6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Ortaklıktan ayrılan müteselsil kefilin kefalet sorumluluğu

İstanbul BAM 12. Hukuk Dairesi 2022/2387 E. 2026/351 K. · 26.02.2026 · istinaf başvurusunun esastan reddi · temyiz yolu açık

Kural

Gelecekte doğacak borca kefalet niteliğindeki genel kredi sözleşmesinde kefil, TBK 599/1'deki koşullar gerçekleşmişse borç doğmadan önce alacaklıya yazılı bildirimle kefaletten dönebilir; borç doğduktan sonra dönemez. Kredi borçlusu şirketteki ortaklık/yönetim kurulu üyeliğinden ayrılma TBK 599/1'de sayılan dönme sebeplerinden olmadığından kefaleti sona erdirmez; kefil, imzaladığı genel kredi sözleşmesine dayanan kredilerden kefalet limitiyle sorumludur. Buna karşılık banka yeni ve ayrı bir sözleşmeyle kredi kullandırmış, yeni sözleşmede ilk kefilin imzası bulunmuyor ve ilk sözleşmede yeni sözleşmeye atıf yapılmıyorsa, yeni krediden ilk kefil sorumlu tutulamaz. Fahiş faiz gibi yargılama aşamasında ileri sürülmemiş hususlar HMK 357/1 uyarınca istinafta incelenemez.

Ele alınan meseleler

Kredi borçlusu şirketteki ortaklık/yönetim kurulu üyeliğinden ayrılmanın kefalet sorumluluğuna etkisi

TBK 599/1 uyarınca gelecekte doğacak bir borca kefalette, borçlunun mali durumu kefaletten sonra önemli ölçüde bozulmuş veya kefalet sırasında kefilin iyiniyetle varsaydığından çok daha kötü olduğu ortaya çıkmışsa, kefil alacaklıya yazılı bildirimde bulunarak borç doğmadığı sürece kefaletten dönebilir; borç doğduktan sonra kefaletten dönülmesi mümkün değildir. Somut olayda maddede sayılan dönme sebeplerinin gerçekleştiği yolunda bir iddia ve ispat bulunmadığı gibi, kredi borçlusu şirketin ortaklığından ayrılma da anılan maddede kefaletten dönme sebepleri arasında sayılmamıştır. Bu nedenle, kefilin imzasının bulunduğu genel kredi sözleşmesi kapsamında kullandırılan krediler yönünden davalının yönetim kurulu üyeliğinin sona ermesiyle kefaleti sona ermez.

Sonuç: ret

Takibe konu kredilerin kefilin imzaladığı sözleşmeye mi yoksa yeni/ayrı bir sözleşmeye mi dayandığı ve kefil sorumluluğu

Kefil, kefili olduğu genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan borçtan sorumlu olmakla birlikte, banka tarafından yeni bir sözleşme düzenlenerek kredi kullandırılması ve bu yeni sözleşmede ilk sözleşmeye kefalet eden kefilin imzasının bulunmaması ve ilk sözleşmede yeni sözleşmeye atıfta bulunulmaması halinde, yeni kullandırılan krediden dolayı ilk sözleşmeye kefalet edenin sorumluluğundan söz edilemez. Somut olayda takibe konu krediler 02/09/2016 tarihli 500.000-TL limitli genel kredi sözleşmesine dayanmakta olup, davalı bu sözleşmeyi aynı limitle müteselsil kefil olarak imzalamış ve sözleşmenin 3.5.2.5. maddesi uyarınca el yazısıyla yazdığı kefalet beyanındaki limitlerle 10 yıl süreyle müteselsil kefil olmayı kabul etmiştir. Davaya konu krediler yeni bir genel kredi sözleşmesine dayanmadığından, denetime elverişli bilirkişi raporuna göre davalı kefil kefalet limitiyle sorumlu olup davanın kefil açısından kabulünde isabetsizlik yoktur.

Sonuç: ret

Fahiş temerrüt faizi iddiasının istinaf incelemesinde dikkate alınıp alınamayacağı

Temerrüt faizinin fahiş olduğu hususu yargılama aşamasında ileri sürülmediğinden, HMK 357/1 uyarınca istinaf incelemesinde dikkate alınamaz.

Sonuç: ret

Kavramlar: müteselsil kefil, genel kredi sözleşmesi, gelecekteki borca kefalet, kefaletten dönme, kefalet limiti, itirazın iptali, istinafta yeni sebep/iddia ileri sürme yasağı

Emsal değeri: Genel kredi sözleşmesine müteselsil kefil olan gerçek kişinin, borçlu şirketteki ortaklık/yönetim kurulu üyeliğinden ayrılmasının kefalet sorumluluğunu sona erdirmediği; krediler kefilin imzaladığı sözleşmeye dayandığı sürece kefalet limitiyle sorumluluğun devam ettiği, buna karşılık kefilin imzasını taşımayan yeni ve ayrı sözleşmeye dayanan kredilerden ilk kefilin sorumlu olmadığı yönünden emsal (BAM kararı olarak bölgesel ve ikna edici değerde).

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 12. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO 2022/2387

KARAR NO 2026/351 TÜRK MİLLETİ ADINA — İSTİNAF KARARI

İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ İSTANBUL 11. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ 24/02/2022

NUMARASI 2020/21 Esas 2022/175 Karar

DAVA

İtirazın İptali (Genel Kredi Sözleşmesinden Kaynaklanan)

DAVA TARİHİ 09/01/2020

İSTİNAF KARAR TARİHİ 26/02/2026

Davanın kabulüne ilişkin kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;

DAVA

Temlik eden davacı banka vekili, müvekkili ile dava dışı ... ... AŞ arasındaki genel kredi sözleşmesine istinaden nakdi ve gayrinakdi krediler kullandırıldığını, davalı ...'in sözleşmeyi müşterek borçlu ve müteselsil kefil olarak imzaladığını, krediler ihtara rağmen ödenmeyince alacağın tahsili için başlatılan .... İcra Dairesi'nin ... esas sayılı dosyasına itiraz edildiğini, takipten sonra kısmi tahsilatlar yapıldığını ve 498.077,19-TL nakdi ile 12.800-TL gayrinakdi bakiye alacak bulunduğunu ileri sürerek, davalının takibe itirazının iptaline ve icra inkar tazminatına karar verilmesini talep etmiştir.

CEVAP

Davalı vekili, temlik eden banka ile dava dışı şirket arasında yapılmış kredi sözleşmesinde müvekkilinin taraf olmadığını, borcun müvekkilinin eskiden ortağı olduğu dava dışı şirkete ait bulunduğunu ve müvekkilinin şirketle hukuki bağı kalmadığını belirterek, davanın reddine ve kötüniyet tazminatına karar verilmesini istemiştir.

İLK DERECE MAHKEME KARARI

Mahkemece, bilirkişi raporunda takipten sonra yapılan tahsilatlar dikkate alınarak dava tarihi itibariyle davacının davalıdan, 409.282,95-TL asıl alacak, 10.247,62-TL asıl alacak, 40.305,29-TL asıl alacak olmak üzere toplam 459.835,86-TL asıl alacak ve taleple bağlı kalınarak 38.241,33 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 498.077,19-TL nakdi alacak; kredi sözleşmesi gereği iade edilmeyen 8 adet çek yaprağı yönünden 12.800-TL gayrinakdi alacağının bulunduğu; kredi sözleşmesini 500.000-TL kefalet limitiyle müşterek borçlu müteselsil kefil sıfatı ile imzalayan davalının borcun tamamından kefalet limiti ile sorumlu tutulması gerektiği ve davalının, krediyi kullanan şirket ortaklığından ayrılmış olmasının kefalet sorumluluğunu kaldırmayacağı gerekçesiyle, davanın kabulü ile dava tarihi itibariyle davalının icra takibine toplam 459.835,86-TL asıl alacak ve taleple bağlı kalınarak 38.241,33-TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 498.077,19-TL nakdi alacağa ve 12.800-TL gayrinakdi alacağa yönelik itirazının iptali ile takibin, dava tarihi olan 09/01/2020 tarihinden itibaren 10.247,62-TL ve 409.282,95-TL olmak üzere toplam 419.530,57-TL asıl alacak miktarına yıllık %90;

40. 305,29 TL asıl alacak miktarına yıllık %30,24 oranında temerrüt faizi ve faizlerin %5'i oranında bsmv yürütülmek ve tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla devamına; takip miktarı üzerinden %20 oranındaki 99.367-TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya ödenmesine karar verilmiştir.

İSTİNAF SEBEPLERİ

Davalı vekili, müvekkilinin dava dışı kredi asıl borçlusu şirketle 05/10/2016 tarihinde ilişiğini kestiğini, şirkette bulunduğu dönemde şirketin iki adet genel kredi sözleşmesi imzaladığını ve iki kere kredi kullandığını, o kredilerin ödendiğini ve davaya konu icra takibine konu kredi borçlarıyla müvekkilinin ilgisinin bulunmadığını, bilirkişi raporunda kat edilen kredilere ilişkin borç dökümlerine göre ödenmeyen taksitlerin 2018 yılına ait olduğunu, ödenmemiş kredilerin ait olduğu dönemde, müvekkilinin şirketle tüm ilişiğini kesmiş olduğunu; fahiş temerrüt faizi istenildiğini; şirketin tek ortağı ve yöneticisi ...'nın müvekkilin kefil sıfatıyla imzasının bulunmasından bahisle borçlanarak müvekkilinin mağdur edildiğini;

şirketin tüm ticari borçlandırıcı işlemleri incelenmeden, müvekkilin şirketle ilişiğini kestiği dönemden sonra kullanılan kredilerin hangi ticari işlemlere istinaden kullanıldığı araştırılmadan karar verildiğini belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

GEREKÇE

Dava, temlik eden davacı banka ile dava dışı kredi borçlusu şirket arasındaki genle kredi sözleşmesi kapsamındaki borcun tahsili için başlatılmış icra takibine davalı kefilin itirazının iptali istemine ilişkindir. TBK'nın 599/1. maddesinde, gelecekte doğacak bir borca kefalette, borçlunun borcun doğumundan önceki mali durumu, kefalet sözleşmesinin yapılmasından sonra önemli ölçüde bozulmuşsa veya mali durumunun, kefalet sırasında kefilin iyi niyetle varsaydığından çok daha kötü olduğu ortaya çıkmışsa kefilin alacaklıya yazılı bir bildirimde bulunarak borç doğmadığı sürece her zaman kefalet sözleşmesinden dönebileceği düzenlenmiştir. Buna göre borç doğduktan sonra kefaletten dönülmesi mümkün değildir.

Kaldı ki, TBK'nın 599/1. maddesinde sayılan kefaletten dönme sebeplerinin gerçekleştiği yolunda da herhangi bir iddia ve ispat bulunmamaktadır. Anılan Kanun maddesinde kredi borçlusu şirketin ortaklığından ayrılma kefaletten dönme sebepleri arasında sayılmamıştır.Kefil, kefili olduğu genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan borçtan sorumlu olmakla birlikte banka tarafından yeni bir sözleşme düzenlenerek kredi kullandırılması durumunda yeni sözleşmede, ilk sözleşmeye kefalet eden kefilin imzası bulunmaması ve ilk sözleşmede yeni imzalanan sözleşmeye atıfta bulunulmaması halinde bu yeni kullandırılan krediden dolayı ilk sözleşmeye kefalet edenin sorumluluğundan söz edilemeyecektir.Somut olayda dava dışı şirket ile temlik eden davacı banka arasında 02/09/2016 tarihli 500.000-TL limitli genel kedi sözleşmesi imzalanmıştır.

Kararı istinaf eden davalı da sözleşmeyi, aynı limitle müteselsil kefil olarak imzalamıştır. Sözleşmenin 3.5.2.5. maddesi uyarınca davalı, sözleşmedeki kendi el yazısıyla yazdığı kefalet beyanında belirtilen limitlere kadar 10 yıl süreyle müteselsil kefil olmayı kabul etmiştir. Davaya dayanak icra takibinde davacı, davalı, dava dışı şirket ile ...'ya gönderdiği 26/12/2018 tarihli kat ihtarında hesapların 26/12/2018 tarihi itibariyle kat edildiği, 10.247,62-TL anapara olmak üzere toplam 10.247,62-TL’yi ödeme tarihine kadar işleyecek %90 temerrüt faizi;

39. 424,01-TL anapara, 839,31-TL faiz, 41,97-TL BSMV olmak üzere toplam 40.305,29-TL’yi ödeme tarihine kadar işleyecek %30,24 temerrüt faizi; 350.000-TL anapara, 53.266,17-TL faiz, 4.216,88-TL Komisyon, 1.799,90-TL BSMV olmak üzere toplam 409.282,95-TL’yi ödeme tarihine kadar işleyecek %90 temerrüt faizi; komisyon, masraf ve tüm teferruatları ile birlikte hesaplanan tebliğ tarihinden itibaren 1 gün içinde nakden ödenmesinin ihtar edildiği; muhatap ... ... ... AŞ'ye bankaca teslim edilmiş 9 adet çekin taraflarına iadesi veya banka sorumluluk tutarının teminatını oluşturmak üzere 14.400,00-TL’nin bu ihtarnamenin tebliğ tarihinden itibaren 1 gün içinde, bankada faizsiz bir hesapta depo edilmesi, çeklerin sorumluluk tutarının ödenmesi halinde ödeme tarihinden itibaren ödenen tutara %90 temerrüt faizi uygulanacağı;

kredi borçlarının ödenmemesi halinde muhataplardan ... ... ... AŞ'nin banka lehine tesis etmiş olduğu 1. derecede 920.000-TL gayrimenkul ipoteği alacağının tahsilinde tekerrür olmamak kaydıyla paraya çevrileceği bildirilmiş; ihtarın davalı ve dava dışı şirkete ile ...'ya 28/12/2018 tarihinde tebliğ edilmiştir. Davacı, davalı, dava dışı şirket ile ...'ya karşı başlattığı ilamsız icra takibinde, 10.247,62-TL asıl alacak 833,85-TL işlemiş faiz (temerrüt faizi %90.00 26/12/2018-28/01/2019); 409.282,95-TL asıl alacak 33.303,30-TL işlemiş faiz (temerrüt faizi %90.00 26/12/2018-28/01/2019);

40. 305,29-TL asıl alacak 1.101,96-TL işlemiş faiz (temerrüt faizi %30,24 26/12/2018-28/01/2019) 1.761,96-TL BSMV olmak üzere 496.836,92-TL tutarındaki alacağın, takip tarihinden itibaren asıl alacağa işleyecek 26/12/2018 vadeli asıl alacak için %90 temerrüt faizi yıllık, 26/12/2018 vadeli asıl alacak için %90 temerrüt faizi yıllık, 26/12/2018 vadeli asıl alacak için %30,24 temerrüt faizi yıllık), faizi, faizin %5’i nisbetinde bsmv vekalet ücreti ve icra masrafları ile birlikte tahsili; borçlu tarafa verilmiş ancak alacaklıya iade edilmemiş bulunan sorumluluğu 1.600-TL hesabıyla 8 adet çek yaprağının kanunda kaynaklanan toplam 12.800-TL gayrinakit alacağın, nakti teminat olarak alacaklı nezdindeki faiz getirmeyen bir hesaba depo edilmek suretiyle ödenmesi;

nakti teminat olarak depo edilmeden alacaklıdan tazmin edilmesi durumunda tazmin edilen tutarın tazmin tarihinden itibaren yıllık %90 temerrüt faizi, faizin %5 bsmv'siyle tahsilde tekerrür edilmemek üzere tahsili talep edilmiş; davalının itirazı üzerine davalı bakımından takip durmuştur. Bilirkişi raporunda, temlik eden banka ile asıl borçlu dava dışı şirket arasındaki genel kredi sözleşmesine istinaden şirkete nakdi ve gayrinakdi krediler kullandırıldığı, davalı gerçek kişinin kredi sözleşmesine müşterek borçlu ve müteselsil kefil sıfatıyla imza attığı ve sözleşme uyarınca kefalet limitinin 500.000-TL olduğu, davalı kefilin borcun tamamından kefalet limitiyle sınırlı olarak müştereken ve müteselsilen sorumlu olduğu;

takip tarihi ile dava tarihi arasında yapılan tahsilatlar sonrasında dava tarihi itibariyle davacının, 409.282,95 TL asıl alacak, 10.247,62 TL asıl alacak, 40.305,29 TL asıl alacak, 96.965,22-TL işlemiş faiz, 4.848,26-TL bsmv olmak üzere toplam 561.649,34 TL nakdi; kredi sözleşmesi gereği iade edilmeyen 8 adet çek yaprağı yönünden (8x1.600-TL=) 12.800-TL gayrinakdi alacağının bulunduğu;

10. 247,62-TL ve 409.282,95-TL olmak üzere toplam 419.530,57-TL asıl alacak miktarına yıllık %90;

40. 305,29-TL asıl alacak miktarına yıllık %30,24 oranında temerrüt faizi ve bu faizin %5'i oranında bsmv istenebileceği görüşü bildirilmiştir. Hükme esas alınan bankacılık uzmanı bilirkişi raporunda, icra takibine konu edilen kredilerin dayanağının 02/09/2016 tarihli genel kredi sözleşmesi olduğu tespit edilmiştir. Kararı istinaf eden davalı, Ekim 2016'da davalı şirketteki ortaklığından ayrıldığını ve davaya konu kredilerin de o tarihten sonra farklı sözleşmelere istinaden şirkete verildiğini, kefil sorumluluğunun olmadığını ileri sürmüştür. 20/10/2016 tarihli TSG'ye göre 05/10/2016'da davalının şirketteki yönetim kurulu üyeliğinden istifa ettiği, aynı tarihli genel kurul kararında istifasının kabul edildiği ve toplantıda alınmış kararların 14/10/2016 tarihinde ticaret sicilinde tescil edildiği belirlenmiştir.

Ancak davalının imzasının bulunduğu genel kredi sözleşmesi kapsamında kullandırılan krediler açısından, davalının yönetim kurulu üyeliğinin sona ermesiyle davalının kefaleti sona ermeyecektir. Davaya konu krediler, yeni bir genel kredi sözleşmesine dayanmamaktadır. Bu nedenlerle ve yeterli denetime elverişli bilirkişi raporuna göre, davanın davalı kefil açısından kabulüne karar verilmiş olmasında isabetsizlik görülmemiştir. Ayrıca davalı vekili istinaf dilekçesinde, temerrüt faizinin fahiş olduğunu iddia etmiş ise de, bu husus yargılama aşamasında ileri sürülmediğinden HMK'nın 357/1. maddesine göre dikkate alınmamıştır. Açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin ileri sürdüğü istinaf sebepleriyle sınırlı olarak yapılan inceleme sonucunda ve mahkeme kararında kamu düzenine bir aykırılık da bulunmadığı görüldüğünden belirtilen davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

HÜKÜM

Yukarıda açıklanan nedenlerle: Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nun 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, Alınması gereken 34.104,35-TL istinaf karar harcından peşin yatırılan 8.586,61-TL harcın mahsubu ile kalan 25.517,74-TL harcın davalıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına, Davalı tarafından yapılan giderlerin üzerinde bırakılmasına, davacı tarafından yapılan 36-TL istinaf yargı giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, Gerekçeli kararın bir örneğinin taraf vekillerine tebliğine, HMK'nın 361/1. maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde temyiz yoluna başvurulabileceğine, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliğiyle karar verildi.

26/02/2026

İlişkili maddeler

Doğrulanmış madde ilişkisi yok.

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/istanbul-bam-12-hukuk-dairesi-2022-2387-2026-351 — erişim: 20.07.2026

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.