça %60 oranında iskonto yapılarak mal verilmek suretiyle ödenir. Avansın tamamının iadesi ancak, davalı şirketçe sözleşme kapsamında verilmesi gereken bir bilgi veya belgenin verilmemiş olması ve bu bilgi/belgenin şirketin sözleşmede belirtilen değerini önemli oranda düşürdüğünün taraflarca kabulü şartına bağlanmıştır. Sözleşmenin 3. maddesinde davacının due diligence (durum tespiti) işlemini tamamladığını ve istediği bütün bilgi ve belgelerin kendisine teslim edildiğini kabul ettiği hüküm altına alınmış olup, sözleşmede davalının taşınmaz değerine ilişkin bir taahhüdü bulunmadığı gibi davacıdan bilgi veya belge saklandığına dair davacı tarafça delil de ibraz edilmemiştir; bağımsız denetim ve bilirkişi raporlarında şirketin borca batık olduğu tespit edilmiş olması bu sonucu değiştirmez. Bu nedenle davalının kusuru olmaksızın satın almadan vazgeçen davacının avansın tamamının iadesini talep hakkı yoktur; ancak 200.000-TL'lik kısmı %60 iskontolu mal olarak talep edebilir. Bu tutarın 2017 yılı sonu vadeli 100.000-TL'lik kısmı için davacı ihtarname ile sipariş listesi ekleyerek ürün gönderilmesini talep etmiş, davalı ise ürün göndermemiştir; davalının sunduğu fiyat teklifinin davacıya gönderildiğine ve davacı tarafından reddedildiğine dair delil bulunmadığından, mahkemece bu bedele hükmedilmesinde isabetsizlik yoktur.
Sonuç: ret
Faizin başlangıç tarihi
Hükmedilen alacağa dava tarihinden itibaren faize hükmedilmesi yerindedir.
Sonuç: ret
Kavramlar: hisse devri ön teklif mutabakatı (ön sözleşme, due diligence (durum tespiti, avans iadesinin şarta bağlılığı, cayma, yetki sözleşmesi, para borçlarında ifa yeri, ispat yükü, istinaf sebebi gösterme yükümlülüğü, kamu düzenine aykırılığın re'sen gözetilmesi, faiz başlangıç tarihi
Emsal değeri: Tacirler arası yetki sözleşmesinin münhasır yetki doğurması ile hisse devri ön sözleşmesinde avansın tam iadesinin, satıcının bilgi/belge saklaması ve değer düşüşünün kabulü şartına bağlı olması; alıcının due diligence'i tamamladığını kabul ettiği hâlde bilgi saklandığını ispatlayamaması durumunda tam iade isteyememesi yönünden bölgesel ve ikna edici emsal değeri taşır.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 12. HUKUK DAİRESİ
ESAS NO 2023/622
KARAR NO 2026/668 TÜRKMİLLETİADINAKARAR
İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ İSTANBUL ANADOLU 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ 15/11/2022
NUMARASI 2018/878 Esas - 2022/808 Karar
DAVA
Alacak (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ 23/07/2018
İSTİNAF KARAR TARİHİ 09/04/2026
Davanın kısmen kabulüne ilişkin verilen kararın davacı ile davalı ... AŞ vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;
DAVA
Davacı vekili; müvekkili ile davalılar arasında, davalı şirketin müvekkilince davalı şirketin satın alınmasına ilişkin 01.07.2016 tarihli sözleşmenin imzalandığını, sözleşme gereğince 31.10.2016 tarihine kadar müvekkili hisse devri talebinden vazgeçer ise yaptığı 300.000-TL ön ödemeden 100.000-TL'sinin geri istenmeyeceğini, kalan 200.000-TL'lik kısmın ise sözleşmenin 3.maddesi uyarınca 2017 sonuna kadar liste satış fiyatından %60 oranında iskonto yapmak suretiyle 100.000-TL'lik mal olarak ödeneceğinin belirtildiğini, ancak müvekkilinin ihtarlarına rağmen davalıların müvekkiline hiç bir mal gönderiminde bulunmadıklarını, yapılan araştırmalarda davalı şirketin borca batık olduğunun ve değerinin davalıların beyan ettiğinden çok daha düşük olduğunun tespit edilmesi nedeniyle müvekkilince satın almakdan vazgeçildiğini, alınan bağımsız denetim raporu ile gayrimenkul değerleme raporunda davalı şirketin değerinin çok düşük olduğunun, müvekkilinden saklanan bir çok borç ve belge bulunduğunun tespit edildiğini belirterek, şimdilik 100.000-TL alacağın ticari faizi ile birlikte davalılardan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
ISLAH
Davacı vekili 09.03.2020 tarihli dilekçesiyle dava değerini 200.000-TL olarak ıslah etmiştir.
CEVAP
Davalılar vekili; davanın yetkisiz mahkemede açıldığını, yetkili mahkemenin müvekkillerinin yerleşim yerindeki İzmir mahkemeleri olduğunu, müvekkilleri ... ... şirketinde %0,20 oranında pay sahibi olup yönetici de olmadıklarından, müvekkillerine husumet yöneltilmesinin mümkün olmadığını, taraflar arasında 01.07.2016 tarihinde imzalanan hisse devrine ilişkin ön teklif mutabakatına göre, davacı şirket tarafından avans olarak ...'e 300.000-TL ödeneceği, eğer davacı tarafın hisse devri talebinden vazgeçecek olursa ödediği 300.000-TL'nin 100.000-TL'sini ...'ten geri isteyemeyeceğini, geri kalan 200.000-TL için de %60 iskonto uygulanarak mal alımı yapılacağını, davacı tarafça müvekkili ...'in davacı şirkete devredildiği izlenimi yaratıldığı, bu durumun da müvekkili şirketin müşteri ilişkilerini etkilediğini, davacının yetkilendirdiği bağımsız denetim firmasının yaklaşık 3 ay boyunca müvekkili şirketin mali ve üretim bilgilerini incelediğini, istenen her türlü bilgi ve belgenin müvekkilince temin edildiğini, ancak yapılan değerlemede müvekkilinin taşınmazının değerinin çok düşük gösterildiğini, davacının gönderdiği 31.08.2016 tarihli bilgilendirme notu ile satın alma ile ilgili tereddütler bulunduğunun bildirildiğini ve görüşmelerin sonlanma sürecine girdiğini, davacının müvekkili şirketin borca batık olduğu iddiasının gerçeği yansıtmadığını, bunlara rağmen müvekkilince %60'ın üzerinde iskontolu tutarlar ile revize fiyat teklifi gönderilmiş ise de davacı tarafça bu teklif formunun kabul edilmediğini belirterek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEME KARARI
Mahkemece; sözleşme hükümlerinde davacıya 31.10.2016 tarihine kadar hisse devrinden sebepsiz olarak cayma hakkı tanındığı, bu sebepsiz caymanın müeyyidesi olarak 300.000-TL'lik avans ödemesinin 100.000-TL'lik kısmının geri verilmesini talep etme hakkının tamamen kaybedeceği, bu nedenle davacının hisse devrinden kendisine tanınmış olan hakka istinaden haklı olarak caydığına kanaat edildiği, davacı hisse devrinden haklı olarak caydığı için davalının, davacının talep ettiği 100.000-TL bedelli malı davacıya göndermekle yükümlü olduğu, ancak davacının talebine rağmen göndermediği, bu nedenle davacının talebi gibi, 100.000-TL bedelli mal gönderilmesi yerine 100.000-TL'nin nakit verilmek suretiyle ödenmesini davalı şirketten talep edebileceği, davacının hisse devrinden cayması halinde, sadece davalı şirketin davacıya mal gönderme borcu altına gireceği, davalı hissedarların davacı şirkete mal gönderme borcu altına bulunmadığı borçtan şahsen sorumlu olmayacakları gerekçesiyle, davalı şirket aleyhine açılan davanın kısmen kabulü ile 100.000-TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalı şirketten tahsili ile davacıya verilmesine, diğer davalılar ...
aleyhine açılan davanın reddine karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ
Davalı şirket vekili;mahkemece yetki itirazlarının değerlendirilmediğini, 01.07.2016 tarihli hisse devrine ilişkin ön teklif mutabakatına göre, davacı şirket tarafından avans olarak ...'e 300.000-TL ödeneceği, eğer davacının hisse devri talebinden vazgeçecek olursa ödediği 300.000-TL'nin 100.000-TL'sini ...'ten geri isteyemeyeceğini, geri kalan 200.000-TL'lik tutar için de %60 iskonto uygulanarak mal alımı yapılacağını, ancak davacı tarafça müvekkili ...'in davacı şirkete devredildiği izlenimi yaratıldığını, bu durumun da müvekkili şirketin müşteri ilişkilerini etkilediğini, davacının yetkilendirdiği bağımsız denetim firmasının yaklaşık 3 ay boyunca müvekkili şirketin mali ve üretim bilgilerini incelediğini, istenilen her türlü bilgi ve belgenin müvekkilince temin edildiğini, ancak yapılan değerlemede müvekkilinin taşınmazının değerinin çok düşük gösterildiğini, davacının gönderdiği 31.08.2016 tarihli bilgilendirme notu ile satın alma ile ilgili tereddütler bulunduğunun bildirildiğini, şimdi ise müvekkilinin borca batık olduğunun ve müvekkillerince bilgi ve belge saklandığının iddia edildiğini, bu iddiaların gerçeği yansıtmadığını,davacının sözleşmeden haksız olarak caydığını, müvekkilince %60'ın üzerinde iskontolu tutarlar ile revize fiyat teklifi gönderilmiş ise de davacı tarafça bu teklif formunun kabul edilmediğini, davacının faiz istemi haksız olup ancak dava dilekçesinin müvekkili şirkete tebliğ tarihinden itibaren faiz talep edilebileceğini belirterek, kararın kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
GEREKÇE
Dava, taraflarca akdedilen hisse devir ön sözleşme gereği davacı tarafından davalıya avans olarak ödenen bedelin iadesi istemine ilişkindir. Taraflarca akdedilmiş olan 01.07.2016 tarihli hisse devri ön teklif mutabakatında, davalıların hissedarı olduğu ... şirketinin tüm hisselerinin 10.000.000-TL bedelle davacı şirkete devrinin kararlaştırıldığı, sözleşmenin 3. maddesinde, ...'ın (davacı) ...'e (davalı) 1-5 Temmuz 2016 tarihleri arasında 300.000-TL avans ödemesi yapacağı, ...
31. 10.2016 tarihine kadar hisse devri talebinden vazgeçerse, yaptığı 300.000-TL ödemenin 100.000-TL'lik kısmını ...'ten talep etmeyeceği, kalan 200.000-TL'lik kısım için ise ...'in ...'a 2017 sonuna kadar 100.000-TL'lik ve 2018 sonuna kadar 100.000-TL'lik olmak üzere fatura karşılığında ...'ın sipariş edeceği ürünleri liste satış fiyatından %60 iskonto yapmak suretiyle mal olarak ödeyeceği, ...'in kendi kayıtlarındaki bütün bilgi ve belgeleri ...'a bildirdiğini beyan ve taahhüt ettiği, ...'ın da işbu mutabakatın imza tarihi itibariyle ...'ten istediği bütün bilgi ve belgelerin teslim edildiğini ve bu belgelere dayanarak yaptığı due diligence işlemini tamamladığını kabul ettiği, ... tarafından avansın yatırılmasını müteakip, gönderilen sorumlunun yapacağı incelemeler neticesinde, ...
tarafından bu mutabakat kapsamında önceden veya an itibariyle herhangi bir bilgi veya belgenin bildirilmediğinin tespiti ve bu bilgi veya belgenin ...'in 2. maddede belirtilen değerini önemli oranda düşürdüğünün taraflarca kabulü halinde ...'ın, hiç bir ihtara hacet kalmaksızın ödediği avansın tamamını nakden ve defaten kendisine ödenmesini talep etme hakkına sahip olacağı kararlaştırılmıştır. Öncelikle davacı vekili tarafından ibraz edilen süre tutum dilekçesinde, herhangi bir istinaf sebebi bildirilmemiştir. HMK'nın 342. maddesi uyarınca, istinaf yoluna başvuran tarafın istinaf dilekçesinde başvuru sebeplerini ve gerekçesini de göstermesi gerekmektedir. İstinaf dilekçesinde genel olarak kanuna ve hukuka aykırılıktan söz edilmesi yeterli olmayıp maddi hukuk kurallarına aykırılık hallerinin somut olarak gösterilmesi gerekir.
İstinaf sebeplerinin sadece şekli koşulu yerine getirmek amacıyla genel ifadeler kullanılarak ileri sürülmesi de yeterli değildir. İstinafa başvuran, ilk derece mahkemesinin yargılaması ve kararı ile ilgili somut hataları da belirtmelidir. HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf incelemesi, istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılır. Ancak bölge adliye mahkemesi, kamu düzenine aykırılık gördüğü takdirde bunu resen gözetir. Somut olayda davacı tarafça herhangi bir istinaf nedeni gösterilmediğinden, istinaf incelemesi kamu düzenine aykırılık halleriyle sınırlı olarak yapılmış olup, dosya kapsamında kamu düzenine aykırılık teşkil edecek herhangi bir hususa da rastlanılmamıştır.
Bu nedenle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. Davalılar vekili yasal süresinde yetki itirazında bulunulmuştur. HMK'nın 17. maddesinde; tacirler veya kamu tüzel kişilerinin, aralarında doğmuş veya doğabilecek bir uyuşmazlık hakkında, bir veya birden fazla mahkemeyi sözleşmeyle yetkili kılabilecekleri, taraflarca aksi kararlaştırılmadıkça davanın sadece sözleşmeyle belirlenen bu mahkemelerde açılacağı hükmüne yer verilmiştir. Eldeki davada taraflar tacir olup, taraflarca akdedilen sözleşmenin 5. maddesinde, bu sözleşmeden doğacak olan ihtilaflarda münhasıran İstanbul Anadolu mahkemelerinin yetkili olacağı kararlaştırılmıştır. 6098 sayılı TBK'nın 89/1 maddesine göre ise, aksine bir anlaşma yoksa para borçları alacaklının ödeme zamanındaki yerleşim yerinde ifa edilir.
Bu kapsamda somut olayda mahkeme yetkili olup, davalılar vekilinin mahkemenin yetkisine itirazı yerinde değildir. Davacı tarafından davalı şirkete 300.000-TL avans ödemesi yapıldığı tarafların kabulünde olup, sözleşmede öngörülen hisse devrinden davacı tarafça vazgeçilmiştir. Sözleşmenin anılan hükmü doğrultusunda hisse devrinden davacı tarafça vazgeçilmesi halinde, davalı şirkete ödenmiş olan avansın 100.000-TL'lik kısmını talep edilemeyecek olup, kalan 200.000-TL'lik kısmın ise davalı şirket tarafından davacıya %60 oranında iskonto yapılarak mal verilmek suretiyle ödenecektir. Avansın tamamının davacıya iadesi ise, davalı şirket tarafından sözleşme kapsamında davacıya verilmesi gereken bir bilgi veya belgenin verilmemiş olması ve bu bilgi veya belgenin davalı şirketin sözleşmede belirtilen değerini önemli oranda düşürdüğünün taraflarca kabulü şartına bağlanmıştır.
Davacı vekilince; yapılan araştırmalarda davalı şirketin borca batık olduğunun ve hisse değerinin davalıların beyan ettiğinden çok daha düşük olduğunun tespit edildiği, müvekkilinden saklanan bir çok borç ve belge bulunduğu, bu nedenle müvekkilince davalı şirket hisselerinin satın alınmasından vazgeçildiği ileri sürülmüştür. Davacı tarafça alınan düzenletilen 13.07.2016 tarihli bağımsız denetim raporunda ve mahkemece alınan bilirkişi raporunda, davalı şirketin borca batık olduğu tespiti yapılmışsa da, taraflarca imzalanan sözleşmenin 3. maddesinde, ...'in kendi kayıtlarındaki bütün bilgi ve belgeleri ...'a bildirdiğini beyan ve taahhüt ettiği, ...'ın da işbu mutabakatın imza tarihi itibariyle ...'ten istediği bütün bilgi ve belgelerin teslim edildiğini ve bu belgelere dayanarak yapmış olduğu due diligence işlemini tamamladığını kabul ettiği hüküm altına alınmıştır.
Bu durumda davacı tarafça davalı şirkete ilişkin olarak due diligence (durum tespiti) yaptırıldığı sabit olup, sözleşmede davalının taşınmaz değerine ilişkin bir taahhüdü bulunmamaktadır. Yine davalı tarafça davacıdan saklanan herhangi bir bilgi veya belge bulunduğuna dair de davacı tarafça bir delil ibraz edilmemiştir. Bu nedenle davalının kusuru olmaksızın satın almadan vazgeçen davacının, davalıya ödediği avansın tamamının iadesini talep hakkı bulunmamaktadır. Davacı ancak avansın 200.000-TL'lik kısmını davalı şirketten %60 oranında iskontolu mal olarak talep edebilecektir. Bu tutarın 100.000-TL'lik kısmı için sözleşmede vade 2017 yılı sonu olarak belirlenmiştir. Bu konuda davacı tarafından keşide edilen 30.05.2018 tarihli ihtarnamede sipariş listesi eklenerek ürünlerin gönderilmesi talep edilmiş olup, davalı tarafça ürün gönderilmediği sabittir.
Bu hususta davalı tarafça dosyaya 17.03.2017 tarihli fiyat teklifi sunulmuş ise de, söz konusu fiyat teklifinin davacıya gönderildiği ve davacı tarafından kabul edilmediğine ilişkin herhangi bir delil bulunmamaktadır. Bu nedenle mahkemece bu bedele hükmedilmesinde bir isabetsizlik yoktur. Ayrıca hükmedilen alacağa dava tarihinden itibaren faize hükmedilmesi de yerindedir. Açıklanan nedenlerle,istinaf nedenleri yerinde olmayan davacı ve davalı şirket vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
HÜKÜM
Yukarıda açıklanan nedenlerle: Davacı ve Davalı ... AŞ vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nun 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, Davacıdan alınması gereken 732-TL istinaf karar harcından peşin yatırılan 179,90-TL harcın mahsubu ile kalan 552,10-TL harcın davacıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına, Davalı ... AŞ'den alınması gereken 6.831-TL istinaf karar harcından peşin yatırılan 1.710-TL harcın mahsubu ile kalan 5.121-TL harcın bu davalıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına, Davacı ile davalı ... AŞ tarafından yapılan giderlerin kendileri üzerinde bırakılmasına, Gerekçeli kararın bir örneğinin taraflara tebliğine, HMK'nın 361/1. maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde temyiz yoluna başvurulabileceğine, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliğiyle karar verildi.09/04/2026
İlişkili maddeler
Doğrulanmış madde ilişkisi yok.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/istanbul-bam-12-hukuk-dairesi-2023-622-2026-668 — erişim: 20.07.2026