6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Çağrısız toplanan genel kurul kararları yok hükmündedir

İstanbul BAM 12. Hukuk Dairesi 2023/284 E. 2026/361 K. · 26.02.2026 · istinaf başvurusunun esastan reddi · temyiz yolu açık

Kural

Anonim şirket genel kurulunun, TTK 414'e uygun çağrı yapılmadan ve TTK 416 anlamında bütün pay sahiplerinin itirazsız katılımı sağlanmadan toplanması hâlinde, kurucu-şekli unsur (çağrı) eksik olduğundan alınan kararlar yok hükmündedir; yokluk yaptırımı TTK'da açıkça düzenlenmemiş olsa da genel kurul kararlarına uygulanır. Genel kurul kararının yokluğunun tespiti süreye tabi olmaksızın hukuki yararı bulunan herkes tarafından istenebilir ve yoklukta -butlandan farklı olarak- ortada şekli anlamda bir karar bulunmadığından yokluğun ileri sürülmesi hakkın kötüye kullanılması sayılamaz.

Ele alınan meseleler

Davacıların aktif husumeti (dava açmakta hukuki yarar)

Bir işlem veya kararın yoklukla malul olduğunun saptanması, hukuksal yararı bulunduğu takdirde herkes tarafından istenebilir. Somut olayda davacılardan biri, dava konusu genel kurul kararının alındığı toplantı için düzenlenen hazirun cetveline göre şirket ortağı olarak kayıtlıdır; diğer davacı hakkında ise hisse devrinin iptali sonucunda 49.976,66 adet hissenin kendisine iadesine ilişkin karar temyiz incelemesinden geçerek kesinleşmiştir. Bu durumda davacıların davayı açmakta aktif husumetleri bulunmaktadır.

Sonuç: ret

Çağrı yapılmadan toplanan genel kurul kararlarının yokluğu (kurucu-şekli unsur eksikliği)

TTK 447 genel kurul kararlarının butlanını düzenler; ancak bir hukuki işlem meydana gelişi bakımından kurucu-şekli nitelikteki emredici kurallara aykırı ise yoklukla maluldür ve yokluk, TTK'da açıkça düzenlenmemiş olsa da genel kurul kararları hakkında uygulanır. Genel kurul kararının kurucu unsurları genel kurul ve karardır; usulüne uygun çağrı yapılmadan toplanan genel kurulda alınan kararlar kurucu-şekli unsurları eksik olduğundan yok hükmündedir. TTK 416 gereği çağrısız genel kurul ancak bütün pay sahipleri veya temsilcileri hazır olup içlerinden biri itiraz etmediği takdirde yapılabilir. Somut olayda dava konusu 03.05.2018 tarihli toplantı için TTK 414'e uygun çağrı yapılmadığı gibi tüm ortakların itirazı olmaksızın gerçekleştirilmiş bir toplantı da bulunmamaktadır; davacılarca ileri sürülen 13.06.2017 tarihli ilan ise dava konusu toplantıya değil, 2014-2016 yıllarına ilişkin genel kurula aittir. Bu nedenle çağrı yapılmadan toplanan genel kurulda alınan kararlar yok hükmünde olup, ilk derece mahkemesinin bu kararların yokluğunun tespitine dair hükmünde isabetsizlik yoktur.

Sonuç: ret

Yokluk ile butlan ayrımı ve hakkın kötüye kullanılması def'i

Butlan durumunda şekli anlamda bir genel kurul kararı mevcut olduğundan, bu kararı ve butlan sebeplerini bilen kişinin uzun süre geçtikten sonra butlana dayanması hakkın kötüye kullanılması niteliğinde olabilir. Yokluk durumunda ise ortada şekli bakımdan dahi bir genel kurul kararı bulunmadığından, yokluğun tespitinin istenmesi hiçbir şekilde hakkın kötüye kullanılması kapsamında değerlendirilemez.

Sonuç: ret

Kavramlar: genel kurul kararının yokluğu, butlan, kurucu-şekli unsur, çağrısız genel kurul, usulüne uygun çağrı, aktif husumet, hukuki yarar, hakkın kötüye kullanılması, bakanlık temsilcisi

Emsal değeri: Çağrı unsuru bulunmayan (TTK 414'e uygun çağrı yapılmayan ve TTK 416 anlamında tüm pay sahiplerinin itirazsız katılımı olmayan) genel kurulda alınan kararların kurucu-şekli unsur eksikliği nedeniyle yok hükmünde olması ve yokluğun tespitinin süreye tabi olmaksızın hukuki yararı olan herkesçe istenebilmesi, yoklukta hakkın kötüye kullanılması def'inin uygulanamaması yönünden bölgesel/ikna edici emsal değeri taşır.

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 12. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO 2023/284

KARAR NO 2026/361 TÜRK MİLLETİ ADINA — İSTİNAF KARARI

İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ İSTANBUL ANADOLU 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ 28/09/2022

NUMARASI 2020/695 Esas - 2022/658 Karar

DAVA

Genel Kurul Kararının İptali

DAVA TARİHİ 28/09/2022

İSTİNAF KARAR TARİHİ 26/02/2026

Davanın kabulüne ilişkin verilen kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;

DAVA

Davacılar vekili; davalı şirketin genel kurul toplantısı yaparak müvekkili ...'ın payını...'a devrettiği hususunu tesadüfen öğrendiklerini, müvekkili ... ile... arasında 22.06.2006 tarihinde hisse devri sözleşmesi yapılmış ise de hisse devrinin gerçekleşmedi ğini, bu devir için davalı şirketin müvekkili ile... hakkında şikâyetçi olduğunu, devrin şirket tarafından kabul edilmediğini, bunun dışında 03.05.2018 tarihinde yapılan 2017 yılı genel kurul toplantısının Ticaret Sicil Gazetesinde yayınlanan tarihte ve adreste gerçekleştirilmediğini, toplantı için müvekkiline yasaya uygun şekilde tebligat yapılmadığını, toplantının bakanlık temsilcisi olmaksızın gerçekleştirildiğini belirterek 03.05.2018 tarihli 2017 yılına ait genel kurul toplantısında alınan kararların iptalini ve yokluğunun tespitini talep etmiştir.

CEVAP

Davalı vekili; davacının hisselerini özgür iradesiyle...'a sattığını, davacının sahibi olmadığı hisseleri satarak butlanı ileri sürmesinin kötüniyetli olduğunu, davacının şirket ortaklığından çıkarılmadığını, kendisinin çıktığını belirterek davanın reddini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEME KARARI

Mahkemece; davacılardan ...'ın davalı anonim şirketin ortağı olduğu, davacı ...'ın şirketteki hissesini...'a devrettiği, hali hazırda ortaklar arasında görülmediği, ancak butlan istemi yönünden mutlak bir hükümsüzlük nedeni olarak yokluk halinin süreye tabi olmaksızın hukuki yararı olan herkes tarafından ileri sürülebileceği, davacıların her ikisinin de aktif husumetinin bulunduğu, çağrının hiç yapılmamasının kurucu unsurlardaki eksiklik niteliğinde olduğu, somut olayda “çağrısız genel kurul” koşullarının oluşmadığı, ortak ...'ın toplantıya katılmadığı, şirketin ne şekilde bu ortağa çağrı yaptığı da davalı tarafından ortaya konulamadığı, bu nedenle çağrı yapılmadan toplantı yapıldığı ve kurucu unsurun eksik olduğu, çağrısız genel kurul şartları oluşmadığı halde çağrısız yapıldığı anlaşılan genel kurul toplantısında bir toplantıdan söz edilemeyeceğinden butlan halini ilgisini ortaya koyan herkes ileri sürebileceği gerekçesiyle davanın kabulüne, davalı şirketin 03/05/2018 tarihli 2017 yılı olağan genel kurul toplantı kararlarının yok hükmünde olduğunun tespitine karar verilmiştir.

İSTİNAF SEBEPLERİ

Davalı vekili; ortak olmayan kişilerin toplantıya çağrılmasına gerek bulunmadığını, davacıların on binde 5,5 hissesini % 25 hisse olarak göstererek sözde % 15 hissesini noter vasıtasıyla bizzat sattığını, genel kurulun yok sayılmasının hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, davacıların hisselerini kime devrettiklerini bildiklerini, davacıların bu davayı açmak için hukuki yararlarının bulunmadığını, davacının şirket ortaklığından kendisinin çıktığını, İstanbul Anadolu 2. ATM'nin 2020/681 E. Sayılı davasıyla davacının şirket ortağı olmadığının tespit edildiğini, genel kurul toplantısında komiserin bulunmasına gerek olmadığını belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.

GEREKÇE

Dava, davalı şirketin 03.05.2018 tarihli genel kurulunda alınan kararların yok hükmünde olduğunun tespiti istemine ilişkindir.TTK'nın 447. maddesi ile genel kurul kararlarının butlanı açıkça düzenlenmiştir. Buna göre genel kurulun, özellikle pay sahibinin, genel kurula katılma, asgari oy, dava ve kanundan kaynaklanan vazgeçilemez nitelikteki haklarını sınırlandıran veya ortadan kaldıran, pay sahibinin bilgi alma, inceleme ve denetleme haklarını, kanunen izin verilen ölçü dışında sınırlandıran, anonim şirketin temel yapısını bozan veya sermayenin korunması hükümlerine aykırı olan kararları batıldır. Kanunun 447. maddesinde genel bir düzenleme yapılmamış, sadece örnek niteliğinde butlan sebepleri sayılmakla yetinilmiştir.

Dolayısıyla 6102 sayılı TTK'nın 447. maddesinde sayılmayan durumlarda 6098 sayılı TBK'nın 27. maddesi uygulanacak, emredici hukuk kurallarına, ahlaka, kamu düzenine ve kişilik haklarına aykırı veya konusu imkânsız olan genel kurul kararları da batıl sayılacaktır. Genel kurul kararlarının hükümsüzlük hâllerinden olan yokluk ise, 6102 sayılı TTK'da açıkça düzenlenmemiştir. Yokluk yaptırımının kanunlarda düzenlenmemiş olması, yokluk yaptırımının hukukî işlem niteliğinde olan genel kurul kararları hakkında uygulanamayacağı anlamına gelmemektedir. Bir hukukî işlem, meydana gelişi bakımından emredici hukuk kurallarına aykırı ise o işlem yok hükmündedir. Meydana gelişe ilişkin olan emredici hukuk kuralları, hukukî işlemin unsurlarını oluşturan, onun mevcudiyet şartlarını belirleyen kurucu, şekli nitelikteki hükümlerdir.

Kurucu, şekli nitelikteki emredici hukuk kurallara aykırılık hâlinde ise yokluk söz konusu olup, kurucu unsurların veya kanuni şeklin eksikliği sebebiyle hukukî işlem şeklen meydana gelememektedir. Butlan durumunda şekli anlamda bir genel kurul kararı mevcut olduğundan bu kararı ve butlan sebeplerini bilen bir kişinin aradan uzun bir süre geçtikten sonra dava veya itiraz yoluyla genel kurul kararının butlanına dayanması hakkın kötüye kullanılması niteliğinde olabilir. Yokluk durumunda ise, ortada şekli bakımdan dahi bir genel kurul kararı bulunmadığından, bunun yokluğunun tespit edilmesinin istenilmesi hiçbir şekilde hakkın kötüye kullanılması kapsamında değerlendirilemeyecektir. Yokluğun bir hukukî işlemin kurucu unsurlarındaki eksikliği ifade etmesinden hareketle, genel kurul kararlarının yokluğunun tespitine karar verilmesi için öncelikle kurucu unsurlarının neler olduğunun belirlenmesi gerekir.

Genel kurul kararlarının kurucu unsurları genel kurul ve karardır. Dolayısıyla bir genel kurul, kanunun öngördüğü kurucu-şekli emredici hükümlerine aykırı bir şekilde toplanmış veya kanunun öngördüğü kurucu-şekli emredici hükümlerine aykırı bir şekilde karar almışsa, alınan bu karar yoklukla maluldür. Usulüne uygun çağrı yapılmadan toplanan genel kurullarda alınan kararlar, toplantı ve karar nisaplarına riayet edilmeksizin alınan kararlar, bakanlık temsilcisinin bulunması gerektiği hâllerde temsilci olmaksızın gerçekleştirilen toplantılarda alınan kararlar, hakkında hiç oylama yapılmadığı hâlde yapılmış gibi gösterilen kararlar kurucu-şekli unsurları eksik olduğundan yoklukla malul kararlardır (Yargıtay 11.

HD'nin 11.04.2023 tarihli 2021/5560 esas 2023/2238 karar sayılı ilamı). Öte yandan bir işlem veya kararın yoklukla malul olduğunun saptanması, hukuksal yararı bulunduğu takdirde herkes tarafından istenebilir. Genel kurulun toplantıya çağrının şekli TTK nun 414.maddesinde düzenlenmiş olup, TTK'nun 416. maddesi gereğince de "bütün pay sahipleri veya temsilcileri aralarından biri itirazda bulunmadığı takdirde, genel kurula katılmaya ve genel kurul toplantılarının yapılmasına ilişkin hükümler saklı kalmak şartıyla çağrıya ilişkin usule uyulmaksızın genel kurul toplanabilir ve bu toplantı nisabı var olduğu sürece karar alabilirler." düzenlemesi ile de çağrısız genel kurul yapılması mümkün kılınmıştır.

Somut olayda, davalı şirketin 03/05/2018 tarihinde yapılan genel kurulunda katılanların oy birliği ile alınan kararla bilanço ve kar zarar hesaplarının tasdik edildiği, yönetim kurulu üyelerinin ibra edildiği, yönetim kuruluna üye seçildiği, şirketin temsil şeklinin belirlendiği anlaşılmaktadır. Davacıların şirket ortağı olmadığı, bu nedenle aktif husumetlerinin bulunmadığı belirtilmiş ise de davacılardan ..., dava konusu genel kurul kararının alındığı toplantı için düzenlenen hazirun cetveline göre şirket ortağı olarak kayıtlıdır. Davacı ... hakkında ise İstanbul 8. ATM'nin 2019/618 E. 2021/658 K. Sayılı kararıyla hisse devrinin iptali sonucunda 49.976,66 adet hissenin ...'a iadesine dair verilen karar temyiz incelemesinden geçmek suretiyle kesinleşmiştir.

Bu durumda davacıların davayı açmak için aktif husumetleri bulunmaktadır. Davacılar vekili, toplantının 13/06/2017 tarihli ilanda gösterilen yerden farklı yerde yapıldığı ileri sürülmüş ise de 13/06/2017 tarihli toplantının 2014, 2015, 2016 yıllarına ilişkin olağan genel kurul toplantısı için yapılmış olup, dava konusu olan 03.05.2018 tarihli genel kurul için çağrı bulunmamaktadır. Davaya konu genel kurulun toplantısı için TTK'nın 414. maddesine uygun olarak çağrı yapılmadığı gibi tüm ortakların itirazı olmaksızın yapılmış bir toplantı, alınmış bir karar da olmadığı anlaşılmaktadır. Çağrı yapılmadan toplanan genel kurulda alınan kararlar yok hükmündedir. Bu nedenle mahkemece toplantıda alınan kararların yok hükmünde olduğunun tespitine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir.Açıklanan nedenlerle;

davalı vekili tarafından ileri sürülen istinaf nedenleri yerinde olmadığından, davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

HÜKÜM

Yukarıda açıklanan nedenlerle: Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, Alınması gereken 732-TL istinaf karar harcından peşin yatırılan 80,70-TL harcın mahsubu ile kalan 651,30-TL harcın davalıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına, Davacılar tarafından yapılan 118-TL istinaf yargı giderinin davalıdan alınarak davacılara verilmesine, Gerekçeli kararın bir örneğinin taraf vekillerine tebliğine, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içinde HMK’nın 361/1. maddesi gereği Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere oybirliği ile karar verildi. 26/02/2026

İlişkili maddeler

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/istanbul-bam-12-hukuk-dairesi-2023-284-2026-361 — erişim: 20.07.2026

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.